VENEZUELA’DA OLAN BİR DARBE DEĞİL, KÜRESEL BORÇ DÜZENİNİN İFLASININ İTİRAFIDIR
VENEZUELA’DA OLAN BİR DARBE DEĞİL, KÜRESEL BORÇ DÜZENİNİN İFLASININ İTİRAFIDIR
ALİ COŞAR
Dünya, 3 Ocak 2026’da Venezuela’da yaşananları bir “ülke krizi” gibi izledi. Oysa olan biten, bir ülkenin değil; küresel düzenin kendi çöküşünü örtme hamlesiydi.
ABD’nin Venezuela’ya müdahalesi ne demokrasiyle, ne insan haklarıyla, ne de “narko-terörle mücadele” masalıyla açıklanabilir. Bu müdahale, borçla ayakta tutulan bir küresel sistemin son nefeslerinden biridir.
Bu gerçeği görmek istemeyenler için Venezuela, uzakta bir Latin Amerika ülkesidir. Oysa gerçekte Venezuela, dolar merkezli düzenin çatırdadığı yerlerden sadece biridir.
Borç Büyüdükçe Şiddet Artar
ABD’nin kamu borcu bugün 38 trilyon dolara dayanmıştır. Bu rakam artık bir ekonomi verisi değil, bir güvenlik tehdididir. Çünkü bu borç; Vergiyle Çevrilemez, Üretimle Kapatılamaz, Tasarrufla Azaltılamaz
Bu borç ancak başkalarının kaynaklarına el koyarak, enerji akışını kontrol ederek ve doları zorla merkezde tutarak yönetilebilir.
İşte bu yüzden ABD dış politikası son yıllarda daha sabırsız, daha hoyrat ve daha pervasızdır. Çünkü borç büyüdükçe, meşruiyet lüksü ortadan kalkar.
Venezuela bu bağlamda bir hedef değil; bir zorunluluktur.
Venezuela neden hedefteydi?
Çünkü venezuela:
- Dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahiptir
- Petro-Dolar sistemine itiraz eden ülkelerden biridir
- Çin ve Rusya ile enerji ve finans alanında alternatif arayışlara girmiştir
Başka bir deyişle Venezuela, “bağımsız olmaya cüret (!) eden” bir ülkedir.
Bu cüret, Washington açısından affedilebilir değildir. Tarih boyunca kim petrolü, ticaret yollarını ve parayı kontrol ediyorsa; düzeni de o belirlemiştir. Venezuela bu zinciri kırmaya kalktığı anda, hukuk rafa kaldırılmış; operasyon devreye sokulmuştur.
İran, Şili, Irak, Libya… İsimler Değişir, Yöntem Değişmez.
Bu Bir İşgal Değil, “Sessiz Tasfiye”dir
Venezuela’da tanklar sokak sokak ilerlemedi. Bombalar şehirleri yerle bir etmedi. Çünkü buna gerek yoktu.
Yeni dönem darbeleri;düşük görünürlükle- kısa süreli - hukuk söylemiyle süslenir-uluslararası sessizlikle yönetilir.
Önce “narko-terör” denir. Sonra “insan hakları ve özgürlük” vaad edilir.(!) Ardından “normalleşme” çağrıları başlar ve kaynaklar sessizce el değiştirir.
Bu bir işgal değil; kontrollü tasfiyedir. Çok gürültü çıkarmaz, ama kalıcıdır.
Peki Dünya Neden Sessiz?
Çünkü Venezuela, büyük güçlerin gözünde vazgeçilmez bir coğrafya değildir.
- Venezuela ne bir boğaz kapatır ne küresel ticareti kilitler ne de nükleer dengeyi etkiler.
- Venezuela, Zengindir ama yalnızdır.
- Rusya Ukrayna’ya Kilitlidir.
- İran Kendi iç kaosu ve dış kuşatmasıyla meşguldür.
- Avrupa ise artık sadece “endişe duyan” bir aktördür.
Çin mi dediniz?
Çin, askerî restleşme yerine beklemeyi ve uyum sağlamayı tercih etmektedir. Krizlerden sonra oluşan yeni düzene ekonomik olarak yerleşmek, Pekin için yeterlidir.
Sonuçta Venezuela; itiraz edilmeyecek kadar yalnız, sömürülecek kadar zengin bir hedef olarak masaya yatırılmıştır.
Bu Bir Venezuela Meselesi Değildir
Bu olanlar, Venezuela halkının sorunu değildir sadece. Bu, borçla ayakta duran küresel düzenin herkes için ürettiği bir tehdittir.
Bugün Venezuela yalnız bırakıldıysa, yarın:
- Askerî üs barındırmayan
- Kritik geçit tutmayan
- Büyük güçlerin “olmazsa olmaz” listesinde yer almayan her ülke aynı kaderle karşılaşabilir.
Sorun güçlü olmak değil; “Vazgeçilmez Olmak” tır.
Türkiye Bu Tabloda Nerede Duruyor?
Türkiye’yi ayıran nokta tam da burasıdır.
Libya’da, Katar’da, Doğu Akdeniz’de Türkiye sadece konuşmamış; sahaya inmiştir.
Bugünün dünyasında müttefiklik, deklarasyonlarla değil; sahada verilen garantiyle ölçülür. Türkiye bu eşiği geçen az sayıda ülkeden biridir. Ancak bu durum otomatik güvenlik sağlamaz.
Bu nedenle, Türkiye:
- Enerjide dışa bağımlılığı azaltmak,
- Finansal kırılganlıkları düşürmek,
- Savunma sanayiinde dış finansmana bağımlılığı minimize etmek
zorundadır.
Çünkü Venezuela örneği bize şunu açıkça göstermektedir: borçlu olanın sözü, enerjisi olmayanın bağımsızlığı sınırlıdır.
Son Söz: Bu Sadece Başlangıç
Venezuela’da yaşananlar, bir son değil; bir modeldir.
Sessiz Darbeler, düşük maliyetli müdahaleler, hukuk kılıfına sokulmuş tasfiyeler…
Küresel sistem borç altında ezildikçe, bu yöntemlere daha sık başvuracaktır.
Bu Çağda Ayakta Kalacak Olanlar:
- En güçlü ordulara sahip olanlar değil,
- En esnek diplomasiye, En sağlam finansal dirence, En net stratejik akla sahip olanlar olacaktır.
Türkiye İçin Esas Soru Şudur: Bu fırtınada bir dalga mı olacağız, yoksa rotasını çizen bir gemi mi?
Venezuela’nın yaşadığı, bu soruya verilmiş sert bir uyarıdır.