THY - Kabin Kıyafetleri Lansman

Kağıtsızlaşmaya doğru...

10 Eylül 2018 Pazartesi

Osmanlı Devleti, tarihinin sonuna doğru kan ve can düşmanı gavur saldırılarından imece usulüyle kurtularak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne dönüştü. Sonraları bu dönüşmeye “yoktan var edilme” denildi. Kalkınma çabalarına başlandı. Hindistan Müslümanlarının yardımı, Sovyetlerin desteği, memuru ve askeriyle bütün ufak tefek yatırımcıların el birliğiyle sanayileşmeye girişildi. Kağıt fabrikası da aralarında, seri fabrikalar üretime başladı.

Bu sistemin adı, devletçilikti...

Fabrikalar devlet eliyle kurulurken, denildi ki, “Özel sektörün yeterli sermayesi bulunmadığından, çleri bunlara yetmez ileride sermaye sahibi olduklarında, özel sektöre devredilmeli”...

Ve öyle de oldu. O günlere kadar sınıfsız bir toplumduk. Her ne kadar egemenlik millet adına politikacıların elinde idiyse de, iyi kötü, baskılı yasaklı ve de “tanrı uludurlu” falan, geçinip gidiyorduk...

Kırklı yıllarda 2. Harp başladı. Tarımda ve sanayide üretim düştü. Geçim kaynakları kuruyunca, fırsatı kendilerine çeviren ticari sermaye, alabildiğince büyüdü. Para sahipleri başladılar; “Biz neden yönetilecekmişiz. Siyasete girelim, iktidarı ele alalım”...

Ve öyle de oldu. Harp bitti, iktidarda İnönü vardı. Dünya demokrasiye gidiyordu. Amerika, çok partili demokrasiyi dayattı...

Bayar, Menderes ve arkadaşları Demokrat Partisi’ni kurdular. 

Tanrı uludur hikayesi yerine Allahü Ekber gerçeğini bayraklaştırıp iktidarı ele aldılar. Bunların büyük çoğunluğu toprak ve sermaye ağalarıydı. Bol kredilerle kalkınmaya ve sanayileşmeye devam edildi. Bunlar kredi ile yapıldı. 

Borç devlet borcu olduğundan fabrikalar ve üretim tesisleri de haliyle milletin olacaktı...

Bu arada özel sektör de yavaştan yavaşa sermayesini artırıyordu. 27 Mayıs darbesi oldu ve askerden sonra iktidara Demirel oturdu. Bundan sonra geldi çattı sömürge kapitalizmi...

Sömürgeci kapitalistler içeriye, dışarıya ve kamuya borçlanarak tüketime yönelik üretime hız verdiler. Halbuki, özel sektörün dışarıya borçlanması devletin iflasına yol açardı, başımızdakilerin hiç birisi tınmadı. Millet başladı borçlanma hızını aşan bir hızla tüketime. Bir iki darbe sonrası siyasetçiler bütün alanları ellerine geçirdi. Bankalar hızlı soyguna uğradı, Devlet Hazinesi bağımsızlığımızla birlikte iflasa uğrama kertesine gelip takılınca, Erken Cumhuriyette hazırlanan proje gereğince, kamu işletmeleri, üretim tesisleri gibi para edecek neyimiz varsa özelleştirme adı altında teker teker satılmaya başladı...

Bunlardan birisi de SEKA idi... Türkiye’nin, yerli ve milli olarak artık bu sektörde işi kalmadı. Şimdi gazete kağıdından mektup zarfına, düğün davetiyesinden hela kağıdında, ithalata mahkûm...

Ülkemize yapılan dolar saldırısı sonrasında kurların yükselmesi üzerine, aynen Türkiye’yi çok partili düzenin sahtesine zorlayıp götüren ihtikarcılar gibi, günümüzün her telde oynayan ticaret ehli de, her nesneyi, özellikle hayatın temel malzemelerini anında uçuruverdiler. Defter kitap fiyatları anormal yükseldi...

Yakın bir gelecekte, bizim AKİT gazetemiz de bu akıntıya kapılacak. Birisi muhafazakar sağ kapitalist, diğeri, Kemalizm değerlerinin muhafazakarı sol liberal kapitalist. Birlikte hareket ederken birisi bisküvisinin hem fiyatını artırıp ayrıca gramajını da düşürüyor. Diğeri de domates salçasını kademeli olarak iki-üç kaymeden yedi sekiz liralara uçurmuş...

Yapacak bir şeyimiz yok... Evimizde saksı içine bir domates atsak, gavurun dölü, onları da kısırlaştırdı...

Hep söyleyegeliyoruz. Özelleştirmeden gelen paralar, kazanç ve gelir olmayıp, uyutarak fakirleştirici zehirdir...

Sigaralara bakınız, hepsi Amerikan sigarası gibi. Gibisi de fazla. 

Aksaray’dan Beyazıt’a doğru çıkınız, bütün dükkanlarıyla bu bölge, sanki gavuristan. Kemalizmin muhafazakarları da, uhreviyata düşmanlıklarından olacak, Fatih’teki Arap harfli tabelalardan müşteki...

Valla, biz söyleyelim, kızan kızsın. Özelleştirme büyük bir vebaldir ve fertler olarak, biz de çoban değiliz...

Vebalini, çobanlar düşünsün...

 

YORUM YAZ

  • sertacsertac11 gün önce
    yorum ve gondermeleriniz cok hos 
  • menekse akozmenekse akoz14 gün önce
    Aynen yeni uyaniyorlar ekenomi ceplerine vurmus
  • ercan güvenercan güven15 gün önce
    Atilla ağabey çok güzel yazmışsın. Vatandaş alıp kabul ettikten sonra bize de ancak vızıldamak düşüyor.Son genel seçimlerin en son avans olduğunu düşünüyorum.Yok beni kandırdılar filan gibi bahanelere milletin bir daha pabuç bırakacağını sanmıyorum.Rahmetli Muhsin beyin müthiç bir lafı vardı. "Siz orada bostan kokuluğumusunuz?" diyordu.
  • Mehmet AltınkurtMehmet Altınkurt15 gün önce
    Muhterem Atilla bey, işin yüzeyinden gidiyor ve teferruatı atlıyorsunuz gibime geliyor bana göre. Bir zamanlar, bütçemizin en büyük kara delikleri diye ifade edilen KİT(Kamu İktisadi Teşekkülleri) satılarak, devletin karadeliklerden kurtulması sağlandı. O fabrikalar; üretmek, işci çıkartmamak, teknoloji yenilemek vb. şartlarla özelleştiriliyor. Örnek, Torku. O nedenle özlleştirmeye karşı çıkmak yerineyerli üretimi artırmayı, teknolojiyi geliştirmeyi, ihracatı artırmayı, tüketimi frenlemeyi düşünmeli ve tavsiye etmeliyiz diye düşünüyorum. Selam ve hüğrmetlerimle.
  • engineerengineer15 gün önce
    sn tımbıllı yorumunuz, ironimi ters manyelmi ?
  • Gafur TımbıllıGafur Tımbıllı15 gün önce
    Hocam SEKA'nın da, TEKEL'in de, şeker fabrikalarının da satılması çok çok iyi oldu, bakma sen. Niye? Çünkü daha önce oralarda bir kişinin işini iki işçi yapıyordu. Fazladan işçi çalışıyordu. Yani devlet fazladan maaş ödüyordu. Bu da devletin sırtına yük idi. Şimdi hepsi satıldı fabrikaların ve artık devletin sırtında yük kalmadı. Fabrikalar da satıldığı gibi kapatıldı dikkat edersen. Bu da önemli. Özel sektörün sırtında da yük değiller, satıp kapatmak en karlısıdır. Şimdi uçacağız bak göreceksin. Zaten devletin görevi fabrika yapmak değildir, devletin görevi yol, köprü, Köşk ve saray yapmaktır. Bunu da devlet ak parti sayesinde başardı. Birileri rahatsız oluyor evet, çünkü kıskanıyorlar. Hiç kusura bakmasınlar daha çok rahatsız olacaklar!
  • Uğur KartalUğur Kartal15 gün önce
    aaaa birileri uyanmaya başlamış ama 500yıllık uyku öyle kolay kolay açılmaz.o beğenmediğin Cumhuriyet in geçnlik yıllarını çokkkkk arayacaksınız.