• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
  • VAV TV CANLI YAYIN
Atilla Özdür
Atilla Özdür
TÜM YAZILARI
12 Nisan 2021

Emekli amiraller…

Son zamanlarda gerek Kanal İstanbul, gerekse Uluslararası Antlaşmaların iptali yetkisi kapsamında Montreux Sözleşmesi’nin tartışmaya açılması endişe ile karşılanmaktadır” ile başlayan emekli Amirallerin” halka ve siyasaya uyarısı, “Gelirler haaaile devam ederek, Mavi Vatan’daki hak ve menfaatlerimizin korunması için Atatürk’ün gösterdiği yolda canla başla çalışan cefakâr Türk Denizcilerimizin yanında olduklarını belirtip, son noktayı koyuyor...

Kanal İstanbul lafı ortaya atılınca, bunun tamamlayıcısı olarak Montreux lafı belirdi.. Boğaz, uluslararası bir suyoluydu. Şartları uygun düştüğünde her türlü araç, ücret ödemeden bu yolu kullanabilirdi. Böyle sanılınca, kanalın sahibi de Boğaz’ı kapatır,  sadece ücretini ödeyene, kullandırırdı.

Çağımız, bedeli ödenerek yaşanılan paraya akuple modern bir çağdı. Bu proje de, Türkiye için gökten inme büyük bir kazanç kaynağı olacağına göre! Doğrusu da bu idi..

 İstanbul Sözleşmesi’nin bu kadar vazgeçilemezliğine rağmen, bundan nasıl boşanılarak çıkıldıysa, Devlet Başkanları Tayyip Erdoğan da Montreux’dan öyle temizlenecekti. Aşırı tutkunun siyaset âleminde yaptığı tahribatları bilmeyen/bilemeyen sevdalılar, neredeyse kılıç çektirecekleri Devlet Başkanını Montreux’a göndereceklerdi. 

 Bu arada; bir de muhtemelen ne yaptığını bilmeyen bir bahriye zabitinin sarıkla modernize ettiği üniformasıyla şeyhini ziyareti, bunun da bir proje olup olmadığı bilinemezse de, eski askerlerin Kemalist duygularını kaynatıverdi..

Amacında laik bir siyasi yapıya çirkin düştüğünü belirtmek de olsa, üslup itibariyle siyasayı “gelirler haa” korkutmacını yüklenmiş bildirinin, “Yazdık hayıra, Mevla kayıra” diyerek meraya salıverilmesi, hem de gecenin karanlığında, toplumu, haklı olarak pirelendirdi.

Emekli amiraller de aynen belediye temizlik işçileri, Boğaziçi Üniversitesi direnişçi hoca ve talebelerine benzer birer sivil kişidirler. Kamuya sundukları bildirinin, zaman zaman tek başına bildiri formunda hazırlananı veya, onar yıl arayla yapılan yönetime fiilen el koyma saldırıları gibi, geçmişte halkın yerine gelip iktidara oturan darbeci üslubuna benzerliği, kamuoyunda, darbeye davet algısını oluşturdu.. 

Mesela: “TSK ve özellikle Deniz Kuvvetlerimiz son yıllarda; çok bilinçli bir FETÖ saldırısı yaşamış ve çok değerli kadrolarını bu hain kumpaslara kurban vermiştir. Bu kumpaslardan çıkarılacak en önemli ders; TSK’nın, anayasanın değişmez, değiştirilmesi teklif edilemez temel değerlerini titizlikle sürdürmesi zaruretidir.”

Malkara Keşan, hoppala paşam. Ne gerek vardı bunca teferruata?..

Ana babaları, trafik disiplininde çocuklarını eğitirken, yoldan karşı kaldırımlara canlı geçişlerle talim ettirirler. Alış verişlerimizde de riayet edilecek kendine has kurallar bulunur. Bakkaldan ekmek almada da delerimizin hareketlerinde dini öğretilere has alışkanlıkları bulunmaktadır. Tutarız ellerinden çocuklarımızı, içki satmayan dükkânlara götürüp ekmeğini ve çikolatasını oralardan almaya alıştırmak isteriz. Temel insan hakları üzerinde ahkâm kesenler için bu hareket, belki ayırımcılık olup ırkçılık sayılabilir. Ayırımcılığı geniş platforma yaydığınızda, kamusal alanlardaki kadın ve erkek helalarını ayırmak gibi âlemşümul bir işkence pratiği ortaya çıkar..

Neden yerlisi varken ve Uludağ’dan da fışkırmışken, Fransa’dan ithal memba suyu içecekmişim, Atatürk Cumhuriyetine ihanet değil midir, bu züppelik?

İmamlarımızın da hutbelerinde Müslümanlara aynı uyarılarda bulunmaları gerekir. Lakin bunlardan hoşnut olmayanlar hemen Atatürk’ü ellerine alıp, gitti laiklik diye sapıtırlar. Oysa kadınlara cenaze namazları hem gereksiz hem de erkeklerle birlikle en baş sıralarda yer almaları caiz değildir.

Şimdi kalkıp da Kaftancıoğlu’nu, yaptığı bu yanlışlığın tekerrüründen koruma amacıyla bir laf etsek, ne Atatürk kalır hakaret etmediğimiz, ne de laiklik ve cumhuriyet, küfredilmedik.

Atatürk bilinmesi gereken bir gerçeğe göre İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne bağlanmış bir Osmanlı subayı idi. Günümüz Harbiye mezunlarında da bu bağın etkinlik gücü bulunmasa da, müzelik bir irsiyet bağı olarak tarihin raflarında yer alıyor. Bu bağın ifrata varan hissi veya üstünlük duyguları, ola ki, kendilerini sürüklemiş olmalı, siyasete bir dikkat çekme amacıyla.. 

Nitekim çekmiş de olunmalı. “Gelebilirler” gibi. Zira, bidayetten beri gele gelene darbeciler hiç bıkmadı..

 İstenilirdi ki, uzmanı oldukları alanda. 12 Adalar ve  Doğu Akdeniz haritalarına göz atmaktan  utandırıcı bir hüznün karanlığına karşı bizlere umut ışığı olmaları..

Hangi kanala gidilse emekli Amiraller grubuna 12 Adalar ve Meis Adası üzerlerindeki gaspedilen haklarımızın talep edilmesini gerektiren çevre şartların oluşturduğu zaruri  mecburiyet, seri tartışmalarıyla, şahsi hayatları için bir sonbahar mutluluğu vereceği de kesindi.. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Filinda

Üstad güzel yazdiniz.. Güzel hülasa ettiniz. Hülasanin hülasası, bu değerli tekaüt paşalarimiz , günümüz geçer akçe tabiri ile , KAYITDIŞI SİYASET yapiyorlar.. Yalniz latifane belirttiğiniz, " yazdik hayira Mevlam kayira " öz deyişi onlarin raconuna ters.. Hatta iktidarda tasvip etmedikleri bir parti bulunmasi hasebiyle, " Hayır" kelimesi bile namüsait.. ramazaniniz mübarek olsun..
  • Yanıtla

Mustafa

Vekiller saltanatı bitmeden emekliler saltanatı bitmez. Bitsin devletteki lüks hastalığı tüyü bitmemiş yetimin hakkını lükse harcatmayın. Acil devlet elindeki bütün lüks arac satışa çıkarılsın lojman lüksü bitsin Lükse hayır kanpanya si başlatın öncü olun
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23