İbret alınacak siyası bir olgunluk…
İbret alınacak siyası bir olgunluk…
Ali Sandıkçıoğlu
Son günlerde ülkemizde siyası alanda maalesef yine tansiyon yükseldi.
Siyasi partilerimizin sayın genel başkanlarından fikirlerini veya muhalefetlerini daha güzel üsluplarla ifade etmeleri mümkün iken çocuklarımız, gençlerimiz, milletimizin tarafından pek de hoş karşılanmayan şekilde birbirlerine hakarete varacak derece de konuşmalar yapıyorlar
Bu yüzden yıllar önce yaşadığım bir hatıramı bugünkü yazımda konu edinmek isterim:
1959 yılında Tekamül okumak için Rize’den vapurla İstanbul’a gelmiştik.
(Topçular’da okuyorduk 60 ihtilalı oldu. Kurslar kapandı. Hepimiz köylerimize döndük.)
İstanbul’a ikinci gelişim 1965 yılının ilk aylarıdır.
Teferruata girmeden o zamanlar İstinye’de çok sayıda taş ocakları vardı.
Dayılarımın, komşulaımızın işlettikleri taş, mıcır ocakları vardı.
Birçok komşumuz ve civar köylerden insanlar bu taş ocaklarına çalışırlardı.
Bazı Rizeli hemşerilerimiz de İstinye’de çilekçilik ve süs çiçekçiliği yaparlardı.
Şimdi binalarla kapalı olan arazilerin birçoğu geçmişte çilek veya çiçek tarlası idi.
Taş ocaklarında işlerin bütünü el gücü ile yapılırdı.
Sonradan taş kırmak için kongasor çıktı.
Taşlar kırılarak mıcır haline getirilmeye başlandı.
60 ihtilalinden önce İstinye’de kireç ocakları da vardı. Çalı ile yanan kireç ocakları.
Rahmetli dedem de o kireç ocaklaının kahyası idi. (Hikmet
Kahya)
İnkılap olunca, kireç ocakları yasaklandı ancak taş ocakları uzun yıllar devam etti.
Komşu köyümüzün, eski adı (Aşağı silyan) yeni adı ise YOKUŞLU olan köyden İslamoğlu kabilesinden olan birçok insanın İstinye’de taş ocakları vardı.
Bunlardan birisi de Rahmetli babamın da dostu olan “Sarı ALİ” lakaplı ALİ ASLAN (İSLAMOĞLU) idi.
(Babam o yıllar köyde terzi olduğu için herkes kendisini tanırdı.)
Abisi Yunus İslam, Akrabaları Mehmet İslamoğlu, İslam İslam, Halil İslam, Hasan İslam ,Cemal Aslan, Hasanbey İslamoğlu. Hepsi İstinye’nin ileri gelenlerindendi. Çoklarının taş ocaklaır, bazılarının da bakkal veya kahveleri vardı.
Bunların bir kısmı sağ partilerde, bir kısmı ise de sol partilerdeydiler.) (O zamanın en önemli partileri DP ve CHP idi. Daha sonraları AP ve CHP partileri idi.
O zamanlar şimdiki gibi gurbetçilerin evi odaları, daireleri yoktu.
Ocakların kenarlarında derme çatma barakalarda kalırlardı.
İstinye çarşısında tarihi çeşmenin karşısında (Emirgan cad. no: 3’te Sadece Sarı Ali’nin yazıhanesi vardı.
Bütün komşuların mektup adresi orası idi.
Postacı mektupları oraya bırakır, çarşıya inenler sorar mektubu gelenler; Oradan sıladan gelen mektuplarını alırlardı.
Ben İstinye Kur’an kursun öğretmeni iken: Zaman, zaman Sarı Ali’nin, Hasan bey İslamoğlu’nun ve Osman Kabil’in, Osman Kaplan’ın yazıhanelerine uğrardım.
Sarı Ali önceleri kendisi: CHP. Sarıyer yönetiminde idi.
Sonraları yaşlanınca aktif siyaseti bırakmıştı. (Eski CHP’de çok tanıdıkları vardı.)
Özellikle namaz kılarken tadili erkana çok dikkat ettiğine bizzat şahit olmuşum. (Beş vakit namazını cemaat la kılardı.)
Çabuk kıldıran hoca efendilerede kızardı. Küçük yazıhanesi bir nevi uğrak ve buluşma yeri gibi idi.
Daha sonraları yukarıda isimlerini saydığım insanların dışında bir çoklarının kendi özel yazıhaneleri oldu.
Bende ara ara Ali amcanın yazıhanesine ve diğer yazıhanelere uğrardım. Ali amcanın yazıhanesinin hemen yanı başından kahveden çay söyler içerdik.
Çok güzel tarihi bilgileri vardı. Kendisini dikkatle dinlerdim.
Birgün yazıhanesine gitmiştim.
Tam masasının arkasın da büyük bir demir kasa vardı.
Kasanın üstünde kalın bir siyah büyük ciltli bir defter.
“Ali amca bu nedir?” Dedim. Sarıyer CHP ilçesinin eski üye kayıt defteridir dedi…
Bakabilirmiyim dedim. “Al oğlum bak dedi.” defteri aldım masasının üstüne koydum. Kocaman bir siyah kaplı defter.
Sayfalarını bir bir çevirmeye başladım.
Bir yere geldimki, ne göreyim: 1965 yılında İstinye de tanıdığım ve o an için AP sarıyer içe yönetiminde olan, AP ye üye olan insanların birçoğu Sarıyer CHP. İlçesi nin üye defterine kayıtlı.
(Çoklarının isimlerin halen hatırlıyorum.)
Ben gençtim hayret ettim.
“Ali amca bu insanlar bugün hepsi Adalet partili .
Bunlar eskiden CHP’li mi idi?...
Hayır evladım!..
Onlar önceleri Demokrat partili, bizde CHP’li idik.
Ancak onların hepsi, bizim dostumuz, komşumuz, iş arkadaşlarımız, dostlarımızdır.
Peki bunlar CHP üye listesinde neden kayıtlı?
“Oğlum: 1960 ihtilalı olunca bazı çiğ süt emmiş insanlar (polis yada o zamanki askerler)
Demokrat partilileri avlamaya çıktılar.
Suçu olsun, olmasın Demokrat partili olan insanları karakollara götürüyor ve türlü, türlü eziyetler yapıyorlardı.
Ben ilçeden üye defterini aldırdım.
O gördüğün isimleri biraz eski tarih ile CHP ye kayıt ettim ki, arkadaşlarımızı, komşularımız suçsuz yere alıp eziyet etmesinler diye…”
Peki Ali amca: “Siz siyasi rakipler değilmiydi niz? Sen onları neden kurtarmaya çalıştın?”
“Oğlum bizler siyasi rakiptik ama düşman değildik. Onlar da bu vatanın evladı. Komşu ve arkadaşlardık.
Bizlerde bu vatanın evladıyız.
Allah’ımız bir, peygamberimiz bir, kıblemiz bir, namazda hepimiz birlikte aynı kıbleye dönerek Allaha secde ediyoruz. Vatanımz bir, bayrağımız bir onlarda bu vatan için şehitler verdi. Onların geçmişlerinde de şehitler var.
Hepimiz vatanımızı, bayrağımızı , insanlarımızı severiz.
Bizlerde geçmişte şehitler verdik. Çanakkale de, ve bir çok savaşta dedelerimiz sen o sun, ben buyum demeden canlaını verdiler, kanlarını akıttılar, çokları şehit olarak bu vatanı bizlere emanet ettiler hepimi ze .
Vatan sevgisinin hesabı olur mu?...
Bizim sadece siyasi görüş farklılığımız var.
Onların ülkeyi idare etmek için başka görüşleri var bizimde başka görüşümüz… Ancak hepimizin hedefi ülkemizi kalkındırmak, yoksa birbirimizle kavga etmek değil.
Ancak bu siyasi görüş ayrılıkları asla! birbirimize düşman olmak için sebep değildir.
Neticede herkes ülkenin birliği, beraberliği ,ülkenin geleceği ve kalkınamsı için çalışıyor…
Düşmanlık yapmak için değil.
Asla! düşman değiliz.
İnsanı münasebetlerimiz, Siyası rakabetimiz: Centilmenlik içinde; incinmeden, incitmeden karşılıklı, saygı, sevgi ve hürmet içinde devam eder.
Onun için onlar bir sıkıntı çekmesinler diye ben CHP’ye üye kayıt ettim.
Şu büyüklerimizin, atalarımızın, daha doğrusu
şu ecdadımızın hareketlerine lütfen bir bakalım.
Ayrı siyasi bloklarda, siyasi görüşlerde olmalarına rağmen birbirlerine karşı nasıl davranıyorlardı?...
Birbirlerini nasıl korumaya çalışıyorlar?
Siyasi görüş ayrılığı içinde olan insanlar, bir sıkıntı çekmesinler diye nasılda birbirlerine yardımcı olmaya çalışıyorlardı?
Ne kadar güzel bir davranış, ne güzel centilmenlik?
Ya şimdi ülkemizde siyaset ve siyasetçiler ne durumda?
Vatana ihanet etmek isteyenlermi ararsın, vatanı bölmek isteyenler mi ararsın, ülkemizi dış ülkelere şikayet etmeye kalkanlara mı bakarsın birbirlerine en ağır hakaret ve ithamlarda bulunanlarımı bakarsın.
İşte milletimiz bunları değil, Sarı Ali gibi davranan partilileri, siyasetçileri arıyor, bekliyor ve özlüyor… Sevgi ,saygı ve kardeşlik bekliyor.
Ancak bazi siyasetçilerimizde saygıdan, sevgiden, hürmetten, karşılıklı centilmenlikten , siyası olgunluktan eser yok.
Nerede ise değişik partilere mensup insanlar birbirlerinin çok azılı ve amansız düşmanlar gibi.
Maalesef Ülkemizde durmadan fitne çıkartan, düşmanlık tohumları eken, dış düşmanların dümen suyuna giden siyasetçiler var.
Bırakın karşı partiden olmayı, ayni partiden olupta menfaatları zedelenince; İnsanlar nasılda insafsız bir şekil de dün dostum dediği, dava arkadaşım dediği, insanlara ne çirkin bir vaziyette saldırıyorlar?.
Dün belli bir fikir üzere siyasi görüş birliğine varanlar, bugün nasıl birbirlerini en ağır şekilde itham etmeye, siyaset sahnesinden silmeye çalışıyorlar?..
Kimi siyasetçiler yola beraber çıktıkları can dostlarını, arkadaşlarını yolda buldukları ile değiştirip yola bırakabiliyor. Dönüp geriye bakma zahmetinde dahi bulunmuyorlar.
Sayın siyasetçilerimiz:
Düşmanlığı, milleti bölmeyi bir kenara bırakın.
Ülkeyi bölmek değil, birleştirip, güçlendirip kalkındırmak için centilmence siyasi mücadeleler yapınız.
Bütün siyasi partilerimizin mensupları daha doğrusu idarecileri kullandığınız dili yumuşatınız. Vatandaşa özellikle gençlerimize güzel örnekler olunuz…
Ali Dayılardan ibretler alarak kavgacı değil, barışçı ,ülke menfaatlerini düşünen insanlar olunuz.
Milletimizde sizleri yaptıklarınıza göre mutlaka değerlendirecektir.
Şehit kanları ile sulanmış bu güzel ülkemizin insanları arasında düşmanlık tohumları ekmeyiniz….
İnsanlara, özellikle gençlerimize kötü örnekler, kötü modeller olmayınız lütfen.
Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz.