Soykırımcı İsrail orada, İstanbul’da ne işiniz var?
Soykırımcı İsrail orada, İstanbul’da ne işiniz var?
ALİ KARAHASANOĞLU
İsrail Başkonsolosluğu boş.
Ama saldırı düzenleniyor.
Maksat İsrail’e zarar vermek değil..
İsrail’in saldırganlığını, soykırımını telin etmek değil..
Maksat, suyu bulandırmak..
Türkiye’yi karıştırmak..
İsrail’e zarar vermek istiyorsan, soykırımcılar orada..
Soykırıma uğrayan Gazzeliler orada. Gidersin, İsrail’e gerçekten zarar vermek istiyorsan, amacına ulaşırsın..
Ki, eylemi gerçekleştirenlerin Adana’dan geldikleri iddia ediliyor..
İstanbul’a kıyasla, İsrail size daha yakın.
İstanbul’da ne arıyorsunuz..
İsrail’e, İsrail ordusuna zarar vermek istiyorsanız..
Biz mi öğreteceğiz, İsrail ordusunun nerede olduğunu..
Biz mi adres vereceğiz, Telaviv’in nerede olduğunu..
Rusya Büyükelçisini öldüren FETÖ’cüyü hatırlayınız..
Onun getirdiği tekbir, bizi yanıltmasın..
Türkiye ile Rusya’nın bir savaşa girmesi için yapılmış o saldırı, nihayetinde de Türkiye’ye zarar vermek isteyen o saldırı..
Bugün nihai noktada yine Türkiye’ye zarar vermek için, farklı bir saldırı girişimi olduğundan hiç şüphemiz olmasın..
İsrail menşeili tüm malları boykot edelim..
Bunda hiç taviz vermeyelim..
Sadece İsrail menşeili değil, İsrail’e silah veren devletlerin mallarını bile boykot edelim..
Elimizden geldiğince, Amerikan mallarını, Alman mallarını, İngiliz, Fransız mallarını ne kadar yapabiliyorsak, boykot edelim..
Ama..
Gazze’ye başlatılan soykırım saldırılarının, bölgede hemen her ülkeye bir ateş düşürdüğü karşımızda apaçık bir gerçek olarak dururken..
Suriye’de etkileri, Irak’ta, İran’da etkileri, Lübnan’daki etkileri görülür iken.
Türkiye’ye de benzer şekilde bir ateş içine çekmek isteyenlerin oyununa gelmemeliyiz.
İran’ın İsrail’e karşı misilleme hakkı vardır.. Meşrudur..
Bunun aksini kimse iddia edemez.
Ama İsrail yerine, Türkiye’deki İsrail konsolosluğunu hedef alanlar, aslında dikkat dağıtmakta, İsrail’e çok daha net ve çok daha büyük bir zarar verme ihtimali olan siyonistlerin işgal ettiği alanlardaki askeri unsurlarına karşı, Gazze’deki soykırıma uğrayan insanlarla birlikte yapacakları eylem yerine, İstanbul’da bir saldırıyı organize etmeye kalkışıyorlarsa..
Bunun arkasında İsrail karşıtı bir akıl olduğunu söyleyemeyiz..
Şu çok net değil mi, İstanbul’da uzun namlulu silahlarla bir saldırı planladı iseniz..
En nihayetinde etkisiz hale getirileceksiniz..
Ölümü göze aldı iseniz..
Niye bunu İsrail’de değil de, İstanbul’da düşünüyorsunuz?
Kimse, “Orada güvenlik önlemleri had safhada. Onun için eylemi burada yapmak istemiş olabilirler mi” sorusu ile karşımıza gelmesin..
Elinde silah bile olmayan bir imam, İsrail’in işgal ettiği alanda, bıçak ile soykırımcılara nasıl had bildirdiğini yakın tarihde gördük..
Soykırımcı askerlere, işgal ettikleri topraklarda da, kendi hakimiyetlerini ilan ettikleri topraklarda da güven olmamalıdır...
Kendilerini hiçbir şekilde güvende hissetmemeleri gerekir..
Ama..
İsrail’den çok, İsrail’e karşı en sert tepkileri veren ülkelerde yapılacak saldırılar..
O ülkeleri de, siyonist akıl ile olayların içine çekme planından başka bir şey değildir..
Tam bu noktada, “İran’dan atılıyormuş gibi yapıp, sahte bayrak operasyonları ile gönderdiğimiz füzeler işe yaramadı.. Türkiye o füze operasyonlarından yola çıkarak, oyuna gelmedi.. İran’a yönelik saldırılara katılmadı.. Azerbaycan’a yönelik drone saldırısı Azerbaycan’ı savaşın içine çekmeyi sağlayamadı.. İstanbul’daki saldırı ile acaba Türkiye’yi karıştırabilir miyiz” oyununun oynandığını söylememiz gerekir..
Şunu da hatırlatmalıyız.
İsrail’e yönelik bir eylem gibi gösterilse de, sonuçta orda görevli Türk polislerine zarar verilmesi neticesini oluşturacak dünkü İstanbul’daki girişim ne ise..
Amerika ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları da odur..
İsrail konsolosluğunda kimse olmasa da, sonuçta o alana yönelik saldırı nasıl ki terörist saldırı olarak nitelendiriliyorsa..
İsrail’e yönelik olduğu için değil.. Türkiye’de gerçekleştirildiği, Türkiye’nin huzurunu kaçırmayı planladığı için; İstanbul’daki olay nasıl ki “terörist saldırı” olarak nitelendiriliyorsa..
İran’ın topraklarına dönük gerçekleştirilen İsrail ve ABD imzalı her saldırı, arkasında devlet imzası olması bu tespitimizi değiştirmez: Terörist saldırıdır. İsrail’in de saldırısı terörist saldırıdır.
Amerika’nın yaptığı saldırı da, terörist saldırıdır..
Bugün olmasa bile, en yakın zamanda, bu terörist saldırıların failleri, yargılanacaktır..
İstanbul’daki saldırıların failleri nasıl yargılanacak ise..
İran’a yönelik saldırıların failleri de yargılanacaklardır..
İstedikleri kadar, kahramanlık hikayeleri yazsınlar..
Kendi uçaklarını vurduklarını, kendi askerlerini bile öldürebildiklerini gösteren son olaylar, Amerika’nın gündemini bambaşka bir noktaya taşıyacaktır..
“Arkamızda hiçbir askerimizi bırakmadık” türküleri söyleyedursunlar..
Terörist saldırılarında, kendi askerlerinin İran’ın eline geçeceğini anladıkları an, onları bile nasıl acımasızca vurduklarını, ABD devleti tüm dünyaya göstermiştir..
Hürmüz Boğazı için her gün “Hemen açarız” diyerek tehditler savuran Amerika..
“Donanmayı yollar, tankerleri çıkarırız” diyen Amerika’nın..
Şimdi Hürmüz Boğazı’nda nasıl çaresiz kaldığı ortadadır..
Böyle bir konjonktürde, İsrail’in soykırımını önlemek isteyen, Amerika’nın haydutluğuna itiraz eden insanların eylem alanı, Türkiye değil..
İran’da sivillere varıncaya kadar bombalı saldırılara imza atanlardır..
“Gemileri batırmak çok eğlenceli oluyor”’ diyen vicdansızların, ellerini ovuşturarak takip edecekleri eylemler yerine..
Kimseye “Git, Gazze’de o bölge halkı ile birlikte savaş” diyebilmem için, önce benim onu yapmam gerekir..
Ama..
Elinin altındaki konforlardan ferağat et.. Damağının tadından feragat et.. Midene gönderdiklerinin zevkinden vazgeç..
Kendim de dahil her Müslümana söylüyorum..
Bunu yapalım ki, İsrail ve Amerika’yı sevindireceğimize, üzmüş olabilelim.