• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
C. Yakup Şimşek
C. Yakup Şimşek
TÜM YAZILARI
22 Ekim 2018

Can Yücel’in Andı Bundan İyiydi

"Andımız mecbur olsun mu, olmasın mı?” 

Memleketin en büyük derdi buymuş gibi tartışanlara sormak isterim: Aşağıdakilerden hangisi çocuklara daha çok zarar verir?  

A) Çocukları, bol işlenmiş hazır gıdâlarla beslemek 

B) Çocukların kafalarını sloganlarla doldurmak

Hadi buna cevap verin! 
Ama îzahlı olsun...

Ne oldu, zor mu geldi? 

Peki, o hâlde kolay bir mevzû verelim de kafa konforunuz bozulmasın: 

"Andımız mecbur olsun mu, olmasın mı?” 

Önceki sual karşısında dut yemiş bülbüle dönüyorsunuz; fakat bu ikincisinde fanatik taraftar kesiliyorsunuz... 

Daha derin düşünmek, yorucu araştırmalar yapmak, Maârif'imizin ve çocuklarımızın geleceği için ciddî endîşeler taşımak size ağır geliyor. 

Gelgelelim, önünüze hazır düşünce kalıpları sunulunca onlara sımsıkı sarılıyorsunuz.

Belli fikir kompartımanlarına doluşmak için birbirinizi ezeceksiniz nerdeyse.   

Kayıkçı kavgasına gözü kapalı dalıyorsunuz... 

Vay benim köse sakalım! 
Bu "Andımız” ne işe yarıyordu, kaldırılınca nemiz eksildi?.. 

Andımızırdandur...

*** 

Süngüsü depreşmesin, bu "Andımız” denen metin, 2013'ten önce de ölüydü... 

Sabahın köründe buz kesen miniklere okutulurken de aslında soğuk bir cesetten farksızdı. 

"Andımız” papağan gibi tekrarlanırdı, birileri de bunu bir şey sanırdı; o kadar... 

"Benim oğlum binâ okur, döner döner yine okur.” dediğimiz hâlin bile bir derecesi vardır. 

"Andımız”ı okumaksa sıfır... 

Çünkü muallimler ve talebeler için bu yemin, yasak savan-yavan bir lakırtıdan öte geçemedi... 

Ne daha çok Türk oldular, ne daha doğru ne daha çok çalışkan... 

Ne küçüklerini daha iyi korudular ne de büyüklerini daha çok saydılar... 

Ne yurdu özlerinden daha çok sevdiler ne de milleti

Alkol ve sigarayla tanışan, uyuşturucu ve fuhuş batağına düşen liseli gençler de -liseye gelene kadar, sekiz yıl boyunca- "Andımız”ı okudular. 

Bir faydası görüldüyse üniversiteler de bunu her gün okutsun. 

Andızdız... 

*** 

"Andımız”la büyüyen ve binlerce kez "Ey büyük Atatürk!” diyen nesiller Atatürkçü de olmuyor... 

Bunu, Atatürk'ün ve İsmet İnönü'nün has adamı, eski Maârif Vekîli Hasan Âli Yücel'in oğlu olan Can Yücel de anlamış olmalı.

Bu yüzden olacak ki “Türküm, doğruyum, devrimciyim... diye başlayan ve Atatürk'ün ismi geçmeyen başka bir ant yazmış. 

Can Yücel'in o andı "Ülküm işçiye iş, köylüye toprak, bebeye süt, yavruya ekmek ve kitap, gence gelecek sağlamaktır…” diyordu. 

Can Yücel'in birkaç dakîkada yazdığı bu ant, metin olarak, Reşit Galip tarafından kaleme alınan, sonradan ilâvelerle birkaç kez değiştirilen ve 80 sene okutulan "Andımız”dan daha üstün bir realite, fizibilite ve kalite taşıyor...

Andımızdandik... 

*** 

Bizim -Maârif (MEB) olarak- kafamızda ve gönlümüzde nasıl bir istikbal var acabâ? 

Hayâlini kurduğumuz neslin kafa ve ruh portresini çıkarabildik mi?
Çocukların gönlünde yatan aslanlar belli: 

Futbolcu, rapçi, manken, dizi-sinema oyuncusu... 

Millî bayramlar, kız talebelerin dans edip güzelliklerini göstermesi için birer fırsattan ibâret... 

Maârif(MEB)'in kaanûnunda şöyle yazar: 

"Atatürk inkılap ve ilkelerine ve Anayasada ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı; Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan, insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek...” 

Yazar da ne yazar... 

Çünkü yeni nesillerin hedefi bambaşka: 

"Acun'un programlarına katılmak, milyon dolarlar kazanmak, şöhret olmak, magazin programlarında boy göstermek, gösterişli evlerde oturmak, pahalı ve havalı arabalara binmek, artistlerle yarışmak, sosyeteye karışmak vs...” 

Vur patlasın çal oynasın...

Bütün ideal ve hayal bu... 

Andımızıkabak... 

***

Yeni yetişen nesiller böyle ziyan zebil oluyor...
Türkiye’nin insan yetiştirme sistemi (MEB) içinde otuz üç yılını geçirmiş biri olarak devlet büyüklerime feryâd ediyorum:
Muhterem büyüklerim! 
Îcâb ederse her şeyi bir kenara bırakın; fakat ülkemin en vahim meselesini mutlaka halledin: 
İyi insan yetiştirmek...
İnsanımız düzgün olursa her şey düzelir.
Olmazsa gerisi boş... 

Şu "Andımız” geri gelse de gelmese de... 

Andımdızlak... 

*** 

Mektep binâlarımızı allayıp pulladık; fakat terbiye, ilim irfan pula döndü.

Rûhumuz pul pul dökülüyor...
Müslüman-Türk’ün 600 yıllık “Terbiye”sini ortadan kaldırmak için yerine 1935’te devlet karârıyla “eğitim” diye bir kelime îcâd edip oturttuk.

Milletin terbiyesini “eğitmen”lere emânet ettik.

Böylece “terbiye”den teziktik, “eğitim”e tızıktık... 

Bir milyonluk Maârif (MEB) ordusu, buna hiç kafa yormuyor, asıl vazîfesini (iyi insan yetiştirmek) yerine getirmiyor, hiç olmazsa "Ayranım budur, yarısı sudur.” demiyor da "Andımız mecbur olsun mu, olmasın mı?” kavgasına giriyorsa...

Çekiver kuyruğunu.

Andımızatengel...

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23