Tarih övgü ya da sövgü kitabı değildir

16 Eylül 2019 Pazartesi

Öyle ya, “ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi!” İbret almayacağımızı bilen Allah hükmünü böyle vermiş.

Siyasette olanlar sırtlarını Hakk’a ve adalete dayasınlar. Cemaat ve belli aile ve aşiretlere, sermaye sahiplerine değil. Ve siyaset sahipleri, çocuklarını ve yakınlarını bürokrasi ve devlet işlerine dahil etmesinler. Edeceklerse onlar cam evde otursunlar ve ortaklarına dikkat etsinler.

Defalarca yazdım: Dört halife dönemine bakın. Al-i İbrahim’den Yakub aleyhisselam’ın evinde yaşananlara bakın. Yusuf’u kim attı kuyuya. Hz. Lut Hz. İbrahim’in yeğeni idi. Hz. Lut’a karısı iman etmedi. Ama Firavun’un karısı benim annem! Firavunun hizmetkarı değil mi idi Hz. Haacer!

Başarıya ulaşmak için “Peygamber ya da kral soyundan” olmak gerekmiyor! Talut - Calud olayına bakın! Hz. İbrahim sonrası peygamberler ve krallar 1000 yıl savaştılar. Bunların çoğu da akraba idiler. Hz. Zekeriya’ya, Hz. İsa’ya, Hz. Meryem’e, İmran ailesine, Hz. Yahya’ya, Hz. Üzeyir’e o kötülükleri yapanlar kimlerdi!  Zaman olur “akrabanın akrabaya akrep etmez ettiğini”.

Hz. Osman’ı öldürmeye gelenlerin başında kim vardı. Hz. Ali ve çocuklarını katledenler kimlerdi.

İşin içine siyaset girince, Hz. Muhammed’in bile toplu cenaze namazını kılamadık.

Fatih’i seviyoruz da, kardeşi Cem niye Vatikan’a sığındı. Öbür kardeşi ile arası nasıldı. Abdulhamid’i de seviyoruz da, yan odada yeğeni Prens Sabahaddin ya da Damat Ferit ne haltlar karıştırıyordu! Enver paşa saraydan biri değil mi idi. İster Selçuklu tarihi okuyun, ister Osmanlı, ister İslam tarihini okuyun, ister peygamberler tarihini hep aynı gerçeği göreceksiniz.

Tarih övgü ya da sövgü kitabı değildir. Ders alınır. Ders alınmazsa ne olur! Geçmişin acılarını tekrar yaşarız. Onun için kitap bize geçmiş toplulukların yaşadıklarından ders almamızı ister. Osmanlı sultanları içinde öldürülenler, ölü bulunanlar, kardeşlerini öldürenler, tahttan indirilenler yok değil.

Osmanlı’da beyliklerden devlete geçiş kolay olmadı. Beyliklerde aile ve aşiret bağları, aynı zamanda tarikat bağları, mezhebi aidiyet duyguları çok güçlü idi. Onlar devlet içinde olsalar da emri kendi aşiret reislerinden ve şeyhlerinden alıyorlardı ve devlet içinde kendi yakınlarının menfaatini gözetiyor ve onların istihdamını önceliyorlardı. Bu bir yandan devlet içinde iktidar çatışmasına dönüşüyor, öte yandan dış siyasette bu kişiler talimatı aşiret ve şeyhlerinden alıyor, cephede bile saf değiştirebiliyorlardı. Yavuz’un durumuna bakın.

Enderun, devlette hizmet edeceklerin ve askerlerin daha çocukken alınıp, aşiret, aile ve cemaat bağlantılarının ötesinde devlete sadakat esası üzerine yetiştirilmesi yoluna gidildi. Ama bu defa da devlet başa bela oldu. Devlet bir aileden oluşuyordu, aile içinde iktidar savaşları başladı. Devletin ideolojisi, devletin dini, devletin siyaseti öne çıktı. Devletin yardım etti şeyh ve aşiret güçlenmeye başladı. Devlet eğer adalete dayanmıyorsa, siyasetin fıkhı bir kenara bırakıp, dünyevi menfaatler onun yerine geçince yine olan oldu.

2. Mahmut Şeyhülislama “ya fetvayı ya kelleni gönder” diyebiliyordu. Devleti kurtardık da bizi devletten, daha doğrusu kurtarıcıyı kurtardık da bizi kurtarıcının elinden kim kurtaracaktı!

Devletliler, göklerin hazinesinin anahtarını kendi ellerinde olmadığını bilsinler. Onlar da bir “kul”! Kula kulluk yoktur bizde. Nas ile sabit konuda içtihad olmaz, Nas’a aykırı hüküm batıldır. Haksızlıklar karşısında susanlar dilsiz şeytanlardır. “Masiyette itaat da yoktur”. Devletin alanı bellidir. Yetkisi dışında amir sıfatı ile nasihat bile edemez. Bakınız hutbe okurken Hz. Ömer’i susturan kadına!

Siyaset velayet değil, vekalet müessesesidir. Mahkeme kadıya mülk değildir. Devlet kutsal, devlet adamı yanılmaz değildir. O da istişare ve şûra ile emrolunmuştur.

Siyasetin de bir fıkhı olmalı. Bürokrasi de ona uymalı. Bizim askerimizin ve istihbaratçımızın bile fıkhı yok bugün. Geçen gün, 1 Muharrem’de “Haram aylar”ı yazdım. Hangi askerin bu anlamda bir hassasiyeti var. “Havf fıkhı” ve “evveliyat fıkhı” gibi Siyasetçinin ve bürokratın de mutlaka yapmak zorunda olduğu ve asla yapmaması gereken şeyler vardır. Onlar da imtihan oluyor. Her emri veremezler ve nasıl kanunsuz emre uyulmazsa, Hakka aykırı emir değil yorum bile yapılamaz. Kaldı ki, hukuka aykırı yasa suç aletidir. Devlet ya da devletlüler bizim İlahımız ve Rabbimiz de değildir. Onlar kutsal da değildir.

Bakın, tarikatlar ve aşiretler, devletle olan ilişkilerini gözden geçirsinler. Bu iş onlara da devlete de hayır getirmez. O hemşehricilik, çıkar grublarının siyasiler, bürokratlar ve sermaye grublarının kendi aralarında oluşturdukları oligarşik yapılar dağıtılmazsa devlet içinde bu hücreler zaman içinde kanserleşir. Bindikleri gemi batar. Bakanların, aile bürokrasi ve iş dünyası ile olan ilişkilerine bakın! Bakın bu işin kimseye faydası yok. O kişiler de bundan zarar görürler. Dünyaları ve ahiretleri berbat olur. Yazık olur. Unutmayın cehennemin yolları iyi niyet taşları ile döşelidir ve Şeytan insanlara bu yolu hoş gösterir, onları için akla yakın gerekçeler de üretir. Ama evdeki hesaplar çarşıya uymaz. Yarın bunlar birbirine düşerler. Haram para, haram işlerle saadet olmaz.

Timur Beyazıt’ı yenince işgali altındaki Anadolu beyliklerinin kendi bölgelerinde otoritelerini kabul etti. Diğer toprakları da savaştığı Yıldırım Beyazıt’ın oğulları arasında paylaştırdı.

Bakın tarih “Aksak Timur” hikayesinden ibaret değil. Bundan 40 yıl önce Timur’un hatıratını ve tüzükatını yayınladım, bakalım karşı taraf kim ve ne diyor diye! Timur da Türk geleneğinden gelen biri aslında. O da Müslüman bir komutan. İki Müslüman lider niye savaştı? Sonuçta Osmanlı parçalandı ve kardeşler arasında taht kavgalarının yaşandığı fetret dönemi başladı. Bu karmaşa 11 yıl sürdü. Bu dönemde bir beylik ve aşiret bir şehzadeyi desteklerken, bir başkası başka bir şehzadeyi destekliyordu. 1413’de Çelebi Mehmet kardeşleri ile savaştı ve onları yenilgiye uğrattı ve devlet tek sultanlığa bağlandı. Çelebi Mehmet’in ilk işi, kamuda ıslahat hareketi oldu, asker ve bürokratların aşiret ve tarikatla bağını kesti. Prensler merkezden uzakta başka mektep ve hocalar elinde okutuldu. Hatırlayın Fatih de Manisa’ya gönderilmişti.

‘(Ey müminler!)Yoksa siz, sizden önce gelip geçenlerin başına gelenlerin benzeri sizin de başınıza gelmeden cennet’e gireceğinizi mi sandınız?! Onlara yoksulluk ve sıkıntı öylesine dokunmuş ve öyle sarsılmışlardı ki nihâyet peygamber ve beraberindeki müminler, ‘Allah’ın yardımı ne zaman gelecek?’ demişlerdi. İyi bilin ki, Allah’ın yardımı yakındır.’ (Bakara, 2/214)  İnsanlar yalnız ‘iman ettik’ demekle, hiç imtihân edilmeden bırakılacaklarını mı sandılar? Ant olsun ki biz, onlardan öncekileri imtihan ettik. Elbette Allah (imtihan ederek), doğru söyleyenleri de bilir, yalancıları da bilir.’ (Ankebut, 29/2-3) Unutmayalım ki, bize hayır gibi gelen şeylerde şer, şer gibi gelen şeylerde Allah hayır murat etmiş olabilir. Ve Allah bizleri mallarımız, canlarımız, sevdiklerimizle, korku ile artırarak ve eksilterek imtihan edecektir.

Aman ha, çocuklarınızı ateşe atmayın. İktidara tamah etmeyin. Siyasetin sarhoşluğuna kaptırmayın kendinizi. Unutmayın şarap şişede durduğu gibi, haram para cüzdanda durduğu gibi durmaz. Ehliyet dışı elde edilen makam, cehenneme doğru çıkan gemiden bilet almak gibidir. Adil Ömer, yönetimi sonunda, bu işten zararsız çıkarsa kendini bahtiyar sayacağını söyler. 

Selâm ve dua ile.

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • MeftunMeftun26 gün önce
    Her bir satirindan ayri ders çikarmak gerekir.Bakın eczanelere gidiyoruz ilaç yok.Firmalar Türkiyeden çekiliyormuş.Bunu hükümetin iyi.okumasi gerekir ve önlem alması tabi.Hepimiz biliyoruz bu hükümet ya da "reisi"dusurmek icin ellerinden geleni artlarina koymayacaklar.Bir "patates ve soğan" vakasıyla karsilaşmayalim.Bu şirketler neden Türkiyeden çekiliyor?
  • Deli Hasan Deli Hasan 27 gün önce
    Üstadım biraz da bunları aynı gazete de yazdığınız Yavuz Bahadır hocaya anlatsanız Hep pehlivan tefrikası Suyu sabuna dokunmadan şurdan burdan ne güzel köşe
  • İsoİso27 gün önce
    Allah razı olsun üsdat. Bir yeri düzeltmekten fayda var. Sanırım gözden kaçmış. Cem Sultan, Fatihin kardeşi değil oğluydu.
  • UnalUnal27 gün önce
    Tarih oryantal dansozlerin kivirttigi bir zaman tunelidirmezdeke gurubu tarih tünelinde kıvıran dan sozleri kıskanır olmustur
  • Abuzer Abuzer 27 gün önce
    İhtyacınız yok ama, emeğinize sağlık.
  • safşakirsafşakir27 gün önce
    iran heryere saldırıyo ..gemiyi esir alıyo .dünyayı darmadaağan ediyo .bu iranda birde nükler olsa ne olurdu .amerika ve ab haklı olduğu ortada..taliban memleketi iran saldırıyo dünya ekonomisi altüs oluyoı .iran kaymağını yiyor..petrolu yüzde 10 uçurdu ğetrol satan iran n para vurdu ..
  • Mehmet Mehmet 27 gün önce
    Aynen,cemaatler dunyevilesen ve makam mevki adresi oldu
  • şükrü onukşükrü onuk27 gün önce
    İnsanların zorlanmadan kabul edecekleri ve uyacakları yegane gerçek Allah’ın emir ve yasaklarıdır . Bunun dışındaki bütün uygulamalar bu gerçeğe yakınlığı ölçüsünde değerlidir .İnsanoğlunun koyduğu yazılı kuralların hepsinde de az veya çok istisnalar ve muafiyetler vardır . Allah’ın emirleri elçileri dahil herkesedir ,herkes yükümlüdür.kimse kimsenin üstü ve altı değildir ,bütün insanlar eşittir bir üstünlük varsa takvadadır o da herkes için geçerlidir .Mutlak mutluluk ve huzur bu dairenin dışına çıkmamaktadır. Bu dairenin dışına çıkıldığında aynı dinden insanların savaşı hiç bitmemiş , İslam ın en parlak ve aydınlatıcı döneminde ,Araplar arasında , Selçuklularda ,Osmanlı ve cumhuriyet rejiminde de bazen sık bazen aralıklarla kanlı savaşlar olmuştur. İnsanların en büyük yanılgı ve gafleti meselelerini Kurana götürmeden kendi egolarıyla halletme çabalarında olmaları ve kuranı devre dışı bırakarakazgın toplumları taklit ederek medeniyet kuracakları görüşüne körü körüne kanmalarıdır .
  • turgut ertavturgut ertav27 gün önce
    türkiye de tarih ırkçılık üzerine yürütülüyor.kendini övme,başkasını aşağılama ve sövgü üzerine tarih olmaz.Çünkü Irkçılık, her türlü ayırımcılıktır. Vicdanları körleştiren, düşünmeyi yok eden ,adalet-hak-hukuku imha edenırkçılığı ; yani, her türlü ayırımcılıkları bir ağaca benzetirsek;bütün ayırımcılıkların kökü benlik,gövdesi asabiyet,dalları ırk-din-mezhep-bölgecilik-cinsiyet-renk gibi her türlü ayırımcılıklardır.yaprakları;vatan,millet,din mezhep,bayrak gibi değerleri çarpıtan süslü gösteren hamasi ve afaki kılıf ve söylemlerdir. meyvesi;savaş,katliamlar,cinayetler,kumpaslar,musallat olmalar,huzursuzluk,belalar gibi acı meyvelerdir.kökü kazınıp atılmadıkça,gövdeden veya dallardan kırpılmak veya budanmakla,hiçbir ayırımcılık bitmez.nihayeti ise,cehennemde dayanılmaz azaptır ve Allah (c.c.) ın hoşnutluğunu kaybetmektir. Saygılar.
  • Şanlıurfa Şanlıurfa 27 gün önce
    Çok teşekkürler hocam
  • cengizcengiz27 gün önce
    islama gore;anayasa olusturulurken mutlaka Kuran-i kerim ayetleri referans alınmalıdır,bu bir zorunluluktur. demokrasi dinindefaiz,zina,eşcinsellik serbest ama islamda kesinlikle yasaktır.islamin hakim oldugu bir toplumda genelevler,meyhaneler,faiz,zina,sömürü serbest olamaz.demokrat,laik,kominist,ataturkcu,kürtcühertürlü partinin oldugu ama bir seriat-islampartisininolmadıgı bir toplumda gercek müslümanlıktan-islamdansoz edilemez.
  • NURAN DEVRES NURAN DEVRES 27 gün önce
    İ yıldız adlı yorumcunun yazdıkları tamamen gerçek dıșı. Bu uydurulmuş tarihi nereden okudu ve makale ile hiç ilgisi olmayan bir șeyi neden anlatma gereği duydu bilmiyorum ama kendisine doğru düzgün bir İslam tarihi okumasını tavsiye ederim. Hiçbir tarihi ve bilimsel belgeye dayanmıyor bunlar. Peygamberimizin vefatından sonra sahabe ve halkın içeri girip tek tek namaz kılması olayı tamamen uydurmadır. Sahabenin, daha peygamberin cesedi soğumamıșken kendi aralarında 'halife sen olacaksın-ben olacağım" kavgasına tutuștukları ve cenaze namazına imam dahil sadece 17 kišinin katıldığı gerçeğinin üstünü örtmek içingelištirdiği bir söylemdir. Tarih gizlenemez, değiștirilemez.
  • RabiaRabia27 gün önce
    EuzubillahimineşşeydanirracimbismillahirrahmanirrahimKitap Ehlinden öylesi vardır ki, ona bir kantar emanet bıraksan onu sana öder; onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet bıraksan, sen, onun tepesine dikilip-durmadıkça onu sana ödemez. Bu onların "ümmiler (zayıf ve bilgisizler veya Ehl-i Kitap olmayanlar) konusunda üzerinizde bir yol (sorumluluk) yoktur"demiş olmalarındandır. Oysa onlar kendileri de bildikleri halde Allah'a karşı yalan söylemektedirler.Ali İmran 75.ayet.elhamdulillah.Sayin Dilipak kutsal nedemek.sahabe, alimve evliyaların mezarlarında dua ediliyor.buralar hangi eylemle mescit edilir.yavuz sultan döneminde liyakat geçerli degilmiydi.Allah rahmet eylesin.alim bir padişah olduğunu biliyoruz.yazinizi beğendik.fakat Mekke'nin Fethinden sonra fevc fevc müslüman olmaya gelen kavimler den biride hemim kabilesiydi.peygamber efendimiz sav buyurdu ki."hemimler yardıma koştukları ve sıkıntılara katlandiklari sürece ne güzel kavimdir." Böyle dünyada 80 sülalenin olduğunu ve bunların yeniden yeniden oluşacağını söyledi." İslam tarihi.m.asim köksal.emrolundugumuz gibi dosdoğru olmalıyız.elhamdulillah.simdi İmamoğlu İBB oldu diye Sayın Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan la yarışabilir mi.Allah yalancılara yardım etmemiştir.Allah bize yeter.ugur yoktur dinimizde fakat" feel güzeldir" demiştir peygamber efendimiz sav.yani ameliyat olacak bir hastanın drnun adının Selami olması.ameliyattansonra iyi olunacağını düşündürebilir.en iyisini Allah bilir.bugunki ayette Yahudilerin ve genelde ehli kitabın sadece kendilerinin haklara sahip olduğunu söylediklerini haber veriyor tefsirde.İsmail'in Rabbi diyor ki: Eğer bir ümmi ile bir İsrailli arasında anlaşmazlık çıkmışsa, mahkemedeki hâkim, kardeşinin lehine bitmesi için uğraşsın. Mümkün değilse ümmilerin kanunlarına göre, kardeşinin lehine bir sonuç almaya çalışsın. Ve "Bu sizin kanununuza göredir" desin. Her iki kanundan da yararlanamıyorsa, hangi yolla olursa olsun, İsrailli kardeşini kazandırsın. İsmail'in Rabbi, "İsrailli olmayanların zaaflarından yararlanın" diyor." (Talmudic Mıscelleny. Paul İsaac Hershum. 1880, London. Sh. 37, 210-221).yine tesniye23;20de bir başkası na faizle borç verebilirsiniz fakat kardesinize faizle borç vermemelisiniz.der.tefhimul Kur'an.saygilar selam ve dua ile Allah'a emanet olun.tesekkurler.hasbinallahu ve nimel vekil deriz.
  • TR 31TR 3127 gün önce
    Sayın yazar ne güzel yazıyorsun."Siyasetçinin ve bürokratın de mutlaka yapmak zorunda olduğu ve asla yapmaması gereken şeyler vardır. Onlar da imtihan oluyor. Her emri veremezler ve nasıl kanunsuz emre uyulmazsa, Hakka aykırı emir değil yorum bile yapılamaz. ......Kaldı ki, hukuka aykırı yasa suç aletidir. .........Devlet ya da devletlüler bizim İlahımız ve Rabbimiz de değildir. Onlar kutsal da değildir....OHAL sürecinde çıkarılan KHK lar ohal bitmesine rağmen tüm KHK lar Hukuka aykırı olarak kanunlaştırıldılar. Anayasa mahkemesine yapılan bu hukuksuzluğa itiraz edildi. Ama ýıllar oldu AYM den tık yok.Hukuksuzluğa devam."Babanın suçundan" ..... , "kardeşin suçundan" , "eşin suçundan ".....dolayı insanlar işinden aşından edildı.Yazık değilmi? Adalet herzaman ve herkese lazım olur...." ayarını bozduğun kandar bir gün gelir seni de tartar.O zaman aynı mantıkla Suriye kasabı Esad'ıda eleştiremessin.Halk oyuyla başkan seçiliyorve çıkardığı kanunlarla yönetiyor..................
  • iyildiziyildiz27 gün önce
    Hz. Peygamber (s.a.v.) 632 yılı Rebiul Evvel ayında pazartesi günü öğleye doğru vefat etti. Hz. Peygamber (s.a.v.)'in kısa bir hastalık evresinden sonra vefat etmesi Medine'de derin bir iz bıraktı. Peygamberimiz (s.a.v.)'in mescidi binlerce kişi ile doldu. İnsanlar şaşkınlık içindelerdi. Hatta Hz. Ömer "Kim Muhammed (s.a.v.) öldü derse öldürürüm" diye tehdit ediyor, tam bir şok hali yaşanıyordu.Hz. Ebu Bekir'in gelip cemaate hitap etmesi ve Hz. Peygamber (s.a.v.)'in günün birinde vefat edeceğini bildiren ayeti okumasıyla (Ali İmran, 144) insanlar hakikati kabullenmek zorunda kaldılar.Şu konular sahabeyi meşgul etti;1- Hz. Peygamber (s.a.v.)'i kim ve nasıl yıkayacak.2- Hz. Peygamber (s.a.v.)'in cenaze namazını kim kıldıracak.3- Hz. Peygamber (s.a.v.) nereye gömülecek4- Devletin işini yürütmek için kim Halife olacak.Şimdi bu soruların nasıl cevaplandığına bakalım;KİMLER YIKADI?Hz. Peygamber (s.a.v.) vefat ettiğinde O'nu kimin yıkayacağı konusu bir an için cevapsız kaldı. Aslında peygamberimiz yıllar önce Hz. Ali'ye 'Ben ölünce beni sen yıka' demişti. Hz. Ali, 'Ben ölü yıkamayı bilmiyorum' dediğinde ise Efendimiz (s.a.v.) 'Bu sana öğretilecek' buyurmuştu.Hz. Peygamber (s.a.v.)'in vefat ettiği yer, Hz. Aişe'nin odasıydı. Muhtemelen 20 metrekare civarında olan bu odaya sınırlı sayıda insan sığabilirdi. Odanın ortasında Efendimiz sedir üzerinde uzanmış üzerine de çizgili bir örtü ile örtülmüştü.CENAZE YIKANIRKEN İZDİHAMİçeri belli sayıda kişi alındı. Bunlar da genellikle ehl-i beyt; yani; Hz. Peygamber (s.a.v.)'in amca çocuklarıydı. Hz. Abbas, Hz. Ali, Kusem, Fadl, Üsame bin Zeyd ve eski hizmetçisi Şakran.Ancak bu 6 kişi içeri girdiğinde kapıda Mekkeli ve Medineli Müslümanlar izdiham oluşturdular. Medineliler; 'Biz onun dayılarıyız bizi içeri alın' dediler.Mekkeliler; 'Biz onun baba tarafından akrabalarıyız içeri alın' dediler. Bu izdihamın önüne geçmek. Ve küçük odaya o kadar insanı almak mümkün değildi.Hz. Ebu Bekir olaya müdahale etti ve "O'nun temiz vücudunu yıkamak ehl-i beytin hakkıdır. Onları rahat bırakın hiç kimse davet edilmeden içeri alınmayacak" dedi.Ancak Ensar ve Muhacirin bununla yetinmeyip Efendimizi yıkamak için içeri girmeye teşebbüs edip Hz. Ebu Bekir'le görüşmeye ısrar edince Hz. Ebu Bekir, "Hz. Abbas ve Hz. Ali ile görüşün" dedi. (İbn Sa'd, Tabakat) Israrlar dinmeyince Medinelileri temsilen Hz. Ali'nin müdahalesiyle Evs bin Havli içeri alındı.Kuyulardan getirilen sular sahabenin ellerinden taşınarak içeri alındı. Efendimiz bu sularla yıkandı. Hz. Ali hariç Efendimizin yıkanması işini yapan herkes gözlerini kapattı.Efendimizin üstündeki elbisenin çıkarılıp çıkarılmayacağı konuşulurken içeri bir ses girdi. Şöyle diyordu bu ses: "Peygamberi yıkarken elbisesini çıkartmayın." Öyle de yaptılar. Suyu elbisenin üzerinden vücuduna döktüler. Hz. Ali ise eline doladığı bir bezle Efendimizin vücudunu sıvazladı.NAMAZI KİM KILDIRDI?Efendimiz yıkanıp kefenlendi. Sedir üzerinde bırakıldı. Cenaze namazını kim kıldıracak konusu gündeme geldi. Hz. Ali, "O bizim dünyada imamımız, ahirette de imamımızdır. Kimse onun cenazesine imamlık yapmayacak" dedi. Ve buna uygun olarak önce ehli beyt erkek, çocuk, kadın ve yakınları tek tek girdiler içeriye ve tekil olarak -imamsız- namaz kıldılar. Sonra da diğer büyük sahabeler ve halkın geri kalanı erkek ve kadınlar gruplar halinde içeri girip cenaze namazını kıldılar. Bu hal bütün bir Salı günü devam etti. Böylece mübarek cenazesine binlerce tekbir getirildi, saatlerce O'na dua edildi. Sahabe, Nebilerine vefalarını gösterdiler. Son dini getiren Hz. Resulullah (s.a.v.)'in cenaze namazını binlerce kişi kılmış oldu.NEREYE GÖMÜLDÜ?Hz. Peygamber (s.a.v.) pazartesi vefat etti ve - Yakup, Said bin Mansur, İbn Huzeyme, Vakedi, Ahmed bin Hanbel, İbn ebi'd-dünya ve benzeri bazı alimlere göre Salı günü gece yarısına doğru gömüldü. Yani pazartesi vefat etti, Salı gecesi gömüldü. Hz. Peygamber (s.a.v.)'in Çarşamba gecesi gömüldüğünü söyleyen alimler de var.Efendimizin nereye gömüleceği de mescidi dolduran sahabe tarafından tartışıldı. Baki mezarlığı, Uhud meydanı veya benzeri yerler teklif edilmekle beraber hem Hz. Aişe'nin daha önce gördüğü bir rüya ve gerekse de Hz. Ebu Bekir'in peygamberimizden "Peygamberler öldükleri yere gömülürler" sözünü nakletmesi üzerine vefat ettiği odada gömülmesine karar verildi.Ebu Ubeyde ve Ebu Talha'ya mezar kazmaları (iki türlü mezar sistemi var. Lahd ve Şakk) için haber gönderildi. Ebu Ubeyde evinde bulunup getirildi ve o mezarı kazdı.GÖMÜLÜRKEN İZDİHAMVakıdi'nin Ümmü seleme'den rivayet ettiği bir rivayet Efendimizin gömülmesi esnasında Peygamberimizin odası, mescid ve Medine'de olan çalkantıyı çok net resmediyor.İbn Ebu Sabre, Huleys bin Hişam'dan o da Abdullah bin Vehb'den O da Ümmü Seleme'den şöyle aktarıyor: Peygamberimizin vefatından sonra toplanmış ağlıyorduk. Uyuyamamıştık. Resulullah sedir üzerinde uzanmış yatıyordu. Onu (vefat etmiş olsa bile) aramızda görmekle teselli buluyorduk. Gecenin ilerleyen saatlerinde demir küreklerin sesini duyduk. Mezarın kazıldığını anladık. Biz feryada başladık. Bizim sesimizi duyan mesciddeki sahabeler de feryada başladılar. Medine tek ses olmuş yüksek sesle ağlıyordu.Bilal ezan okumaya başladı. 'Eşhedu enne Muhammeden Resulullah' cümlesine gelince ağlamaya başladı. Ezana devam edemedi. Bizdeki hüzün daha da arttı. İnsanlar Hz. Peygamber (s.a.v.)'in mezarına girmek için hücum ettiler. İçeridekiler odadaki izdihamı azaltmak için kapıyı kilitlediler. Yarabbi, bu nasıl bir musibettir. (El Bidaye ve'n - Nihaye, 8/111; Kastelani, Mevahib)MEZARINA GİRENLERHz. Ali, Kusem, Fadl, Şakrandı. Diğer sahabeler ise dışarıda toprağı tesviye ediyor, dua ediyor ve bir kısmı da toprağa su döküyorlardı. Kısacası Medine ve civar merkezlerden gelen sahabe, Efendimizin cenazesinde hazır bulundular. İbn Ümmü Maktum 'Muhammed ancak bir peygamberdir' ayetini okuyup duruyor, insanları teselli ediyordu.Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer ve diğer tanınan zatlar da yıkama, gömülme, kefenlenme gibi bütün detaylarla ilgilendiler. Aynı zamanda ümmetin başsız kalmaması halife seçimi ve fitneye zemin bırakmamak için de Benü Sakife'de gelişmeleri yakından takip etmişlerdir. Çünkü Efendimizin vefatı üzerine dinden çıkma - irtidat- olayları haberleri gelmeye başlamıştı.GÖMÜLDÜKTEN SONRAErkek cemaati cenazeden dönünce Medinenin kadınları efendimizin odasına girdiler. Hz. Fatıma'nın Hz. Enes'i görünce söylediği söz çok etkileyiciydi: Ey Enes! Efendimizi gömmeye - toprağa koymaya- nasıl gönlünüz razı oldu. Efendimizin vefatı sahabe efendilerimizi derinden sarstı. Bugün bile O'nun vefatından bahsederken aynı duyguyu yaşıyoruz.SEVGİ MERSİYELERİHz. Ali, Hz. Erva, Hz. Atike, Hz. Safiyye, Hz. Fatıma, Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Ebu Süfyan, Hassan bin Sabit, Ka'b bin Malik, Züeyb el-Hüzeli, Hind bin Haris, Hind binti Üsase, Atike binti Zeyd, Ümmü Eymen ve daha yüzlercesi Efendimizin vefatı üzerine mersiyeler söylediler. (Vefaul Vefa, Semhudi, Kastalani, Diyarı Bekri, İbn Sa'd, İbn Seyyidün-Nas, İbn Hişam)SON SÖZPeygamberimizin vefatından gömülmesine kadar olan sürede (iki gün) sahabe efendimizi bir an bile yalnız bırakmadılar. Hz. Ali, ehli beyt, Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Talha başta olmak üzere bütün sahabe mescid ve evlerinin arasını an be an mekik dokudular. Sahabenin büyükleri de hem cenazeyle ilgileniyor ve hem de müminlerin başsız kalmamaları için Sakife'de halifelik görevini - seçim- düzenliyor ve hem de dinden dönme hareketlerine nasıl tavır alacaklarını planlıyorlardı.Mevlam hepsinden razı olsun.
  • Mahir ÜzümcüMahir Üzümcü27 gün önce
    Kur'an'a göre yalnızAllah ve peygamber hiçbir kimse tarafından yargılanamaz ; ancak Allah peygamberi yargılayabilir.Yani Allah ve peygamberi yargılama hakkı bizlere verilmemiştir !Yöneticilerin hepsi yaptıkları bütün kötü amellerinden = suç, kabahat, israf, kayırma, yanlış ve kusurlar=ötürühem Allah hem de hak sahiplerince hesaba çekilirler.Yöneticiler haşa Allah ve peygamber imişler gibi kendilerini yargılanamazlar olarak görmeye devam ediyorlar. Müslümanlık perdesi altında kendilerini her şeyden münezzeh olarak görmek isteyen yönetici dinbazlar olacaktır. Islam'da bu hadiseye şirk, koşucusuna da "müşrik" denir. Müşriklik sadece tarihsel bir kavram değildir. Müşriklik evrensel bir terimdir ; yani kıyamete kadar devam edecektir. Her neden ve nasılsa hala "müşriklik" ulema müsveddelerince ilkel ve dar bir anlamda tanımlanıyor. Kendilerinde müşriklikler olduğunu gizlemek isteyenler söz konusu özelliklerini asla kabul etmezler.Peygamberleri sorgulayanAllah devlet başkanlarını niye sorgulamasın ! Işte misali:"Ey Dâvûd! Biz seni yeryüzünde halife yaptık; onun için insanlar arasında adaletle hükmet; nefsin isteklerine uyma, sonra seni Allah yolundan saptırır. Kuşkusuz, Allah yolundan sapanlara, hesap verme gününü unutmaları yüzünden çok ağır bir azap vardır.
  • MardinliMardinli27 gün önce
    Sayın Dilipak hocam dilinize yüreğinize sağlık.Hocam bugünün çok mükemmel bir yazı anlayana.Ama maalesef tarihten akıl alanlar azdır bundan dolayı bu hale düştük.İnşaallah gün gelir ümmet olarak tarihini anlar ve gerekeni yapacak ve yapmak mecburundadır.Yoksadaha fazla cekecegimiz olacak selam ve dua
  • OkurOkur27 gün önce
    Bir de Kanuni yi düşünelim; Kendi gücünün devamı için güçlü gördüğü oğlunu oldurtmedi mi? Kardeş katlı ile karıştırmayalım. Devletinbekası, kişinin bekası bağlamında... Bilge khan da yazısında devletin bekasindan bahseder. Devletin bekası yönetime ehliyet ve liyakatli yöneticilerin hazırlanması ve getirilmesine çalışmakla da alakalıdır. Bu hep böyle olmuştur, Kanuni hariç... Osmanlınınsonu malum.Devlet yoneticileri eli ile var ve güçlü olacaktır ki adaleti ile halkı da var ve mutlu olsun...
  • Erdem Doğan Erdem Doğan 27 gün önce
    Hocam emeğinize sağlık.Sizler defalarca yazdınız biz vatandaş olarak sesimiz çıktığı kadar söyledik söylüyoruz,ama su akar yolunu bulur misaliı,seçim geçtikten sonra siyasetçiler kulaklarını tıkayıp bildiklerini yapıyorlar. Halk ı kandırıyorlar belki. ama oy aldıkları halkın inandığı hesap günü... ?
  • Erdem Doğan Erdem Doğan 27 gün önce
    Norveç’te balıkçılık bakanlığı var… Norveç balıkçılık bakanı, kız arkadaşıyla birlikte İran’a ve Çin’e tatile gitti, devletin kendisine tahsis ettiği cep telefonunu yanında götürdüğü ortaya çıktı, Norveç ayağa kalktı, hem devletin telefonunu tatilde kullandığı için, hem de devletin telefonunu yurtdışında izinsiz kullanarak Norveç’in güvenliğini tehlikeye attığı için, istifa etmek zorunda kaldı… Tıpkı Türkiye di mi?
  • Kocasolak Kocasolak 27 gün önce
    Allah razı olsun hocam. Biz, İLK ÖNCE BİZ, hepimiz, tek, tek,kendimizi düzeltmemiz gerek. Biz düzelirsek herşey düzelir. Biz düzelirken, düzelmeyene SADECE hayr dua ederiz. Müslüman, müslüman kaldıkça ASLA kaybedenlerden olmaz.
  • Mertürk Mertürk 27 gün önce
    Bir ülke ,ehliyetli ve liyakatlı danışmanlar ve onların yönlendirmelerivasıtası ile iyi yönetilir..........Bir ülkeyi yöneten lider, ehliyetli bir lider olmayabilir ama etrafındaki danışmanlar ehliyetli ve liyakatlı ise o danışmanların vasıtasıylayinedeülke iyi yönetilir......... Bir lider ne kadar halkadamı ve milletin içinden çıkmış bir vatan evladı olsada, etrafındaki danışmanlar ehliyetli ve liyakatlı danışmanlar değilse ,o danışmanların yönlendirmeleri ile yine ülke iyi yönetilmez........Erbakan hoca ,refayol hükümetini kurararken , özellikle ekonomide siyasi görüşüne bakmaksızın alanında en iyi görünen kişileri kendine danışman yapmıştı.Özellikle ,kamu havuz sistemi ile ekonomide attığı adımlar ile ülkeninekonomik bağımsızlığına doğru adımlar atılmıştır. Ekonomide atılan ve ülkeyi ekonomide dışa bağımlılığı azaltacak şekilde atılan adımların önünü kesmek için 28 şubat ortamı hazırlanmıştır. Aslında onlar, Erbakan hoca nin ,önceden altyapısı hazırlanmış olan kötü ekonominin altında kalıp ,itibar kaydedip siyaset sahnesinden silineceğini hesap etmişlerdi. Ama evdeki hesap çarşıya uymadı ,Erbakan gibi ,Allah vergisi bir deha ,çok kısa sürede , kimsenin tahmin edemeyeceği dahiyane yöntemler ile ekonomiyi rayına oturtunca ,panik ile 28 şubat ortamını oluşturdular. 28 şubat, Erbakan hoca nin ekonomide gösterdiği başarıyı yok edip, ekonomik bağımsızlığın ,dolayısıyla tam bağimsızlığın önüne geçme projesiydi. Bundada başarılı oldular. Daha sonraki yıllarda ekonomideyapılan çeşitli operasyonlar ile ülke ekonomisi her alanda aşırı dışa bağımlı hale getirilerek , ülke ekonomik sabotajlara açık hale getirilmiştir
  • OkurOkur28 gün önce
    Göktürk u devlet yapan Çin de yetişmiş olan Ton hukuk idi. Selçuklu yu Selçuklu yapan Iran da yetişen Nizamulmulk du keza Fatih in Aksemseddini vardı. Piri Paşa Yavuz a devleti yıkacak 3 maddeden bahsetmisti... Bizde boyle vezir, boyle hoca, boyle Paşa varmidir. Baskana dur, yapma yada ala diyecek...
  • İZMİRLİİZMİRLİ28 gün önce
    Üstadım çok renkli ve isabetli olmuş.Elinize sağlık.. Selâmlar
  • Kemalettin ayKemalettin ay28 gün önce
    Sayın Dilipak son bir yıldır suya sabuna dokunur cinsten yazılarınızı okuyorum. Ama için de bulunduğunuz ve eleştirdiğiniz zümre ya sizi ciddiye almıyor. Ya da siz eleştirdiğiniz insanlardan ötürü toplumun gazını alıyorsunuz.
  • HasanHasan28 gün önce
    Dilipak ne zaman tv yazisini yazacaksin.Hangi kahpeler tv haram degip tv acti.Kim bu  dinciler ve tarikatlar .Bu yazi dizisini bekliyoruz.Tv haram deyip tv acan.
  • KerimettinKerimettin28 gün önce
    Hocam sadece bir ornek ,,herkesin dilinde olan heryerde konusulan sabah camide basliyo muhabbetler kaveye ordan park otobus avm heryerde duyuyoruz ,,,pelikannnnnnn hilalllll ,akp yi yonetmeye baslamis artik yalidan ayar veriyomus akp ye ,,,,akp den kurucularin bile ya istifa ettigi yada gonderildigi ,,,, pelikan olayi ,,kim bu pelikan hilal netden bulmus bu yalu parasini ,,,sizde gaztecisiniz evinizi bile kaybediyordunuz dogru ugruna ,,bu yali kusu pelikan herkesin dilinde ,,,,bu cocukken amerikan filmleri etkisinde kalip film senaryolarini gunumuz Turkiyesine uygulamak istediginden pelikani kuran yalida kave icici kim ,,damad ulke ekonomisini ne hale getirdi ortada ,en trajigi akp parti rejimi yonetimide sahiden eflasyon dusuyor saniyor veya algi yaratiyor ,,zam yap fiyatlar ucsun ve eflasyon mucdesi ver dusuyoooooo dunyada ilk tek bu damad ,,,kaata yaziyo tivit atiyo eflasyon dusuyo zam yapiyo fiyatlar ucuyo eflasyon dusuyo ekonomik komedi olarak tarihe gecti damad ,Yuvalar paramparca aileler darmadaaan emekli zaten boyle zulum yasamadi simdi nasil isinacagim derdinde ciddi cidfi tezek bulma pesibde bulamazsak boj kurutup bok yakalim derdinde ,,,
  • ??????????????28 gün önce
    Hocam TALUT(çocukları ile beraber) ve yanındakiler sudan kana kana içiyorlar.
  • oolma zöyleş ey!oolma zöyleş ey!28 gün önce
    Tarih konularını lütfen İlber Oraylı' ya bırakalım ama..

Günün Özeti