--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Santa Nicalaus kimlerden olur?

Abdurrahman Dilipak
Abdurrahman Dilipak
35

Siz hangi şehrin, neresinden, kimlerden olursunuz? Şehriniz, şehrin neresinden olduğunuz ve kimlerden olduğunuz aslında sizin kim olduğunuzun şifre kodlarıdır. Ailenizin bir adı, bir sanı, bir unvanı vardır. Yoksa “Adsız” olursunuz ve “Ünlenmezsiniz”. Sizin “Ünlü” olduğunuz bir “alameti farikanız”, sizi siz yapan, sizi başkalarından ayıran, farklı ve üstün kılan bir yanınız olmalı. Yoksa niçin varsınız ki, sürüdeki sıradan bir koyun gibi iseniz!

Benim gözümde Santa ya da Saint ya da “Aya” da diyebilirsiniz “Aziz” de, ki ben ona “Derviş” dedim: Derviş Nikolaus, kısaca İncil hafızı, hemşehrimiz “Hafız Niko”ya onlar Saint Nicola da diyorlar, iş o zat-ı muhterem’e Yalçın Koçak İskitlerden Pisarius’un arkadaşı diye sahip çıkarken, kimi Mısırlı, kimi Kıbrıslı, kimi Kudüslü, kimi Likyalı kimi Kayserili diye sahip çıkarken Süryaniler de “bizden” diye sahip çıkıyorlar.

Değerli iseniz herkes sahip çıkar. Zaten hepimiz Hz. Adem’in çocuklarından, Hz. Nuh’un ailesinden, çoğumuz Hz. İbrahim’in milletinden değil miyiz?

Derviş Nicalaus’a, hani şu  Vatikan’ın Noel Baba ilan ettiği, Coca Cola’nın “Noel Baba”yı Nordik bir pagan efsanesi ile yeniden yorumlayıp, kapitalizmin tüketim tapınağının pazar maskotu yaptığı, kutsal kimliğinden sıyırıp seküler bir palyaçoya çevirdiği bu kişiye Süryaniler Mor Zoxe diyorlarmış. Süryanilere göre Mor Zoxe Antakya Süryani kilisesinin bir metropoliti imiş.

Şimdilik Aya Yorgi, Aya Sotri ve Aya Ayani’den söz eden yok. Bizimkiler bu isimleri duyunca kafalarına çakılan Rum, Yunan mitolojisi ile ve biraz da kendilerini karşı bir konuma yerleştiriyorlar ama Kur’an-ı Kerim’de bu coğrafyaya “Arzı Rum” denir. Kitapta bir de “Rum suresi” vardır. “Erzurum” adı ya da “Erzen-i Rum” da buradan gelir. Bu topraklarda yaşayan Müslüman halka da geçmişte “Ahiyan-ı Rum”, “Baciyan-ı Rum”, “Gaziyan-ı Rum” denirdi. “Rumeli” olarak artık sadece Trakya anılıyor. Bütün Anadolu “Rumeli”dir. “Urumiye” dediğimiz yer neresi sanki. “Urumu tud”unu unutmadık. Sahi “Rumi takvim”, “Rumi Sanat” ne oluyor. “Mevlana” niye “Rumi”dir ya da “Eşrefoğlu Rumi”ye niye “Rumi denir.

Fatih Sultan Mehmed aynı zaman da Doğu Roma Bizans’ın imparatoru bir “Rumi” değil mi idi? “Doğu Roma”ya ne oldu! Ya da ne oldu, nasıl oldu da bütün bunları unuttuk! Bugün sokaktaki insanın aklına “Rum” deyince “Kıbrıs Rum kesimi” geliyor. “Yunan” geliyor. Sahi “Rum” dediklerinizin “Yunan” dediklerinizle ne alakası var. Ya da “Grek”, kim oluyor bunlar. Böyle bir kavim yok. İyonya denilen yerde yaşayanlar Anadolu halklarının devamıdır.

Yeni bir iddia daha, “Noel Baba” denilen kişi Asya’dan gelen Saka’lardan bir İsevi olan, eski Şaman bir ruhani olan, İznik konsülüne katılanlardan Piserius’un yol arkadaşı imiş.

Geldiği yeri tam bilmiyoruz ama yaşadığı yer belli. Patara ve Demre tarafı.

Bana kalırsa birçok şeyi niçin kabul ettiğimizin ya da reddettiğimizin pek farkında değiliz. Reddettiklerimizin içinde “hikmet”, kabul ettiklerimizin içinde “Batıl”, “Hurafe” şeyler olamaz mı?

“Rumi” olmak, “Türki”, “Kürdi”, “Arabi” olmak gibi bir şey. Bunların aralarında iyiler de vardır, kötüler de. Sonuçta doğduğumuz toprağı, zamanı, ana-babayı, derimizin rengi ya da cinsiyetimizi biz mi seçtik!. Allah bizi kişi olarak parmağımızın uçları gibi farklı ve tek kişi olarak yarattı. Sonra  bizi aramıza akrabalık bağları ile kabilelere ayırdı ki, (düşmanlık edelim diye değil) bilişelim diye, kederlerimizi ve mutluluklarımızı paylaşalım, yardımlaşalım, birbirimizin kalbini kazanmaya çalışalım istedi. Ama biz insanoğulları olarak pek çoğumuz kıskançlığı, düşmanlığı, cidalleşmeyi seçtik. Tabii ki bu anlamda cahillerden ve zalimlerden olduk.

Coca Cola onu bu kadar meşhur edince herkes tanıdı. Yoksa tanınan biri değildi. Bize anlatılan hikaye ise tamamen uydurma. Nordik Pagan bir efsane üzerine kurgulanmış, papaz kılıklı bir tüketim ajanına döndürüldü bir İncil hafızı! Katolikler için Noel Baba bir misyonerlik aracı. Oysa adamın gelip mezarını yağmaladı korsanlar ve kemiklerini alıp götürdüler. Ortodokslar için ikonalarda resmedilen İsevi bir “aziz”. Müslümanlar, onun Hanif geleneğin bir temsilcisi olduğunu unutup, Hristiyan misyonerliğinin maskotu olması ya da Yılbaşı kutlamalarının sembolü olması dolayısı ile olumsuz. Seküler Müslümanlar (!) ise artık onlar da yılbaşını kutlarken evlerini çam ağaçları ile süsleyip, hindi yiyorlar, cola içiyorlar.

Bizim şu İznik konsülünü, Trilye’yi, Meryem Anayı, Hatay’ı, Urfa’yı, Ege bölgesindeki 7 kiliseyi daha yakından tanımamız gerek. Biz ne halifenin nerede oturduğunu biliyoruz, ne de mesela Kadıköy’ün Ortodokslar için ne anlama geldiğini biliyoruz. Birçok kişi ne Feneri bilir, ne Ermeni Patrikliğinin, Süryani Patrikliğinin nerede olduğunu bilir. İbn Kayyim el-Cevziyye, “Hidâyetü’l-ḥayârâ “adlı eserinde Arius’un görüşlerini özetler, İskenderiye piskoposu ile münazaraları anlatır. İmparator Konstantinos bu münazaradan haberdar olunca bütün patrik ve piskoposları İznik’e davet eder. Toplantıya 2000’in üzerinde piskopos katılır. Bunlardan 318’inin “oğul”un yaratış öncesi babadan doğduğu, aynı tabiattan ve yaratılmamış olduğu belirtiliyor. Bu konsülde Arius tevhide inanan görüşlerinden dolayı aforoz edildi ve İncil 4’e indirildi.  Geri kalan yüzlerce İncil imha edilmek istense de Aya Yorgi, Aya Sotri, Aya Ayani bu kitapların imhasını engelleyerek, onları Mudanya’daki Triana bölgesinde kurdukları manastırlarda muhafaza ettiler. (Daha fazla bilgi için, DİB Vakfı Ansiklopedisi)

Türkiye’nin Ortodoksluğun himayesi konusunda sorumluluk üstlenmesi ve bu Kadim geleneği Katolizm ve Protestanlığa karşı koruması gerek. Süryani Patrikliği kuran irade Hz. Ömer’in iradesidir. Rum Ortodoks Patrikliği Fatihin emanetidir. Ermeni Ortodoks Patrikliği’nin kurucusu ise Fatih Sultan Mehmed’dir. Bugün hâlâ bir “Ortodoks Üniversitesi”nin olmaması bir eksikliktir. Türkiye Ruhani ithal eden bir ülkedir. 

Bakın Ermeni meselesinde tek gerçek sürgün değil. Bu trajik bir komploydu, oyundu. Yoksa bu “Kavmi sadıka” olarak selamlanan halk.. 1071 de, Alparslan’ın safında bu insanlar da vardı. Ermenilerin yeni Patriği bu konuda bir sorumluluk üstlenebilir. Bu çatı altında yeni bir üniversite kurulabilir. Dünyadan dürüst Ortodoks ruhani ilim adamları Türkiye’ye davet edilebilir. Burada sadece Ortodoks İlahiyatı değil, dili, hukuku, tarihi, sosyolojisi, ekonomisi, güzel sanatları da olmalı. Bazı fakülteler konusunda diğer üniversitelerle de işbirliği yapabilirler. Burada Latince, Aramice, Süryanice, Rumca, Arapça, İbranice gibi dillerde de eğitim verilebilmeli.. Bu konuları tek açıdan tek boyutlu tartışamayız.

Bakın bizim Hukuk Fakültelerinde Batı Roma hukuku okutulur. Peki Doğu Roma hukuku ne oluyor.

Batıda bir yılda, toplamda 50 yıla yakın akademik eğitim programı yapılıyor. Peki bizde Bizantolog var mı? Biz bugün ne “Bizans”ı biliyoruz, ne “Rum”u.. “Kahpe Bizans” filmindeki kadar sokaktaki insanların çoğunun bilgisi.

Her şeyi yeniden düşünmek zorundayız. Selâm ve dua ile.. 

 

Yorumlar

(35)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Ömer Faruk

11 Şubat 2020 00:38

Tamam da üstad biz evimize ekmeği zor götürüyoruz. Zira bizi ekonomik olarak zayıf bıraktılar ki yeni bir düzen kurmayalım diye. Rahmetli Mehmet Şevket eygi hep derdi ki. Güney Kore 40 yılda aldı başını gitti. Dünya markaları oluşturdu. Üretim yapıyor. Biz ise yerimizde sayıyoruz. Hayır. Hayır. Hayır. Bizi tutuluyorlar. Onlara yol veriyorlar. Çünkü onların dünyayı şekillendirme kimyaları yok. Bize yol verilse idi. Egemen güçler çoktan köşesine çekilmiş ve yeni bir dünyayı Anadolu Müslümanların kurmuştu. Bundan dolayıdır ki Anadolu halkı bizantoloji bilmez. Ahiyanı rumu bilmez bacıya ı rumu bilmez. Bilemez. O evine ekmek götürmek meşguldü. Çünkü onu yiyecek bir somun ekmeğe muhtaç bırakmaya çalışıyorlar. Siz bu insanların önünü bir açın bak neler oluyor. Türkler ve bu bölgenin insanı 1000 li yıllardan sonra kaynaşmış ve bugünkü halini almıştır. Hitit lerin büyük yenilgisi, kışın düşman ordusuna acıyıp yiyecek yardımı yapıp, bahar gelince düşmana yenilmesi ile yıkımı başlamıştır. Garip ama gerçek. Anadolu un mayasında merhamet vardır. Gerçeklik ve mütavazılık vardır. Türkün gözükaralığı alicenaplığı ile birleşince bugünkü insan türü oluşmuştur. Vesselam.

Avni

9 Şubat 2020 23:05

Neyin kafasini yasiyon hocam söyle bizde yaşayalım.. 

Ferhat

9 Şubat 2020 19:13

Kisacasi belirtmek istediğim husus orthodox kardeşlerimiz ile siyonizmin kurguladiği kapsamda bir diyalogdan ziyade peygamber efendimizin yaptiği gibi mubadele kapsaminda yakinlaşma gerekiyor. Nitekim rabbimizin peygamvmberlerine gönderdiği vahiyinin özünde ayni olduğu zikr edilmektedir. Dolayisiyla özünde bütün semavi dinlere indirilen ayetlerin geçmişte bir olduğunu fakat samiriler olarak nitelendirdiğimiz bir kisim israilogullarinin yahudiliği ve hiristiyanliği tahrif ederek güncellendiği ile gerçekleri tebliğ etmek gerekiyor. Rhli katip olarak nitelendirdiğimiz kardeşlerimiz ile bu kapsamda yakinlaşma olmasi gerek diye düşünüyorum.

Ferhat

9 Şubat 2020 18:34

Haşa Incil i ve hz. İsa as. inkar etmiyoruz fakat tahrif edilmiş incil ve onu ezberleyen hafızlardan ademoğullarina ve bize nasil bir fayda dokunabilir? Domuzun helal kilan, sünneti gereksiz bulan güncellenmiş bir dinden bahsediyoruz. Halbuki kerim kitabimizda hz. Muhammed sav efendimizin isminden ziyade hz. İsa as ve hz. Musa as isimleri yüzlerce defa zikr edilmektedir. Maide suresi, Nisa suresi ve ali imran sureleri bunlara delildir. Fakat kerim kitabimizda azginlaşan israiloğullarinin samiri olarak nitelendirdiğimiz büyük bir kismi Kabala ve paganist öğretileri günümüzdeki incil ve tevrat cekmiş olmalaridir. Bizim üzerimize düşen görev aslinda ehli kitab kardeşlerimizi bu mevzu ile bilgilendirmektir. Dolayisiyla Allah cc indirdiği emirlerin ve surelerin hepsinin özünde ayni olduğunu fakat romali azili siyonist Paulus ve protestan harekatinin öncülerinder Marthin Luther in güncellemeleri ve dejenerasyonlarindan neticesinde incil ve tevrat defalarca malesef defalarca kabalaci paganist siyonistlerin ve masonların tahrifine maruz kalmiştir Nasil günümüzde sahih olunmayan hadisler ile birileri cemaat, tarikat ve şeyhler araciliği ile dinimizi dejenere etmek istiyorsa hiristiyanlik ve yahudilikte malesef kabalaci siyonistlerin operasyonlari neticesinde tamamen güncellenerek karanlik ve derin güçlerin silahi haline gelmiştir. 

Alirıza

9 Şubat 2020 18:31

NURAN APLA SİZ HANGİ, FEMİNİSTLERDENSİNİZ.

Zeki ASLAN

9 Şubat 2020 18:25

Allah-u Teâlâ buyuruyor: Onların (hepsi) bir değildir. Kitap ehlinden, gece saatlerinde kıyamda durup, Allah'ın âyetlerini tilavet eden ve secde eden bir ümmet vardır.(Âl-i İmran-113) Aziz Nikolaos, MS 300lerde yaşamış. Her devirde, Allah'ın ermiş-evliyaları olduğuna göre, onun da DERVİŞ olması, mümkündür.

Gavura övgü

9 Şubat 2020 15:41

Hafızı olunan tek kitab Kuran- ı Kerimdir. İncilin hafızı falan yoktur.

Deerviş miş..

9 Şubat 2020 15:34

Santa Nicalaus' un sana mübarek olsun, işim olmaz benim..

Abdullah

9 Şubat 2020 14:25

El insaf...! Ali bey, bu yazıyı kargalar bile güler, hatta kahkaha atar...! Siz insanların aklıyla alay mı ediyorsunuz...?

Turgay

9 Şubat 2020 13:57

Köy yaniyor hocam köyyy

Abdurrahman Dilipak Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle