• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
  • VAV TV CANLI YAYIN
Atilla Özdür
Atilla Özdür
TÜM YAZILARI
25 Şubat 2021

Devr-i sabık yaratmamak …

Ustasına sormuşlar. “Fakir, niye fakir oluyor?”

 O da cevabını vermiş. “Çalmasını bilmediğinden…

 Doğrudur. Müslümanlar, on dokuzuncu asra kadar Müslüman olarak yaşadıklarından, medeni ve helalinden zengin bir toplum haline gelmişler. İpek yolunun önemini yitirmesini takiben ticaretteki tıkanmalar, Osmanlı toplumunun gelir kaynaklarını yavaştan yavaşa kurutmaya başlamış. Ekabir takımı hayat tarzında daralmaya pek yanaşamayınca, bilhassa devlet ricali, şer’i hukukta çizgi ihlaline meyletmiş. Günümüzün Türkiye Müslümanları gibi, Müslümanlığı ikili bir anlayışa almışlar. İnançta imanın belledikleri sayıdaki şartlarına tutunup, beşeri münasebet ve muamelattaki cebri  ibadetten uzaklaşmışlar..

Osmanlı, bir devlet idi. Bunun şemsiyesi altında yaşayanlar da, bugünün deyimiyle vatandaşları. Bunların küçük bir bölümü idari mekanizmada asker. Bir kısmı da bürokraside devlet erkanı ve eğitimde hoca ve tekkelerde allame.. Halkın hemen tamamı da, köy ve kasabalarda çiftçi ve esnaf. 

Köy ve kasaba halkı her ne kadar müslüman idiyse de, günümüzün Türkiyelileri gibi aralarında tefecilik yoluyla büyük servet edinenleri de çıkmış. Devlet, daha henüz çözülmediğinden, haram yoldan elde edilen haksız iktisapları istirdat ederken bunların kafalarını almaktan da geri kalmamış. Ortaçağın çözülme devrinde ihracatı tıkanır, gelirleri azalır ve hayatı idame için Devlet-i Aliye, bürokrasi eliyle başlar borçlanmaya…

Borçlanma, saraylaşmaya yönelir. Saraylar, bürokraside yalılaşmaya dönüşür. Osmanlı-İngiliz Ticaret Anlaşmasıyla birlikte iktisadi hayat da, son bulur.

Halkın canını kanını emen tefeciler gibi, kamu kaynaklarından büyük servetler edinen bürokratların da kafaları alınır. Ne ki devlet, Duyun-u Umumiye ile iflasını ilan etmiştir, sonu Sevr’e çıkan 1914-1918 batağında boğulmaktan kurtulamaz..

Cumhuriyet idaresi, her ne kadar İslam’dan çıkarak Batının kültür ve ahlakını benimsemiş olsa da, bunların hepsi lafta kalmış. İktisadi suçlarda ne kafa almaya gönlü razı gelmiş, ne de yağma edilen değerlerin istirdatı aklına gelmiş.. 

Adnan Menderes’in, iki lafının arasında CHP’ye verdiği “Devri Sabık Yaratmama Garantisi” bu gerçeğin belgesidir. 

Son örnekleri de, iki başbakanın birbirlerinin zimmetlerini temizleme amacıyla Mecliste tertip ettirdikleri gensorularla karşılıklı olarak birbirlerini sözde milli iradeye pir-i pak ettirdikten sonra, felsefede sağcı inançta müslümanlıklarının en mutlu anlarını yaşamaya başlamışlar..

Kısacası, memleketimizde ar namusun kalmayışı gibi, insaf ve merhamet pınarları da kurumuş…

Doğu bölgemizde bir ilin belediye başkanı, komünist partisinden seçilmiş. Demokrasi mi diyorsunuz, fikir ve düşünce hürriyeti mi? İşte buyurun, şimdi her ikisi de mevcut ülkemizde.. Komünistliği bize şöyle tanıtarak öğretmişlerdi.

Mülkiyet hakkı yok, her şey hem devletin, hem de müşterek. O kadar ki, kadınlar bile.

Yalan söyleyerek, aldatmışlar milleti..

Dizi filimlerine bir bakın. Dizileri yapanlar, satanları ve onları seyreyleyip bakanlara komünist diyebilir misiniz?....

Komünist başkan, belediyesinin evvelki yılın milyon liraları geçen ikram ve hediye harcamalarını, geçen yıl üç beş bin lirayla rahat rahat halletmiş.

Buyurun..

Doğru ve gerçek ise de buyurun, hava atmak için uydurmuş ise de, yine buyurun…

Kim buyursun? 

Tabii ki, muhalefet değil!..

Ton balığı, palamutun benzeri, orkinos’tur. Tıpkı uskumrunun kolyoz’a benzemesi gibi. Ton balığının irilerinden konserve yapılır. Palamutun büyüklerinden de tuzlanarak lakerda..

Ton balıkçıları birisi Çanakkale’de diğeri de Bursa’da olmak üzere iki tanedir. Sahipleri AKP’li midir bilemem. Amma muhafazakar camiadan olsa gerek, çünkü malının itibarını düşürmek için dünya aleme ilan etmişler.

Gerçek Gündem”, konservelerin fabrikada paketlenişini haber yapmış. İşçi kadınlar balıkları çıplak elleriyle salamuryalı kutularına döküyorlar ve yağlayıp ballayarak torbalarını kapatıyorlar. Pek önemsenecek bir manzara değil. Eskiden fırınlarda ekmek hamuru ayakla çiğnenerek yoğurulurmuş. Şimdinin makina devrinin insanı, hijyenlikte solda sıfır..

 Gerçek Gündem, CHP taraftarı bir haber kaynağı. Ton balığına ters taraftan asılmış. CHP de, kendi ifadelerince sol görüşlü bir parti. Madem ki solcu idiler, balığın kendisiyle değil, balıkla uğraşan işçi kadınların hallerine eğilmeliydiler.

 Çalışanlar silme köylü kadın. Kadıncı solcular buraya bakmalı. Malum, kadın, emeğini sömürenlerle pazarda parasını çalanların birikim pınarıdır. İstismarı da pınarın başındakilerce yapılmaktadır. 

 Var mı bunların kayıtları kuyutları, ödeniyor mu özlük hakları, mevcut mu ve dahi çalışıyor mu işyerindeki var sayılan sağlık ve emniyet sistemleri?

 Yok efendim kadın yarım insan demekmiş, kadın cinayeti imiş, poliste kadınları çıplak soyuyorlarmış, vs, vs....

 Gidip bakın, ton balıkçının atölyelerine, manzara oto lastik tamirhanelerine benziyor. Kayıtlı işçi nispeti de taş çatlasa onda bir..

 Kadınları soyuyorlarsa işyerlerinde patronları tarafından soyulur, karakollarda değil… 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Ömer

Maalesef israf özellikle belediyelerde istisna hariç diz boyu . 
  • Yanıtla

Ustasına sormuşlar. “Fakir, niye fakir oluyor?”

Millet aç, aç..
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23