--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Şehir hastaneleri ve israfiyat…

Atilla Özdür
Atilla Özdür
13

Sabahtan akşama sekreterya masalarında pervane gibi dolaşıyor. Ayrıca sekreteryanın karşısındaki odama gelip bağlandığım cihazlardaki değerlerini not edip, edip gitmesi bir yana, tam da iki kez ilaçlarımı ağzıma verip, üzerine suyu da içirterek yutturması..

Hiç şüphem yok, Türkiye geleneğinde böylesine bir görev anlayışı ve devlet hastanelerinde hem de bila ücret tedavi tarzı ve insani muamele pek görülmüş ve duyulmuş bir manzara değildir. Şaşırdım kaldım. 

Hükümet, imkanları nispetince çalışıyor. Yüksek maliyetli hastane açmaları, müşteri garantili ulaşım sistemleri ve pahalılıkla mücadeleye güç yetiştirmeye çalışıyor. Bizler de halk olarak, bin bir zorlukla yaşamaya uğraşıyoruz.. 

Aralık sonu, Okmeydanı hastanesinde sıraya girdik. Hanım pozitif çıktı, ertesi sabah evimize gelerek beni de kontrole aldılar, ikinci bir pozitif. 

Bir evde iki pozitif. Eve kapanıp oturduk...

On gün sonrasında hastaneye yatırdılar. İki yataklı müstakil lavabo ve mutfaklı kocaman bir salon. Her seferinde aynı ilacın sekizer ve dörder adet drajeleri bir seferde olmak üzere günde üç dört kez ve ayrıca takviye iğneleri. 

On beşinci gün şifa bulunca dışarıya salıverildik..

Şubatın on beşinde kardioloji muayenesi. Hiçbir şikayetim yok sanıyordum. Meğer 20 yıldır kullandığım bir ilacın yanlışlığı üzerine tetkik için birkaç günlüğüne hastaneye kabul edildik. Anjio ve çifte stent. Akabinden yoğun bakım faslı ve nihayet dördüncü gün çok şükür kırk kırk beş yaşlarında genç bir kişi dinamizmiyle hastaneden çıkış..

Şimdi evde istirahat. Buraya kadar Korona başından kalp tamiratına uzayan canlı bir çizgi…

Kardioloji kliniğinden karyolamla birlikte beni ameliyathaneye götüren kişi, servisin hizmet elemanlarından birisiydi. Ameliyathane kapısı önünde bir süre bekledikten sonra aynalı masanın üzerine alındık. Beni yukarılardan ameliyathaneye indiren kişi, operasyon masasının önünde hizaya girmiş uzman ve asistanlarla birlikte ve özel kıyafetlerini de giyinmiş vaziyette.

Anladım ki, o kişi de operasyon ekibinde hemşire gibi bir görevli. “Sağlık abi” diyorlar kendilerine. Erkek hemşire.

Beş altı kişilik operasyon ekibi beni aynanın altına cas cavalak soyarak başladılar sağ kasığımızdan içeriye girmeye. Bir an geldi patlayacak gibi oldum, çok sıkıştım. Çalışmalarını kalbime doğru ilerlettiklerinde görülmüş ki, damarlarda daralmalar var. Stend denilen tıbbi borucuklar konulacak. 

Zaman uzayınca sıkıntımız daha da artıyor. En sonunda ekipten bir “ördek” istemek zorunda kaldım. Hemen getirdiler ve yerine de yerleştirdiler. Ben onlardan birinin elleriyle tuttuğu “Ördek”i dolduruyorum, onlar da ördeğin yanındaki damarın içine stent parçalarını kalbime doğru yürütmeye çalışıyorlar. 

Neticede işlerini bitirenlerden birisi aldı bizi karyolamızla birlikte doğru posta yoğun bakım kısmına indirdi. İlk dört saat kıpırdamadan yatacağız. Bir ara kontrolü yapıldı.. Altımdaki çarşaf vıcık vıcık kan. İki bayan hemşire sızıntıyı kestiremedi. Çok utandım. “Boş ver amca, hastane burası” dediler. Hayat mektebinde ayıbın yeri yokmuş..

İşte tam da bu anda geçmişimden şunu hatırladım.. 

Korsan çalıştığım günlerde bir yolcu almıştım Arnavutköy’e doğru bir dergaha gidecek. Sakallı, takke ve şalvarlı bir delikanlı. Yolda sohbete daldık. Sordum cevapladı evli ve bir kızı varmış. 

“Okula göndermiyormuş günah olur diye”!. O zaman hiç unutmam, demiştim ki, “Hasta olduğunda erkekler her tarafını hamur gibi yoğururlar.” Bana bayağı öfkelenmişti..

Dört saatlik bir istirahat daha. Bunları takiben iki günlük müşahade ve sonunda hürriyetimize kavuşma. İkinci dört saatlik ölü gibi hareketsiz yatış faslında beşer kiloluk iki kum torbasıyla kasıklarım dört saat baskı altına alındı.

Hastanede dikkatimi çeken şu oldu. Hocalık, hemşirelik, kaldır getir işlerindeki hizmetliler, sekreterler ve asistanlar arasında sınıfsal bir asabiyet çirkinliği görülmüyor. Bütün görevliler büyük bir aile havası içinde birbirleriyle el ele tutuşmuşlar, vatandaşa hizmette kusur etmekten korkuyor, kaçınıyorlar.

Yoğun bakım servisinin başkanı, ekibiyle birlikte hastalarının sabah kontrollerine çıktığında, göğsümün her iki yanımdan bağlandığım cihazlardaki değerler üzerinde durum tesbitini yapan bu kişiyi, bir de bakıyorsunuz 

İstanbul’dakilerle birlikte, Anadolu’nun diğer bölgelerindeki şehir hastanelerinde de vazife anlayışı bu tertipten ise, hiç kimsenin, muvafık, muhalif hiç kimsenin, bu hastaneler hakkında, “israftı, yazıktı, günahtı” gibisinden laf söylemeye hakları ve yüzleri olmamalı.

Hastaneye 182’den randevu alarak gitmiştim. Bir genç hanım doktor. Kendimi tanıtmama gerek yoktu. Yaşımız ve başımız 182’den masasındaki ekrana gönderilmiş. Mebus olmadığım gibi, memleketimizin çok saygın medar-ı iftiharlarından meşhur müteahhit Mehmet Cengiz ile de bir kan irtibatım yok idi.

Peki, sıradan hastalara böylesine yakınlık ve ihtimam duygusu nereden geliyordu?

Prof. Cemil Taşçıoğlu Şehir Hastanesi Baştabibi ve servislerinde hizmet gören cümle tabip ve görevlilerine teşekkür ederken, işin başındaki Devlet Başkanları Tayyip Erdoğan ve Sağlık Bakanımıza da ayrı ayrı teşekkürlerimi bildirmekten şeref, mutluluk duyarım…

 

Yorumlar

(13)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Mesut Sarp

24 Şubat 2021 22:22

Üstadımız büyük geçmiş olsun. Allah uzun ve mutlu bir ibadet ömrü sana ve eşine nasip eylesin.

A.Y.

22 Şubat 2021 20:55

Salgından önce kardeşim Kayseri şehir hat.de beyin cerrahide cok zor bir ameliyat geçirdi krş vermeden taburcu oldu ameliyat için özel hat.8 bin lira bıçak parası istedi.verecek durumu yoktu.Gerek odasındaki konfor gerek hat.deki ulaşmak istediğimiz herseyehemen ulaşma.. 2000li yıllardan önceki harfleri hatırlayınca insanligimdan utandım.o şartları bize yaşatanlar bugün çıkmışlar utanmadan konuşuyorlar.,.Bu hat.ve burada sayamayacağım güzellikleri bize yaşatan cb.dan ve ekibinden ARO diyorum dualarimiz hep onlarla

Şahika

22 Şubat 2021 20:01

"Açız aç", "Mllet aç" diyenlere, gerçekten açmısınız, açlar mı.? Yoksa karnı tok, gözleri açlardan veya açız diyerek toplumu ifsat etmeye çalışanlardan mısınız.?

Bakın mübarek 3 aylar geldi;

22 Şubat 2021 14:08

Gafletten kurtulalım artık 

Açız be aç,

22 Şubat 2021 13:56

N' olcez biz bööle?

20 yıldır neler oliyy?

22 Şubat 2021 13:52

Millet aç, aç..

Ömer

22 Şubat 2021 13:31

Şehir hastaneleri ve diğer sağlık hizmetleri dört dörtlük başta Erdoğan olmak üzere emeği geçenlerden Allak razı olsun . Bazı aksaklıklar olabilir o da normal . Nimetlere ne kadar şükretsek Azdır . Allah devletimize zeval vermesin amin .

Özcan çolak

22 Şubat 2021 11:51

Helal olsun hocam. Allah sana tekrarını bize de ilkini yaşatmasın. Türkiye boşuna AK partiyi yirmi yıldır başına taç etmedi. Ancak insanız hep daha iyisi olsun, her sahada İYİ olsun istiyoruz. Bu İstanbul sözleşmesi, hukuk sistemi ADİL adalet dağıtımı, ve hafta sonu tatilli SAAT ÜCRETİ çalışma sistemi. Bu eksiklikler olduğunda REFAH seviyemiz Avrupa’dan ileri olacak İnşaAllah. Derdimiz o ki bu eksikler yüzünden belediyelerde olduğu gibi iktidarı CHPKK ittifakına kaybedersek işte o zaman toptan kaybederiz. Artık her yere büst dikip yılbaşı çamları etrafında açık hava konserleriyle 1917 yılına geri döneriz.

Ahmet Aydın

22 Şubat 2021 11:35

Atilla bey ben de on gün yoğun bakım olmak üzere 50 gün kaldım gerçekten güzel bir hizmet Allah bu işi yapanlardan bu hizmeti hazırlayanlardan razı olsun çıkar çıkmaz televizyonlara çıkıp bu devlete teşekkür edilir nankör olunmaz dedim

Bir düşünen

22 Şubat 2021 11:20

İki ay önce ben de Ankara Şehir hastanesinde amaliyat oldum. Sayın yazarın görüşlerine katılıyorum. Hizmetler oldukça iyi. Bazı aksaklıklar rağmen bu hastaneleri yapan işleten ve çalışanlardan Allah razı olsun inşallah

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle