• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Alparslan Aydar
Alparslan Aydar
TÜM YAZILARI
16 Temmuz 2018

Doğrusu münâfıklar gerçekten yalancıdırlar

Hz. Peygamber (sav) Mekke'de bir avuç insanla hakikate şahitlik ediyordu.

Zor, ama çok zor günlerdi..

Öyle zorlu günlerdi ki ashabını uyarmak zorunda kalmıştı: "Acele ediyorsunuz.."

Hz. Aişe (ra), Hz. Peygamber (sav)'in sürekli Hz. Hatice(ra)'yi anmasından rahatsız olmuştu.

Kıskanmıştı...

İyi ki de kıskanmıştı.

Efendimiz (sav) buyurdular:“Allah bana ondan daha hayırlısını vermemiştir. Çünkü herkes beni inkâr ederken, o bana iman etti. Herkes beni yalanlarken o beni tasdik etti. İnsanlar mallarını esirgerken bana arka çıktı...”

Vefa...

Mevsim değişmişti.

Medine, devlet demekti.

Devlet, bir başka imtihandı.

Göründüğü gibi olmayan tipler türedi.

Maskeleri vardı.

Yalan söylüyorlar, emanete ihanet ediyorlar, verdikleri sözleri yerine getirmiyorlar ve kavga ettiklerinde haddi aşıyorlardı.

Rabbimizin mucizesi tecelli etti:

"(Ey Resûlüm!) Münâfikun (o münâfıklar) sana geldikleri zaman: 'Şâhidlik ederiz ki, muhakkak sen, gerçekten Allah’ın Resûlüsün!' dediler. Allah da biliyor ki, şübhesiz sen, elbette (Allah’ın) peygamberisin! Bununla berâber Allah şâhidlik eder ki, doğrusu münâfıklar gerçekten yalancıdırlar." (Münâfikûn Sûresi :1)

Mü'minler bu ayetleri okudukça imanları tazelendi.

Mucize tekrar tekrar tecelli ediyordu.

Gün geldi, ümmet yenik düştü.

Dirilişin emareleri bütün bir İslâm coğrafyasını kaplamıştı.

Yeryüzü müstekbirleri ve işbirlikçileri tüm dünyada boş durmuyordu.

"Dünya beşten büyüktür" nidası makes buluyor, müstekbirlerin uykuları kaçıyordu.

Düğmeye bastılar...

Bel'am harekete geçti.

Rabbim bu aziz millete sekînet indirdi.

Bir destan yazıldı ki kelimeler kifayetsiz..

Başta kendimiz, eşlerimiz ve çocuklarımız.. Şimdi herkes o gece kimin market ve bankamatik kuyruğunda, kimin şehadet kuyruğunda olduğunu çok ama çok iyi biliyor.

O gece gökler tekbirlerle inledi.

O gece ve sonraki gece Külliye'de çoğunlukla garibanlar vardı.

Hani şu hor gördüklerimiz var ya işte onlar...

İman, yerini stratejiye bıraktığında, Külliye'nin etrafı son model arabalarla çevrilmeye başlanmıştı.

Tekbirler yerini demokrasi nutuklarına bırakıyor, en zor zamanda ortaya çıkan o garipler de usul usul evlerinin yolunu tutuyordu.

Zaten tarih boyunca yaşanan farklı değildi.

İktidarlar dalkavuklarını da üretiyordu.

O gece milletin desteğine ihtiyaç duyan Recep Tayyip Erdoğan, şimdi yine çevresini saran kalabalıkların arasında yalnızdır.

Zira bürokrasi zehirli sarmaşık gibidir.

Nizamülmülk, Siyasetname'de ne yazdıysa yaşanan, yaşadığımız, yaşanacak olan odur...

Evet sistem değişti. Zulme taraf olanlar kaybetti. Yeryüzü müstekbirlerin eli kolu kırıldı.

Fakat değişmeyecek olan insandır..

Sağlıklı bir sivil toplum ve sağlıklı bir muhalefet anın vacibidir.

Yaşanan onca hengame ve imkâna rağmen, milletin evladı olduğunu unutmayıp, yoldan çıkmayanlara selam olsun.

15 Temmuz gecesi yazılan ve yeryüzü mazlumlarına umut olan destanın kahramanlarına selam olsun.

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23