• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Sandıkçıoğlu
Ali Sandıkçıoğlu
..
TÜM YAZILARI

Balkan ülkeleri gezisinden notlar… (1)

26 Kasım 2022
A


Ali Sandıkçıoğlu İletişim: [email protected]

(Seyahat türü bir yazı)

Küçük oğlum Ali’nin programladığı ve sponsorluğunu yaptığı bir hafta kadar süren Balkan ülkelerinde çok güzel bir seyahat yaptık.

Aileden tam sekiz kişi idik evli kızım, bekâr kızlarım, küçük gelinim, torunlarım ve oğlum Ali.

15.11. 2022 THY sabah uçağı ile Üsküp’e uçtuk. Uçuşumuz tam bir saat on dakika sürdü. Hem giderken, hem de dönerken çok güzel bir yolculuk oldu. THY’yi tebrik ederiz. Türkiye’deki kalkınma THY yollarında bile gözlenebiliyordu.

Daha önceden ayarlanmış özel minibüsü oğlum aldı, hepimiz eşyalarımızı yerleştirdik ve arabaya bindik. Ohri’ye doğru yol aldık. Yol boyu birçok küçük ve orta büyüklükte şehirler geçtik. Bir iki yerde kahve molası verdik. Uğradığımız yerlerde Türk olduğumuzu anladıklarında hizmet şekilleri, bakış açıları, yüz ifadeleri bile değişiyordu.

Ohri’ye vardık. Daha önceden ayarlanmış evimize yerleştik. Biraz dinlendik ve şehri dolaşmaya, tarihi yerleri görmeye çıktık.

İlk gittiğimiz yer zamanında Türklerin inşa eyledikleri çarşı oldu.

Osmanlı’dan kalma çarşı ya hiç dokunulmamış, eski dokusu aynen duruyor. Her meslekten o dükkânlarda esnaflar var. Esnafların birçoğu Türk ve Müslüman.

Ohri’nin en meşhur Türk lokantasında yemek yedik. Akşam vaktine az bir zaman kalmıştı. Biraz oyalanıp namazı orada bulunan camilerden birisine kılalım dedik.

İlk olarak Ohri’de Zeynel Abidin Paşa camiini ziyaret eyledik.

Sıfırdan TİKA tarafından onarılmış, yenilenmiş pırıl, pırıl bir cami.

Burada: T.C. devletini,

TİKA’yı,

Diyanet İşleri Başkanlığını gönülden tebrik ederim.

Oralardaki ecdat eserlerini sıfırdan ayağa kaldırdılar.

Cami ziyaretinden sonra:

Pir Mehmet Hayatı hazretlerinin tekkesine geçtik. Tam bu arada akşam ezanı okunmaya başladı. Orada bulunan küçük cami ve tekke yine TİKA tarafından onarılmış pırıl, pırıl bir halde. Abdesti olanlar camiye girdiler. Abdesti olmayanlar abdest aldılar. Her yer tertemiz.

ÇOK ÖNEMLİ BİR KOVALAMACA:

Pir Mehmet Hayati hazretlerinin tekkesi ve türbesinde kızlarımın bazıları daha camiye girmeden resim çekiyorlardı.

Yanlarına bir erkek yaklaşır ve “Biraz önce lokantada yemek yiyen sizler miydiniz)”

Kızlarım: “Evet” Erkekleriniz nerede? “Kimi abdest alıyor, babam camiye girmiş.”

“Onlardan birisini bana çağırır mısınız? Oğlum Ali gider ve buyurun der.

Gelen şahıs oğluma: “Beyefendi çok çok özür dileriz. Biz yemek paranızı yanlış hesapladık. Sizden fazla para aldık. Paranızın üstünü iade etmek için sizi aradık ve burada bulduk dedi ve oğluma: 280 dinar (Mahalli parayı geri iade etti.) Tekrar, tekrar özür diledi. Ve hakkınızı helal edin talebinde bulundu.

Gerçekten hoş bir hareket. Zamanımızda insanlar helal, haram düşünmezken Ohri’li bir Müslüman aldığı fazla parayı geriye ödemek için koşarak çarşıda bizleri arıyordu….

İşte Osmanlı’dan asrımızda canlı bir örnek… Bilmem haram yiye, yiye göbekleri çatlayan, ecdadından kopmuş, her fırsatta Osmanlı’yı kötüleyen, Osmanlı’dan nefret eden, dönmelere en çok güzel bir örnek teşkil eder mi bu davranışları…

“Eynessera vessüreyya”?

Bilmem az da olsa yüzleri kızarır mı?...

PİR MEHMET HAYATİ HAZRETLERİNİN CAMİİNDE AKŞAM NAMAZI.

Bizde bir zamanlar Arapça aslı ile ezan, kamet okumak yasaktı. Ezan yerine tanrı uludur, tanrı uludur zorla okutuluyordu. Yerinde edindiğimiz bilgilere göre; Komünist devrinde bile buralarda ezana müdahale edilmemiş.

Ezanlar aslına uygun okutulmuş, bugün ise tüm camilerde ezan aslına uygun minarelerden hoparlör ile okunuyor.

Tekkenin (Halveti Tekkesi) kapısında iken ezan okunmaya başlayınca gerçekten hüzünlendik, hele bir kızım var ki, gözleri daima sulu hemen ağlamaya başladı…

“Ya Rabbi bu diyarlarda bile bize Ezan-ı Muhammediyi dinlettin” diyerek hamd, sena ve şükür eyledi ve ediyorduk hepimiz.

Ecdadımız Osmanlı “İla-i Kelimetüllah” için o günün bütün zorluklarını göğüsleyerek taa buralara kadar gelmişler.

Allah (cc) Hazretleri, onların hepsinden razı olsun. Hepsini minnetle, şükranla yâd ediyoruz.

Üzgünüz. Çünkü bizler onların emanetlerini tam olarak koruyamadık. Dönmeler isimler değiştirerek bizleri içimizden fitne ateşleri yakarak yıktılar.

Ezan bittikten sonra camiye girdik. Müezzin kamet eyledi İmam Efendi geldi. Güzel kıraatı ile akşam namazını kıldırdı.

Akşam namazının sünnetinden sonra cemaat ve imam hepsi evvabil namazı kıldılar. Tabii biz de kıldık…

Evvabilden sonra cehri olarak on defe Lailahe İllellah diye zikir yapıldı. (Burada çocukluğumu hatırladım. Köyümüzde Rize Kalkandere Çayırlı köyü (Eski adı Silyan) orada bizler talebe iken köyümüzün insanlarında epeycesi sabah namazına katılır ve namazın farzından sonra bütün cemaat sesli olarak kelime-i tevhidi okurlar, sonra dua ederlerdi. O günleri hatırladım. Ancak o günkü insanların çoğu göç eylemiş pek azı hayatta belki kalmış.

Nereden nereye?..

Yıllar sonra Ohri’de akşam namazından sonra cehri zikre biz de iştirak ediyorduk.

Zikir ve dua bittikten sonra cemaat ve imam ayağa kalkarak Pir Mehmet hazretlerinin türbesine karşı dönerek ayakta birer Fatiha okuyarak dağıldılar.

TEVAFUKUN BÖYLESİ:

Bu arada ben imama Arapça Allah kabul etsin dedim. İmam bana Türkçe karşılık verdi. Kendisi imam çocuğu olduğu için bizim Rize’nin İkizdere ilçesinde doğmuş aslen Samsunlu. Kendisiyle biraz sohbet ettikten sonra ayrıldık.

Şehirde biraz daha dolaştık.

Artık karanlık iyice basmıştı. Yavaş yavaş yürüyerek kalacağımız evimize gittik. Yüksekte olduğu için Ohri gölünü ve kıyı manzaralarını seyrettik. Yatsı namazlarımızı kalacağımız evde eda ettik. Kızlar Türkiye’den götürdüğümüz çaydan demlediler. Ohri gölü manzarasında çaylarımızı içtik. Biraz sonra herkes dinlenmeye çekildi.

Sabah kaldığımız yerden gezimize devam etmeye başladık.

OHRİ’DE TÜRK EVLERİ:

Ohri gölünün kenarında Osmanlı’dan kalma (Tabir caizse birere sanat eseri olan Türk evleri) hemen herkesin ilgisini çekiyor. Eski Arnavut kaldırımı dediğimiz taşlarla döşenmiş sokakları. İki veya üç katı aşmayan binalar ahşaptan yapılı pencereleri, balkonları insanı büyülüyor. Hemen herkesin elinde ya fotoğraf makinesi var ya da akılı telefonu ile herkes resim çekiyor. Ohri gölü kenarında güzel oturma yerleri yapılmış bisiklet yolları var, çeşitli ağaçlandırmalar. Yol kenarında az da olsa seyyar satıcılar var.

Kızlar başörtülü olduğu için bizim Türk olduğumuzu anlıyorlar. Kuru yemiş satan bir satıcı ille de bizi çağırıyor. Israr edince yanına gittik. Teyzesinin eski şehirde olduğunun söyledi. Bize kuruyemiş ikram etmek istedi. Biz zaten yeni kahvaltı yapmıştık. Türk evlerini ziyaret ettik oradan dönüyorduk. Bir de Ohri gölü üzerine bir tekne gezisi yapacaktık. Teknelerin bulunduğu yere gittik. Orada fiyat listesi var kişi başı 25 dolar, pahalı bulduk. Biraz daha ileri yürüdük teknesinde oturan bir zat yarım Türkçesi ile tekne mi lazım dedi? Evet dedik. Bize hepinizi yarım saat gezdiririm 20 dolar alırım. Biz inanmadık. Kızımdan torunum Zeynep güzel İngilizce konuşuyordu tekrar tekrar sorduk evet sadece yirmi dolar teknesine bindik göle açıldık. Bir süre sonra kaptan başındaki kaptanlık şapkasını bizim küçük Elif’in başına koyarak onu makamına geçirdi. O an içi göl boştu.  Elif epeyce tekneyi kullandı. Döndük. Ohri kalesine doğru yola çıktık. Kaleden Ohri gölüne bakınca, deniz kenarından yüksek olmayan eski Türk evlerine ve şehre bakınca gerçekten güzel manzaralar, güzel görüntüler. Kaleye çıkarken birkaç cami şehre bakınca görünen camiler, minareler bir hoş… Ohri’den Arnavutluk’a gitmek üzere ayrıldık. Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz. (Gelecek hafta inşallah Arnavutluk, Kosova ve Üsküp’ü yazmaya çalışacağız inşallah.)

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Alï

Bekliyoruz.

Okır

Çok faydalandık hocam maşAllah sana Allah ilmini artırsın
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23