“Öğretmenler Günü” nü gölgeleyen, “Millî Eritim Sistemi”!
“Öğretmenler Günü” nü gölgeleyen, “Millî Eritim Sistemi”!
AHMET MARANKİ
Bir insanın eğitilmesinin, öğretimle olduğu söyleniyor. Yanlış değilse de eksik..! İnsan, anne karnında bazı bilgiler alır ve doğar. Komşu ve arkadaşlarından ibaret dünyası; seküler-yapay-maddiyatçı bir sisteme hapsedilmiş anaokulu, ilkokul, ortaokul, lise ve üniversite eğitimine maruz kalarak, karanlık bir şekilde zenginleşir..!
Derken hayat mektebi de başlar ve geçim telâşı gibi ömür boyu peşini bırakmayıp, eğitim ve ilerlemesini sekteye uğratan darbelere maruz kalır..! Evlilik, çocuklar, torunlar ve ebedi saadet serencamı, dünyası böyle akar gider…
Geleceğimiz çocuklar!
Bugün, temel eğitim bir yana; lisans mezuniyetiyle dahi diplomalı işsizliğin ve daha da ötesinde “niteliksiz iş gücü”nün tavan yaptığı bir ortamda, bir öğretmenler gününü daha idrak ettik..!? Ne hazin ki, çocuklarının geleceğinden endişe etmeyen kalmadı..!
Kitabi yanı bir tarafa, kitaptan öğreneceklerini hıfzetme, tatbik etme, anlama, geliştirme yapabilecek bir nesli; gazlı içecek ve abur cuburla yetiştirebilmek, onlardan başarı ve mutluluk beklemek mümkün mü..?! Elbette değil.
İngiltere’de ilköğretimde fümeli gıdalar gazlı içecekler vs yasaklanırken; bizde satılıyor..?! Çevre faktörleri, çocuklarımızın fiziksel ve ruhsal gelişimine çok büyük etki ediyor, çocuklarımız okullardaki toplu yaşamın mikroplarını da evlerimize taşıyor. Hijyenden uzak şekilde yıllarca bedeni tahrip olan, mikrop yuvasına dönen çocuklarımız, 6 yaşına kadar-o da, anaokula verilmediyse evlerinde melekken ilkokulda bozuluyor. Ortaokulda restleşiyor, lisede hiç söz dinlemiyor ve üniversitedeyse milli manevi şuurdan tamamen kopuk şekilde paralel yapıların ağına düşüyor..!!!
Her köşe başına okul açılıyor da; fikir ve idrakler açılamıyor..!?
Üç yıl evvel, dini dersleri tercih eden öğrenci sayısı 1,8 milyon. 800 bini Kur’an-ı Kerîm, 650 bini Peygamberimizin hayatı, 350 bini temel dini bilgiler dersi görmüş. Yine seçmeli olarak da, yüzbinlerce evlâdımız dini ve temel eğitim dersleri görmüş. Peki bu, “bilezikleri için annesini kesen, harçlığını az bulduğundan babasını vuran, öz kardeşine tecavüz eden gençlik nereden türedi...! diye soruyor milyonlar..!
Milyarlarca insanın dünyevi-uhrevi saadetini sağlayan bir inancın okutulmasıyla; kendine, ailesine, milletine, devletine ,inanç ve değerlerine hiçbir katkısı olmadığı gibi tamamen aykırı yaşayan köle-tüketici bir nesle, artık yeni şeyler anlatmak lâzım!! Aslında bunlar bilinen, unutturulmuş gerçekler!
Henüz tuvalet adabını, oturup kalkmasını, herhangi ortamda nasıl davranması gerektiğini bilmeyen, nezaket ve letafetle hiç tanışmamış bir nesle, merhametle ve büyük kararlılıkla yaklaşıp gerçekleri öğretmek, her Türk vatandaşının aslî görevidir!
Akıl tutulmasıyla, hiç sorulamamış olan basit soru: NEDEN?
Eskiden duysak inanamayacağımız ve çok nadir rastlanabilecek olaylar, bugünlerde maalesef sıradanlaştı!
Bir Anadolu Lisesi’nde müdür yardımcılığı yapan 45 yaşında 22 yıllık öğretmen Necmettin KUYUCU, 11. sınıf öğrencisine verdiği 3 günlük disiplin cezasının diyetini canıyla ödemiş!
Neden?!
Türk ailesi; annesi gündüz kuşağında, babası akşam haberlerinde, evlâdıysa sosyal medyada yok edildiğinden olmasın..?!
Adaleti de medya kazanlardaki kadın programları katillerin bulunduğu!
Narin cinayetini çözmeye çalışan eli sopalı sözde uzmanlarla bu ülke nereye gider?
Türkiye’de devlet kurumları mı küçük duruma düşüren bütün bu programlar kaldırılmalıdır!
“O, bunu şurada kesti, cesedini böyle parçaladı-gömdü..! Akrabası nasıl da itiraf etti, etmeyenleri nasıl kumpasa getirdi..?! ‘Havyana-çocuğa-kadına şiddet’” gibi kötülükleri belgeleme ve acındırma adına, “İnsanları nasıl ekranlara kilitleriz, nasıl kötülüğü öğretiriz ve nasıl daha çok suç ve suçlu yaratırız, sonrasındaysa nasıl TVmahkemesi ile çözüm ararız...?!” diyenlerin tuzağı olmasın..?!
Peki bu noktada çözüm nedir? Medyayı hedef göstermek mi? Hayır. Güneş balçıkla sıvanmaz! Kötülüğe en büyük tedbir, iyiliğin tebliğidir! İyiliği lâyığıyla gösterdiğinizde, kötülüklerden sakınmak yerleşik bir tavır haline gelecektir. Bu yüksek şuura çıkaracak tebliğ-tedris, eğitim sisteminin görevidir. Tabii öncelikle kendini tedris ve terbiye eden ebeveyn, çocuklarına ilk eğitimi yuvasında verecektir. Akabinde canı-kanı-geleceği olan biricik yavrusunu ise emin bir şekilde eğitim sistemine teslim etmek isteyecektir! Peki hangi eğitim sistemi?!
“Millî-humuslu-karışık, Avrupai, sağdan soldan devşirme” değil; “Türk-İslâm inanç ve ruhunda eğitim metodlarıyla, bir kâğıt parçası olan diploma ile değil; birçok beceriyle teçhiz edilmiş, aklı ve vicdanı hür bir nesil”beklenmektedir!
Fullbright müfredatı yerine,
Gerçek yazılmayan milli tarih, kültür ve Türk dili ön plana çıkarılmalıdır!
Millî eğitim noktasında bu başarı ancak ve ancak, dini-ahlâki ve yerli bir müfredatın ve uygulayıcıların yani “eğitimcilerin eğitimi”ni acilen sağlamakla mümkündür!
Tüm dünyaya ilim ve medeniyet öğretmiş bir milletin, fullbright gibi ikili eritim anlaşmalarına ihtiyacı yoktur! Vesselâm.
WhatsApp Bilgi ve İhbar Hattı
530 200 00 96