• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI

Sedef Kabaş kimdir?

24 Ocak 2022
A


Ali Karahasanoğlu İletişim: [email protected]

Sedef Kabaş kimdir sorusu, tüm medyanın ortak konusu..

Hemen tüm televizyonlar, tüm internet siteleri, birbirinin kopyası aynı başlıkla, kendilerine göre tanıtımlar yapmışlar, Sedef Kabaş hakkında.

Aslında Sedef Kabaş bu kadar konuşulması gereken önemli bir isim değil. 

Bana sorarsanız, profesyonel bir oyuncu.

Polis aracından inerken, elleri serbest ve önde olduğu halde, kameraları görür görmez, bir saniye içinde nasıl büyük bir ustalıkla ellerini arkaya götürüp, iki bayan polisin arasında, sanki elleri arkadan kelepçeli imiş gibi görüntü verdiğini, net olarak izlemişsinizdir.

Hayatı, işte bu, Sedef Kabaş’ın.

Olayları sürekli başka türlü gösteren..

A’yı Z olarak.. Z’yi A olarak gösterme operasyonlarının ismi, Sedef Kabaş.

Eli kelepçeli değil iken.

Kelepçeli gibi gösterme, hatta arkadan kelepçelenmiş gibi algı oluşturma operasyonlarının mimarı Sedef.

Hepsi bu mu?

Değil..

Yaptığı hakaret ne kadar iğrenç, ne kadar çirkin olsa da..

Şahsi kanaatim, tutuklanmaması.

Ama o aynı kanaatte değil.

Bırakın hakaretleri, sıradan eleştirilerin bile özgürlük olarak düşünülmemesinden yana.. Düşüncesini açıklayan gazetecilerin hapis cezası ile müeyyidelendirilmesinden yana..

Gazetecilerin cezaevine atılmasından yana..

“Hoop Ali Bey. Nereden çıkarttın bunları” diye sormayın, lütfen..

Yaşamamış olsam..

Böyle bir isnadı, niye yapayım?

Bizzat yaşadım..

Tarih 2015.

Fetö’cü hakim ve savcılar, henüz yargıdan tasfiye edilmemişler.

Sedef Kabaş da, FETÖ’nün yargıdaki hakimiyetini iyi biliyor olmalı ki..

O tarihte İstanbul Başsavcısı’nı, hem de FETÖ’cülerin kumpasına karşı direndiği için, hedef tahtasına koyuyor.. “FETÖ’cülere sahip çıkayım, onlar zaten beni korur” diye düşünüp, FETÖ’cülerin bir kumpasını boşa çıkaran savcıyı, “unutmayacağız” diye kendince tehdit ediyor..

Sedef Kabaş, İstanbul Başsavcısı hakkında, “Unutmayacağız” derken..

Aslında o tarihte HSYK’daki Fetö’cü üyelere güveniyordu. Yargıdaki Fetö’cü 4.200 hakim ve savcıya güveniyordu.

“Nasıl olsa bana bir şey yapamazlar. FETÖ’cü hakim ve savcılar, beni korurlar” diye düşünüp, yargıdaki 1/3 oranında da olsalar, kilit noktalarda bulundukları için etkileri 2/3 gibi hissedilen Fetö’cülere karşı mücadele başlatan başsavcıyı hedef tahtasına koyuyordu..

Diyebilirsiniz ki, “Düşünce özgürlüğü var. Başsavcıyı sevmek zorunda mı?”

Bu karşı çıkış, iyiniyetli değil ama.

Bir saniyeliğine kabul edelim.

O tarihte ben de, Fetö’cü hakim-savcılara karşı mücadele başlatan başsavcıya tehdit sallayan Sedef Kabaş hakkında bir yazı kaleme aldım.

Sedef Kabaş, başsavcıya tehdit savuruyor..

“Düşünce özgürlüğü” diyor..

Ben de kendi düşünce özgürlüğümü kalkınıyorum, Sedef Kabaş eleştirisini kaleme alıyorum..

Buna da özgürlük olarak bakılması gerekmez miydi?

Öyle mi baktı, Sedef Kabaş?

Hayır..

Benim yazım sebebi ile.. Beni.. Yetmemiş, gazetenin imtiyaz sahibini..

Yetmemiş, Genel Yayın Koordinatörümüz rahmetli Hasan Karakaya ağabeyi, yetmemiş; bir de haber müdürümüz Kenan Kıran’ı şüpheli göstermiş.

Hatta bir de okuyucu yorumundan dolayı, tanımadığım birisini de şüpheli göstermiş..

Yani benim yazım sebebi ile, nereden baksanız, elinden gelse, tüm gazetenin künyesindeki isimleri cezaevine tıktıracak..

Despotluk bu seviyede. Ceberrutluk bu düzeyde.. 

Öyle sıradan bir soruşturma da istemiyor, hanımefendi.

Kendisi aristokrat ya..

Soruşturmanın, kendi yüksek seviyesine uygun olarak, özel adli kolluk tarafından yapılmasını talep ediyor..

Dilekçenin orijinalini görmek isteyenler, https://www.yeniakit.com.tr/haber/nereden-nereye-sedef-kabas-akit-yazarini-iceri-attiracakti-kendisi-kodesi-boyladi-1619955.html linkinden okuyabilirler..

Peki benim cezalandırılmamı isteyen Sedef Kabaş hakkında, benim ifadelerim ne idi?

Kendisinin yaptığı gibi, direkt bir hakaret, direkt bir tahkir edici ifade söz konusuydu muydu?

Buyurun kısa alıntılar vereyim:

“Twitter’ın kahraman yaptığı bir “konu mankeni” daha karşımızda..

Zaman gazetesi birinci sayfasında.

Samanyoluhaber ana haberinde..

Diğer televizyonlar, ‘Gazeteci Sedef aşağı.. Gazeteci Sedef yukarı’ diye onlarca haber..”

O tarihte Fetö’cü medya Sedef Kabaş’a sahip çıkıyormuş.

Bugün de CHP medyası. 

Siz takdir edin, dönüşümü. Veya dönüşüm de demeyelim.. CHP medyasının FETÖ’nün yerine nasıl geçtiğini görmüş olalım.

Yazım şöyle devam ediyor: “Kimmiş, Sedef abla?.. 17 Aralık’a verilen takipsizliğe itiraz ediyor ama..

Kendisi; yolsuzluğun kralını, 2 katrilyon lirayı hazineden hortumlayıp kasasına aktararak gerçekleştiren Cavit Çağlar’ın, NTV’sinde program yapan bir bayan..

Çağlar hazineyi soyuyor. Bu hanım abla da, Emin Çölaşan’ın da haftalık programa çıktığı NTV’de, farklı programlarla, halkın dikkatini, o aylarda soygunlardan başka yerlere çekiyor..”

Ne yapacağız, hanımefendinin gerçek yolsuzluklara seyirci olduğunu da mı, yazmayacağız?

Ve 2015 tarihli yazımın sonu:

“Londra doğumlu Sedef abla ve içinde olduğu aristokrat zümrenin bir seferinde yaptığı üç aylık tatili, Tayyip Erdoğan’ın 12 yıllık Başbakanlığı döneminde, toplam olarak yapmadığının garantisini verebilirim..

Gerisi hikayedir. Palavradır, yalandır, iftiradır..

Bir seferinde üç aylık tatil yapan aristokratlar, 12 yıldır 365 gün, günün 18 saati çalışan Başbakan’a bir suçlama yapıyorlarsa.. (Fiilen yaptığı toplam tatili, olsun olsun bir ayı geçmez!).

Alacakları cevap şudur: Hadi ordan.. Hadi ordan!”

Yazı böyle bitiyor. Yazımın bitişini değiştirelim:

“12 yıl”ı, “19 yıldır toplam üç ay tatil yapmayan Cumhurbaşkanı” diye güncelleyelim..

Sonra bu utanmazlara soralım: Hangi yıl 3 aydan az tatil yaptınız da, gece gündüz çalışan bir dindar cumhurbaşkanına, o hakareti yapabiliyorsunuz?

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

şüayıp

Milletin huzurunu bozmaya çalışan,onlara destek veren basın ,yayın organları dış güçlerın maşalarıdırlar

Asım,ın nesli

Geçenlerde bir tv kanalında Çin seddi diye bir film izledim, film Çin seddinin neden ve niçin yapıldığını fantastik bir hikaye ile anlatıyordu, filmde toyi tayi diye canavarlar vardı, ve bu canavarlar her 60 yılda bir ortaya çıkıyorlar, dünyadaki açgözlülüğü ve açgözlü insanları cezalandırmak için Çin seddini geçmeye çalışıyorlardı, koronavirüs belası çin'de ortaya çıkıp bütün dünyaya yayıldığı düşünüldüğünde filmin konusu hayli ilginç geldi bana, açgözlülük ve para kazanma hırsı, para kazanma hırsı her insanda vardır, fakat açgözlülük sadece vatanını devletini milletini satacak kadar gözü dönmüş kişilere has bir özelliktir, bu kişileri 20 Aralık 2021 tarihi öncesinde başkan Erdoğan ve hükümetine karşı çekilen dolar operasyonunda gördük, bu vatan devlet ve millet düşmanı zındıklar evlerini, arabalarını satıp dolar aldılar, bankadan kredi çekip dolara yatırdılar, amaçları ekonomi bozulsun başkan Erdoğan ve hükümeti zora düşsün isterse devlet batsın umurlarında değildi, yeterki laik, ateist, kominist, kemalist chp saltanatı devam etsin,şimdi çıkmışlar devlet fiyatları aşağı çeksin diye bekleşiyorlar, bırakın bu zihniyeti bedavaya beslemeyi bunların bu ülkede nefes bile alması haramdır.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23