• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Atilla Özdür
Atilla Özdür
TÜM YAZILARI

“Akit’te ne işimiz var”mış!

21 Haziran 2021
A


Atilla Özdür İletişim: [email protected]

Hoca Ahmet Maranki son yazıların birisinde ağırlığını, Hz. Ömer’le noktalamış. Buradan Devletin bekasına yönelik örnek alınması için gerekli gördüğü hayati önemi haiz birkaç kuralın tebligatında bulunuyor..

Geç kalmış olsa da, iyidir..

Türkiye’de, bilhassa son aylardaki hadiseler dolayısıyle kaleme aldığı bu yazısında, “devlet nizâmında Hazreti Ömer adaletinin” bazı önemli hususatını, satır başlarıyla kısaca şöyle sıralıyor..

Akraba kayırmacılığına son verilsin..

Haksız edinilen servetlere el konulsun..

Kamu mallarını torbalayıp götürenlere ağır cezalar verilsin..

Zulme ve haksızlıklara uğrayanlara serbestçe hallerini arz için, izin verilerek imkan sağlansın…

Çağdaş anayasalı düzenlerin takip ettikleri siyasette de bu böyledir. Parlamenter sistemin bunu başaramadığı iddiasıyla Başkanlık sistemine evrilişimizin sebebi de, bunlar idi sanırız… 

Oysa, 

“Kanal İstanbul” konusu da dahil, referandumlarında iktidardan farklı düşünenlere “gezicilik” yüklendi, “CHP’li” denildi ve “Feto sevicisi” damgaları vuruldu.. 

Muhafazakar mahallesinde, hassaten “Akit” topluluğunda hiç birimizin “Yukarısı” için art düşünceli olduğumuz iddia edilemez ve düşünülemez bile. “Yukarının”, safiyet ve samimiyetimizi bilip inanmasına karşın, tabandaki okuduğunu anlamaz goygoycunun gözünde ise, mesela kendim için belirtiyorum, “Akit”te ne arıyorduk! Gitseymişik ya Cumhuriyet’e, Hürriyet’e veya Sözcü”lere..

Dolayısıyle, en azından benim için yapılacak iş, diyeceklerimizi, kızımızın üzerinden gelinimize postalamaktı. 

Fırat kıyılarında keçisini kaybeden köylünün derdiyle dertlenme hikayesi, hemen her vesileyle dile getirildiğine göre demek ki “diyorduk”, yine hemen herkesin Hz. Ali’nin adalet kurallarından duyup işittikleri bazı bilgileri mevcuttur...

Dememiz, “Yukarıdakilerin, aşağının hal-i pür melalinden haberi yoktur”. Hayır asla..

Amma beri yanda gelir dağılım dengesi de günden güne feci ve korkunç bir hızla derinleşerek genişliyor!..

Bu tersine denge neden ve niçin?

Yukarıdan bir mebus, elinde bir bardak temiz çeşme suyu ile çıkıyor er meydanına..

İlan ediyor, “Bu su Ergene’nin suyudur. Zehirli diyen münafıklara duyurulur”..

Oysa, suyun yolu nehir, işte şuracıkta. Akamayan, suları pelteleşmiş bir katrana benzeyen haliyle tarım ürünlerini zehirliyor. Trakya’nın orta göbeklerinde..

Kimin, hangi sınıfın çıkarına?

Türkiye ahalisi, zeytinyağına erişemediğinden çiçek ve karma yağlara yöneliyor. Çiçek ise, ağırlıkla ithal, yerlisi de hacmen Trakya’nın kooperatif yağı. Ergani’nin güya suladığı toprağın ürünü. 

Trakya, ayni zamanda Türkiye’nin buğday ambarı. Haydi yağını, etiketindeki menşeine bakarak almayabilirsin, fakat, ekmeğini yediğin buğday, hangi toprağın ürünü!.. 

Ankara, her şeyden evvel, düşünce ve ifade özgürlüğü zemininde aşağıdakilere, “Kanal İstanbul” ile Ergene arasında önem – mühim kıyaslama serbetliğini tanımalıydı..

Bir kanal, acaba kaç Ergene’yi adam ederdi?

Konu Maranki üzerinde açılmışken, ayni çizgide devam edelim.

Son yıllarda her derde devacı dolandırıcılar, ekranları işgal ettiler. Halk denize düşünce, bunlar da yılan gibi sokuldular.

Patatesli domates macunları, limonlu ısırgan otu şurupları ve ilahiri çeşit türlü mucize müstahzarat beş alırsan iki liraya, ibadullah. Eski neslin dolandırıcıları Galata Köprüsünün yanında İzmir Konak meydanındaki saat kulesini satardı. Satıcıları ayni, emtiaları farklı. Aynen, eşeklerin semerleri arasındaki fark gibi..

Bu konuda Tıbbı Nebevi alanında çalışmaları bulunan ilim adamlarının bila ücret konuşmaları, tavsiye ve izahatları da ara sıra kopyalanarak yer alıyordu, yine ekranlarda.

Sahtekarlar, davullu zurnalı, şarkılı türkülü ve de köçekçeli tezgahlarında, muhterem hocalarımızın birer ikişer hırsızlama görüntüleriyle, akılları sıra, kendilerine inandırıcılık zerk ediyorlar.

Prof. Erkan Topuz ve İbrahim Saraçoğlu’na ilaveten birkaç kez Maranki hocamızın da resmini ve sesini işiterek seyrettik.

Ankara da, seyrediyor olmalı. Bilmiyoruz, denize düşenlere ne yapmalı!?

Yapılmaya çalışılıyor amma, yılların tahribatı, kolay temizlenemiyor.. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Yaşar özdemir

Dilinize sağlık sizin yazılarınızı okumak ayrı bir zevk. Teprikler

ŞEREF

Hocam çok iyi niyetlisin de işler bildiğin gibi değil. Bütün bu yolsuzluklardan üsttekilerin haberi olmadığına inanıyor musun? 
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23