THY - İmaj

Ak Parti, GEZİ Aklı ve Kadın

14 Mart 2018 Çarşamba

Yeryüzü iktidarını eline geçiren Aydınlanma Hareketi, başta din (vahiy), aile ve gelenek olmak üzere eskiye ait ne varsa onunla hesaplaşmak üzere konum aldı.

Bu aynı zamanda mevcut iktidarının devamını temin eden en temel unsurdu. Zira insanların aklına hükmettiğinizde problemi de kökünden halletmiş oluyordunuz.

Bu topraklar Aydınlanma Hareketinin gönüllü neferlerinden çok çekti. Kimilerinin bilip isteyerek, kimilerinin de farkında olmadan icra ettikleri bu kölelik ve etkileri son dönemde etkisini kaybetmeye yüz tuttu.

Millet, kendisi ve değerleriyle arasına konan engellerden bir bir kurtuldukça kendine gelmeye, kendini bulmaya başladı.

Özellikle son dönemlerde karşılaştığımız zorlu kavşaklar, millet adına hareket ettiğini düşündüğünüz nice önemli parti, cemaat ve ismin kendilerini deşifre etmek zorunda kaldıkları günlere şahitlik etti.

Recep Tayyip Erdoğan ile Suriye yönetimi arasında ipler koptuktan hemen sonra katil Esed'i antiemperyalist (!) söylemlerle ziyaret edenler...

Ak Parti içinde gözden düştükten sonra uzun zamandır ekibiyle birlikte Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın hata yapmasını bekleyen ve bekledikçe hayal kırıklıkları ile kıvranan eski siyasiler...

Millet kendine gelmeye başladıkça, elindeki imkân ve araçları kaybetmekte olan üst aklın sergilediği hırçınlıklar...

15 Temmuz'da Allahu Teâlâ (cc)'nın rahmetiyle Derin Dünya bu topraklarda büyük bir darbe yedi.

15 Temmuz'da talebeleriyle birlikte sahada etkin rol alan İhsan Şenocak ve Nurettin Yıldız hocaefendiler de hedef tahtasına yerlerini alıyorlardı.

En önemli kusurları ise seslerinin üniversite gençliği arasında makes bulmasıydı.

Bildiğimiz hikayeyi farklı bir formatta izliyorduk: Hizmetçinin başörtülü olmasında problem yoktu. Fakat yarın önemli noktalarda görev alacak üniversite gençliği o kafa yapısıyla  üniversitelere  girmemeliydi.

Peki aslında ne oluyordu?

Başta kadın derneklerimiz olmak üzere Femizim rüzgârına teslim olmuş çevrelerin Ak Parti'nin "Kadın ve Aile Politikaları" üzerinde ciddi bir etkisi söz konusuydu. Oysa Ak Parti'nin asıl tabanı bu politikaların uzağındaydı.

Ak Parti iktidarının kadın politikalarındaki tutarsızlığın GEZİ aklı tarafından keşfedilmiş olması kendilerine geniş bir operasyon imkânı sağladı.

28 Şubat ya da Gezi medyasının başlattığı süreç, Cumhurbaşkanının 8 Mart günü yaptığı konuşmayla hiç görmeyi istemediğimiz farklı bir noktaya ulaştı.

Derin Dünya'nın taşeronluğunu yapan FETÖ ile Nurettin Yıldız hocaefendinin aynı resim içinde tanımlanması gibi bir garip hâl içinde bulduk kendimizi.

Yapılan konuşma beklenmedik bir tepkiyle karşılaşınca önce Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın devreye girdi. Daha sonra Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kongreler vesilesiyle yaptığı konuşmalarda gelen tepkileri bir şekilde yumuşatmayı tercih etti.

Bu satırların sahibi bu yol kazasından hayırlar çıkacağı ümidini taşımaktadır.

Eskilerin dediği gibi, olanda hayır vardır.

Derdi, davası olan herkes hadiseyi etraflıca değerlendirecek ve gereken dersleri çıkaracaktır.

Sayın Cumhurbaşkanının en yakın çevresinden başlamak üzere GEZİ aklı ile örtüşen "Kadın ve Aile Politikaları"na sahip çıkan aklı gözden geçirmesi için önemli bir imkân ortaya çıkmıştır.

Zira mevcut politikalar, ailenin, toplumun ve Ak Parti iktidarının sonunu getirebilecek kadar tehlikeli bir sürecin habercisidir.

Son olarak kadın hakları üzerinden savaş baltalarıyla kelle avcılığı yapanlara da hatırlatalım:

Bu memlekette halen kadın bedeni bir ticari gibi işlem görmekte, genelevlerde pazarlanmaktadır. Buradan başlamayı deneyebilirsiniz...

YORUM YAZ