--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ve Ayasofya yeniden ibadete açıldı

Abdurrahman Dilipak
Abdurrahman Dilipak
60

Ayasofya, camilerin başka maksatla kullanılmasının tek örneği değildi. Son örnek de değil. Ancak bunun birçok açıdan sembolik bir değeri var.

Ayasofya, bütün mabedler gibi, bir mabed olarak Allah’a adanmıştır. Artık bu yapı Fatih’e de ait bir “mülk” de değildir. Bu yapı Fatih’in vakfiyesidir. Fatih; metruk haldeki bir mabedi alıp, yeniden mabed olarak imar edip vakfetmiştir.

Bu mabed vakıflara da ait değil. Vakıf mecazi anlamda Allah’a satış yapılan şey ile ilgili satış senedidir.

Ayasofya hem mabed olarak, hem de bir vakıf eseri olarak gayesi dışında kullanılamaz. Bu çok önemli bir konu.

Caminin müzeye dönüştürülmesi bir gasptır. Kültür Bakanlığı burada “fuzuli şagil” konumundaydı. Bu hukuksuzluk sona erdi. Dün “Dünya Hukuk Günü” idi ve bu karar bu anlamda hukukun zaferidir.

Bu gaspın arkasında Vatikan ya da Ortodoks dünyası değil, ABD vardı.

Ayasofya’nın müzeye çevrilmesi ile ilgili olarak Bakanlar Kurulu kararı hukuki açıdan geçerliliği olmayan tartışması, çelişkilerle dolu bir garabet örneğidir.

Bu karar, Resmi Gazete’de yayınlanmadığı için zaten geçerli değildir.

Kaldı ki, belgedeki Mustafa Kemal imzasının sahte olduğu iddiası vardır. Mustafa Kemal o kararnamedeki tarihte Atatürk soyadını almamıştı. İmza doğru olsa bile, dini bir vakıf eserinin başka bir gaye ile kullanılması mümkün değildir. Halaçoğlu’na göre, bu kararnameye Mustafa Kemal’in imzası başkası tarafından Mustafa Kemalin ölümünden sonra atılmıştır.

Kaldı ki, bu kararname sadece Resmi Gazete’de yayınlanmaması ile nakıs değil, sadece vakıf ve mabed olması itibarı ile hukuk dışı değil, bu belge Diyanet, Tapu ve Vakıf İdaresi kayıtlarında başından itibaren resmi kayıtlarda cami olarak anılmaya devam etmiştir.

Bu kararnamenin tartışmalı daha birçok yönü var. Sadece imza değil, mesela, kullanılan kâğıt başlıkları, 1. ve 2. sayfaları farklı. Aslında Bakanlar Kurulu kararı, Ayasofya’nın cami olarak ve müze olarak birlikte kullanılması gibi bir anlayışla hazırlanmış, ama uygulama ibadete tamamen yasaklama şeklinde olmuş.

Kararnamenin ilk sayfası “T.C. Başvekâlet Kararlar Müdürlüğü” antetli resmî kâğıda daktilo ile yazılmış ve antetin altına 2/1589 numarası konmuş. Ama, antet 2. sayfada başlık değişiyor, “T.C. Başvekâlet Muamelât Müdürlüğü” ve iki satır sonra tamamlanıyor.

Bu tartışma burada bitmeyecek. Böyle bir kararname Mustafa Kemal’in bilgisi dışında hazırlanmış olamaz. Ama öte yandan o imzayı kim nasıl oraya yerleştirdi. Neden yayınlanmadı ya da Tapu, Diyanet ve Vakıf kayıtlarında bir değişiklik yapılmadı.

Burada kararname metninde Ayasofya’nın etrafındaki vakıf eserlerinin yıkılması talimatı veriliyor. Tartışmalı kararnamede şöyle deniyor: ‘Maarif Vekilliğinden yazılan 14/11/934 tarih ve 94041 sayılı tezkerede; eşsiz bir mimarlık sanat abidesi olan İstanbul’daki Ayasofya Camiinin tarihî vaziyeti itibariyle müzeye çevrilmesi bütün Şark âlemini sevindireceği” söyleniyor. Hâlbuki bu ABD ve Yunanistan’a verilen bir söz üzerine işleme konulmuş bir icraat. Kararnamede “Çevresindeki evkafa ait dükkânların yıktırılması ve diğerlerinin de evkafça istimlâk edilmesi suretiyle güzelleştirilmesi ve tamiri” talep edilmiş. Yine karardaki bir başka garabet de  “Evkaf Umum Müdürlüğünden yazılan 7/11/934 tarih ve 153197/107 sayılı mütalâanamede, bu camiin Bizanslılardan kalma bir eser olması hasebiyle hiçbir vakfı olmadığı” not edilmiştir. 

Kararnamedeki nihai karar şöyle: Bu iş İcra Vekilleri Heyetince 24/11/934’te görüşülerek, caminin çevresindeki evkafa ait binaların Evkaf Umum Müdürlüğünce yıktırılarak temizlettirilmesi ve diğer binaların istimlâk, yıkma ve binanın tamir ve muhafazası masrafları da Maarif Vekilliğince verilmek suretiyle Ayasofya Camiinin müzeye çevrilmesi tasvip ve kabul olunmuştur.’

O imza kimin bu soruşturulmalı. Mustafa Kemal’in fikrinin hem cami hem müze olması yönünde olduğu iddia ediliyor. Mustafa Kemal daha sonra müze olunca gelip geziyor. Birbirinden kopuk bir durum söz konusu. Bu konuda ABD’den, Almanya’dan, İtalya’dan uzmanlar gelip sürece müdahil oluyorlar. Yani bu iş sadece Türkiye içinde başlayıp bitmiyor.

Burada dikkat çekici bir husus var. Ayasofya’nın bugünkü şekli, Bizans dönemindeki mabedin aynı değil. Minareler yapıya bir istinad olarak eklendi. 

Bu arada, batıda ilginç yazılar da yayınlandı. New York Times’da Ayasofya’nın müzeye çevrilmesi anlatılırken “Ayasofya, bir Hristiyan kilisesi olarak kurulmuştu. Sonradan bir Müslüman camii oldu. Modern düşünceli Türkiye, onu en ünlü müzesi yapmayı tasarladı. Mustafa Kemal, Kur’an’ın hakimiyetini kırdı, şehirlere kendi heykelini de diktirdi, fesi ortadan kaldırdı ve kadınların yüzlerindeki peçeyi yırtmıştır. Sultanların sarayı olan Yıldız Köşkü de bugün müzedir. Sultanın sarayı müze ise camisi niçin bir müze olmasın?” şeklinde yorumlar çıktı.

Şimdi, hem içerideki, hem dışarıdaki tepkileri izleyelim. Bakalım, kim kimdir! 

Bu konuyu, pazartesi Derin Gerçekler’de enine-boyuna konuşuruz. Selam ve dua ile.

 

Yorumlar

(60)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Çelili çelik

16 Temmuz 2020 23:22

Yani Osmanlı hukuku devreye girdi ve artık tüm vakıflarda sahip olduklarını isterler bir de bu açıdan mu değerlendirsek tartışsak birde kanal İstanbul için ne düşünüyorsunuz

nur

12 Temmuz 2020 22:22

Chp ye söyle kızlı erkekli otutturulmasin diye ,kız okulları ayrı olsun deyince baş, bas bağırıyor CHP Reiste bazı Avrupa ülkelerini örnek verdi. chp efendileri ne derse onu yapıyor, gerçekten süper sandığımız devletler bitti efendileri bitti.chpnin.

Ümit Ünal

12 Temmuz 2020 09:32

Sayın Dilipak, Ayasofya'yı kim kimlere karşı nasıl açtı, ona da deginin lütfen

kara

11 Temmuz 2020 21:59

ister oy için olsun ister samimi olsun ne için olursa olsun şükürler olsun surda bir delik açtık mukadesmi mukaddes ey deli rüzgar şimdi nereden esersen es lakin yetmez milletimizi zehirleyen istanbul sözleşmesi de kaldırılmalı akp fabrika ayarlarına dönmeli tekrar ak parti olmalı

AYASOFYA' nın AÇILMASINA ÇOK ÜZÜLEN ADAM' a

11 Temmuz 2020 20:35

Artık 60, 70 yıl geri dönüşü yok bu yolun biiznillah, eniyisi sen bu kadar bekleme ve bir an önce islama dön ölmeden.

Ferhat

11 Temmuz 2020 18:50

Ayasofya ibadete açildi diye günahlarimiz sifirlanacakmi, peki islam sadece namaz kilmaktan mi ibaret. Zina yasasini kaldiranlar, içerisinde feminizmi ve lgbt yi ve cinsiyetler arasi eşitlik gibi sapkinliklari barindiran istanbul sözleşmesi gibi iblisin veletleri masonik ab nin bize dayatarak imzalattiği yasalari onaylayanlari başimiza halife mi tayin edelim. Önce Allahin çizdiği sinirlar dahilinde hateket edelimki camilerimizde bu şuurda müminler ile dolup taşsin. Adamlar bir taraftan hirka giyerek ayasofyanin kapisini ibadere açiyorlar diğer taraftanda toplumu,gençliği ve aileyi ifsad edici masonik yasalari müslüman topraklarinda uygulamaya koyarak fesadi yayiyorlar. Işte bunlar bozguncularin ta kendileri değilde ne ozaman.

AHMED 61

11 Temmuz 2020 18:08

Biyorum yazmıştım Ayasofya ile ilgili ..

adalet

11 Temmuz 2020 17:46

ayasofyadan önce M. kemal in vasiyeti açılıp açıklanmalıydı. sonra ayasofya açılmalı. şimdiki ayasofya nın açılmasına karşı çıkan sahtekarlar o zmana ne diyecekti.

İLBEYHAN

11 Temmuz 2020 17:34

AYASOFYA'nın yeniden camii olduğu şu tarihi günlerde ecdadı yadetmemek, Osmanlı tarihinn sayfalarına bir göz atmadan olmaz.... Osmanlı tarihçilerinin hakkında çok şeyler anlattığı Ester Kira, 16. asır İstanbul'unda yaşadı. Kanuni Süleyman zamanında saraya kapılandı ve zamanla imparatorluğun en güçlü ismi haline geldi. Gücünün zirvesine çıktığı devir Üçüncü Mehmed'in iktidar seneleriydi. Hükümdarın annesi SAFİYE SULTAN 'ı elde etmiş, önce İstanbul GÜMRÜKLERİNİ kendisine BAĞLATMIŞ , zamanla bütün tayinlerde sadece onun sözü geçer olmuştu..... Rüşveti devletin bütün müesseselerine o sokmuştu ve ARTIK HİÇBİR İŞ , ESTER KİRA'YLA 2 OĞLUNA RÜŞVET VERMEDEN YAPILAMIYORDU..... Gümrüklerden ve rüşvetten kazandığı parayla SARAYI 'da ASKERLERİ de , İKTİDARI da besliyordu ve seneler böyle geçti...... Sadece tayinleri değil, aylıkların miktarını ve hesabını da yapıyordu Kira... Garip bir de âdeti vardı: Altın paraların âyarı tam olanlarını kendisine saklayıp maaş ödemelerini düşük âyarlı parayla ödemeye meraklıydı. Ama günün birinde askerlerin aylıklarını da âyarı düşük paralarla vermeye kalkışınca talihi tersine döndü. Sipahiler ayaklandılar, padişahı ve sarayı tehdit ettiler, Üçüncü Mehmed de artık yetmişine merdiven dayamış olan Ester'i gözden çıkarıp isyancılara teslim etti. Hemen ayaküstü de olsa resmen hesap sorma faslı başladı. O zamanlar CMUK falan yoktu, kanun zanlıların işkenceye konulmasını emrederdi. Emre uyuldu, Ester'e ve oğullarına işkencenin bin türlüsü yapıldı, altınları nereye sakladıklarını söylemeler.i istendi. Çocuklar ‘‘Servet bize değil, anamıza aittir. Ona sorun!’’ dediler. Kira ise ‘‘Devletin tek kuruşunu bile yemediğini’’ söyledi, ‘‘Ben aileden zenginim. Birkaç altınım varsa annemden, babamdan kalmıştır’’ diye dil döktü ama canı biraz fazla yanınca dili çözüldü. Bulunan İKİ MİLYON ALTINA DEVLET EL koydu..... Sipahiler, 1600 senesinin 1 Nisan'ında Ester Kira'yla büyük oğlu İlya'yı parça parça ettiler. Yaşlı kadının cesedi küçük parçalara ayrıldı, bazı organları Kira'ya verdikleri rüşvetler sayesinde makam sahibi olanların kapılarına çivilendi, ETLERİ KÖPEKLERE yedirildi. Neticede devlet Kira'dan kurtulmuş ama imparatorluğa Kira sayesinde musallat olan RÜŞVET , çok güçlü bir KURUM halini almıştı.......

Maraşlı

11 Temmuz 2020 16:25

Herkes kılıcını keskinlemeye başlasın , ayasofyanın açılması 100 yıllık kabuk bağlamış bir yarayı kanattı , arı kovanına çomak sokuldu. gavur boş durmayacaktır. Hazırlıklı olmakta fayda var. Zaten şimdiden içimizdeki gavurcuklar havlamaya ve ciyaklamaya başladı. Efendilerinin ayaklarına dolanmaya başladılar

Abdurrahman Dilipak Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle