• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Alparslan Aydar
Alparslan Aydar
TÜM YAZILARI

Ölü Doğan YKS ya da ÖSYM Hata Yaptığında..!

19 Eylül 2021


Alparslan Aydar İletişim:

Yükseköğretime geçişte uyguladığımız YGS-LYS sistemi yerine 2018 yılından itibaren YKS (TYT-AYT) sistemini uygulamaya başladık.

İlk açıklamada soru sayılarını mümkün olan en az noktaya çekildi.Üzerinden iki ay bilegeçmeden yapılan eleştiriler sebebiyle soru sayıları yeniden düzenlendi. Sistem yanlış kurgulandığından bu düzenlemeler de amacına ualşmadı.

YKS sistemi, eşit ağırlık öğrencilerinin, özellikle de imam hatip lisesi öğrencilerinin daha da mağdur olduğu en kötü sistemlerden biri olarak tarihe geçti. İlginçtir bu durum Ak Parti iktidarı döneminde yaşandı.

Ortaöğretim hayatları boyunca çocuklarımıza hem “hızlı okuma” ve “zaman yönetimi” ile ilgili herhangi bir kazanım vermedik hem de en temel stres kaynağının zaman problemi olduğu TYT ile öğrencilerimizin karşısına çıktık.

Her yazılı yoklama sınavını yalnızca bir soru sorararak yapsak ölçme ve değerlendirme açısından sağlıklı olduğunu iddia edecek tek bir uzman çıkar mı? Bilemiyoruz. Fakat TYT ve AYT’de yaşadığımız tablo daha da vahim olmasına rağmen derin bir sessizlik yaşıyoruz.

Her öğrencimiz soru sayısının azlığı nedeniyle sınav öncesi girdiği deneme sınavlarındaki derecelerinin çok değişken olduğunu yani şans faktörünün olması gerekenden çok daha fazla olduğunu defalarca yaşayarak tecrübe ediyor.

Bizler TYT ve AYT’de soru sayılarını minimum seviyeye çekince, sınav sonuçlarını etkileyen şans faktörü olması gerekenden çok daha üst seviyelere çıktı.

Sınav sırasında küçük bir hata yapma ihtimalinin ortaya çıkaracağı sonucun bedelinin bu kadar ağır olmasını gençlerimize izah etmek mümkün mü?

Merkezi sınavların eğitimi felç etmediği bir sistem elbette mümkün, fakat içinde bulunduğumuz şartlar dikkate alındığında bu ihtimal yakın planda zayıf görünüyor.

Bu durumda en azından ilk planda daha adil bir sınav sistemine odaklanmak zorundayız.

Bir tek soruda yapılan hatanın bedelinin  böylesine ağır olduğu bir sistemde hata ÖSYM’den kaynaklandığında problem daha da büyüyor.

Onca uzmanın emek vererek hazırladığı bir sınavda hata olabilir mi?

Hülya Gül Şahin olduğunu düşünür:

“27 Mart 2011'te YGS'ye giren Hülya Gül Şahin, matematik bölümündeki 7'nci sorunun doğru cevabının şıklar arasında bulunmadığı dolayısıyla sorunun yanlış olduğu iddiasıyla ÖSYM’ye itiraz dilekçesi verir.

İtirazı kabul edilmeyince, Ankara 11'nci İdare Mahkemesi'ne dava açar. Davası da reddedilen Şahin, bu kez Danıştay'a itiraz eder. Danıştay'da itirazı kabul edilen Şahin, Ankara 11. İdare Mahkemesi'ne başvurarak sorunun iptalini ister. 3 yıl süren davanın ardından bilirkişi raporu sonucunu inceleyen mahkeme heyeti, soruyu seçeneklerde cevabı bulunmadığı gerekçesiyle iptal eder.”

Hülya Gül Şahin artık sayıları milyonları bulan son sınıf öğrencilerinden birisi değildir. Meselenin peşine düşer. Ancak üç yıl sonra haklı olduğunu ispatlayabilir.

Sorulan soruların yanlış ya da tartışmalı olması elbette mümkündür.

Fakat YKS sistemini yanlış kurgulandığında yapılan hataların bedelinin çok daha ağır olduğu gerçeğiyle yüzleşmek zorundasınız.

Çok önemli bir görev ve sorumluluk üstlenen ÖSYM’nin daha şeffat bir yaklaşım sergilemesinde fayda vardır.

Yaşanan mağduriyetleri alanda birebir gözlemleyen bir eğitimci olarak çözüm önerilerimizden bazılarını şöyle sıralayabiliriz:

Öncelikle YKS sistemi soru sayıları arttırılarak yeniden düzenlenmelidir.

Önceki yıl soruların çok kolay olması nedeniyle ilk yirmi binlik dilimde yığılma yaşanınca bu yıl soruların zorluk derecesi arttırıldı. Bu tavır özünde doğru olmakla birlikte yerleştirme aşamasında baraj puanını düşürülmesine sebep oldu.Bu gelgitlerden kurtulmak ancak sistem değişimi ile mümkün olacaktır.

ÖSYM soruların cevap anahtarını yayınlamak yerine ayrıntılı çözüm içeren cevap kağıdı yayınlamalıdır.

Şeffaflığı esas alan bu tavır, soru komisyonlarının yeterliliğinin kamuoyu önünde daha ciddi bir şekilde tartışılmasına fakat nihayetinde daha sağlıklı bir noktaya gelmemize sebep olacaktır.

ÖSYM sorulara yapılan itirazları, bu itirazlar üzerine yaşanan tartışmaları kendi kontrolündebir sosyal platforma taşımalıdır.

Sorular üzerinde yaşanan tartışmalar öncelikle öğretmen camiasının akademik anlamda gelişmesine katkı sağlayacaktır. ÖSYM bu sayede kamuoyunun ve muhataplarının nabzını tutma imkanını da elde edecektir. Yapılan itirazların dikkate alınması durumunda daha iyiye doğru bir adım daha atılmış olacaktır.

On iki yıl emek vererek mezun ettiği milyonlarca öğrenciyi yükseköğretim kurumlarına geçiş için ÖSYM’ye emanet eden Milli Eğitim Bakanlığı,her yıl yapılan sınav ile ilgili değerlendirmesini bir rapor halinde yayınlamalıdır.

Bu yaklaşım öncelikle kamuoyu önünde bir denetim imkanı sağlayacaktır.

MEB onca yıl emek verdiği gençlere,“sizinle işimiz bitti” duygusunu yaşatmamak adına böylesi bir sorumluluğu öğrencilerine karşı son bir görev olarak yerine getirmelidir.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Enes Ali

Sadece soru sayısının artırılması yeterli olmaz. Branşlara uygun puan sistemi de getirilmeli. Mesela tıp fakültesi kazanmak isteyen bir öğrenci coğrafya dersinden soru çözmek zorunda olmamalı, matematiğin de sınav sonucunu çok etkilemeyen katsayısı olmalı.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23