• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Akif Bedir
Akif Bedir
Akif Bedir
TÜM YAZILARI

Ölümü güzelleştirenler

08 Şubat 2023
A


Akif Bedir İletişim: [email protected]

 

Ölümler vardır, milyonlarca yüreği sızlatan, yüreklere düşen ateştir. Ölümler vardır, milyonlarca gözleri ıslatan acıdır. Ölümler vardır, bir milletin ellerinin dua için semaya kalkmasına, yaratanla buluşmasına sebep olan. Ölümler vardır, büyük küçük, yaşlı genç demeden kalplerin kabarmasına, yüreklerin dağlanmasına sebep olan. Ölümler vardır egemenlik sembolü bayrağı yarıya indirten.

Ölümler vardır güzeldir, ölümü güzelleştirenlerin ölümüdür.

Ölümün korkutan yüzünü çoktan aşan, merhamet yüzüyle tanışanların ölümüdür güzel olan ölüm. Düşündüren ve dertlendiren ölümü tebessümle karşılayıp, ölümün yüzüne gülümseyen ve onunla dost olanların ölümüdür güzel olan.

Kimi ölümler vardır ki, alabildiğine kutsallığı, insan iradesinin doruğunu barındırır içinde. Bir tokat misali iner insanlıktan nasibini almayanların suratına.

Kelimelerin kifayetsiz kaldığı anlar, yerler vardır. Çığlıkların çığlıkları izlediği, gözyaşlarının sel olduğu zamanlar vardır. Sarsıcı, gerçek tüm korkuları ve endişeleri sıfırlayan derin karanlıklara açılan zaman tünelleri.

Depremde insanların ölümü gölge, hayal hayattan kurtulup gerçekle, bütün çıplaklığı ile yüz yüze kalma keyfiyeti değil mi?

Yardan’ın tabiat lisanıyla verdiği uyarıyla şehadet şerbetini içip, hayatını kaybeden canların ölümü Azrail’e “hoş geldin” diyebilecek kadar hünerli olabilme gerçeği değil mi?

Bir son değil, yeni bir hayat için dirilişin boşluğuna uçan bu yiğitlerin yüzlerinde yok oluşun sonsuz avuçlarında terk ederken dünyayı, hakikatle buluşmanın, sevgiliye ulaşmanın tebessümü vardır.

Ölümün soğuk gerçeği ile yürekleri üşüyen, çaresizliğin çirkinliğini yaşamaya mahkûm edilen, sönmeye yüz tutmuş bir titrek mum ışığı yorgunluğundaki ümitlerini de bu sevimsiz, daracık, güneş görmeyen bina yıkıntılarında kaybeden biçare insanlar, yürek yakan bir insanlık trajedisinin zoraki oyuncuları gibidirler.

Ölümü ansızın yaşayan, ölümün kokusunu yıkıntıların estirdiği toz bulutları arasında en derinden hissedebilen, dakikalar içinde dünya gurbetinden, asli vatana geçişi yaşayan, fâni olan hayat yolculuğundan, fena bulan terhis tezkerecileri gibidirler.

Ağırlaşmış olan hayat vazifesinden ve hayatın yüklerinden azat olup ahbabına kavuşmak, sevgililerin, dostların yanına gitmek için ölümü “vuslat köprüsü” olarak gören Mevlana’lar, Hacı Bektaş’lar, Yunus’lar gibidirler.

Haksız, adaletsiz ve ahlaksız bir savaşla dünyayı karartanlara, kan, acı, ıstırap, ölüm, parçalanış ve ırza tecavüzlerin bütün iğrençliğini küfrün mütecavizliğiyle sergileyenlere karşı “direniş destanı” yazan “Bedrin Aslanları” gibidirler.

Ölümü bir son değil ebediyet, yeni bir hayat için diriliş olarak gören inanç abideleri olarak fani dünyaya el sallayan kahramanlar gibidirler.

Mecazi mahbuptan, hakiki mahbuba kavuşmak, zindandan cennet bahçelerine uçmak, bir boyuttan başka bir boyuta geçerek vatan-ı aslisine dönmek için diriliş çağrısına koşan cennetlikler gibidirler.

Yaratan’la yüz yüze gelip görüşmeye yürüyen ve rıdvan yudumlaması için sıkıntı ve meşakkatten azat olup sonsuzluğa geçerken, dünya hapishanesinden kurtulan gölge, hayal hayattan kurtulup gerçekle, bütün çıplaklığı ile yüz yüze kalma keyfiyetini yaşar gibidir deprem şehitleri.

Canlı, kanlı ve zor günler geçirdiğimiz bu zaman diliminde ölü kokusuna alışarak, kan rengi hüzünler büyüterek ölümü anlatmak yeryüzünün acıları, ölümlü olduğunu unutarak yaşayan kalabalıklara masal anlatmak gibi bir şeydir.

İnsanoğlu, ölmek için var olur, dirilmek için ölür ve ebediyeti duyup yaşamak için de dirilir. İnsan ölüm gerçeğini kendi kendine telkin ederek hem ölümle dostluk kurmuş, hem de onun korkutuculuğundan azade kalmış olur.

Ölüm, ebedi âleme açılan bir kapıdır. İnsanoğlu, ölmek için var olur, dirilmek için ölür ve ebediyeti duyup yaşamak içinde dirilir...

Ölüm, kaçınılması mümkün olmayan bir gerçek, insanın dünyadaki imtihanının bir parçası, bir varoluş ve diriliş çağrısıdır.

Ölüm, insanın hesap vermesi ve sorumlu tutulması hakikatine kapı aralarken, diğer taraftan da fani olan insanın ebedileşmesinin de ilk basamağını teşkil etmektedir.

Ölüm, bir yok olma, bir inkıraz, bir çözülüp dağılma, bir hiçlik, bir tükeniş olmadığı gibi, karanlığın sınırından başka bir şey değildir.

Ölüm, hayat külfetinden azade olmak, âlemi ahirete gitmek için bir terhis tezkeresidir.

Hayat ne kadar gerçekse ölüm de hasretle beklenen sevda ateşi gibidir. Ölümü düşünmemek, gerçekten kaçmaktır.

Allah (cc) bir daha böyle acılar yaşatmasın, yaralarımızı çarçabuk dindirsin inşallah. Ölüm üzerinden faydaya çalışan acizlere, çıkarı için cesetleri, gözyaşlarını kullanmaya çalışan fukaralara Rabbim fırsat vermez inşallah.

Yüreği olan, yüreğinde acıyı hisseden herkese Mevla’m sabırlar versin…

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

tespit

insan ne diyeceğini şaşırıyor ama keşke bugün yazmasaydınız bu yazıyı yanlış anlaşılabilir.

YAŞIYORSUN

O ZAMAN NİYE YAŞIYORSUN BARİ OKSİJEN İSRAF ETME BİR AN EVVEL
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23