Paranızı Zenginlere Verseniz

06 Mayıs 2019 Pazartesi

Farz edelim ki orta hâllisiniz, hattâ fakirsiniz. 

Yine de dişinizden tırnağınızdan artırıp sakladığınız bir miktar paranız var. 

Bu parayı götürüp zamâne zenginlerine emânet eder misiniz? 

“Ağam, al şu parayı, işlet; sonra bana fâiziyle berâber iâde et.” 

Ya mücevherlerinizi, altınlarınızı, gümüşlerinizi? 

“Sana zahmet, bunları birkaç ay koru. Ben daha sonra gelip senden alırım...”

Evet, bu devrin zenginlerine böylesine güvenir miydiniz?

***

Eskiden güveniyorlarmış.

Çok eskiden değil, aşağı yukarı yüz sene önce...

Musâhipzâde Celâl Bey (1868-1959) öyle anlatıyor.   

Orta hâlli veyâ fakir İstanbullular paralarını, mücevherlerini, altınlarını, gümüşlerini götürüp zenginlere emânet ederlermiş.

Yâni kediye ciğer mi ısmarlıyorlarmış, acabâ?

Aslaa ve kat’â!..

Üstüne üstlük, bu işten kârlı çıkarlarmış...

İyisi mi, bu haberi Celâl Bey’in kendi ifâdesinden okuyun.

***

Musâhipzâde Celâl Bey Eski İstanbul Yaşayışı adlı eserinin bir yerinde çarşı ve hanlarını anlatıyor.

Kapalıçarşı’daki “İç Bedesten”i tasvîr ederken diyor ki:

“Bu bedestenin dört kapısı vardır: Kuyumcular Kapısı, sağ tarafta Sahhaflar Kapısı, karşısında solda Sırmacılar Çarşısı, Kuyumcular Kapısı’na karşı gelen kapı da Zenneciler Kapısı’dır. Sütunlar üzerinde, bu yüksek kubbeli binâ, eski zamanların bankası gibiydi. Bu direklerin etrâfını dolduran dolapların, o zamânın tâbiriyle birer “hâcegî”si, yâni bir sâhibi vardı...”

***

Musâhipzâde, burada ismi geçen hâcegî” kelimesinin lügatte hoca demek olduğunu kaydetmekle berâberİç Bedesten”deki bu “hâcegî”lerin aslında birer “tüccar olduklarını bildiriyor.

***

Peki, bu “hâcegî”ler nasıl insanlardı, ne yaparlardı?

“Bunlar erbâb-ı haysiyetten, gaayet zengin insanlardı. Bu dolap sâhibi hocagi(hâcegî)ler, halkın emânet bıraktığı para ve mücevherleri muhâfaza ederlerdi. Bu emânet bırakılan paralar, hocagiler vâsıtasiyle işletilir, sâhipleri fâizinden faydalanırdı...”

***

Başı daralan vatandaşlar ne yapardı?

“Bâzı kimseler ihtiyaç hâlinde mücevherlerini rehin ederek müşkülünü

hallederlerdi...”

Peki, borç paraya ihtiyâcı olan, vatandaşdeğil de hükûmet ise?

“Fevkalâde zamanlarda hükûmet bu hocagilerden mühim istikraz yapardı...”

***

Yangınlardan, yağmalardan, müsâderelerden para ve mücevherlerini saklamak istiyenler, kemâl-i emniyetle, sözü özü doğru olan bu temiz Türk zenginlerine emânet ettiği mal için yüreklerinde hiçbir kaygu duymadan evlerinde rahat rahat uyurlardı...”

***

Mezâda çıkarılan mücevherlerin kıymetini takdirde fevkalâde dürüst ve doğru hareket ederler, hâriçten mücevher alanlar bu hocagilere mürâcaat edip alacakları mücevherleri göstererek kıymetini anlardı. Bu çarşıda dünyânın en kıymetli mücevherleri, altın ve gümüşleri, tam bir emniyetle alınır satılırdı...”

***

Eee, n’olmuş, demiyorsunuz, değil mi?

Daha ne olsun?

Bugün nerdeyse her şeyimiz çoğaldı da bu “sözü özü doğru, gözü gönlü tok, erbâb-ı haysiyet, temiz” zenginlerimiz azaldı.

Kim bilir, belki de onların nesli tükendi.

Ne yapalım o zaman?

Koş bankaya!

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • AHMETAHMET1 ay önce
    M. Necati Sepetçioğlu bir eserinde Bulgaristan Türklerinden bir kadın için "Yalansız bir medeniyetin son temsilcisiydi." der. İyi insanlar iyi atlara binip gittiler. Biz de böyle hasret yazılarıyla iç geçirip teselli arıyoruz.
  • Yzr62cck345udd2fvbvr6Yzr62cck345udd2fvbvr61 ay önce
    S.A Hayirli RamazannlarBen acizane cahilane şahsen zengin olsam bankayada koşmam.Bankalar ne derece bere kadar guvenli.I nsanlara guvenmeyen akil hastasi oldugumu düşünebilirsiniz, sanabilirsiniz.Sadece sanabilirsiniz .*.Akillilar kuşkudayken ,aptalların emin olmasi ne tuhaf* sözu aklima geldi bir anda.Maalesef ki bazan oyle oluyor,sen bin mucadele verirsin bir edemezsin,otekiler bir mucadele eder 10 bin elde eder.Tabi bunun bircok yanal sebebi olabilecegi gibi istisnai olarak ana sebebi olacagi kanaatindeyiz.Bazan bazi insanlarin hallerine bakiyorum da sarfettigi soz konusunda,oto kullanma konusunda,tedbir konusunda ehemniyet konusunda bir cok konuda ,insan mumin olmasa bile *yahu bu insanlar koruyan gozeten merhamet eden biri mi var? sorusu kafasina takilip kalacak.Benmi tersten goruyom dunyayi?Yoksa birileride benim için ayni şeyi düşunuyor mu?Havalar sıcak malum mevzuu fifuzyona ugramadan:Emek karışıklığında aldigim paranin bile öz bedeli temsil etmedigi suphesindeyim.Belki saçma düsunuyorum belki..Havale eftvb yollarla sanal olarak nasil alişverıs yapilyor,para aktariliyor,iste elimdeki banknotlarda oylesine sanal geliyor.Yani sanki birileri onlarin hukmu yok dese hukmu kalmayacakmiş gibi.Yani sanal bedel karsiliginda emek aliniyor,uretim aliniyor gibime geliyor.Oz satinaliniyor gibime geliyor.Tam ifade edemiyorum şu an.Burada komunizm veya sosyalizm esintisi yok başka bir durumdan söz ediyorum.Eee ozaman altin ve gümüsten paralarmi imal edelim diye bir soru akla gelebilir.NeyseTekrar tum ummeti muhammedin Ramazan ı şerifi kutlu olsun.Amin.
  • hacı beyhacı bey1 ay önce
    devletlerin yaptıgı hep bu..fakiri daha fakir,zengini daha zengin etmek.
  • 1 ay önce

Günün Özeti