• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
  • VAV TV CANLI YAYIN
Atilla Özdür
Atilla Özdür
TÜM YAZILARI
22 Mart 2021

Mevzu kıtlığından, Cihangir İslam..

Samatya’da iken işinin ehli olup, müşterisine saygılı ve emeğinin de hakkını bilerek isteyen bir eskicimiz vardı. İsmi, Hacı…

İlk zamanlar ismine hürmet, pabuçlarımızı Hacı’ya götürürdük. Bir gizli pençe yapsın, hiç kimse yenisinin yüzüne bile bakmazdı..

Hoş, şimdi yaşı altmıştan küçük olanlar “gizli pençe nedir?” bilmezler ya, o da ayrı bir sefalet…

Dedem, Cerrahpaşa Camii’nin imamı. Caminin hemen karşı köşesindeki, cadde üzerinde bir bakkal. Hep oradan alış veriş ederdik. Bakkalın adı Musail.Benim Musailim” derdi, bakkala..

Yıllar geçti sonradan öğrendiğimizi göre, Hacı, Ermeni imiş. Bakkal Musail de, Rum

Ne biz Ermeni’yi bıraktık, ne de dedem bir başka bakkala gitti.

Çünkü bunlar adamdı…

Kırklı, ellili yıllardı. Daha henüz fazla çürümemiştik.. 

Ne kadar ayıp şey, değil mi?.. 

Aradan yine yıllar geçti. Ayakkabılara gizli pençe yapacak eskici ustası kalmadı. Manavlarla bakkallar da, soykırımına uğradı. Şişli Camii’nden dik aşağı tekyönlü caddede yeni bir BİM mağazası açıldı. Ayakkabılar, tamirciye ihtiyaç duymuyor artık, çöpe atılıyor. BİM’de ne ararsan buluyorsun. Fukara çorbalarına et ve tavuk kokusu bile…

Bu sahte kokuları imal edenler, kendi çorbalarında kullanmıyorlar. Bu da, modernizmin bir başka sosyalitesi…

Pabuç için tamirci ararsan boşuna dolaşma. Kasımpaşa Camii Kebir yanında Karadenizli sakallı bir genç var. Başka yerde arama. Hem bulamazsın, hem de yorulursun…

Nüfus seksen milyonu bulmuş, caddelerde birer karış aralıkla yürüyenler, aynı binada altlı üstlü yaşıyorlarsa da, birbirlerini tanımıyor. Baba oğluna, anası da kızına yabancı..

Yalnızlığın sıkıntılarından kurtulmak için, akıllı telefonlarıyla oynaşıp duruyorlar. Aklı başında ahlaklı insan da kalmadı memlekette. Akılları sıra kurtulmaya çalışıyorlar…

Ne cehalet değil mi?..

Bir şamatadır gidiyor. Cihangir İslam, Erbakan’ın partisinden ayrılmışmış. İyi yapmış. Geç bile kalmıştır, belki de… CHP’ye girecekmiş. Girmişliği de söyleniyor…

Refah Partisi, zaten çoktan var ki, fiilen rejimin kurbanlısı olmuştu. Erbakan sonrasında ihanete uğradığında, bu sefer kaybolup gitmişti..

Nerede kalmışmış şimdi, Cihangir beyin Müslümanların oyu ile seçilmişliği yahu?..

Sonra, hangi Müslümanların?

Çoraklaştırılan bir toprak. Ne Erbakan kaldı, ne de Atatürk. Her ikisini de, okka okka satıyorlar. Bitecek gibi de değil. İyi para getiriyor..

Seçmenler mi aptal, seçtirenler mi dolapçı?..

Eskiden, yani benim gençlik yıllarımda “Beykoz”, pabuç üreten bir fabrika idi. O günlerde ayakkabıyı da köseleden yaparlardı. Yağmur yediğinde yayılıp eridiği için, manda derisinden ayakkabı yapılmazdı. Hepsinin saya denilen üstleri de, yine hayvan derisinden kesilip dikilirdi...

Manavlarla bakkalların katliamla yok edildiği günümüzde pabuçların üst yüzü muşambadan, altlarındaki pençeleriyse, petrol kökenli siyah plastik. Satıcılar da müşteriye, deri diye kakalar…

Niye böyle?...

Her canlı, ölümü tadacak. İmani kurallardan birisi budur. Bütün devletler, dev gibi kuruluşlar, şehirler ve medeniyetler, kondukları gibi gidiyorlar. AKP de, eninde sonunda ömrünü yitirecek. Devamlılığı için yapılacak tüm çalışmalar ve dökülecek terler, sadece kısa bir süre için. Bu itibarla, kavga etmeye gerek yok. Tatlı tatlı konuşun ve birbirinizi dinleyin..

Müesseselerde ömrün uzunluğu, hukuka ve ahlaka bağlılıkla olurmuş. Kim bağlayacaksa o bağlarmış. Cumhuriyet de kurulma düğümünü hacılarla hocalara attırmışlar. 

Hocalar temizlenince, hacıların düğümleri de çözülmüş. Osmanlı da öyle idi. Kurulurken hukukla kurmuşlar. Hukukun ipi çözülünce devlet de devrilip gitti..

Murad’ların Fatih ve Yıldırım’larla, Yavuz’ların günlerinde, devletleri için, batacağı söylenebilir miydi?..

7 Muharrem kararlarıyla konkordato ilan eden Devlet-i Aliyye, yedi düvelden gelen küffarın pis elleriyle bin parçaya bölünerek yok edildi..

Sayası muşambadan kesilip dikilen, tabanına da siyah plastik fabrikasyon tabanlıklar yapıştırılan ayakkabılar, mevsim sonunda tabanlarından enlemesine çatlayarak parçalanıp yok oluyor, bitiyor.

Neden?..

Çarşı pazarda da fiyat etiketlerinin liralardan sonra gelen küsuratı, neredeyse doktor ve eczane etiketlerinde bile 99 kuruş ile son bulacak..

Çirkin bir küfür ve hakaret. Pek de hayra alamet olmasa gerek. Çünkü herkes küfrediyor ve akabinden buna karşılık ettiği küfrün karşılığını yiyor. 

Herkes pazarda birbirlerine bir şeyler satıyor..

AYLAK GEZEN KİMSE YOK. Hepimiz çalışıyoruz…

Cihangir İslam, parti geçişlerinde doğru ve haklı olduğunu yapıyor. Yarın da bir başka partiye koşabilir. Sarıgül’e rozet taktırma veya komünist partisine kayd-ı kabul müracaatı için niye kapılarını tokmaklamasındı?..

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Mustafa

Diyanet ve hoca ları Hırsızın dolandırıcı nın çalmayı meslek edinenin cenaze namazı kılmayın kıldırmayın çaldığını yedirdikleri ve ailesi kılsın. Bilerek Kılanın kıldıranın Allah belasını versin
  • Yanıtla

"Her canlı, ölümü tadacak. İmani kurallardan birisi budur."

Azrail (as) vaktin gelince çatır çatır canını alır; buna iman etmesen de alır, etsen de alır.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23