• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Alparslan Aydar
Alparslan Aydar
TÜM YAZILARI
04 Mart 2019

3600 Ek Gösterge ve Sendikalar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçen yıl AK Parti'nin seçim beyannamesini tanıtım toplantıda, "Değerli kardeşlerim önemli bir konuya geliyorum. Burayı hassas dinleyelim. Polis, öğretmen, hemşire, din görevlilerimize bir müjde vermek istiyorum. Diğer idarecilerimizin emeklilik ek göstergelerini 3 bin 600'e çıkaracağız. Buradaki adaletsizliği gidermiş olacağız." açıklamasıyla ciddi bir etki ve beklenti meydana getirdi.

Öncelikle yukarıdaki ifadelerin bir muhalefet liderine ait olmadığını hatırlatalım.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Ak Parti iktidarı dönemini sorgulamaya devam ediyor. Eğitim, kültür, şehirleşme alanlarında yaptığı öz eleştirilere yenilerini ekliyor. 

Sendikaların yıllardır gündeminde olan ve hiçbir karşılık alamadıkları 3600 ek gösterge düzenlemesi ile ilgili talepleri, Cumhurbaşkanının “adaletsizlik” vurgusuyla birlikte yeniden gündem oldu.

Sendikaların birbirini suçlamalarının mevcut tabloyu değiştirmediğinin farkındayız.

Son toplu sözleşme sürecinde sendikaların ortaya koyduğu performans göz önüne alındığında aslında her hangi bir ağırlıklarının olmadığını ifade etmenin yanlış olmayacağını söyleyebiliriz.

Yetkili sendikanın ortaya koyduğu performans üzerinden tüm sendikaların kendilerini aklama kolaycılığına kapılmalarının neticeleri de ortada…

‘Özgürlük Anıtı’nın eteklerine yapışmış küresel sermaye piyonlarına karşı sınır ötesinde verdiğimiz savaşın bütçeye bir maliyetinin olduğu muhakkaktır.

Toplu Sözleşme sürecinde ortaya konan acziyeti bu maliyet ile izah edip rol kapma derdinde olan sendikalılara Sayın Cumhurbaşkanının verdiği ders, görmesini bilenler için tam bir ibret tablosudur. 3600 ek gösterge açıklaması meselenin bütçe olmadığını ortaya koymuştur.

Demokrasiler adaleti (biraz da) seçim dönemlerinde hatırlar!

Peki, ne olmuştu da söz konusu düzenleme seçim öncesi verilmiş bir karar olarak gündemde yer bulmuştu?

Muhalefetin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce,öğretmenler için 3600 ek gösterge düzenlemesini gündeme getirince seçim öncesi mevcut kritik denge konuyu ister istemez iktidarın da gündemine taşıdı.

Neticede itibariyle millet seçim vaatlerini değerlendirdi ve bir karar verdi.

Muhalefet “emeklilikte yaşa takılanlar” için de vaatlerde bulunmuştu. Fakat bu konu iktidar cephesinde makes bulmadı.

Gördük ki muhalefetin rolü iktidarın öncelik sıralamasına etki etmekle sınırlıydı.

Üniversite mezunu kamu personeli arasında aldıkları ücret itibariyle bir karşılaştırma yaptığımızda en kötü durumdaki kamu personeli öğretmenlerdir.

Bu problemi kısmen de olsa çözmek adına sadece Milli Eğitim Bakanlığı ikinci 100 günlük eylem planında ek gösterge özelinde konuyu gündemine taşıdı.

Ancak gerek verilen sözün maliyeti, gerek lise ve üniversite mezunlarının ek göstergelerinin aynı statüye taşımasınınkamu personeli içindeki dengeyi bozacağı endişesi düzenlemeyi geciktirmekte…

Mevcut adaletsizliği gidermeye yönelik her türlü teşebbüsün ortaya çıkardığı maliyet, yaklaşık bir milyon ile çarpılınca taleplerinin her seferinde ötelenmesine sebep olmakta…

Bu noktadaki adaletsizliğin ortadan kaldırılması biraz da öğretmen sendikalarının göstereceği ortak tavra bağlıdır.

Sadece Milli Eğitim Bakanlığı’nın ikinci 100 günlük eylem planında yer alan ek gösterge konusu üzerine gitmesi gereken sendikaların hemen hepsi popülist yaklaşımlarla konuyu diğer bakanlıklar ekseninde de ele alınca, ortaya çıkan bütçe problemi ek gösterge meselesini kilitlemiş, olan yine öğretmene olmuştur.

İddialar o ki Diyarbakır'ın Çermik ilçesinde, halı sahada futbol oynamak isteyen Cumhuriyet Savcısı kendi maç saatinin gelmesini beklemek istemeyince olan yine gariban öğretmenlere olmuştur.

MEB de bu olaya tepki göstermiş!

Biz yine de olayın münferit olduğunu kabul ederek soralım:

Eş durumu atamalarında eşi farklı devlet kurumlarında görev yapan ve kendisi de MEB personeli olan öğretmenlerin durumu…

Üniversite mezunu kamu personeli arasında aldıkları ücret itibariyle bir karşılaştırma yaptığımızda,en kötü durumdaki kamu personelinin öğretmenler olması…

Kadrolu öğretmenlerle aynı işi yapmasına rağmen, asgari ücretten de az bir ücret takdir edilen ücretli öğretmenlik faciası…

MEB’in itibarının göstergelerinden kabul edilebilir mi?

Demokrasiler adaleti (biraz da) güçlüden yana işletir!

Bu tespit hemen herkesin adı konmamış bir ön kabulüdür. Aksi takdirde neden örgütlendiğimizi izah etmekte zorlanırız.

Bizlerin aynadaki resmi olan sendikalarımızın varlık sebeplerine uygun hareket etmelerinin, biraz da bizim gösterdiğimiz tavrın neticesi olduğugerçeği ise aynanın bizlere bakan yüzüdür.

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23