--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

YÖK yok olmadan!

Abdurrahman Dilipak
Abdurrahman Dilipak
49

Üniversitelerimiz mefluç. YÖK yok edilmeden bu yapıdan bir şey olmaz.

YÖK’ü yok edince düzelecek mi? Öyle hemen değil. Bir defa insan malzemesi felaket. Mevzuat felaket, mülkiyet felaket. “Vakıf Üniversiteleri” diye bir ucube çıkardık, durum ortada. Bunların birçoğu Vakıf filan değil. İşi kılıfına uyduruyorsunuz “Vakıf Üniversitesi” oluyor. İcazetli bir kısmı zaten sırtını devlete dayamış, kamu kaynaklarından besleniyor. Vakıf da değiller işe “vaakıf” da değiller. Devlet Üniversitelerinde de durum pek iç açıcı değil, birkaç tanesi müstesna.

Böyle Üniversite yönetimi olmaz. Bunların dörtte üçü bir “meslek yüksek okulu” kapasitesine bile sahip değil ya hu! Üniversiteler diploma dağıtıyor. FETÖ aklı bu. Lise mezununa Üniversite diploması verip, sipariş yüksek lisans ve doktora ile akademisyen imal ediyorlardı.

Üniversitelerin yakışıklı binaları var. Törenler güzel, raporlar harika. İçerisi cadı kazanı!.

Türkiye Gazetesi yazarı Fuat Uğur geçen gün “YÖK imamı kim?” diye yazdı. Sahi YÖK imamı kim?

Türkiye’de 205 üniversite ve akademi varmış. 131 devlet üniversitesi (on teknik üniversite, bir yüksek teknoloji enstitüsü ve iki güzel sanatlar üniversitesinin yanı sıra Millî Savunma Üniversitesi ve Polis Akademisi.) ve 74 de vakıf üniversitesi bulunmaktaymış. Batılı standartlarda en başarılı Üniversiteler, Bilkent, ODTÜ, İTÜ, İstanbul Üniversitesi, Sabancı, Boğaziçi, Koç.. O kadar. Bu Üniversitelerde görev yapan idari görevlilerin dışında 166 bin 225 akademisyen var.

FETÖ’nün 15 Üniversitesi vardı: Altın Koza / İpek Üni., Bursa Orhangazi Üni., Samsun Canik Başarı Üni., Diyarbakır Selahaddin-i Eyyubi Üni., İstanbul Fatih Üni., Kayseri Melikşah Üni., Konya Mevlana Üni., İzmir Şifa Üni., Ankara Turgut Özal Üni., Gaziantep Zirve Üni., Adana Kanuni Üni., İzmir Üni., İstanbul Murat Hüdavendigar Üni., İzmir Gediz Üni., İstanbul Süleyman Şah Üni.

FETÖ’cüler isim seçmede bizimkilerden daha başarılı. Bizimkiler, pek de dindar bir hayatı olmayan, ama fakülte binasını yapan müteahhidin adını İlahiyat Fakültesine veriyor! 

Bakın bugüne kadar Üniversitelerden FETÖ’cü diye uzaklaştırılan öğretim üyesi sayısı mevcut Üniversite sayısının iki katından biraz fazla. Yani en fazla Üniversite sayısının 3 katı isim.

Yahu siz bizimle dalga mı geçiyorsunuz!. Mevcut Vakıf Üniversite sayısının beşte biri onlarınmış 15 Temmuz öncesi. FETÖ’nün Üniversitelerini kapattık diyorsunuz ama, adamlar mevcut devlet ve Vakıf üniversitelerinde hâlâ görevdeler. Daha fazla Üniversitede daha fazla öğrenciye ders veriyorlar. Biri bana açıklasın: Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu. ÖSYM, YÖK, YKS, KPSS gibi kurumlarda çalışan herkesin takip edilmesi gerekiyordu. Ama yok. Hâlâ bu kurumlarda eski ve yeni çalışanlar üzerinde birtakım çevreler tarafından Mobing uygulandığı iddiaları gündemde. Eski YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, FETÖ’nün sınav sorularını çaldığını söyleyerek, «ÖSYM’nin kullandığı ve kullanmak için beklettiği bütün soruları aldılar” demişti daha yakın zamanda. Özcan, “YÖK’ü YOK etmek gerek” diyen bir isim. Özcan’dan soruları alan savcı Şadan Sakınan’mış. Adam bütün soruları almış o zaman, Özcan itiraz edince, Zekeriya Öz aramış. Yani ciğeri kediye emanet etmişiz.

YÖK FETÖ’cülerin en az kayıp verdiği kurumların başında geliyor. Evet FETÖ’nün dış bağlantıları, diplomasi ayağı fazla zarar görmedi. Yabancı ülke temasları muhafaza ediliyor. YÖK ayağı da öyle. Siyasi ayağında fazla bir ilerleme sağlanamadı. İş ve Media ayağı da aynı şekilde. Sanat, Spor, Finans alanında da fazla bir ilerleme sağlanmadı. FETÖ geldiğinde bakanlar kurulu kimlerden oluşacaktı. Valilikler ve ilk atanacak isimler kimler olacaktı. FETO’yu karşılamaya gidecekler, dönüşünde onu karşılayacak olanların listeleri bile hazırdı yahu. Karşılama bilboardları bile hazırdı.

FETÖ davası sulandırıldı. Bütün darbe davaları gibi o da sembol isimler ve olaylar üzerinden sürdürülüyor. 15 Temmuz günü saldırıda görev alanlar ve deşifre olanlar. Zaten bir kısmı tası tarağı topladı kaçtı. Ama en son ve en iyi bilmemiz gereken 15 Temmuz davasının bile ben gerçeğin çok büyük bir kısmının bir buzdağı gibi suyun altında kaldığını düşünüyorum.

Öte yandan; bu işe bulaşıp, içeri girip dışarı çıkanların bütün mallarına el konulup, bunların geçimleri konusunda bile acze düşüp, apartman aidatını bile ödeyemez hale getirilenlerin, örgütün himmetine muhtaç hale getirilerek yine yanlış bir iş yapıldığını düşünüyorum. Babaları suçlu olsa bile ailesini ele muhtaç bırakanlar aslında onları kendilerine düşman yapıp, karşı tarafın kucağına itelediklerini görmüyorlar mı? Hepsi böyle değil elbette. Kriptolar, zulaları olanları söylemiyorum.

Bir ilim yuvasında bile bunlar oluyorsa, hani derler ya, “tuzun koktuğu” yer burası olsa gerek.

Yine 15 Temmuz’un yeni bir yıldönümündeyiz. Siyasiler ne tumturaklı laflar ettiler yine. Ama bilsinler ki, tumturaklı lafların toplumun gönlündeki karşılığı her gün biraz daha zaafa uğruyor. Eğer suali mukadderlere cevap vermez, şaibeli isimlere makam ve mevki verir, onların 15 Temmuz’un ilk saatlerinde sokağa çıkanları ezmelerine fırsat vermeye devam ederseniz, öfkenin yönü değişebilir. İnandırıcılığını kaybedersiniz. Kripto FETÖ’cüleri 17-25’le sınırlandıramazsınız. Yoksa sadece kendinizi kandırırsınız ve onlar gün gelir, bu işin hesabını sizden sorarlar.

Bir de o içinizdeki, şimdi sizinle uygun adım yürür görünen  kripto FETÖ’cülerin sizi giderek kendilerine benzettiklerinin farkında değil misiniz.. Dikkat, celladınızın bıçağını biliyor ya da kaçtığınızı sandığınız şeye doğru koşuyor olabilirsiniz. Selâm ve dua ile.

 

Yorumlar

(49)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Nursen Steinbruckner

9 Ağustos 2020 12:52

Yazdıklarınız şahane ve çok çok doğru hepsine katılıyorum. Yazılarınızda çoğu yerde kullandığınız bunu veya bunları biliyormusunuz diye yazdığınız bazı şeyleri çocuklarımız anlamıyor onların ne olduğunu parantez içinde azıcık açarsanız ne iyi olur Rabbim sizden ve sizin gibi duyarlı olanlardan razı olsun aynen devam edin dualarımız sizinle

Sarı çizmeli

20 Temmuz 2020 05:34

Yazınızı çok beğendim efendim. Bir-çok hususta fikirlerinize katılıyorum. Hatta batı karadeniz üniversitelerinin birinde hâlâ taltif edildiklerini, rahat kadro aldıklarını, 15 temmuz mücadelesi verenlerin kadro için bekletildikleri, idari kadrolara o yolu tırmanmamış birilerinin tepeden atandıklarını düşünüyorum. Yazınızdan anladığım bir-çok üniversitede de durum benzer olabilir. Selâmlar.

Osman öztürk

19 Temmuz 2020 13:43

Maalesef fullbreight andlaşması lağv edilmeden bir şey hayal etmek bile saçma.. 

Ercüment

19 Temmuz 2020 09:33

YÖK BASKANI ISTIFA ETMELI VE SONRASINDA YARGILANMALIDİR.

Kürşat

18 Temmuz 2020 21:37

Günaydın, bunları yeni mi öğrendiniz?  

Vatan sever

18 Temmuz 2020 19:11

Hocam bu yazı çok güzel olmuş tespitlerinizin tamamına katılıyorum Allah yardımcımız olsun amin!!

Hülya Özdemir

18 Temmuz 2020 17:54

Ben sağlık sektöründe çalışiyorum. Yeni acilanlarla birlikte şu anda Türkiye'de 130 tane tıp fakültesi var. Çoğu küçük şehirde bile 2 tane tıp fakültesi var. Eğitim dersen evlere şenlik. Hoca diye alınanlar liyakatsiz torpille masa başı yayınla hoca yapılmış gerizekalı yalaka tipler. Bunların yetiştirdiği öğrenci asistan ne işe yarar. Hükümet bunu neden yapıyor anlamış değilim .Birleşik krallikta İskoçya İrlanda ile birlikte toplam 32 tıp fakültesi varken bizde 130 tane. Bizimkiler de yeni şeyler urete urete bir kalıyorlar. Avrupa Amerika'nın ürettiği test kitlerini radyolojik cihazlarını kullanarak tanı koymaya çalışacak onların yaptığı referanslarla aslında hasta olmadığı halde hasta tanısı koyacak yine bu ülkelerin ürettiği ilaçları yazarak olmayan hastalıkları tdv edeyim derken insanları gerçekten hasta edecek ahmak doktorlar sürüsü yetiştiriyoruz.

Mertürk

18 Temmuz 2020 15:54

Öyle bir yükseköğretim eğitim sistemi ki, her üç öğrenciden ikisinin okuduğu bölüm ile ilgi iş bulma imkanı yok. Üniversite okumanın lise okumak kadar kolaylaştığı, her yıl yirmi- yirmi beş bin öğretmen ihtiyacı varken, her yıl eğitim fakültelerinden kırk bin üzerinde öğretmen mezun oluyor, fen edebiyat ve diğer öğretmenlik formasyonu veren fakülteleri katarsak her yıl öğretmenlik yapmak için mezun olanlar ihtiyacın iki uç katından fazla,üstelik hali hazırda atanmayı bekleyen yedi yüz bin üzerinde öğretmen adayı varken. Tıp hariç diğer bütün üniversite bölümleri ihtiyacın çok üstünde açılan üniversiteler ile üniversite mezunu işsiz ordusu üretiliyor. Herkes üniversite okudu diyelim ,tekniker, teknisyen, çıraklık,ustalık, işçilik işlerini kim yapacak. Her kes üniversite okudu beyaz yakalı masabaşı işler için bir bölüm okudu diyelim diğer işleri kim yapacak. Bir beyaz yakalıya en az on kişi düşmesi gerekirken, bu oran Türkiye de giderek düşmektedir. Sen ağa ben ağa bu ineği kim sağa. 

Mertürk

18 Temmuz 2020 15:43

Aile ve toplum yapımızı dinamitleyen en büyük etkenlerden biride EĞİTİM SİSTEMİDİR. Özellikle yüksek öğretim sistemidir. Ülkemizde 8 milyon üniversite öğrencisi var. Almanyada 3 milyon üniversite öğrencisi var.  

Geçmiş zamanda gafile hocamızı ziyarete gittik

18 Temmuz 2020 14:12

hoca bizi görünce sevindi, ve manavdan bir karpuz aldı , yerken dediki size üç şey söylüyeyim dedi. De hocam dedik bir besmeleyle başlayacaksın sevdiklerinle sofraya oturacaksın dedi . Üçünçüyü sonra söyleyim dedi biz hocam, üçüncüyüde söyle dedik. Dediki. Daha iştahınız varken çekilin dedi fakat karpuz bitmişti niye anllatdık fazla ısrarda yalana da baş vurur. Yada sen mahcup olursun.

Abdurrahman Dilipak Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle