İran teslim mi oldu, gönülleri mi fethetti?
İran teslim mi oldu, gönülleri mi fethetti?
Ali Karahasanoğlu
“Çağdaş batı uygarlığı” diye bize öve öve bitiremedikleri ülkelerin nasıl bir acizlik içinde oldukları..
“Ortadoğu ülkesi” diye tahkir ettiklerinin ise.. “Molla rejimi” diye yerin dibine batırmaya çalıştıklarının ise.
Ne kadar kadim bir altyapı ile, güçlü bir dik duruş sergilediklerini..
İran’a yönelik ABD+İsrail saldırısında bir defa daha görmüş olduk..
Saldırıyı başlatan iki haydut devletin şahsında, vahşi batının kan içiciliğini bir defa daha gördük..
Saldırıya uğramasına rağmen, 8. gününde dahi, “Ben saldırıya uğradı isem, dünya da yanacak” şeklinde bir karşı saldırı yerine.. Ki, buna fiziki olarak güçleri olduğunu, yaptıkları misillemelerde ispatlıyorlar..
“Telaviv başta olmak üzere, bizim gözümüzde İsrail’de sivil hiçbir yer yoktur. Amerika’da hiçbir yer sivil insan bölgesi değildir” bakış açılı füze misillemeleri yerine..
“ABD’nin bölgedeki askeri alanlarını vuruyoruz. İsrail’in askeri mekanlarını vuruyoruz. Bölge ülkelerindeki bize karşı kullanılan ABD üslerini vuruyoruz” merkezli misillemeleri tercih eden bir İran ile karşı karşıyayız..
Bu arada, belki de İsrail’in ajanlık faaliyetleri ile, komşu ülkelerden bazılarında yaşanan faili meçhul füze düşüşleri yaşanıyor..
Her şeye rağmen, tahkir ettikleri, küçük gördükleri, “Kendi halkını katlediyor” dedikleri İran’ın Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’dan dün, bakın nasıl bir açıklama geliyor:
“Saldırıya uğrayan komşu ülkelerden özür diliyorum.”
Nasıl büyük bir alkışı hakeden, onurlu davranış..
Kibirden uzak, egodan ve insanı putlaştıran kimlikten uzak bir açıklama..
Öyle ki..
Bizim eklememize fırsat vermeden, Pezeşkiyan hatırlatıyor, bu özür cümlesinin hemen devamında:
“Liderimiz, komutanlarımız ve öğrencilerimiz düşmanın acımasız saldırısı nedeniyle hayatlarını kaybetti.”
Evet, böyle bir acı günde dahi..
“Çağdaş” denilen Batı, o saldırıların asli faili oldukları ortada iken..
Liderini, komutanlarını, belki en önemlisi masum 165 kızını kaybetmiş devletin Cumhurbaşkanı, kendisine saldırıda kullanılan katil ABD’nin üslerinin bulunduğu komşu ülkelerden özür diliyor..
BAE’nin, Bahreyn’in, Katar’ın, Suudi Arabistan’ın liderlerinin İran’dan özür dilemesi gerekir iken..
İlk saldırıya uğrayan İran olduğu halde..
O “Molla” denilen.. “Despot” denilen.. “Yasakçı” denilen.. “Acımasız” denilen.. “Kibirli” denilen.. Komşu ülkelere rejim ihraç etmekle suçlanan İran..
Komşu ülkelerden özür diliyor..
Ve bizim muhafazakarlarımızın bile, “Çağdaş batı uygarlığını çok iyi analiz etmemiz lazım. Onları takip etmemiz lazım. Avrupa Birliği’nin ilkelerini özümsememiz gerekir” diyerek, ulaşılacak hedef olarak bize gösterdikleri Batı’nın Avrupa kısmının üç maymunu oynadığı sessizlik deryasında..
Batı’nın diğer ucundaki ABD’nin çakal başkanı Trump da, Pezeşkiyan’ın yukardaki sözlerini, bakın nasıl çarpıtıyor:
“Cehenneme kadar dövülen İran, Ortadoğu komşularından özür diledi ve teslim oldu, artık onlara ateş etmeyeceğine söz verdi.”
Bunu söyleyen küstah ABD’li, Türkiye’deki uşaklarının dahi öve öve bitiremedikleri, onlarca savaş uçağı, 5 bin asker, radar sistemleri vs. diyerek, adeta kendi başına bir şehir şeklinde tanıttıkları Lincoln Savaş gemisini, 4 gün önce, Hürmüz Boğazı’ndan, Hint Okyanusuna çeken adam.. İnşallah korkuları gerçekleşir, o Lincoln savaş gemisinin battığını da görürüz..
Çünkü, acımasızca katlettiler..
Sadece uluslararası hukukta dokunulmaz kabul edilen devlet yöneticilerini değil.. İnsanlık tarihi boyunca dokunulmaz kabul edilen dini liderlerin hedef alınamazlığını çiğnediler, Hamaney’i katlettiler..
Yetinmediler, ilkokul çağındaki kız çocuklarını, toplu olarak katlettiler..
İşledikleri suçu, utanmadan “Cehenneme kadar dövülen İran” diye tanımlamaya kalkıyorlar..
Onlar ne kadar kibir dolu iseler. Ne kadar katil ruhlu açıklamalar yapıyorlar ise..
Pezeşkiyan o kadar tevazu içinde: “Silahlı Kuvvetlerimiz, topraklarımızı onur ve güçle savunmak için gerekeni yaptılar. Komşu ülkelere saldırma niyetimiz yok. Onlar kardeşlerimiz ve onlarla el ele verip barış ve huzur sağlamaya çalışıyoruz.”
Tam bu noktada İran’ın, düne kadar Suriye’de yaptıklarını dahi unutalım..
Adil olan Allah, hesabını mutlaka soracaktır..
Ama..
Bugün, “Onlar kardeşlerimiz ve onlarla el ele verip” açıklaması yapıldığı noktada dahi, kalkıp Trump’la aynı safta durmak, katillerin ekmeğine yağ sürmek zelilliğini niye yaşayalım? Makamında evangelist ayin ile tüm Müslümanlara savaş açanlarla birlikte niye olalım?
Katil işbirlikçisi Trump, çaresizlik içinde yüzerken, Pezeşkiyan’ın son açıklamasını yorumlamaya şöyle devam ediyor:
“Bu söz, yalnızca ABD ve İsrail’in amansız saldırıları nedeniyle verildi. Ortadoğu’yu ele geçirmeyi ve yönetmeyi amaçlıyorlardı. İran, binlerce yıldır ilk kez Ortadoğu ülkelerine karşı kaybetti.”
Ortadoğu’yu ele geçirmeyi isteyen, Amerika değil mi?
Fazla masraf çıkarttı diye, bu plandan vazgeçen ve yakın tarihe kadar, “Biz oradaki askerlerimizi geri çekeceğiz” diyen, sen değil miydin, Trump..
Yıllar süren Irak işgali sırasında bile 150 bin askerini bölgeye yollayan ABD, İran’a saldırıları sebebi ile şimdiden 50 bin askerini bölgeye göndermiş.
Daha düne kadar, “Savaşları bitireceğim” derken..
Dünyanın tamamını etkileyen savaşı Trump başlatmış oldu...
Daha şimdiden petrolün variline gelen % 40’lık artışın hemen öncesinde..
“İran, Hürmüz Boğazı’nı kapatırsa, ABD donanması ile, her bir tankere koruma verir, boğazı açarım” diyerek, nasıl bir rüya ülkesinde yaşadığını, güç zehirlenmesi içinde olduğunu ispatlayan Trump’ın acizliği, o tankerlerden bir tanesinin bile, oldukları yerden bir yere kımıldayamaması ile tescillendi..
“Teşekkürler Başkan Trump dediler” sözleri ile, kendi kendine masallar yazan ABD Başkanı, devam ediyor, Ortadoğu ülkelerinin liderlerinin kendisine teşekkür ettiği yalanını uydurduğu dünkü konuşmasına:
“Onlar, ‘Teşekkürler Başkan Trump’ dediler. Ben de, ‘Rica ederim!’ dedim.”
O zaman niye, bir haftadır ortalıkta görünmüyorsun, Trump?
Pezeşkiyan’ın açıklaması sonrasında, “kendime çarpıtılacak bir malzeme buldum” diyerek, daha yeni açıklama yapabiliyorsun?
İslam coğrafyasına düşürmek istedikleri fitne bombasının ellerinde patladığından da, haberleri yok..
Şimdi Katar da, Bahreyn de, BAE de, Suudi Arabistan da, batının nasıl çakal bir operasyon ile, dünyanın tüm yeraltı zenginliklerini sömürmek için, acımasız bir savaşı başlattıklarını çok daha iyi görüyorlar.
Tam da bu noktada, Pezeşkiyan, Trump’ın çizmeye çalıştığı “İran teslim oldu” resmini yalanlarcasına, bölgedeki Müslüman ülkelerden “özür dilemesi”nin devamını şöyle tamamlıyor:
“Dün, Geçici Liderlik Konseyi’nde, onlardan bize saldırı gelmediği müddetçe komşu ülkelerin hedef alınmaması ve füze fırlatılmaması kararı alındı.”
Özür dileniyor olsa da.. Üslerin kullandırılmaması için son çağrıyı da yapıyor, İran Cumhurbaşkanı..
Bugünden sonra da, üsler kullandırıldığı takdirde, o alanlara füze göndermeye devam edeceklerini de hatırlatıyor, Pezeşkiyan..
Ama Trump, bambaşka bir dünyada: “İran teslim oldu” diyor..
ABD donanmasını Hürmüz Boğazı’na sokmayı boşverin..
Uçak gemilerini bile Kızıldeniz ve Hint Okyanusu’na çekmek zorunda kalan ABD, bir yandan da tehditlerine devam ediyor..
Ben de, bizim mahalledeki ezikler de dahil olmak üzere, kendisini solcu olarak tanımladığı halde emperyal devletlerin uşağı olmuş içimizdeki her bir haine hatırlatayım: “Bu mu sizin batı uygarlığınız? Bu mu sizin; yolunda köle olmayı düşlediğiniz çağdaş devletler?.. Bu mu sizin “Gelişmiş, müreffeh, hukukun üstünlüğüne önem veren ülkeler” dediğiniz kan içiciler?..