• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Atilla Özdür
Atilla Özdür
TÜM YAZILARI

Adalar’a köprü

29 Nisan 2021
A


Atilla Özdür İletişim: [email protected]

Emekli Subaylar Derneğinin Yönetim Kurulu, İçişleri Bakanlığı tarafından görevden alınmıştı...

Askeri hastaneler vardı. Asker sivil ayırımsızlığı gerekçesiyle, devlet hastanelerine eklendi.. Askeri mahkemeler vardı, ayni gerekçeyle sivilleştirildi. Dinlenme mekanları, tatil beldeleri havuzları, plajları ve yaz kampları vardı, onlara pek dokunulmadı. 

Derneklerine de dokunan olmamıştı.

Dokunulmazlığın sebebi, gerekçesi neydi de, eski hallerinde bırakıldı?. 

Her neyse, şimdi burada bizim merakımız daha başka..

Küçük rütbeli askerler, biraz da yaşları genç olunca, emekliye ayrılsalar ayrılmasalar, eğer yolları Ege kıyılarına düşerse, gördükleri manzaralardan pek etkilenmeyebilirler. . Büyük bir ihtimalle “Lozan Zafer mi Hezimet mi” lafzının, bir kitap ismi olduğunu da bilmeyebilirler..

Gençliklerinden. Yaşlarının küçük oluşundan, muhtemelen..

Amma, Ayvalık ve Edremit’i geçer de İzmir’e doğru yaklaşır, Fethiye’yi teğetler ve Kaş’ı arkada bırakıp, Mersin’deki sıla-i rahimine ulaşırsa, o zaman davranışları, hareketleri biraz durgunlaşır ve bakışlarında da, hüzünlenme emareleri kendiliğinden oluşur..

İnsanoğlu umutlarıyla yaşadığı gibi, hayalleriyle de bir süre avunurlar. . “Denizaltında yirmi bin fersah”tır, tahtelbahire hareket emrini veren hayaller.. 

Hayalperestin biri çıksa da, Anadolu’yu bir köprü ile Yunanistan’a bağlamayı düşünse kendisine ne denir?..

Ege kıyılarındaki askeri dinlenme kamplarına karşı kıyılardan yansıyan gün batımını seyreden eski asker olarak paşalar ve amiraller, hiç şüphesiz adama, anında deli damgasını basardı.

Oysa, görünen natürmort manzaranın ressamı, Lozan değil midir?...

İsmail Soysal, Cumhuriyet’in bir döneminde Büyükelçi sıfatıyla kamu görevlerinde hizmet görüp, çalışmıştır. Lozan’da yalap çalap kayda geçirilen Boğazların emniyeti, ancak 1936 yılında Montreux Sözleşmesiyle sağlama bağlanıyor. Soysal’dan okuduğumuza göre, Atatürk, Türk Hükümeti adına sözleşmede değişiklik istediği hususatı, “siyasi koşulların değişmiş olması, hükümlerin de değişmesini gerekli kılan” hukukilik ilkesine dayandırmış..

Lozan’da yarı açık bırakılan emniyet hatları 1936 yılında böylece güçlendirilerek, sağlama alınıyor.

Peki bugün yıl 2021.. Seksen küsur yıl sonrası!..

Anadolu’nun bir köprülük aralığındaki adalarımız, hem Lozan’da vatanımızın bütünlüğünden haksızcasına koparılmış, hem de, düşmanlarımız tarafından silahlandırılmış..

Lamıyla cimiyle vaziyet böyle..

“Lozan, Türkiye’nin yalnız barış durumunu ve sadece tarafsız durumda bulunacağı bir savaşı ön görmekte olup, özel ve genel bir savaş tehdidini söz konusu etmediğinden, o durum, Türkiye’nin, kendi meşru savunmasını sağlama çareleri aramasına olanak vermemektedir.

“Oysa bugün iyice kanıtlanmıştır ki, savaş ansızın ve hiçbir formalite olmadan ortaya çıkacağından, dış tehlikenin en nazik aşaması asıl bu zamandır.”

Büyükelçi İsmail Soysal, 1983 yılında “Türkiye’nin Siyasal Andlaşmaları” isimli iki ciltlik dev eserinde Lozan’ı böyle yorumlamış.

Lozan, günümüzün şartları muvacehebinde bugün yeniden toplanabilir..

Kadir Mısıroğlu da Lozan’ı, “Zafer mi, Hezimet mi?.” ile sorguluyordu..

Düşünebiliyor musunuz, bugün şartlarında, nedir Lozan?.   

Eğer günün birinde Atatürk, Ankara’daki mezarından kalkarak Ege kıyılarına, askeri yaz kamplarına gelse, her hususta imkansız olmasına rağmen. Bizler için hayalen tasavvuru da imkansız değil ya, gün batımının adalar üzerine düşürdüğü harmoniden yaşlanan gözlerini çevresinden saklayabilir miydi, ne dersiniz acaba?...

Pınarlarında iki damla yaş beliren gözlerini kapayarak geldiği mahalden ayrılırken, hiç şüphesiz iç yakan bir iniltiyle, dudaklarından kesinlikle dökülecektir, 

Köprü, evet amma kimin için ve kiminle! ... 

Atatürk’ün izinden yürüyenler, Cumhuriyeti hep kendilerine yonttular. Oysa, iki öküzünden birini tekalifi milliyeye verenler, kağnının boş kalan boyunduruğuna tek kalan öküzünün yanına kendi analarını bağlayan evlatlar hep defterlerden silindi. 

Varsa da yoksa da devletin desteklediği birikim sahipleriyle bürokrasi, kendi ortak gelecekleri için iki yapma düşman icat ettiler..

Komünizm ve şeriat..

23 Nisan’ı pek önemi kalmadığı için atladık gitti. Eli kulağındaki 19 Mayıs’ın kıymetini BİLİN...

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

köprüsüz komünistler

Bu kadar hoşlaşmayacağınızı bilseydik asma köprüyü ithal etmezdik ülkeye mühendisler olarak
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23