• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI

2004’te kendisine nanik yapılan Bülent Abi, şimdi bize nanik yapıyor!..

20 Mayıs 2022
A


Ali Karahasanoğlu İletişim: [email protected]

Bülent Abi’miz yine döktürmüş..

2004 yılının 23 Nisan’ındaki resmi bayram öncesinde..

“Şeyini şey ettiğiminin şeyindendir” dediğini unutmuş..

Şeyini şey ettiklerine şirinlik için akrobatik hareketlere soyunmuş..

Söze şöyle girmiş:

“Gençlerin hem bugüne hem de geleceğe güvenle bakamamasının ardında yatan en temel neden..”

Afedersin Bülent Abi..

“Şeyini şey ettiğiminin şeyindendir” sözünü sarfettiğiniz 2004 yılı 23 Nisan bayramı öncesinde, gençler hem bugünlerine hem geleceklerine güvenle bakabiliyorlar mıydı?

Bakabiliyorlardı da..

Sen tiyatro mu oynuyordun, “Şeyini şey ettiğiminin şeyindendir” derken?

Mesela başörtülü tıp fakültesi öğrencileri..

2004 yılında geleceğe güvenle mi bakıyorlardı?

Tek başınıza iktidara geldiğiniz halde açamadığınız için, imam hatiplerin kaydadeğer bir öğrencisi yoktu ama..

İmam hatiplerin henüz kapatılmadığı yıllarda mezun ettiği öğrenciler, katsayı zulmü altında inim inim inlerken, hakettikleri fakültelere giremiyor iken..

Geleceğe güvenle mi bakıyorlardı?

Bi söyle ya..

Bi söyle, çatlatma adamı!

Bülent Abi’miz, gençlerle sürekli sohbet ettiğini hatırlatıp, kimbilir hangi bar, hangi pavyon, hangi içkili restorandakilerin şikayeti olarak, şu ifadeleri kullanıyor:

“Adalete güvenlerinin sarsıldığını, kendilerini devlet nezdinde eşit yurttaş olarak göremediklerini ve dolayısıyla geleceğe karamsar bir şekilde baktıklarını gözlemledim.”

Adalete güvenleri mi sarsılmış?

Hangi gencin?

Göster bir genç, senin FETÖ’cüler için “Giyerim ha” dediğin cübbeyi, ben adalete ulaşamadığını iddia eden o genç için giyeyim, Bülent abi..

Ama lütfen, Canan Kaftancıoğlu benzeri, onun bunun anasına küfredip, sonra da “Bu ülkede adalet yok, geleceğimiz karartılıyor” diyen gençler olmasın..

Tayyip Erdoğan’ın annesine küfür ettiği için Canan Kaftancıoğlu’na verilen cezayı eleştirmek istiyorsan..

Çık yüreklice söyle..

Gençleri karıştırma işin içine..

Sarhoşları, domuz yiyicileri savunmak istiyorsan..

FETÖ’cüler için söylediğin gibi yarım bırakma, giy cübbeni, mahkeme salonlarında savun o ahlaksızları..

Bülent Abi’miz 19 Mayıs vesilesi ile önce M. Kemal’i anıp, sonra sazı elinden bırakmadan devam etmiş:

“Hepsinden önemlisi gençlerimizin fikirlerini özgürce ifade edebilecekleri bir iklim yaratılmalıdır. Hiçbir gencimiz düşüncelerini dile getirdiği için kaygı duymamalı, endişe gütmemelidir.”

Hangi genç, hangi fikrini ifade etmekten çekiniyor, bir göstersene Bülent Abi..

Ama ben sana..

Senin TBMM Başkanı olduğun dönemde..

Fikrini söylemekten korktuğun olayları hatırlatırım..

Karşında seninle alay edercesine, “Davetiyeye niye karının ismini yazamadın” diye soran gazeteciye bile..

“Höst ulan.. Ahlaksız.. Terbiyesiz.. Namussuz” diyemediğin ama isminin başında güya, “Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı” sıfatı yazdığı yılları hatırlatırım..

“Höst ulan” ile başlayınca..

“Sana yakışıyor mu, Ali Bey” diyenler çıkacak..

İyi de.. AK Parti, 2002 seçimlerinde tek başına iktidar olmuş.

Tüm rakiplerini ezmiş..TBMM’de seçim yapılmış.

Bülent Arınç Meclis Başkanı seçilmiş..

Eşi başörtülü Bülent Abi’mizin TBMM Başkanlığı döneminde, ilk 23 Nisan törenleri düzenlenecek.. 

TBMM Başkanı sıfatı ile de, bir resepsiyon verecek..

Dönemin Genelkurmay Başkanı’ndan başlayın, kuvvet komutanlarına kadar, cumhurbaşkanına kadar, CHP Genel Başkanına kadar, hepsi “Protesto” amaçlı olarak “TBMM’nin başındaki Bülent’i, takmıyoruz” demişler..

“Eşinin başörtüsü”nü, gerekçe göstermişler..

Bundan sözümona ders çıkartan Bülent Abi’miz..

2004 yılının 23 Nisan’ında, resepsiyon davetiyesini, “Eşsiz” düzenlemiş.

Ezikliğe bakın..

Rezilliğe bakın..

“Fikir hürriyeti” diye, bugünü eleştiren Bülent Abi’nin hatırlayamadığı günlere bakın..

Yetinmişler mi?

Niye yetinsinler ki?

“Bülent Abi’yi alaya almanın tam vakti” demişler..

Sormuşlar:

“23 Nisan Resepsiyonu davetiyelerine geçtiğimiz yıl eşinizin adını yazdırmış iken, bu yıl niye yazdırmadınız?”

Aslında soru şu:

“Siz seçildiniz ama.. Bu ülkede generaller ne derse o olur. CHP ne derse o olur.. Seçildiniz, generaller ise size zılgıtı çekti, eşinizin adını (eşiniz başörtülü olduğu için) yazdığınız resepsiyona, kimse gelmedi.. Siz de (darbeci) generallerin zılgıtını yediğiniz için.. Şimdi kuyruğunuzu kısıp, eşinizin ismini davetiyeden çıkardınız.. Hah hah ha! Değil mi Bülent bey?”

Evet, aslında soru bu idi..

Onun için, “Höst ulan” diye başlayan bir cevap vermesi gerekirdi, Bülent Abi’mizin..

Ama sağolsun, “Höst ulan” ile yarışabilecek bir cevap vermişti:

“Nedeni nedir? Bunun karşılığı şeyini şey ettiğimin şeyidir. Nedeni nedir diye, yani bunu bana tekrar niye soruyorsunuz. Güzel kardeşim. Yani ne öğrenmek istiyorsunuz? Bilinmedik ne kaldı? Canım kardeşim.”

Ah ah..“Z kuşağı o günleri bilmez” diyoruz da.. Bilenler sanki ne yapıyor ki, Z kuşağı da bilsin..

O tarihte, karşısındaki gazeteci kılıklı adama, “Yani bu davetiyenin niçin böyle yazıldığını herhalde siz de çok iyi biliyorsunuz, ben de çok iyi biliyorum. Bundan büyük üzüntü duyuyorsanız, gelin o üzüntüyü birlikte paylaşalım” diyen Bülent Abi’ye..

Şimdi ben desem ki..

“Bülent Abi, ‘Gençlerin işsizlik sorunu var’ diyorsun.. ‘Gelecek açısından kaygıları var’ diyorsun.. İşsizlik sorununun, devamındaki endişelerin nereden kaynaklandığını, ne olduğunu sen de çok iyi biliyorsun Bülent Abi.. Ekonomideki sıkıntıların sebebinin, Suriye’de oyunu bozan Türkiye’ye had bildirmek olduğunu sen de çok iyi biliyorsun.. Eğer dış güçlerin Türkiye üzerinden oynadıkları oyunlara üzülüyorsan, gel, üzüntüyü birlikte paylaşalım.. Ama bize nanik yapma Bülent Abi.. Sana eşinin ismini davetiyeye yazamadığın için sana yapılan nanik hareketini, şimdi emperyal güçlere başkaldırdığımız bir dönemde, bize kurulan tuzaklar sebebi ile geçici olarak düştüğümüz durumu gösterip, bize yapma Bülent abi..”

Bilmiyorum, Bülent Abi şöyle bir özeleştiri yapıp..

“Düne göre bugün iyiyiz.. Ama daha iyi olmalıyız. Onun içindir bu sözlerim” der mi?

Yoksa.. “2004’te bana nanik yapanlarla şimdi kolkola girip, 2004’ün Bülent Arınç’larına ben nanik yapacağım” mı der?

Takdir kendisinin.. Ama bu dünyanın bir de ahireti var.. Allah, orada kendisine nanik yapılanlardan etmesin..

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Alp

Nanik yapanların yaptıkları yanlarına kalmasın inşaallah

Ahmet

Bülent Arınç ve ne dediği umurunda olmaz ama bu ülkede adalet olduğunu iddia eden ya ahmaktır yada tuzu kurudur. Yarın birgün bir hiç uğruna bir yakınını kaybedersen ve buna sebep olan yada olanlar 'tutuksuz yargılanmak üzere serbest' bırakılırsa o zaman görürüm senin adalet iddianı karabasan.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23