Aile hekimliği üzerinden...

06 Aralık 2018 Perşembe

İnsanoğlu, gece yatağına, gündüz helasına girdiğinde kendisiyle özdeşleşerek düşünmeye başlıyor. Umuma açık helaların genellikle mandalları kopuktur. Ya “boş” diyerek biri içeriye girerse!...

En güzel ve derin uyku, karanlık odada oluyor. Bunun da kolayı, yorganı kafaya çekmekte. Lakin, gözler kapansa da nefesler kesiliyor...

Zira, oksijen tükenmiş, karbon gazı yorgan altını doldurmuş.

Gözler, çenenin yerinde olsaydı, ne rahatlık olurdu...

Tövbe, bu ne ki! ...

Nasreddin Hoca, gökten düşen cevizi kafaya yediğinde anladı ki, neden ceviz ağaçta yetişir de, kabak, yerdeki yeşil otun üzerinde!...

Bizimkisi, haşa Allah’ın değil, devletin işine kafayı takmak...

Buyurun....

¥

Aile Hekimleri Federasyonu, bir açıklama ve duyuru yayınlamış, oradan öğreniyoruz...

Şimdiye dek aile hekimliği hizmetlerinin bütün personel ve donanımıyla birlikte devlet tarafından yerine getirildiğini sanıyorduk.. Eskiden öyle imiş. Yeni düzenlemeye göre, mülkiyeti devlete ait ocakların bir kısmını bulundukları yerde bırakılıp, diğerlerini de yine kamuya ait başka mekanlara devlet, doktorları eliyle kira karşılığı, buralarda halka hizmet vermeye başlanmış...

Çok karmaşık ve çok da akıl ve mantık dışı bir işgüzarlık...

Devletin bu ocakları, şimdiki adıyla Aile Sağlık Merkezleri, genel ihtiyaçlarının karşılanmasında, her halde kadro ve kapasitelerine göre olacak, “Cari Harcamalar Ödeneği” adı altında belirli miktarda verilen devlet avanslarını kullanıyorlar...

¥

Nasreddin Hoca, ceviz üretiminde Allah’ın işine karışmaya benzer bir düşünce anaforuna kendini kaptırınca, yukarıdaki ağaç dallarından kafasına yediği bir ceviz darbesiyle silkinip doğrulduysa da, bizim ukalalığımız, devletin işine burnumuzu sokmada...

Sağlık ocaklarının yetkili çevirgenleri, her kim ise, yönetimini üstlendikleri Sağlık Merkezlerinin tüm cari harcamalarıyla birlikte sanırız doktorların maaş ve ödeneklerini de, kendilerine emaneten verilen devlet avanslarıyla karşılıyorlar. Yerleştikleri kamu mülkiyetindeki gayrimenkullerin kiralarını da, yine sahibi olan devlete bu avansdan ödüyorlar...

Kestirmeden gidersek, şöyle bir manzara ile karşılaşıyoruz.

Kamu devleti, yüklendiği kamu hizmetlerini, yine kamu adına ve kamu mülkiyetindeki alanlarda açtığı “sağlık dükkanlarında” yerine getirirken bu amaçla yapılan harcamaları, kamu tarafından yine kendilerine emanet edilmiş kamu avanslarıyla gerisin geriye yine kamu devletinin kendisine ödeniyor...

Yani, kafalardaki kulaklar, omuz başlarındaki kollar vasıtasıyla çaprazlamasına gösteriliyor...

Doktorların ve hemşirelerin aylık maaş veya ücretleri hangi çapaya bağlanarak tespit ediliyor?. Kamuya ait Sağlık Bakanlığındaki kadrolarına mı, kıdemlerine veya katsayılarına mı yoksa, dükkanlardaki parça başı performanslarına göre mi?...

Eğer, parça başı performansı esas alınıyor ise, reçete yazdırmaya gelen beher parçanın da bir ücret ödemesi gerekirdi. Oysa bu dükkanlardan bugüne dek benden tek kuruşluk ücret talep edilmedi. Demek ki, devletin sağlık sıhhat dükkanlarına taktığımız borçlar daha kaynağında iken maaşlarımızdan kesiliyormuş. Çok ayıp bir şey olurdu...

Aile doktorları, bakanlık kadrolarındaki pozisyonlarına göre memur maaşı alıyor iseler, bunca telaşeye ve karmaşaya ne gerek. Anayasa gereği hizmeti veren devlet. Dükkanlar devletin binalarında. Fiilen çalışanlar devletin adamları. Hizmetten faydalanan hak sahibi kişiler devletin vatandaşları. Kapatırsın ocakların işletme defterlerini olur biter...

Eskiden ne güzeldi. Her mahallede bir sağlık ocağı vardı. Mahalle halkı gider reçetesini alıp döner eczanesine. Ücretine gelince, yok öyle Ziraat Bankasına git öde, dekontunu al getir. Uzun havaya ne gerek. Paraysa, al beş kaymeyi ver makbuzunu eline...

Hepsi bu kadar. Parası yoksa biriktirsin, toplasın gelsin! ...

Yoook, eğer doktorların kazançları “sağlık sıhhat dükkanlarındaki” parça başı reçete sayısına göre hesaplanıyor ise, yandı gülüm keten helva. Birinci sınıf vatandaşların ultra lüks rezidanslı bölgelerdeki dükkanlı doktorlar sinek avlıyorlar...

Neden mi? İstanbul Şişli-Nişantaşı-Ataşehir gibi sağlık dükkanındakimüşteri kesafetinin, bölgelerin nüfus yoğunluğuna nispetin binde bir oluşundan...

Oysa, üçüncü beşinci sınıf yerleşim bölgelerinde, reçete yazdırmaya gelenler, dükkanlara sığamıyor...

¥

Aile hekimleri diyorlar ve istiyorlar ki, Türkiye’nin kamu müesseseleri, yani devletin bizatihi kendisinin, uhdelerinde bulundurdukları kamu mülklerini kiraya verdikleri kamu doktorları tarafından işletilen “sağlık dükkanlarına” önümüzdeki yıl için talep ettiği %46’lık kiralara zam talebini geri çeksin...

Valla ben ne kamucuyum ne de özelci. Kesme şekerini bulduğumda kavanozuyla götürürüm. Erken yatar erken kalkarım. Coca cola içmem, sofralardan da doymadan kalkarım. Kim ne halt ederse etsin, bana göre hava hoş...

Sadece merak ederim...

Dükkancılar, mal sahiplerinin isteklerini kabul etmez ve halen ödemekte oldukları kiraların da üzerine yatarlarsa ne olur?

Devlet, icraya mı baş vurur, doktorları kulaklarından tutup sokağa mı fırlatır, yoksa, YANILMIŞIZ diyerek kafasını taşlara mı vurur? 

Böyle düşünüyorum diye inşallah, kafamıza ceviz tokmağı indirilmez...

Şunu demek istiyoruz. Türkiye’mizde, kapitalist ülkelerde olduğu gibi, zamanın gerçeklerine uyulmuş ve kamuya ait bila ücret olması gereken sağlık sıhhat hizmetleri, metalaştırılarak, ücreti mukabili ihtiyaç sahiplerine satılır hale getirilmiştir...

Hayırlı ve bereketli işler diyeceğim amma istemem. Zira avukatların işi iyi ise, memleketin hali düşman başına. Hastanelerle doktorlar ve eczaneler bayram ediyorlarsa, mezarcı kıtlığının eli kulağında...

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • CevdetCevdet8 gün önce
    Yaşlı Doçent arkadaş, yazıyı Atilla Özdür'e değil, Cumhurbaşkanına yazmalısın. Bu arada yeni kurulan üniversiteler mevcut üniversitesinde prof kadrosu bulamayanlar için kuruluyor oralara bak. rektörü ayarladın mı iş tamam.
  • vatandas sabrivatandas sabri9 gün önce
    Hayır efendim bilakis sevinirler .onlarin derdi memleket .millet .değil.hokumeti yıkmak kaos çıkartmak .adama sormazlarmi elinde her turlu imkan varikenneden pkk ile feto ile mucadeleetmedin .şimdi çek çek çek yurttan sesler .bunlar derindevletin .Ergenekon .batı çalışma grubundan kalmaları .darbeci zihniyet güçleri milletin seçtiği hokumetegecer .darbe yapmak .nota vermek .e muhtıra vermek .meşru siyaseti dizayn etmek .bunların emperyalist .demokrasi .Cumhuriyet .laiklik .kurucu liderleri .alakaların yoktur .maskeli balo oynuyor halkı kandırmak çalışıyorlar .allah muhafaza ellerine fırsat geçmesini ülkemiziSuriye'den .iraktan beter yaparlar .şuraya bak sen askerin senin adamın ppk .dhpk .ile işbirliğiyapıyor .sizmilleti köralemi aptal mi sanıyorsunuz.yazıklar olsun .
  • Yaşlı DoçentYaşlı Doçent9 gün önce
    Sayın Cumhurbaşkanımız; Doçent olduğumuz gün, emsallerimiz hangi dosya ile Profesör oluyorlarsa, biz de aynı dosya ile Profesör olmak istediğimizi; deneyim kazanmanın murat edildiği 5 yıl Doçentlik kadrosunda boşuna kalmak istemediğimizi; 5 yılın 5 katından fazla Üniversitemizde öğretim elemanı olarak çalışıp, 10 binlerce öğrenci mezun edip deneyim kazandığımızı; Üniversitemizde Doçentlik kadrosunu almak için gerekli olan puanın 5 katından fazla bir puanla Doçentlik kadrosunu aldığımızı; emeklilik yaşımızı geride bırakıp ömrümüzü verdiğimiz Üniversitemizde, Profesör olmak için 5 koca yıl beklemememiz gerektiğini; dosyası dolu ama ömrü de dolu Yaşlı Doçentler olarak, Profesör olmak için, zaman sınırı olmadan, dosyamızı Doçent olduğumuz Üniversitemize sunmamıza kapı aralamanızı sizden istirham eder, saygılarımızla taleplerimizi arz ederiz: A-)1-5 yıl öğretim elemanı olarak çalışmış bir Doçent 5 yıl sonra Profesör olabilmelidir. B-)5-10 yıl öğretim elemanı olarak çalışmış bir Doçent 4 yıl sonra Profesör olabilmelidir. C-)10-15 yıl öğretim elemanı olarak çalışmış bir Doçent 3 yıl sonra Profesör olabilmelidir. D-)15-20 yıl öğretim elemanı olarak çalışmış bir Doçent 2 yıl sonra Profesör olabilmelidir. E-)20-25 yıl öğretim elemanı olarak çalışmış bir Doçent 1 yıl sonra Profesör olabilmelidir. F-)25 yıldan fazla öğretim elemanı olarak çalışmış bir Doçent hemen Profesör olabilmelidir.
  • MisafirMisafir12 gün önce
    Sen yorgani kafana cekip karbon gazini teneffus edersen boyle yazilar ortaya cikar emice....
  • AkilAkil12 gün önce
    ... Sistem eski sistemden bile kötü, kapitalizmin en vahşisine hoş geldin. ...
  • MustafaMustafa12 gün önce
    Abi ne kadar karmaşık yazmışsın böyle! Hiçbir şey anlayamadım. .
  • Slm Slm 13 gün önce
    Araştırmadan ...
  • halilhalil13 gün önce
    doktor arkadaş bunları yazarken herhalde kendilerine masraflar için ödenen paranın ne kadarını kullandığınıda biliyordur.bir çok asm de doktorların sıralı çalıştığından (yeni tıp deyimiyle OF ) haberi vardır herhalde.tasarruf diye klimaların çok azı çalıştırlıyor,jeneratörlere mazot konmuyor ase pansuman yaparken kullandığı malzeme miktarı kısıtlanıyor.görevegelmediğinde aldığı ceza puanı ise her yılbaşında sıfırlanıyor.dünyanın neresinde memurun aldığı ceza yılda bir sıfırlanır.
  • halilhalil13 gün önce
    Hocam doğru yazmış.kamu hizmeti özelleştirilmiş ve maaşlar kağıt üzerindeki performansa göre ödeniyor.daha önce köy sağlık ocaklarında 24 saat hizmet verilirken şuanda bu taşımalı olarak 4-5 saate inmiş durumda.vatandaş köyde 1.enjeksiyonu saat 9 da yaparsa ikici dozu kime yaptıracak.çünkü aralarında 12 saat süre plması gerekiyor.bir çok basit sağlık hizmeti acillere yönledirilmiş durumda.bir çok asm de doğru dürüst tıbbi malzeme yok.jeneratör kullanılmıyor bazı kırsalda aşı bulundurulmuyor.ama kağıt üzerinde mükemmel yürüyor.aşı yap parayı al!!!
  • Kendim ettim kendim buldum. Kendim ettim kendim buldum. 13 gün önce
    Hocam eskiden SSK'larda çok sıra oluyordu, gayıt guyruğu uzuyordu. Şimdi artıkın heç guyruk olmuyor, gedeyorsun hastaneye ben geldim deyiveriyon, hemen gaydını guydunu yapıyapıveriyolla. Eskiden hekim çalışmaz idi, yatar idi, daha zabahdan özele gaçar idi, şimdi günde 120 hasta bakan hekim va. Bi günde 120 bakılır mı deme, belki biraz hastanın muayene vakıtından"çalıyolla ama çalışıyolla", guyruk getti ya, sen ona bak, artık sıra bekleyivemeyoz. Günde 100 hastaya bakınca tohtur hastalığı doğru bilebilir mi diye düşünmeyom ben. Kaç yıl okumuş adam hastalığı saniyesinde hastanın gözünden biliverir zati. İşi anlamayan tohtur uzun uzun muayene yapar. En nekbeti bu guyruk uzaması idi, sırada bizi çok bekletiyolladı. Şimdi bi gidişte beş ayrı tohtura görünebiliyoz. Eskineyin sıra yoh artık. Bu eyi oldu böyle. Sağlık düzeldi Türkiye'mizde. (Bu arada doktorum ben, halk kendi eliyle kendine ettiğinin farkında bile değil maalesef, cehalet belki de en büyük mutluluk, ancak sağlıkta yapılanların acısı 10-20 senede geri döndürülebilirse kar sayılacak vaziyette, yine de halk kendi kendine ettiğinden memnunsa yapacak bir şey de kalmıyor, hiç kimse sadece siyasetçiyi suçlamasın, onlar halkın istediğini verdiler, sıra gitsin hastaneler otel gibi olsun isteniyordu, tam da onu yaptılar).
  • CevdettCevdett13 gün önce
    Sistemin içinden biri olarak soruyorum bakanlığımıza:Fe eyne tezhebun?(Bu gidiş nereye?) Efsane bakanımızın icadıdır bu aile hekimliği Dünya bankasının gazıyla. Bizim aile hekimliği deve-kuşu misalidir. Bu uğurda acil servisler felç edilmiştir. Aile hekimliğinin balayı dönemi bitmiş bıçak kemiğe dayanmıştır. Sağlık çalışanlarından kime dokunsan iniltiler gelmektedir...
  • Atilla DuyarAtilla Duyar13 gün önce
    '' Dükkancılar, mal sahiplerinin isteklerini kabul etmez ve halen ödemekte oldukları kiraların da üzerine yatarlarsa ne olur? '' demişsiniz ya Sayın Özdür,Bir şey olmaz. Olamaz. Mal sahipleri işi garantiye alıp, kiralarını ödeyecekleri paradan kesip , öyle ödüyorlar. Para peşin, kırmızı meşin durumu yani..O yüzden dükkancıların eli ayağı bağlı..Ancak bağırır, çağırır, kendilerince hak arar. Onuda kimse duymaz zaten
  • Ercan GüvenErcan Güven13 gün önce
    Atilla ağabey Allah kalemine kuvvet versin.Devletimiz aile hekimliği sisteminde de başlangıçta hedeflediği istikametin dışına çıktı.Böyle olacağını tahmin eden bazı doktorlar devletin binası yerine daha uygun binalar kiralayarak bu işe devam ettiler.Sağlık hizmeti veren kurumların hepsinin de mali sıkıntıları var. Bakalım kazan ne zaman patlayacak.Çoğu hastanelerin, ki buna tıp fakülteleri de dahil, borcu artık çevirilemez boyutlara ulaştı. Hastaya 3 kuruş harcayan hastahaneye devlet bunun karşılığı olarak iki kuruş veriyor ve buna da devam ediyor. Bu uygulamanın sonucunda sağlık sisteminin iflas edeceğini herkes görüyor ancak görmesi gerekenler görmüyor.
  • Kimya noksanlığıKimya noksanlığı13 gün önce
    Yatağın altında karbon salınmı yok usta; karbondioksit o! İlaveten, hidrojensülfür vs emisyonu ile de ağır ya da çok ağır osuruk gazı faciası oluşuyor mevzubahis alanda; yorgan da hava aldırmıyorsa eh artık..
  • Ney?Ney?13 gün önce
    Abi sizin gazetede Ali Erkan Kavaklı var; bildiğim kadarıyla Türkçe öğretmeni, tşkiri derim âbi in advance.

Günün Özeti