Başkanlık Sistemi’nde TC yıkılır mı?
Önsöz: Ölüleri korumak için kanun çıkarılan ülkelerde, yaşayanlar diri diri toprağa gömülüyorsa adalet denen duygu kangren olmuş demektir.
Osmanlı tebaası, ilk dünya savaşından sonra yeni bir “seçim sistemi”ne geçti. Babadan oğula 600 yıl başarılılarla devam eden sistem -ki bu da bir seçimdir- 1800’lerdeki kırılmalarla sekteye uğramış ve liderin yani son padişahın müsaadesiyle değişiklik gerçekleşmiştir. Müsaade edene kıydılar, o ayrı mesele! Parlamenter Cumhuriyet’e geçiş 1923-1950 arasında işe yaramadı.
Söz sahibi olmak isteyen Türkiye, sistemini revize etmek zorunda! Bu rejim değişikliği değil, seçme tarzının değişimi! Koalisyonsuz iktidar ise diktatörlüğü değil, tam aksine istikrarı getirir:
1) Bugünkü sistemde oyunuzu “parti amblemine” veriyorsunuz. Lider isabetli seçim yaptıysa ve tek başına iktidar olduysa başarı geliyor. Aksi için bakınız: 1999-2002 koalisyon dönemi!
2) Başkanlık Sistemi’nin hangi şekline bakarsanız bakın son sözü halk söylüyor. Ortada yine sandık var. Çobanlar, öğrenciler, normal ve anormal vatandaşlar, Ayşe Teyze’ler ve dahi Monşerler okullara gidip oy kullanmaya devam ediyor. Sistem otoriter değil, otorite halkın kendisi!
3) Başkanlık sisteminin Türkiye için yegâne amacı: Koalisyonu önlemek! Çoksesliliği merkezi sistemde toplayıp bunun dağıtıcı ve bölücü yönünü dengede tutup pasifize etmek!
4) AK Parti’nin son 8 yılında Türkiye hâlihazırda Başkanlık Sistemi’yle yönetiliyor. Yani bu sistem sıfırdan denenmeyecek, zaten içindeyiz! Esas soruyu soralım: Bu “sessiz” Başkanlık sürecinde Türkiye büyüdü mü yoksa küçülüp bölündü mü? Muhalefet partileri başarıyı görmelerine rağmen neden itiraz ediyorlar? Cevap basit ve çok korkunç: İktidarın ayağı kayarsa belki koalisyon olur ümidi içindeler ve Başkanlık Sistemi bu ümitlerini bitiriyor. Türkiye sevdası bazıları için sadece bir koltuk!
5) Yeni düzende siyasi partiler kapatılmayacak! Ekmeleddin İhsanoğlu etrafında toplanan “çatıcılar” nasıl ki ayrı partilerden teşekkül ettiyse yeni seçim sisteminde de bu tarz devam edecek. Son Cumhurbaşkanlığı seçimi aslında bizim “ilk” başkanlık seçimlerimizdir.
6) Halifelik meselesi ile yönetimin babadan oğula geçmesi meselesini karıştırıyorlar. Şeriat bir seçim sistemi değil, Allah’ın hükümlerinin hâkim olduğu bir düzen ve Müslüman iseniz zaten bu düzeni kabul etmiş oluyorsunuz. Devlet sizin bu düzeninize karışamaz, karıştığı zaman “din ve inanç özgürlüğüne” aykırı davranmış olur ve sizin devletiniz olmaktan çıkar! Şer’i kaidelerin devlet sistemi olması ayrı mesele, parlamenter veya Başkanlık sistemi ayrı mesele! Bunları birbirine karıştırdığınız zaman ortaya statüko çıkıyor! Şeriat, ana yaşam tarzı olmakla birlikte seçim sisteminde değil, sistemin kurgusunda kaynaktır! Bu kaynağın ne kadar içileceği şayet demokrasi diyorsanız topluma bırakılmalı!
7) Başkanlık Sistemi’ne geçişte hiçbir ülke model alınmamalı! Ülkemizdeki her tür din ve kavim mensuplarının huzur içinde, fişlenmeden ve ötelenmeden yaşayacağı ve söz sahibi olduğunu hissedebileceği bir modeli kendimiz oluşturmalıyız! Coğrafyayı yöneten, dünyada söz sahibi ama içerdeki bireyleri kanuni haklarını yeterince kullanamayan insanlar topluluğu olmamalıyız!
8) Bizim parlamenter sistemde, Başkanlık Sistemi’ne geçiş için engelleyici bir madde yok, bu bir rejim sorunu değil! Yeni sistemle birlikte sıfır seçim barajı sayesinde tüm kesimlerin temsili gerçekleşmiş olacağı gibi Başkan önderliğindeki Bakanlar Kurulu sayesinde de koalisyon tehlikesi ortadan kalkacak! Parlamento devam edecek, yine bir TBMM olacak ve Başkan bu oluşumu feshedemeyecek! Kanunları ve anayasayı, halkın tüm kesimlerinin temsil edildiği TBMM çıkaracak; Başkan ise bu yasaların yürütmesini üstlenecek! Böylece Başkan olan kişi “diktatör” olmayacak! Bugün Erdoğan gibi halkın nabzını tutan bir lider var, yarın farklı liderler gelebilir. Bu sebeple Başkanlık Sistemi’ni bugünkü düzene göre değil, önümüzdeki yüzyıllık düzene göre tasarlamak zorundayız! Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu’nun yaptığı en önemli işlerden birisi de Başkanlık Sistemi’ni yerleşik düzeni ürkütmeden sunmuş olmaktır! Tecrübe oluşturuldu, şimdi sıra uygulamada!
Görüldüğü gibi Başkanlık Sistemi, Cumhuriyet’in sonunu getiren bir sistem değil; aksine yine cumhurun söz sahibi olduğu bir sistem olarak karşımıza çıkıyor.
Son söz: Onlar, kangren olmuş kolu kurtarmak için tüm bedeni yok etmeye kalktılar!







