YÖK, MEB ve Umut..!

28 Kasım 2018 Çarşamba

"2023 Eğitim Vizyon Belgesi"yle ilk defa toplu bir sistem değişikliğine hazırlanıyoruz.

MEB Bakanı Ziya Selçuk, mevcut sınav baskısının okullar arasındaki kalite farkından kaynaklandığını, bu meseleyi çözmeden atılacak tüm adımların sun'i çözümler olacağını farklı şekillerde defalarca ifade etti.

Bu ifadeler, hazırlandığımız köklü sistem değişikliğini gerekçelendirmek adına zikredildi.

Liseler (LGS) esas alındığında çok önemli olan bu tespitler, bir adım sonrası olan üniversiteler (YKS) için hiçbir şey yapmadığımızda anlam kaybına uğramaktan kurtulamayacaktır.

Velilerimizin iyi bir lise istemesinin en temel gerekçesi iyi bir üniversitedir.

O halde şu basit soruyu sormak durumundayız:

"2023 Eğitim Vizyon Belgesi"yle ilk defa hazırlandığımız köklü sistem değişikliği, pek çoğu "Yüksek Lise" statüsünde olan üniversitelerimizi de kapsayacak mıdır?

Geçen yazımızda YKS'de özellikle de ölçme değerlendirme bağlamında yaşanan problemleri ifade etmeye çalışmış, sınav sisteminin ismi  ve kazanımları değiştirilmemek şartıyla:

a- Yapılan sınavlarda (TYT ve AYT) tüm derslerde soru sayısı mümkün olduğunca azaltıldığı, dolayısıyla sağlıklı bir ölçme ve değerlendirme yapmanın mümkün olmadığı tespitinden hareketle; soru sayılarının arttırılarak her farklı ders için çok kolaydan çok zora doğru ve farklı yeterlilikleri sorgulayan bir yelpaze izlenmesi gerektiğini.

b- Artan soru sayısına bağlı olarak  oturum sayısının da mümkün ve uygun olduğunca arttırılması gerektiğini.

c- TYT için öncelikli problemin zaman yetersizliğinden kaynaklandığını, (öğrencilerimize hızlı okuma eğitimi vermediğimiz gerçeğinin de dikkate alınarak) yeni bir düzenlemeye geçmenin alınması gereken acil ve zorunlu bir karar olduğunu ifade etmiştik.

Ölçme değerlendirme sisteminde sergilediğimiz kalitesizlik, özellikle de akademik anlamda daha başarılı öğrencileri mağdur ediyor.

Memleketin en cins ve disiplinli kafalarını dolayısıyla kendimizi bir şekilde cezalandırıyoruz.

Şans faktörünün bu derece ön planda olduğu bir ölçme değerlendirme sisteminin gözden geçirilmesinde zaruret olduğu ortadadır.

Ancak, daha da önemlisi, bu tablonun ortaya çıkmasında sorumluluğu olan Yüksek Öğretim Kurumunun(YÖK), böylesine büyük bir hataya imza atmasının sebebinin ne olduğudur?

En basit ve yaygın genel kabulle hareket edecek olursak; mevcut durumu, mutfaktan gelmeyenlerin masabaşı iş yapma alışkanlığı ile izah edilebilir miyiz?

Keşke böyle izah edebilirdik...

Fakat, bizim kanaatimiz biraz farklı:

İlkokuldan, üniversiteye eğitim sistemimiz kronik problemlerle kilitlenmiş durumda.

Sağlıklı bir çözüm ortaya koyabilmenin ön şartı, kendimizle yüzleşmek; problemleri tüm boyutlarıyla masaya yatırabilmektir.

Bir çıkış yolu arıyoruz.

Lise düzeyinde kurumlar arasında yaşanan kalite farklılığının üniversite seviyesinde de yaşandığı kanaatindeyiz.

Sınavlar, bu gerçekler karşısında şu ana kadar bulduğumuz en uygun çözüm. Fakat, bu gerçekler ve gerekçeler değişmediği sürece ortaya konan alternatif çözümler de geçici olacaktır. Zaten MEB'in lise düzeyinde bizleri ikna etmek için kullandığı en temel argüman da budur.

YKS sınavında yaşanan ve ifade etmeye çalıştığımız olumsuzlukların giderilmesi durumunda bölümlerin yerleştirme puanları arasındaki makas (bu yıl 9. sınıf yerleştirmelerinde olduğu  gibi) biraz daha açılacak bir başka ifadeyle içinde bulunduğumuz halin manzarası biraz daha berraklaşacaktır.

Üniversitelerin bir nevi işletme mantığıyla yönetildiği bir zeminde ortaya çıkacak olan bu gerçeklerin can yakacağı da muhakkaktır.

Yerleştirme sonuçlarının tek başına bir lisenin ya da üniversitenin kalitesinin göstergesi olamayacağı tespitine itiraz edilemez.

Fakat o sonuçları belirleyen milletin tercihidir.

Milletin iradesine saygı duyduğunu iddia edenler, gerçeklerin üzerini farklı yöntemlerle örtmek gibi bir yola tevessül etmemelidirler.

YÖK üzerine düşeni yapmalı, sınav sistemini daha adil bir noktaya çekmeli, ortaya çıkan tablo neticesinde şekillenecek taban puanlarına saygı duymayı öğrenmelidir.

Üniversiteler, bilimsellik ve bağımsızlık adına kendini milletten bağımsız vehmedenlerin çiftliği olmadığı gibi, işletmeleri de değildir/olmamalıdır...

Sahi YÖK ne zaman ve hangi sebeple kurulmuştu?

Hatırlayan kaldı mı?

"2023 Eğitim Vizyon Belgesi"yle ortaya konan değişim vizyonunu üniversitelerden bağımsız düşünmek mümkün değildir.

Sağlıklı sonuçlarını ancak on yıl sonra alabileceğimiz yeni bir sisteme odaklanmak bir anlamda mevcut problemlerin üzerini örtmek ya da topu taca atmak anlamına gelecektir.

Öteledigimiz her problem yarın daha büyük bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır.

MEB bünyesinde yaşanacak yeni hayal kırıklıklarına memleketin tahammülü yoktur.

Gerekliliğini ortaya koymaya çalıştığımız bir basit düzenleme, kurumlar arasındaki uyum ve işbirliğinin de göstergelerindendir...

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • bir akademisyenbir akademisyen10 ay önce
    https://scholar.google.com.tr/ adresine girip Ali Karabayır yazıp 2017 ve 2018 yıllarında yazılmış makaleleri çağırdığınızda bir sahtekarlıkla karşılaşacaksınız. Çünkü Kanatlı Hayvanlar Doçenti olan Ali Karabayır'ın hiç uzmanlığı olmadığı ve hatta beton agrega alanında bile makalede isminin yazılmak zorunda kalındığı durumlarla karşılaşacaksınız (http://dergipark.gov.tr/download/article-file/307826). Şimdi bu sahtekar doçent Ali Karabayır'ı Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Rektörü Yücel Acer'in sırdaşı ve kara kutusu olduğu için rektör tarafından profesör kadrosuna atanacaktır. Lütfen bu hukuksuzluğa sessiz kalmayınız. Ali Karabayır'ın diğer makaleleri de sahtekarlıklarla doludur. Gıda mühendisi ve su ürünleri uzmanı olmadığı halde ismi makalede rektörün has adamı olduğu için yazmak zorunda kalmışlardır.
  • Yaşlı DoçentYaşlı Doçent10 ay önce
    Sayın Cumhurbaşkanımız; Doçent olduğumuz gün, emsallerimiz hangi dosya ile Profesör oluyorlarsa, biz de aynı dosya ile Profesör olmak istediğimizi; deneyim kazanmanın murat edildiği 5 yıl Doçentlik kadrosunda boşuna kalmak istemediğimizi; 5 yılın 5 katından fazla Üniversitemizde öğretim elemanı olarak çalışıp, 10 binlerce öğrenci mezun edip deneyim kazandığımızı; Üniversitemizde Doçentlik kadrosunu almak için gerekli olan puanın 5 katından fazla bir puanla Doçentlik kadrosunu aldığımızı; emeklilik yaşımızı geride bırakıp ömrümüzü verdiğimiz Üniversitemizde, Profesör olmak için 5 koca yıl beklemememiz gerektiğini; dosyası dolu ama ömrü de dolu Yaşlı Doçentler olarak, Profesör olmak için, zaman sınırı olmadan, dosyamızı Doçent olduğumuz Üniversitemize sunmamıza kapı aralamanızı sizden istirham eder, saygılarımızla taleplerimizi arz ederiz: A-)1-5 yıl öğretim elemanı olarak çalışmış bir Doçent 5 yıl sonra Profesör olabilmelidir. B-)5-10 yıl öğretim elemanı olarak çalışmış bir Doçent 4 yıl sonra Profesör olabilmelidir. C-)10-15 yıl öğretim elemanı olarak çalışmış bir Doçent 3 yıl sonra Profesör olabilmelidir. D-)15-20 yıl öğretim elemanı olarak çalışmış bir Doçent 2 yıl sonra Profesör olabilmelidir. E-)20-25 yıl öğretim elemanı olarak çalışmış bir Doçent 1 yıl sonra Profesör olabilmelidir. F-)25 yıldan fazla öğretim elemanı olarak çalışmış bir Doçent hemen Profesör olabilmelidir.
  • Yaşlı DoçentYaşlı Doçent10 ay önce
    Sayın Cumhurbaşkanımız; 25-30 yıl boyunca Üniversitelerde öğretim elemanı olarak çalışmış; 10 binlerce öğrenci mezun etmiş; 50 yaşlarını çoktan geride bırakıp emeklilik aşamasına gelmiş Yaşlı Doçentlerin, Profesör olabilmek için, 5 koca yıl beklemelerine gerek olmadığına karar vermenizi, Yaşlı Doçentler olarak, sizden istirham eder, saygılarımızı arz ederiz.
  • Yavuz tekinYavuz tekin10 ay önce
    Doktorlar Denklik bekliyor lütfen yardimci olun ..ilginiz ve yanimizda sesimiz oldugunuz icin cok tesekkurler Akit ailesine
  • Yavuz tekinYavuz tekin10 ay önce
    YÖK tarafından magdur edilen binlerce gencecik fidanlar var ve onlarin kursaginda kalan hayalleri ..Denklik bekleyen Doktorlarin yillarca YÖK ün kapisinda dirsek çürütmeleri acınası bir durum bi okadarda ülkemizin utanc kaynagi ! O noktada en ufak bir gelismenin olmamasi 2 düşünce uyandirir insanda 1)hükümetin duyarsizligi istemiyor 2)hükümetin istemesine ragmen YÖK uygulamiyor bir cıkari var ..Tus dersane mudurleriyle Yök te calisan yetkililerin kol kola gezmesi insanlari biraz dusundurmeli tamamen duygusal !!!!!!
  • Haci Haci 10 ay önce
    Meb milli olmadan düzelmez.Gelen iktidar kendine oynuyor.Bakan ne yapsın.Anket yaptırdı öğretmenlere ve yüzde 90 sanı 12 yillik eğitim kalksın.dedi.ne oldu.3600 de bakanı kim dinledi
  • ARAŞTIRMACIARAŞTIRMACI10 ay önce
    TEOG yerine LGS getirilmesi ve adrese dayalı liselere kayıt sistemi lise eğitimini tahrip etti.Anladığım kadarıyla maksat özel okullara mecbur etmektir. TEOG sistemindeki birbirine yakın başarılı olanların birbirini teşvik yerine 10 tane başarılı öğrencinin yanına 1 tane haylazın girmesine fırsat vermek tahripten ve velileri özel okullara mecbur etmekten başka bir şey değildir.Özel okullara gücü yetmeyen başarılı talebeleri bu şekilde imha hareketidir. Korkarım ki ileride başarılı olan özel okulları güçlü emperyalist batılılar yüksek fiyatla satın alarak Milli Eğitimimiz düşman eline geçebilecektir.
  • ilhan ilhan 10 ay önce
    hüdapara yapılan hukuksuzluğa karşı dilsiz şeytan olmamak adına tepkimi ortaya koyarakkınıyorum ve fetö kumpası sonucu haksız yargılama yapılarak 6 yıl 3 ay hapis verilen hüdapar yöneticileri için derhal yanlıştan dönülüp cezalarının infazının durdurulması talebimi hükümete bildiriyorum hüdapara yapılan kumpasa karşı herkesin tepkisini göstermesini istiyorum zulme rıza zulümdür bu zülme rıza göstermemek adına herkesi buna tepki vermeye davet ediyorum
  • Turgut DEMİRTurgut DEMİR10 ay önce
    Temel sorundan çok uzak bu değerlendirmeler, eğitim sistemini çözmemek için direnmekten farksız yaklaşımlardır. Değerli yazarım, yazdıklarınızı okudukça hayretler içerisinde kaldım. Temel eğitim olan ilkokul'dan itibaren eğitim şartları ve kalitesinde ki sorun çözdünüz de Üniversite sınavı ve üniversitelerin sorunları mı öncelik halini aldı.Milli eğitim sistemi o kadar berbat ki, eğitim sistemini (yapılabilirse) kökten değiştirip iyileştirmek zorundayız. Temel sorunu çözdükten sonra üniversite sınavı ve üniversitelerin eğitim kalitesi zaten büyük oranda değişmek zorunda kalacak. Çok farklı bir bakış açısıyla değiştirilecek. Bu sorun ilk basamakların düzeltilmesiyle değerlendirilmesi gereken bir konu.Eğitim sorununun merkezinden çok uzak, yolun 1000. km'sindeki çakı taşlarıyla uğraşmak MEB'in el atması gereken ana konuyu çözmekten uzaklaştırır. Biz asfaltı söküp sıfırdan daha kaliteli asfalt yapmak zorundayız. Sizin odaklandığınız konu asfalta yama yapmaktan farksız bir durum. Saygılarımla.

Günün Özeti