--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Kudüs ve “tarihin sonu”na yolculuk!

Abdurrahman Dilipak
Abdurrahman Dilipak
30

Kudüs’ü, Mescid-i Aksa’yı konuşuyoruz.

Süleyman Mabedi yapıldığı ilk günden itibaren saldırılara maruz kaldı. Tevrat’a göre M.Ö 832 yılında Hz. Süleyman tarafından yapılan ve Babil Kralı Nebukadnessar / Buhtunnasr tarafından yapıldıktan 410 yıl sonra M.Ö 422 yılında yıkılan mabede Yahudiler Bet Amikdaş (Kutsal ev-Mabed) diyor. 2. Tapınak M.Ö 352 yılında Yahudilerin lideri Zerubavel tarafından, peygamberler Ezra ve Nehemya zamanında inşa edildi ve Romalılar tarafından M.S 70’de ve 3. Tapınak yapıldıktan 425 yıl sonra General Titus komutasındaki Romalı askerler tarafından yıkıldı. 

Yahudiler Maşiah yani kendilerini kurtaracak Mesih’in gelmesini bekliyorlar. O Mesih geldi, ama onlar Meryem oğlu İsa AS’ı Mesih olarak kabul etmiyorlar. Onlara göre, bugünkü Tevrat’ta şöyle deniyor: “O geldiği zaman 3. ve son Tapınak (Yani Bet Amikdaş yeniden ve tarihin sonuna kadar), ebediyen ayakta kalmak üzere inşa edilecektir. (Tora - Bamidbar, Bet Amiktaş Açıklaması, 12 İyar 5767, s.798)

Kur’an-ı Kerim’de İsra 1-8’de buyuruluyor ki: “Ahiret vaadi geldiğinde biz yine üzerinize acımasız kullar göndereceğiz. Yine mescide (Kudüs yahut belki de yeniden inşa etmek için çabaladıkları Süleyman Mabedi’ne) girecekler ve bu kere öncekinden de beter cezalandırılacaksınız.” İsra 16’da ise şöyle buyurulur: “Biz bir memleketi helâk etmek istediğimizde, onun refah içinde yaşayan şımarık elebaşlarına (itaati) emrederiz de onlar orada kötülük işlerler. Böylece o memleket hakkındaki hükmümüz gerçekleşir de oranın altını üstüne getiririz”. 

Bugünkü Tevrat’ın Yeremya Bab 4, Paragraf 3’ünde ise şöyle denir: “Yehuda’da (Telaviv halkına) bildirin ve Yeruşelim’de (Kudüs halkına) işittirin ve deyin; Memlekette boru çalın; yüksek sesle bağırın. Ve deyin: Toplanın da duvarlı şehirlere girelim. Siyon’a doğru bayrak kaldırın; kaçıp sığının, durmayın; çünkü ben Şimalden (Kuzey’den) üzerinize büyük bela ve kırım (katliam) getireceğim. İşte aslan sık ormanından çıktı. Ve ‘milletleri helak eden’ (cengâver) yola düştü; şehirlerin harap olsun ve onlarda oturan kalmasın diye senin diyarını viran etmek için yurdundan çıktı” diyor. Yüzyılın projesi, sanki Siyonistler için “dua ile istenen bir bela”ya dönüşecek. Bunun anlamı şu: Kaçtıklarını sandıkları şeye doğru koşuyorlar. Zeval öncesi kemalin eşiğindeler. Karanlığın en koyu anı, aydınlığa en yakın olduğu zamandır.

İsrail, ABD’nin desteğinde ve onunla birlikte, bütün milletlere boyun eğdiren bir güç olma hayalinin sarhoşluğu içinde başına gelecek felaketlerden habersiz görünüyor. 

Yahudiler, Hz. Davud’u ve Hz. Süleyman’ı peygamber olarak kabul etmezler. Hz. Davud onlara göre dindar bir kral. Zebur onların gözünde Süleyman Çelebi’nin Mevlidi Cevşen gibi bir zikir, dua, mersiye, mevlid türü bir eser. Hz. Süleyman da bir kraldır. Kral Davud, İsrail krallığının kurucusu ve kahraman bir savaşçı olarak yüceltilir. Süleyman Aleyhisselam da mucizevi özellikleri ve zenginliği ile göz kamaştırır. Süleyman Mabedi de bunun bir yansımasıdır. Müslümanlar ise Hz. Davud ve Hz. Süleyman’ı hem peygamber ve hem de yönetici olarak bilirler. Süleyman Mabedi de mekân ve inşa ediliş şekli ile mucizevi bir eserdir.

Mesela Konstantin Hristiyan olduğunda, Süleyman Mabedi’nin yerine inşa edilen mabedi ziyaret etmişti. MS 305’te İmparator Diocletian ve Maximian’ın Roma imparatorluk görevinden ayrılınca yerine taht’a Konstans Klor ile Galer geçti. Konstans Klor’un MS 306’daki ölümü üzerine yerine oğlu Konstantin geçti. Konstantin, MS 313’te Milano Fermanı ile Hristiyanlığı imparatorluk içinde serbest bir din haline getirdi. Konstantin Kudüs ziyaretinde hayalindeki mabedi bulamayınca, “Öyle bir mabed yaptıracağım ki, Süleyman kıskanacak” der. Ayasofya’yı Süleyman aleyhisselamı kıskandırmak için yaptı. Yani Yahudi ve Hristiyanlara göre; ne Kudüs ne de mabed kutsal değil, tarihi bir hatıra. Orası mekân olarak ve mabed olarak bizim için kutsaldı. Hz. Süleyman da bir peygamber. Dahası orası bizim için İsra’nın makamıdır. Bizim için Tuva Vadisi ve Tur-u Sina da mukaddestir.

Hal böyle olunca bizim Mescid-i Aksa’ya bakışımızla Yahudi ve Hristiyanların bakışı kıyaslanamaz.

Burada bir başka noktaya dikkat çekmek istiyorum. İlk mabedi, Süleyman aleyhisselam bukağılı şeytanlara yaptırdı. Şeytan, Hz. Süleyman’dan ve onun takipçilerinden intikamını Nebukadnezar eliyle aldı. Allah onların başına Persleri musallat etti. Üzeyir aleyhisselam sonrası inşa edilen 2. Mabedi de şeytan Roma eliyle yıktı. Hz. Süleyman’ın sahabesi hükmündeki tapınağın inşasında görev alanlar Nebukadnezar sonrası dağılınca şeytan kendi kontrolünde Tapınakçıları Masonik bir çatı altında topladı. Haçlı seferlerinde şeytan onları Rab ilan ettikleri İsa aleyhisselamla kandırdı. Roma’nın Hristiyanlığa girişinde Saul’ün Paganizmi ile şeytan hem İsrailoğullarından, hem de Hristiyanlardan ve hem de her ikisi üzerinden Müslümanlardan ve Komünizm, Faşizm ve Kapitalizmle diğer halklardan intikam almayı denedi. Kızılderililerin, kara derililerin, sarı ırkın başına gelenleri biliyoruz. Yüz yıl savaşları, dünya savaşları ve soğuk savaşın insanlığa maliyeti çok büyük oldu. Şeytan bugün yeni ve daha kanlı bir dünya savaşı ile âdemoğullarından intikam almak için fazla mesai yapıyor.

Şimdi İsrail ve ABD, Kudüs’ü bir İsrail şehri haline getirip sözde Süleyman Mabedi için kollarını sıvarken, muhtemelen dua ile belasını istiyor.

Biz ahir zaman peygamberinin ümmetiyiz. Belki bugün yaşadıklarımız bu yeni savaşın öncüleridir. Şeytan bunun için aileyi hedef alıyor olabilir. Cinsiyetçi yaklaşımlar bu şeytani planın bir parçası olabilir. Corona virüsü de öyle. Bu bir biyolojik savaşın başlangıcı olabilir.

Dünya çok büyük yeniliklere gebe ve bu yenilikleri her biri yeni bir silaha dönüştürülebilir.

“Tanrıyı kıyamete zorladıkları”nı sananlar, kendi sonlarını hazırlayacak bir savaşın fitilini ateşliyor olabilirler. Yüzyılın projesi ile Filistin topraklarında girişilen macera “Tarihin sonu”na sebep olacak bir “Medeniyetlerarası savaş”ın başlangıcı olabilir. Selam ve dua ile. 

 

Yorumlar

(30)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

NURAN DEVRES

6 Şubat 2020 10:30

Sayın yazar siz ne diyorsunuz Allahaşkına? Sigara sağlığa zararlıdır. Elbette. Hatta ölümcüldür. Ayrıca keseye de zarardır. Başkalarının yanında içip onları da dumanaltı etmeye kimsenin hakkı yoktur. Nargile ise daha da zararlıdır. Ama. Orada durun. Yorumcular da ne kadar yanlış bilgileri varsa sıralamışlar. Bir kere sigara asla sarhoş etmez. Hatta tam tersi insanlar akılları başlarına gelsin diye bir sigara yakarlar. Mahmurluğu üzerlerinden atarlar. Canlandırıcı, zihin açıcı özelliği vardır. Ders çalışanlar, problem çözmeye çalışanlar bir sigara yakar. Kahve gibidir. Hele alıştıktan sonra bırakması çok zordur. Zihin açar, sonra da öldürür. Ama yasaklama ile bir yere varamazsınız. Karaborsa hortlar ve yasak olan her şey insana daha cazip gelir. Ama futbole olan düşmanlığınıza akıl erdiremedim. Kime ne zararı var? Takım tutmanın, heyecanla maç seyretmenin, gol atılınca coşkuyla sevinmenin, şampiyonluk kupasını gururla kaldırmanın ne zararı var. Biri de kalkmış 70' li yıllarda B.Efes Otelinde Bildenberg toplantısından falan bahsediyor. Futbol Osmanlı zamanından beri var ve tüm dünyada çok seviliyor. Ben bir kadın olarak hiç sevmem ve izlemem ama erkekler bayılıyor ve acayip zevk alıyor. Niye mahrum olsunlar ki? Spor iyidir. Yüzme, tenis, egzersiz, yoga, pilates hepsi iyidir. İnsanlara iyi gelen, onlara kendini iyi hissettiren şeyler iyidir. Sadece boksu insanlık dışı ve çok zararlı buluyorum. Güreşi de hiç sevmem. Kaba kuvvet. İnsanoğlunun hayatı sizce hep çile mi olsun. İnsanlar hep ahiret için mi yaşasın? Bu hayat bir nimet. Allah bize bunu bahşetmiş. Mutlu olalım. Kendimize iyi bakalım. Tadını çıkaralım. Her anımızın değerini bilelim. Çünkü zamanı geri getiremez siniz. Kimseye zarar vermeyelim. Yardım edelim. Bağışlayıcı olalım.Birleştirici ve şefkatli olalım. İnsanlara moral verelim. Benim en çok dikkat ettiğim şudur: bir insan yanımdan ayrılırken geldiğinden daha mutlu, daha moralli olarak gitmeli. Bu yüzden çok sevinirim. İnsanlara pozitif duygular vermeye çalışırım. Umut aşılarım. Kimseyi karamsarlığa sürüklemem. Yeni ufuklar açmak isterim. Dünyada en tehlikeli, en zararlı şeyin ise ülkemizdeki tarzda siyaset olduğunu düşünüyorum. Herkesi esir almış durumda. Herkes birilerini düşman beklemiş. Benim gibi düşünmeyene nasıl zarar veririm planları yapıyor. Negatif enerji ortalıkta cirit atıyor. Kurtulmamız gereken futbol falan değil, bir canavar haline getirdiğimiz siyaset. Ruhumuzu kemiriyor, hırsla saldırıyoruz, düşman oluyoruz. Elimizden gelse karşıt olduğumuz partilinin kellesini keseceğiz, ya da zindana atacağız. Ne oluyoruz? Kendimize gelelim. Allah'ın verdiği nimetlere şükredelim. Bahşedilen bu hayatı daha da güzelleştirmek in. İnsanlığı, birliği, iyiliği, sevgiyi, hoşgörüyü, gülümsemeyi hatırlayalım. Her dakikanızı değerini bilelim.

Sayın yazar

3 Şubat 2020 01:54

DEVLET NASIL BİTER VE ÇÖKERTİLİR? Devlet nasıl biter ve çökertilir? Kanuni Sultan Süleymanın kafasına takılan ve onu yoran bir soru vardı. Bir devlet ne zaman çöker ve sonunda ne olur? Bunun cevabını almak için dönemin ünlü Türk alimi Yahya Efendi’ye Sadrazamı gönderdi. Sadrazam gitti, sordu ve döndü. Kanuni; “ne dedi?” Diye sorduğunda cevabı söylüyor; “Neme lazım dendiği zaman.” Kanuni, “Başka bir şey söylemedi mi?” “Hayır efendim. Bir tek cümle söyledi.” Bunu uzun bir süre düşünen Kanuni, sonunda ünlü alime mektup yazıyor, bunun açıklanmasını istiyor. “Çeşitli yorumlar yapıyorum, ama doğrusu nedir, onu ancak siz söylersiniz” diyor. Ve ünlü alim Yahya Efendi de bir mektup yazıp Kanuni’ye gönderiyor. (Bu mektup şuanda Topkapı Sarayında sergilenmektedir.) Mektup şu: “Bir devlette zulüm yayılırsa, haksızlık sıradan bir hale gelirse, işitenler de neme lazım deyip uzaklaşırsa, sonra koyunları kurtlar değil de çobanlar yerse… Bilenler bunu söylemeyip susarsa ve gizlerse… Fakirlerin, muhtaçların, yoksulların, kimsesizlerin feryadı göklere çıkar, bunu da taşlardan başkası işitmezse… İşte o zaman devletin sonu görünür. Böyle durumlardan sonra devletin hazinesi boşalır. Halkın güven ve saygısı sarsılır. Asayişe itaat hisse kaybolur. Halkın umutları yok olur, böylece devletin yıkılması mukadder hale, kaçınılmaz hale gelinir.” NOT: Bu mektup, 500 sene önce yazılmış; “Devlet nasıl biter ve çökertilir?”

Ali rıza

2 Şubat 2020 22:30

Resulumuzun aslında dedikleri gibi ‘ümmetim 73 fırkata ayrılacak biri hariç digerleri cehenneme gidecek’ diye bir hadisi asla olmamıştır tamamen uydurma bir hadis 

Tamyobaz selimenettin hocaefendi hazretleri efendiniz

2 Şubat 2020 22:14

Huhuoihhhaaaaa bravo dilipak bole sole ole bu durumlar cehapa maveddi akape gurtariyo ,,huhuhuhhaaaa surili katdeslerimiuz on milyona yaklasti oouhuhaaaaa heryer surili ooyuhuhhhaaaaaa yeni akp parti rwjimi yeni ulje h7uhhhaaaa surilistanya ohhhhh mizzz gibi 

Tr 31

2 Şubat 2020 21:53

2. yargı paketinde şidete bulaşmamış darbeye karışmamış , darbeciye yardım etmemiş ancak banka , gazete , okul içeriğinde suç olmayan baylock yüklemeden vs. tutuklu veya KHK ile işinde ihraç edilmiş insanların işlerinin iadeleri ve tutuklu olanların tahliyeleri de eklenmelidir.Devlet ilk zamanda sert refleks göstermiş olabilir ama 3.5 sene oldu devlet babalığinı göstermeli ve şefkat elini uzatmalıdır.600 bin kişilik terör örgütü olur mu? Tüm dünya gülüyor bize.....TMK 314. maddelerinde avurpa standarlarında terör ve terör örgütü üyeliği tanımı uluslar arası standartlara getirilmeli ve gerekli değişıklik yapılmalidır. Toplumsal barış ve terör örgütlerinin ekmeğine daha fazla yağ sürmemek için bu konuda herkes duyarı olmalıdır.Devlet vatandaşlarını itin köpeğin önüne atmamalıdır.

Ali rıza

2 Şubat 2020 21:52

Hocam biz insanlar bir şeyi bilmiyor ve anlamıyoruz , aklı selim birisi bu gerçeği bu tüm insanlara anlatması lazım , kıt aklımızla her şeyi bildiğimizi sanıyoruz , hayır Rabbimiz ilmini kimseye vermedi ve vermezde , sınırlı bir zekaya sahibiz bütün tabii düzeni kavrıyacak zekaya sahip değiliz , küçük bir virüs hepimizin sonu olabilir , bu mağrurluk kibirlik neden? 

Rabia

2 Şubat 2020 21:04

Euzubillahimineseydanirraciymbismillahirrahmanirrahiym 61 Şimdi, kendisine güzel bir vaadte bulunduğumuz, dolayısıyla ona kavuşan kişi, dünya hayatının metaı ile metalandırdığımız sonra kıyamet günü (azaba uğramak için) hazır bulundurulanlardan olan kişi gibi midir? "Kendileri karar versin kim daha kârlı: Kendisini rabbinin hizmetine adayıp, sonra ebedi olarak O'nun lütfuna mazhar olan mı, yoksa bu dünyada üç-beş gün için gayri-meşru servetten bir faydalanma fırsatı yakaladıktan sonra O'nun mahkemesine bir suçlu olarak çıkarılan mı?"tefhimul kuran tefsiri.saygılar selam ve dua ile Allah'a emanet olun teşekkürler hasbinallahi ve nimel vekil deriz.

B.Şad

2 Şubat 2020 20:39

"Kabir azabı!" Bu ifade 'kurani' bir kavram mıdır? Mizan'dan önce -ilk bakışta- pek de adil gelmiyor kulağa. Ahmet 61, veya başka bir arkadaş, açıklama yaparsanız sevinirim.

TR 31

2 Şubat 2020 19:14

Sayın dilipak . soru çalıp memur olmakla sınavlar da mülekaat adı altında yapılan torpiller , haksızlıklar kul hakkı değil mi ? hırsızlık değil mi ? Bundan önceki hükümetler de yapıyordu demek sizin çalmanızı mübah göstermez. 

Malkoç

2 Şubat 2020 18:55

İŞLERİN SONU ANCAK, ALLAHA VARIR.... ( LOKMAN SURESİ 22. AYET ) ..... DAYANACAK SAĞLAM YER ARAYANLARA DUYRULUR.... RIZKIMI VEREN HÜDA'DIR, HÜNKARA MİNNET EYLEMEM, demişti Nesimi..... Mekanı cennet olsun.....

Abdurrahman Dilipak Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle