THY- Euroleague

Ekmek…

11 Ekim 2018 Perşembe

Köylünün ekmeğiyle şehirlinin ekmeği bir olur mu?

Bir zamanlar ayrı ve farklı olup birbirlerine benzemezlerdi. Mutlak yoksulluk modundaki köylünün ekmeği, kabuğu alınmamış buğday unundan fırınlandığı için, kuvvetli ve besleyici olduğu için, nisbi yoksulluğun pençesi altındaki şehirlinin beyaz ekmeğine benzemezdi. Zamanla demokrasi gelişip cemiyet hayatımızın derinlerine doğru yerleşince köylü de, Marshal yardımının altında ezilerek “çiftbozan”oldu. Şehirliye benzeyerek onunla eşitlendi. Bu eşitlenme, Bayar Menderes ve onu takiben 27 Mayıs sonrasının eseri gecekondu çağına gelince, köylü, oyu ile birlikte ekmeğiyle de şehirliyle tam benzeşti...

Şimdi, dağdaki çoban ile şehirdeki şarkıcı ve rakkaselerin oyu her ne kadar benzeşmişse de, nisbi yoksulluğun hüküm sürdüğü şehirlerde ekmekler arasındaki sınıf farklılığı yine de düşük dozda da olsa, varlığını sürdürüyor...

Köylü, “Çiftbozanlıkla” efendileşince, midesini şehir fırınlarında mayalanan çok katkılı kar beyazı ekmekle doldurmaya başladı. Köy evlerindeki aile fırınları yıkıldı, köy bakkalları şehirlerin katkı yüklü beyaz ekmeğinin istilasına uğradı... 

Genelliğinde her toplumda olduğu gibi, ülkemizde de yoksullukta ikili yapı farklılığı bulunmaktadır. Mutlak yoksulluk ve nisbi olanı. Birisi, asgari seviyeden gıda ve diğer zaruri ihtiyaçlarını karşılayabilir maddi gelirden yoksunluk. Diğeri de, her ülkede ya da ülkelerin değişik bölgelerindeki, komşularına nispet konfor ve hayat tarzı farklılığı...

Köylü ekmeğiyle şehirli ekmeği arasındaki muhteva, renk ve besleyici farklılığı, gelişme ve kalkınma politikalarındaki başarı nispetince ortadan kaldırılmış. Amma, ince elekli süzgeçlerden bakıldığında, bu farklılığın yine de devam etmekte olduğu görülür...

Mutlak yoksulluk çemberine sıkıştırılmış vatandaşın beyaz ekmeği, ticaret serbestliğinin sözde hükümferman olduğu memleketimizin büyük şehirlerinde devlet müdahalesine uğruyor. Lakin, ayni devlet ve mevzuatı, nisbi yoksulların ayrıcalıklı tercihlerindeki mayası, muhtevası ve yapısıyla fiyatı da farklı ekmeğin hiçbir kenarına köşesine karışmıyor, karışamıyor...

Market denilen büyük bakkaliye mağazalarında satılan çeşit türden ve rengarenk ekmeklerin fiyatlarına ve ağırlıklarına halk yararına narh çeken bir valinin ne sesi duyulmuştur ne de kendisi görülmüş...

Ankara’nın beyaz ekmek çıkaran fırıncıları meslek odaları kararıyla ekmek fiyatlarına yüzde yirmi beş nispetinde zam yapmışlar. Bu zam fazladır, değildir, ayrı bir konu. Adamlar hesap kitabını yapmış ve el alemin yaptığı gibi, zammı yerine oturtmuş...

Kemal Derviş’ten miras ekonomi modeline göre, fiyatları arz ve talep eğrileriyle pazarda belirginleştiren Friedmancılığın küçümencikleştirdiği siyasi idare, Pazar ekonomisinin kitabiyatına göre aslında pazara müdahale edemezdi...

Amma vilayet, yerel seçimlere giderden ekmek obur mutlak yoksul seçmenlerin yararına, fırıncılara ‘HAYIR” çekerek, zamma karşı geliyor...

Nisbi yoksulların ekmeğine gelince ki bu ekmekler, çeşitli ağırlıkta olmak üzere değişik renkte, farklı muhteva ve fiatlarla büyük bakkaliye mağazalarında serbestçe satılıyor. Hükümetin valileri de, bu serbestliğe ses çıkarmıyor, çıkaramıyor...

Niye zararlı beyaz ekmeğe narh da; neden, dört beş kaymelik renkli, zengin ekmeğine serbestlik!...

Devletin, hükümetleri veya belediyeleri eliyle ekmek işine denetici ve düzenleyici sıfatıyla karışabilmesinde gerekçe,

Sadece bir tek olmalıydı, sadece bir tek...

Mutlak yoksulluğun ızdırabıyla kıvranan köylünün de yemeğe mahkum kılındığı iki yüz gramlık ekmek, niye okkalıkmış gibi koskocaman görünüyor ve niye süt gibi bembeyaz ve niçin hamurhanelerinde de hamam böcekleri, bayram ediyorlar!

Devlet, sadece ve sadece bunlar için fırın kapısından içeri girebilir, terazisine karışamaz. Derviş’in kuralları böyle...

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • KemalKemal2 ay önce
    Bence sorun fırıncıda değil un üreticilerinde devlet neden un üreticilerine müdahale etmiyor ekmekteki bütün sıkıntılar buğdayı una çeviren fabrikalarda ekmek zammıda uncuların yüzünden devlet buna baksın
  • aa2 ay önce
    Allah babana rahmet etsin,sana da.
  • ŞaşkınŞaşkın2 ay önce
    Sayın Yazar, yorum deyince akla genel olarak "eleştiri" ve "katkı" gelir. Sizin seçtiğiniz konuda, birilerine "yaranma" kaygısı olmaksızın "eleştiri" ve "katkı"ya bile yer bırakmayacak bütünlükte yazılar yazmanız gerçekten çok değerli. Teşekkür etmekten öte söyleyecek söz bulamıyorum, çok çok teşekkürler!..
  • Mustafa KöseMustafa Köse2 ay önce
    Ekmek , Ramazan'ı oruç tutma ayı değilde yemek yeme ayına çevirdik . Çöp yakınlarındaki direk ve duvarlara bayat ekmek asma ramazanda zirve yaptıran bizler . Ne yesekte aç kalmasak diye sahatlerce sofradan kalkmayanlar olarak diyorum ki ekmek on tl olsun . Bir paket sigaraya on lira verenler ekmek zammından korkmasın . Peki ne oldu serbest ekonomiye neden market neden pazarlar denetleniyor da bu işin başları holdingler şirketler denetleniyor. Ekmek on lira olsun azmis bir milleti teneşir paklar

Günün Özeti