• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Coşar
Ali Coşar
TÜM YAZILARI

ABD İRAN’A “SINIRLI BİR DARBEYE” Mİ HAZIRLANIYOR?

23 Şubat 2026
A


Ali Coşar İletişim:

ABD İRAN’A “SINIRLI BİR DARBEYE” Mİ HAZIRLANIYOR?

ALİ COŞAR

Ortadoğu’da yeniden tansiyon yükseliyor. Diplomasi masası tamamen dağılmış değil; ancak sahadaki askeri hareketlilik, diplomasinin gölgesinde daha sert bir seçeneğin de hazır tutulduğunu gösteriyor. Özellikle ABD’nin bölgeye yönelik askeri yığınak faaliyetleri, İran’a karşı “sınırlı fakat etkili” bir operasyon ihtimalini yeniden gündeme taşıdı.

Son dönemde Washington yönetiminin farklı coğrafyalarda daha sert bir güvenlik dili kullanması, NATO içindeki bazı kırılganlık işaretleri ve Ortadoğu’daki askeri hazırlıklar birlikte değerlendirildiğinde, İran dosyasının yeniden ısındığını söylemek abartı olmayacaktır.


Muhtemel bir ABD-İsrail müşterek harekâtında asıl hedefin İran rejimini devirmekten ziyade, Tahran’ın nükleer ve stratejik askeri kapasitesini geriletmek olduğu anlaşılıyor. Bu çerçevede “Sınırlı Stratejik Darbe” modeli öne çıkıyor.

Bu modelde hedef; kısa süreli, yoğun ve belirlenmiş hedef setlerine odaklanan bir operasyonla İran’a ağır maliyet üretmek. Amaç, İran’ı nükleer eşikten geri çekmek ve müzakere masasında daha zayıf bir konuma itmek.

Bölgeye birden fazla uçak gemisi görev grubunun sevk edilmesi, uzun menzilli bombardıman kapasitesinin hazır tutulması ve ileri üs ağının tahkim edilmesi, askeri seçeneğin masada olduğunu gösteriyor.



Muhtemel Harekât Senaryosunda:

  • Hava savunma sistemlerinin ilk aşamada etkisizleştirilmesi,
  • Derinlikteki nükleer tesislerin hedef alınması,
  • Balistik füze altyapısı ve komuta-kontrol merkezlerinin vurulması öncelikli başlıklar arasında yer alacaktır.

Bu tür bir operasyonun 5–7 gün gibi sınırlı bir sürede tamamlanması ve ardından diplomatik sürece dönülmesi planlanabilir. Ancak savaşların planlandığı gibi ilerlemediğini tarih defalarca göstermiştir.


İran Nasıl Karşılık Verebilir?

İran’ın ABD ana karasına doğrudan saldırı kapasitesi sınırlı olsa da bölgesel asimetrik araçları oldukça geniştir. İsrail’e yönelik füze salvoları, Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiğini riske sokacak hamleler, Irak ve Suriye’deki milis unsurlar üzerinden dolaylı karşılıklar olasılıklar arasında.

Buradaki kritik eşik iki noktada düğümleniyor:

  1. ABD personelinin ciddi kayıp vermesi,
  2. İran liderliğinin doğrudan hedef alınması.

Bu eşiklerden biri aşılırsa, “sınırlı darbe” planı hızla geniş çaplı bir savaşa evrilebilir.



Bölgesel Etkiler: En Kırılgan Alan Enerji

Böylesi bir senaryoda İran zayıflayabilir; ancak tamamen çökmesi beklenmez. Nükleer program geciktirilebilir ama ortadan kaldırılması zor görünmektedir. Asıl etkiler enerji piyasalarında hissedilir. Hürmüz Boğazı’ndaki risk, petrol fiyatlarını hızla yukarı taşıyabilir. Körfez güvenliği kırılganlaşır. Küresel enflasyon baskısı artar. Avrupa ve Asya ekonomileri doğrudan etkilenir.


Türkiye Açısından Riskler

Türkiye’nin doğrudan askeri hedef haline gelme ihtimali düşük görünse de dolaylı etkiler oldukça yüksektir:

  • Enerji fiyat şokları,
  • Suriye ve Irak sahasında güvenlik dalgalanması,
  • Olası göç hareketleri,
  • Siber ve hibrit tehditler.

Bu nedenle Ankara’nın hem NATO koordinasyonunu canlı tutması hem de İran ve ABD ile diplomatik kanalları açık bırakması kritik önemdedir. Enerji arz güvenliği ve stratejik rezerv planlaması da bu denklemde ayrı bir başlık olarak öne çıkmaktadır.


Sonuç: Kontrollü Gerilim mi, Kontrolden Çıkan Savaş mı?

Ortadoğu’da askeri yığınak ile diplomasi aynı anda ileriyor. Bu durum, tarafların savaşı değil, savaşı kullanarak pozisyon kazanmayı hedeflediğini düşündürüyor.

“Sınırlı Stratejik Darbe” senaryosu, mevcut askeri hazırlıklarla en uyumlu ihtimal gibi görünse de bölgede küçük bir hatanın dahi zincirleme tırmanmaya yol açabileceği unutulmamalıdır.


Bu nedenle mesele yalnızca İran ile ABD arasındaki bir güç mücadelesi değildir. Konu; enerji güvenliği, küresel ekonomi, bölgesel istikrar ve Türkiye’nin güvenlik mimarisiyle doğrudan bağlantılıdır.


Önümüzdeki süreçte asıl soru şudur: Bu kriz kontrollü bir baskı aracı olarak mı kalacak, yoksa yeni ve daha geniş bir Ortadoğu savaşının kapısını mı aralayacak? Zaman, askeri hazırlık ile diplomasi arasındaki dengenin hangi yöne kayacağını gösterecek.

La Ya’lemu Ğaybe İllallah.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23