Gemileri Yakmak Deyimi Tarık’tan Geliyor
Emevi komutanı Musa bin Nusayr, Halife Abdülaziz’e, Mağrip’in (Kuzey Afrika) fethi tamamlandıktan sonra, İspanya’dan söz etti. Konumunun letâfetini Şam bölgesine, suyunu ve havasını Yemen’e, çiçek ve ıtriyat bakımından Hindistan’a, meyve konusunda Mısır’a, paha biçilmez madenler konusunda Çin’e benzettiği İspanya’nın, fethine emir vermelerini arz etti.
Halife Abdülaziz’in emri üzerine de, fetih için harekete geçti. Rivayete göre, Emevilerin bu güçlü komutanı Musa bin Nusayr, ihtiyar yaşına rağmen; Fransa, Almanya ve Macaristan’ı zaptederek, Balkanlar üzerinden Konstantiniye’yi fethedip; hadis-i şerif’in müjdesine nail olmayı da murad etmişti...
İslâm’ın Avrupa’ya ilk adımını atmak üzere, Musa bin Nusayr, Berberi önderlerinden Tarık isimli bir beyi, 5001 mücahidle keşfe gönderdi. Keşif iyi sonuç verince, Sebte ve Tanca’daki Berberi kabilelerinden seçme cengâverlerin başına, Tarık bin Ziyad’ı serdâr tayin etti. Fetih ordusu artık hazırdı...
Tarık bin Ziyad emrindeki İslâm ordusu; 711’de, Bâbüzzokak denilen, daha sonra Tarık’a izâfeten Cebellütarık adını alacak olan boğazdan geçerek: Ceziretü’l-Hadrâ’yı zaptetti.
Got devletinin bölgedeki valisi, Ceziretü’l-Hadrâ’daki İslâm kuvvetlerini kuşattı. Kralın ordusunu beklemeye başladı..
Kral Roderick, 90 bin kişilik ordusunu toplayıp yetişmişti. Demir ve sahtiyan zırhlar kuşanmış, her türlü silâhla teçhiz edilmiş İspanyol ordusunu izleyen Tarık; tarihe yön veren kararını verdi:
-“Geldiğimiz gemileri yakın!”
Çıktığı bir tümsekten de, ordusuna hitap etti:
-“Eğer muzaffer olursak, İspanya İslâm’ın olur. Yoksa hepimiz denizde şehid oluruz…”
Kendilerinin 4 misli düşman ordusuna karşı tekbirlerle taarruza geçen mücahidler, insanüstü bir mücadele veriyordu.
Düşmanın sayı üstünlüğünün, Müslümanların aksiyonunu duraklatır gibi olduğunu fark eden Tarık, üzengilerinin üzerinde doğrularak:
-“Ey gaziler! Önünüz düşman, arkanız deniz, nereye kaçabilirsiniz? Size düşen, Allah’tan yardım dileyerek, benimle birlikte saldırmanızdır!..” diye konuştu.
Düşman ordusu dağıtıldı, Kral Roderick’in kellesi halifeye gönderildi.
Ordusunu üç koldan ilerleten Tarık, Got’ların, başşehri olan Tuleytule’yi teslim aldı.. İslâm artık İspanya’daydı...