• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
C. Yakup Şimşek
C. Yakup Şimşek
TÜM YAZILARI
04 Şubat 2019

Soner Yalçın, Îran’a Bağışladı Sancağı

Yine Soner Yalçın... 

Yine dilden bahis açmış; fakat kolayına kaçmış.

Neyse, onu bir yere kadar hoş görelim. 

Çünkü “Derd ağlatır, aşk söyletir”miş... 

Yalçın'ın bir aşkı da “öz Türkçe”ydi, hatırlatırım. 

E, onunki de gönül, işte...

Ne diyelim, gönül bu: Ona da konar buna da... 

*** 

Gelgelelim, Soner Yalçın, âşık olduğu bu “âfet”i göremiyor, gözü kapalı seviyor... 

Yalnızca onun sevdâsı olsa yazmaya değmezdi; ama bu ülkede "Mehlikaa'nın kara sevdâlıları" gibi, bir de "öz Türkçe dilberinin kara sevdâlıları" var. 

Kısaca, Yalçın'ın gözünü bir "öz Türkçe sevdâsı" bürümüş; gönlünde “Güneş-Dil”in teorik ve platonik aşkı alıp yürümüş... 

(Bir kadına Mecnun gibi âşık olan zavallı insanlar -kendilerinden başka- kimseye kolay kolay zarar vermezler. Gel gör ki bu "öz Türkçe âfeti"ne tutulanlar asıl kendilerine değil, başkalarına zarar veriyorlar. Çünkü “Leylâ” saf ve mâsum; fakat "öz Türkçe âfeti" sinsi ve tehlikeli... Ha, bu “öz Türkçe” dilberinin aslını araştırırsanız “Öro-Türkçe” olduğunu anlarsınız.) 

*** 

Geçen hazîran ayında peş peşe yazdığım iki yazıya “SONER YALÇIN’IN TANRISI - SONER YALÇIN ÇUVALLIYOR” başlıklarını atmıştım.

Allah’ın Türkçesi” bahsinde Soner Yalçın’ın kanı kaynamış ve kendisi iki kere yanlış ata oynamıştı. 

Tabii ki bu iki (2) rakamı, onun tesâdüfen okuduğum yazılarından çıktı.

Yoksa, ciddî bir tedkik yapıldığında bu rakamın yanına muhtemelen sıfırlar da gelir.

Ama benim o kadar boş zamânım yok.

Gördüğüm numûneler bana şunu gösterdi: 

Bu arkadaş bâzı mevzûları yarım yamalak ve şaşkın şavalak ele alıyor, kilimi suya salıyor; sonra onu kurtarmak da başkasına kalıyor... 

Ayrıca, şeşi beş, okurun beynini de gebeş görüyor... 

***  

Gûyâ “Farsça oluyor Türkçe olmuyor”muş... 

Türkçeye alerjinin sebebi ne? Türkçe düşmanlığı mı?” diye sormuş.

Bu Soner Yalçın önce “Dil nedir, sâhibi kimlerdir, nasıl değişip gelişir?” diye bir araştırsa da sonra Türkçe hakkında yazmaya kalksaydı böyle olmazdı.

Kafası yalan yanlış bilgilerle dolmazdı... 

*** 

Yâhu, mâdemki kelimelerin menşei hakkında yazacaksın, önce otur da biraz kitaplara bak!.. 

Ha, etimoloji lügatlerini bulup incelemek senin için zor olabilir... 

İyi de kardeşim, hiç olmazsa internetten TDK lügatlerine bak... 

Baksaydın -meselâ- Kur'ân-ı Kerim'de çok tekrarlanan ve duâlarda sık sık geçen Rabbenâ kelimesi için “Farsça” demezdin... 

Mevlâ” kelimesini “Farsça” sanmazdın.  

Rabbinin ismine “İbrânîce” demezdin...

***

Ferdinand de Saussure “Her dil, kendisinden önce konuşulan dili sürdürür.” diyor.  

Bu hükmü bilseydin hiçbir dilin diğerlerinden tamâmen ayrı ve her yönden gayrı olduğunu falan zannetmezdin. 

Saussure, meselâ Sanskritçenin birtakım Avrupa ve Asya dilleriyle akrabâ olduğu”nu söylerken bunu anlatıyor. 

Yâni “Rabb” kelimesi de Arapçadan önceki dillerden -meselâ İbrânîceden- gelebilir.

Tıpkı, İbrânîceye de daha kadim bir dilden kalması gibi...

Ama “Rabb” kelimesinin bu telâffuz ve imlâsı Arapçadır...

Dolayısiyle ona Arapçadır, deriz...

Bize de başka dillerden değil, Arapçadan, daha doğrusu Kur'ân-ı Kerim'den geçmiştir.

Türkçedeki Arapça asıllıkelimelerin çoğu gibi...    

*** 

Soner Yalçın, kelimelerin menşei hakkında yalın kat ve sakat bilgilere sâhip görünüyor. 

Meselâ “Müslüman” kelimesinin de “Farsça” olduğunu söylüyor. 

TDK lügatine bile baksaydı hatâsını anlardı. 

Çünkü bu kelime Arapça “Müslim” kelimesine Farsça “-ân” eki getirilerek elde edilmiş. 

(Neyse, böyle kelimeler Yalçın'ın kafasını iyice karıştırabilir. Hiç araştırmasın, daha iyi...) 

Velhâsıl, Soner Yalçın bir yazısında 50 civârında kelimenin menşeini tek tek vermiş. 

Hepsinin de -Arapça değil- Farsça olduğunu söylemiş. 

Ama bunlardan en az 20 tânesinin Farsça değil Arapça olduğu apaçık belli... 

***

Hadi, bu adam Arapça ile Farsça kelimeleri birbirine karıştırıyor, diyelim; peki Türkçe olan “sancak” kelimesine nasıl oluyor da Farsça diyor?

Îranlılar ve ana dili Farsça olanlar Soner Yalçın'ın bu “sancak” hediyesini görünce mutlu olacaklardır...

Sancak” -her ne kadar bizden Farsçaya geçen kelimelerden biri olsa da- aslen Türkçedir.

Bir yandan din dilimizi Farsça kelimelerin işgal ettiğini yazacaksın, öbür taraftan da Türkçe bir kelimeyi tutup Îranlılara armağân edeceksin...

Sonra da “öz Türkçeci” geçineceksin!..  

***

İslam ile Türk dili yan yana gelsin istemiyorlar! Türkçeye alerjinin sebebi ne? Türkçe düşmanlığı mı?” diyen Soner Yalçın hangi âlemlerde, kimlerle berâber yaşıyor acabâ?

Öyle ki oradakiler “Türkçe ‘Tanrı’ derseniz ortalığı yıkarlar!”mış...

Bu ülkede ezanlar tam on sekiz (18) yıl boyunca “Tanrı uludur! diye okundu. Peki, ortalığı yıkan oldu mu?..

***

E, artık Soner Yalçın’ın jestine Îranlılardan bir karşılık bekleriz.
Türkiye’nin en çok araştıran -fakat bulduklarını da birbiriyle sık sık karıştıran- entellerinden olan Yalçın’a resmen teşekkür etmeliler.

Kuru bir teşekkür de yetmez aslında.

Hâlis muhlis Farsça bir kelimeyi “Türkçe” diye îlân etsinler...

“Hediyeleşme” dediğin böyle olur...

***

Îranlılardan böyle bir jest gelir mi, bilmem.

Ama ben, Soner Yalçın’a bir sürpriz yapayım bâri, içimden geldi.

Türkçe ezan, Türkçe namaz, Türkçe hutbe” hasreti duyan Yalçın’a 

Yaşar Nuri Öztürk’ün birkaç sözünü hediye ediyorum.

(Îran komşumuzdan sevindirici bir karşılık gelene kadar Soner Yalçın bunlarla avunsun bâri...)

Yaşar Nuri Öztürk diyor ki: 

"Efendim, ezan Türkçe okunsa olmaz mıymış?" 

"Bunun neyini tercüme edeceksiniz?" 
"Ezan bir paroladır. İslâm dünyâsının ortak parolasıdır. Parolalar tercüme edilmez." 

"Ben, ezanı Pekin'de de, Paris'te de, İstanbul'da da dinlesem orada bir câmi olduğunu ve namaz vaktinin girdiğini anlarım ve anlamalıyım." 

"Amacı, namaz vaktini duyurmak olan ezan, orijinal şekliyle okunduğunda neyi anlamıyorsunuz ve Türkçe okunduğunda neyi anlayacaksınız?" 

"Yapmayın, etmeyin! Ezanın Türkçesi filân olmaz. Böyle bir şeye ihtiyaç yok.” “Komik fantezilerle uğraşarak zamânınızı boşa harcamayın...”

***

NOT: Soner Yalçın’a Yaşar Nuri Öztürk’ten değil de Elmalılı Hamdi Efendi’den bir hediye vermek isterdim.

Ama onu katiyen kabûl etmezdi, sanırım.

O yüzden Yaşar Nuri Öztürk...

Soner Yalçın, Îran’a hediye verirken cömert olabilir.

Ben de kendisine hediye seçerken bir incelik yapayım, dedim...

İnşallah sevinir...

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23