THY- Euroleague

Gastronomi ve politika

12 Temmuz 2018 Perşembe

Balkondaki hurda semaverin üzerinde bir kuş yuvası, hem de yumurtalarıyla birlikte. Kumrular, folluktaki yumurtaları sıra ile hanımlı beyli olarak koruyup kolladılar ve sonunda iki küçük kumru yavrusuna dünyayı teşrif buyuruldu...

Ana kumru, bir süre daha yavrularının üzerinde kol kanat gerdikten sonra baba ile birlikte yavrularının ihtiyacı için uçuşup gittiler. Yuvaya her geri gelişlerinde kursaklarında hazırladıkları mama ile kendi gagalarından gagalarına çocuklarını beslediler...

Bilahare bebekler, rüştlerine erecek ve uçuşup giderek çevrede kendi yuvalarını kuracaklar...

Beşeri hayatın şeması da böyle çizilmiş. Devlet, başkanlık kadrosuyla birlikte halkın beslenme ihtiyaçlarını temin amacıyla ekonomiyi gazlayacaklar. Erkekler dışarıya gidip çalışacaklar. Getirdikleriyle de kadınlar, hanelerinde sofralarını hazırlayacaklar. Aktif hayat, biteviye böylece sürüp gidecek... 

Devlet politikaları, ister dış ticaretle ilgili, isterseniz pazarlama krizleri veya soğan patates darlığına çare aramak olsun, son tahlilde gastronomik tabiatlıdır. Bizim şiar ve prensibimiz ise, siyasetin dedikodulu çirkin batağına bulaşmaktansa, devletin halka karşı yüklendiği görevlerinin halk katlarında hissedilen savsaklamalarına karşı ricalini iğnelemektir...

“Üç gün evvel üç liradan ibadullah giden patates ve soğanı, sandıkların dökümü yapılır yapılmaz altı-yedi liraya fırlatan günahın kime ait olması gerekeceği” gibi, mesela...

     

 Bayar - Menderes’li DP hareketinin dinamik unsurları, İkinci Dünya Harbi günlerindeki emtia stokçularıdır. Helal haram demeden kasalarını dolduranlar, vatandaş olarak yönetilmek yerine egemenler olarak yöneticiliğe kalkıştıklarında, başlarında DP olmak üzere, çok partili demokratik (sözde) düzene geçildi...

 40’lı yılların karaborsacılarına şapka çıkartan soğan patates stokçularının pazar yeri soygunculuğu, Tarım BakanıFakıbaba’yı akıl fikir şaşkınlığına düşürünce, bu ahlaksızlık, bütün basın camiasının diline düştü...

 Kimin için?..

 Pazara çıktıklarında ancak yarım kilocuk patates ile geriye dönebilen kanadı kırık yoksul kumrular için...

 Oysa bakın stokçunun gurur duyarak yaptığı aşağılama yüklü iğrenç övünmesine,

 Erkekçe ortaya çıkıp fikrini ve düşüncesini açıkça ifade etmekten korkarak Fani’lik perdesi ardından sergilediği çirkefliğe! ....

 “Sayın yazar, yine Gastronomik olaylara değinmişsiniz. Unutmayın ki, Gastronomik emtiaya verdiğiniz değer, Gastronomik faaliyetten sonra posanın (sıçtığınız bokun) değeri kadardır. Bu dünyada da huzur yok çile var. Şu son ömrünü zikirle geçirsen artık. Bırak bu dünya işlerini..”

Nasıl, iyi mi?..

Her devir kendi zenginini yaratır. Atatürk devri, yoksul köylünün yırtık çarıklarının yanında Hindistan Müslümanlarının gönderdiği mali desteklerle temeli atılan İş-Bankası çevresinde toplanan Aferizmin birinci dalga devlet zenginlerini yarattı. Bayar-Menderes yıllarında kıçını ekonomiye yerleştiren vahşi kapitalizm, nazar boncuğu olarak o günlerde inşa edilen Şişli Camii ile kendisini tahkimletti...

Darbeler darbeleri takip ederken asker sivil iktidar kolektifleri, bir türlü dibine darı ekemedikleri Atatürk Cumhuriyeti karşısında siyaseten iflasa zorlandığında, Cumhuriyet sisteminin adı değiştirildi..

Başkanlık...

Başkanlık da olsa, hiç şüphesiz doğal teamül, alışkanlık, kurallar ve bunların cümlesini kucaklayan ve korkarız ki, kucaklayacak olan hukuk uygulamalarındaki nasır tutmuş açık kapı zihniyeti devam edecek...

Neticesi bizi değil Başkanı, Devlet Başkanını ilgilendirir...

Anaç babaç kumruların birlikte, bin bir tehlikeye karşı yavrularını gagalarından beslemeleri gibi, insan soyundan vatandaşlar da, yuvalarının istifçiler tarafından tahribini önleme amacıyla bunların şeytanlıklarına karşı ölümüne ter dökmeye devam edecekler...

Tabiidir ki Başkanlık da, yoksul ve kimsesiz kumrucuklarının hak ve hukukunu koruyup kollama amacıyla Gastronomik politikaya önem verecek...

Zira, 24 Haziran’da bu mükellefiyeti yüklendi...

Sözünde durur ya da durmaz, duramaz. Neticesi, yükü üstlenenin kendilerine aittir...

Bu arada başarıları için kumrucuklarından gelen hayır dualarına karşı bunların kıymet ölçümünde sindirim sonu posasını kıstas olarak kullanmaya kalkışan nankörler de, elbette ki, çıkacak...

İstifçi takımının Fani hıyarları gibi...

Öz olarak şunu demek istiyoruz...

Erken Osmanlı döneminde mal beyanında sınıfta kalanların kafasıyla birlikte emvaline de el konulurdu...

Dışarıdan alınan borçla, devlet kesesinden, Boğaziçi kıyılarına yalı diken son dönem Osmanlı paşalarından hiç değilse üçünün, kafasıyla birlikte emvaline de el konulsaydı, 

Muharrem Kararnamesiyle Koskoca Osmanlı Devleti batar mıydı?..

Buyurun, düşünerek hesap ediniz...

 

YORUM YAZ

  • fanifani4 ay önce
    Metehan isimli okuyucu. Lutfen yorum yapan insanlar hakkinda kehanette bulunmayiniz.Akil okuma gibi kehanetinizi profosyonel alanlarda degerlendirmenizi tavsiye ederim.Oncelikle sunu bilmeni isterim burada yazan yazar edeb dairesi icinde her turlu elestiriyi olgunlukla karsilimali. Ben akit gazetesinin diger yazarlarina da yorum yapiyorum. Oyle yazarlar varki yorumlarimi e-mail yolula cevapliyorlar. Ayrica size insanlarin anlama kabiliyetini kucumseyecek yorumlar da yakismiyor eger musluman birisi iseniz. Birakin yazar savarligi. Yazar elestirilemez mi? Yoksa sizde tek parti devrinin yandaslari migibimi dusunuyorsunuz. (Elestiri akildan bile gecirilemez ! ) Galiba biraz sizde okumusluk tahsillii olmak gibi hasletler de var.
  • TarihTarih4 ay önce
    Osmanlı nın batmasında en büyük etkenOsmanlıya sızan İngiliz casuslardır. Lawrance Araplar ı kışkırtarak Osmanlı nın yıkılışında etkili olmuştur
  • MetehanMetehan4 ay önce
    Adam okuyucu isteğine göre mi yazı yazacak sayin Fani. Yedin usturuplu cevabı otur aşağı. Bu yorum köşesini yanlış anlayan okurlara sesleniyorum. Yazılan fikriyata katkı yapın, fikrin sahibine çamur atmayın. Çok biliyorsanız yazmayı, hergün bir fikir üretmeyi bulun bir köşe kendinize bir gazetede tatmin edin kendinizi.Atilla Bey'e tavsiyem Türkiye'de yazdığını unutmaması. Bu dili anlayacak, tarih bilgisi kuvvetli, edebi sanatlara hakim, hatta bir anlamda matematikten anlayan komplike bir okuyucu maalesef ülkemizde nadir bulunan bir cevher. Yazılarınızı ilkokul seviyesi üstüne çıkarmayınız sayın beyfendi.
  • Ercan GüvenErcan Güven4 ay önce
    Atilla ağabey Allah kaleminize güç kuvvet size de sağlık ve afiyet versin yine döktürmüşsünüz. Sizi tanımayanlar varsın posa ile uğraşsın onların dünyası da demek ki posadan ibaret. İnşallah yok kanun yap kanun aşamasına gelmeyiz.
  • fanifani4 ay önce
    Temel Karamollaoglu ile ilgili yorumlari neden yayinlamiyorsunuz. Bu ulkeye en buyuk ihaneti yapan kisiden bahsediyorum. Saadet Partisine gonul vermis bircok mutedeyyin,masum insanlari kasdetmiyorum. Yakin zamanda Temel Karamollaoglu hakkinda enterasan bilgiler ortaliga dokulurse sasirmamak lazim.
  • Ayşe Ayşe 4 ay önce
    Yazar bey üzülme yin herşey olacağına varır ALLAH seni de bizi de başkanı nida imtihan ediyor su fani dünyayasadece yemeye gelmedik zikire ibadetler yapmayayüce rabbim izin şeriatın da yerine getirmeyememur uz kalın sağlıcakla
  • FaniFani4 ay önce
    Sayın yazar, yine Gastronomik olaylara değinmişsiniz. Unutmayın ki, Gastronomik emtiaya verdiğiniz değer, Gastronomik faaliyetten sonra posanın değeri kadardır. ...