• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Alparslan Aydar
Alparslan Aydar
TÜM YAZILARI
30 Ocak 2019

Venezuella Darbesi, 6284’e Ne Söyler?

Aydınlanma hareketi bizlere yeni bir dünya vaat etti. Kendini, başta vahiy olmak üzere eskiye ait ne varsa hesaplaşmak üzerine kurguladı.

Artık akıl vahyi anlamak adına bir kılavuz değil vahyin alternatifiydi.

Kilisenin kitleler üzerindeki hâkimiyeti bertaraf edilmeli, ulus devletlerin bekâsını sağlayacak yeni bir “sivil din” icat edilmeliydi.

Bu yeni düzene uygun vatandaşların, kitleler halinde eğitilmesi gerekiyordu.

İlim, erdeme değil güce vesileydi.

Artık bilgi güç demekti.

Modern dünyanın ürettiği bilginin ortaya koyduğu ahlâk, dünyaya hiç olmadığı kadar acı ve gözyaşı hediye etmişti.

Önce tüm dünyayı iliklerine kadar bizzat kendileri sömürdüler.

Sonra Mankurtlar devreye girdi...

Bilimin ürettiği güç, tüm dünyayı etkilediği gibi bizi de etkilemişti.

Artık hemen hepimiz az ya da çok onlar gibi olmak istiyorduk.

Sultan Abdülhamid ömrünü, değişen dünyanın derin patronlarıyla mücadeleye adamıştı.

Modern bir eğitim sistemi için çok emek vermişti.

Gariptir, bueğitim sistemi kendi sonunu hazırlamıştı.

Yedi düvel üzerimize çullanmıştı.

Anadolu’ya sığınmak zorunda kalmıştık.

Sonra…

Olsun, bizdeonlar gibi olmak istiyorduk.

Yakalayacak, hatta onları geçecektik.

Kemalist kadrolardan İslamcı kadrolara kadar neredeysehepimiz farklı tonlarda fakat bu hikâyenin birer parçasıydık.

Anadolu’nun modernleşme macerası daha çok sağ iktidarlar döneminde hız kazanmıştı.

Millet, İttihat-Terakki geleneğine karşı gardını almıştı.

Çevreyle merkezin buluştuğu, Menderes, Özal, Erdoğan dönemleri bir başka yönüyle de milletin gardının düştüğü dönemlerdi.

Çok daha dikkatli olunması gereken dönemler.

Batı dünyası vitrininde sergilediği tüm o değerleriyle bizlere özgürlük, adalet ve eşitlik vaat etmişti.

Oysa yaşadığımız tecrübeler çok acıydı.

En son Venezüella ile şahit olduğumuz ikiyüzlülük sadece halkı Müslüman olan ülkelerin kaderi değildi.

Cezayir halkının büyük çoğunluğunun FİS’e destek vermesinin bir önemi yoktu. Gereği bir şekilde yerine getirildi. İç savaş çok can aldı.

Gazze’de HAMAS, Mısır’da Müslüman Kardeşler…

Batı dünyası için kendileri dışında kalanların temel görevi, kendilerine hizmet eden o çarkın bir parçası olarak kalmaya devam etmelerinden ibaretti.

Batı için demokrasi kendilerine hizmet ettiği sürece kıymetliydi.

Şimdi Venezüella'daki darbe girişimini konuşuyoruz.

15 Temmuz Darbe-İşgal Girişimi tecrübesiyle, Venezüella Devlet Başkanı Nicolas Maduro’ya destek veriyoruz.

Batı’nın verdiği tepki, öncekilerden farklı değil...

Menfaatleri gerektirdiğinde krallıklarla birlikte hareket eden Batı’nın ikiyüzlülüklerini anlatmaya kalkmak bile abesle iştigal.

Millet adına iktidarı temsil eden Ak Parti, 15 Temmuz sonrasında gelişen süreçte bu ikiyüzlülüğü iliklerine kadar yaşadı.

Irak’a demokrasi ve insan hakları getiren(!) Batı, 15 Temmuz’da da bildiğimiz gibiydi.

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan Sudan’da yaptığı konuşmada şu tespitlerde bulunmuştu:

"Modern sömürgeciler için, günümüzün emperyalistleri için, tek değer: Elmastır, altındır, petroldür. Onların yegâne kıymet verdikleri şey ya yeraltı kaynaklarımızdır ya da yer üstündeki pazar potansiyelimizdir. Onlar için mesele demokrasi, hukuk, adalet değil, onlar için mesele insan, tabiat, çevre değildir. Onlar için tek mesele; Paradır, çıkardır, menfaattir. Menfaatleri için bir avuç petrol için çiğnemeyecekleri hiçbir değer hiçbir ilke yoktur."

Batı’nın derdinin insan hakları, kadın hakları ve demokrasi olduğuna inananların, Ak Parti iktidarı süresince yaşananları 15 Temmuz’u da dikkate alarak tekrar gözden geçirmelerinde zaruret vardır.

Zira kadın ve aile politikalarımız tam da o Batı Aklı’na emanettir...

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23