--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İnsanlar ve hayvanlar

Abdurrahman Dilipak
Abdurrahman Dilipak
51

“Hayvan hakları”le ilgili yeni bir yasa çıkarılacakmış. İnşallah “İstanbul Sözleşmesi”ne dönmez.

Batıda “hak” kavramı yok. “Right”, eşittir “hak” karşılığı değildir. Batıda kullanılan “right” kavramı “sağduyu” gibi bir anlam taşır ve “İnsan merkezli”, “hümanist” bir kavramdır.

“İnsan” dediğinizde “Hangi insan” sorusu akla gelecek. Bize göre cins olarak “insan” dışında kadın - erkek, mümin-kafir, etnik kimliğine, ideolojik ve politik duruşuna göre birçok insan vardır. Sonuçta “ekmel-i mahlukat” olan insan olduğu gibi “Belhum adal” yani “Hayvandan da aşağı olan” bir insan vardır. Kim neyi gözüne çok yaklaştırırsa arkasında kocaman bir ormanı kaybeder. Her şeyi ifade eden tek değer “Hak” kavramıdır. Aradığımız şey “hakikat”tır. Adalettir. Adalete ulaşmanın, onu tesis etmenin aracı “hukuk”. Bu anlamda “hukuka uymayan yasa suç aletidir.”

Aslında hak nerede tecelli ederse bizim orada durmamız gerek. Yoksa birilerine “tahsis edilmiş” bir “hak” yoktur. Yani “haklar” yok, “hak”var. Biz o hakkı arayıp, bulup, ona tabi olmamız gerek.

Kadın haklı ise erkek de o hakkı savunacak, Erkek haklı ise kadın da o hakkı savunacak. İşçi-patron fark etmez. Bir kavme olan düşmanlığımızın bile bizi hak ve hakikattan, adaletten saptırmaması gerek. Adalet yoksa zulüm vardır. Allah cahillik ederek zulme sapanlara yardım etmez. O zaman haksızlığa uğrayan bir “hayvan” olsa bile, bir haksızlık eden insana karşı, hayvanda tecelli eden Hakka yöneleceğiz. Yani bizim inancımızda bir “İnsan Hakkı”ndan bile söz etmek mümkün değildir. Asıl görevimiz bu anlamda “Kuva-yı Millî’ye” yani “Milli: Dini” bir gayretle, “Müdafa-yı Hukuk” cephesinde yerimizi alarak, “İlahi rıza”nın tecellisinin vesilesi olmaktır. Yoksa her şey Allah’ın iradesi içindedir.

Eğer bir yasa çıkarılacaksa “Hakkın ve Hukukun korunması ve bu değerlere karşı her türlü tecavüzün men’i yasası” çıkarılması gerekir ki, esasen bu da devletin, anayasa ve yasaların varlık meşruiyet temelidir. “Haksızlık kimden gelirse gelsin, kime yönelik olursa olsun mazlumdan yana, zalime karşı” olacağız. Hatta “zalim babamız da olsa ve mazlum düşmanımız da olsa”. Önce bu anlayışın toplumda genel kabul görmesi gerekir. Yoksa yasa ile her şeyi çözemezsiniz. Normlarla dolu dünya, norm koyanlar ve uygulayanların otoritesi ile özgürlük alanını daraltır. Bu da maksadı aşan bir hal alır ve “NORMal”in dışına taşar ve “aNORMal” bir hal alır.. Sonunda yasayı yapan da, uygulayan da insandır. Bir ülkede ne kadar çok yasa varsa özgürlükler o kadar azdır. Yasa ile düzenlediğiniz her konuda siyasetçi karar verir ve bürokrat uygular. Bazan insan “yasa koyma”, “yasa yapma”da haddi aşar, İlah’lık ve Rab’lik taslamaya başlar. Bu süreç sonunda insanlar “kaçtıklarını sandıkları şeye doğru koştuklarını” anladıklarında iş işten geçmiş olur.

Bazı şeyler “kayıtsız ve şartsız” kabul edilir. Adaletin en temel ve hassas noktası budur. Apaçık bir hakikat ortada dururken onu mevzuata boğarsanız adalet yara alır.

Kim kime ne zarar vermişse, zarar maddi ve manevi olarak tazmin edilecektir. Haksızlık yapan için ayrıca caydırıcı bir ceza uygulanacaktır ki, aynı şeyi başkasına yapmasın. Taksir yoksa ve pişman da değilse yanlış yazan “Tazir” edilmeli ve “Tedib” edilmelidir. Burada mahkemenin adaletine güveniyorsak adaletin terazisi vicdani bir içtihadla olayı hükme bağlamalıdır. Her konuda bir “norm” koyarak, kararı tekil olaydan bağımsız olarak ele alarak hükme bağlamak, yargıyı hukuk teknisyenliği seviyesine indirgemek gibi bir risk taşıyacaktır. Esasen asıl gaye sulhetmek olmalıdır ki, burada 3 barış esas olmalıdır. İnsanın aklı ile vijdanını barıştırmak, insanı insanla barıştırmak ve insanı tabiatla, fıtratla barıştırmak. Bu 3 barış bizi Allah’la barışa götürecektir. Değilse insan Allah’la savaştadır.

Bir ayet, hayvanları öldüren ve ekinleri talan eden müfsit insanlardan söz etmektedir.

Bugün fantastik anlamda bir hayvan hakları sözkonusu. Hayvan deyince daha çok ehlileştirilmiş, ev ve sokak hayvanları akla geliyor. Mesela fare ve karıncalar, bit, sinek, kene korunan hayvanlardan değil. Niye köpekle kedi, kediyle fare, insanla yılan arasında bir güvensizlik var. “Hamam Böceği” için hayvan haklarından söz eden var mı? Mesela arı bitini öldürmek için kovana zehir sıkıyoruz. “Zararlı” etiketini vurduk mu tamam. “Haşerat” ile mücadelenin bilimi, yöntemi, mevzuatı, kimyasalları var. Kimse ekmeğinde hamam böceği çıksın istemez değil mi?

Bunun bir dini çerçevesi, ahlakı yok mu? Olmaz olur mu, elbette var. Ama piyasada bunun bir ekonomisi ve bir de vijdanı yaygın olarak konuşulur. Mesela kimse solucanları nasıl yok ettiğimizi konuşmaz. Şimdi niye solucan çiftlikleri kurduğumuz da pek gündem oluşturmaz.

Mesela, evde beslenen hayvanlar konusunda hayvan sahiplerinin hak ve sorumluluklarının da pratik hayatta çok da mükemmel olmadığını herkes bilir. “Hayvan hakkı” diye “insan hakkı” dedikleri şeyi de riske sokabileceklerini unutmamak gerek. Elbette insanlar da hayvanlar konusunda sınırsız bir “Hak”ka sahip değiller.

Yeni yasa çıkarılacakmış.. Şahin besleyenler, güvencin besleyenler yasaya konu olacaklar mı? Ya da mesela bütün tavuk üretim çiftliklerinde erkek civcivler vahşice itlaf edilirler. Bunlarla ilgili bir düzenleme olacak mı? Korkarım yarın bunlar dönüp dolaşacak kurbanla ilgili polemik konusu olacak. Mesela orman içi alanlarda av hayvanları çiftliği bile kurdurmayacaklar. Bugün bizdeki hayvan üretim çiftliklerindeki hayvanlar çok sağlıklı değil. Orman için tabii ortamda niye çiftlik kurulmasın.. Vejeteryanlar, kendi beslenme tercihleri konusunda başkalarına kural koyamaz. Ama konu göreceksiniz, “Hayvan hakları” çerçevesinde polemik konusu olacak. Batıdan tercüme yasalarla bu sorunu çözemeyiz. Kulağa hoş gelen çözümler, “İstanbul sözleşmesi” konusunda olduğu gibi, yönetim için altından kalkamayacakları tartışmalara sebeb olabilir.

“Derler ki, “En iyi arkadaşım hayvanlardır hayvanlar, ne bir sual sorarlar, ne de tenkit ederler.” Ama hayvanlar adına konuşacak olanlar, din ve hayatın pratikleri, gelenek ve ahlakı dışlayan, yerine vijdanı ikame etmeye çalışan bir anlayışla, çözüm yerine ancak sorun üretilir.

Eve sokulan hayvanları da fıtratlarına yabancılaştırdık. Genleri ile oynadık. Hormonlu gıdalarla besliyoruz. Bunlar işkence de görüyor, tacize de uğruyor kimin umurunda.

Yük taşıyan hayvanın beslenmesi de önemli, taşıyacağı yük de çalışacağı süre de belli olmalı. 8 saat çalışması sağlığı için risk oluşturmuyorsa, 8 saat çalışan hayvanı evine götürürken sahibi eşeğine binmemeli. Canlı hayatı korumamız ve onların nesil emniyetlerini sağlamamız gerek. Bunların barınma ve göç edenlerin göç yolları üzerinde tedbirlerin alınması gerek elbette. Denizde ya da dağda, kırsalda ya da şehirde yaşayan evcil ya da vahşi hayvanların nesillerini sürdürmeleri için insanoğlu önce tehdit oluşturmamalı, sonra da onların hayat şartlarının iyileştirilmesi gerekir elbette. Bu konu özel yasa ile değil, genel bir hukuki düzenleme dışında tek başına vijdanla değil, din ile ahlakla, içtimai teamüllerle çözümlenmesi gerekir. 

Selâm ve dua ile.

 

Yorumlar

(51)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Muhsin

9 Şubat 2020 15:30

İstanbul sözleşmesinin yürürlüğe girmesinden itibaren, kadına yönelik şiddet 3 katına arttığı yapılan istatistik çalışmalar sonucunda bunu doğrulamaktadir.keza İstanbul sözleşmesi aile yıkım ve parçalanma projesidir. Bu sözleşmenin tekrar gözden geçirilmesi kaçınılmazdır. Kadına şiddet farklı boyutları vardır 1-ekonomik nedenler, 2- sadakat, 3 psikolojik ve sosyal sorunlar bunlar bir erkek içinde geçerli olduğu kuşkusuzdur yani bir etkekde zamparalik yapma lüksüne sahip değildir.

Timur

9 Şubat 2020 12:01

Bu bilgileri size viyanada katalik ilahiyat okulunda okuyan kizinizmi veriyor? Kusura bakmayin, sizi niye yazar diye tutarlar anlamiyorum. Böyle bir yaziyi ve genellikle yazdiginiz yazilari, bir lise Türkce ögretmeninin önüne koysalar alacaginiz not zayiftir. Yazililarinizin icerigi bile yok. Ayni seyleri tekrarliyip duruyorsunuz. Insanlara vereceginiz bir sey yok. Tavsiyem bir kac yil inzivaya cekilip, kendinize ceki düzen vermeniz lazim.

R2D2

9 Şubat 2020 04:47

Sokağın iki ucundada iki ayrı hane sokak köpeklerini besliyor maşallah koyun sürüsü gibi, çocuklar bırak sokağı evimin bahçesine çıkmaya korkuyorlar bisiklete binmeyi unuttuk, geçen yaz çocuğumu zor aldım itlerin elinden. Birileri merhamet mastırbasyonu yapacak diye street itleri yüzünden çocuklar ölüyor yaralanıyor bu memlekette, kimsede sorumlu tutulmuyor. Sokak hayvanı dediğin doğanın bir parçası falan değil, çöpte beslenen tabiattan kopuk yeni bir tür hibrit denilen şey gibi işte nebilim çiftlik tavuğu, kafes ineği daha doğal. Sokak tipi hayvan seviciliği piramidinin en tepesinde mama sektörünün titanları var, sosyal ağlar ve tüm medyayı kullanıp insanları manüple ederek bol para kazanıyorlar. Zaten insanın kıymetinin olmadığı dünyada itin pisinin ne kıymeti olsun ki. Sokak tipi hayvan seviciliğinin dinen sorumluluğunu da konuşmak gerek sokakta verdiği huzursuzluğun, tehlikenin, sağlıksızlığın vebalide besleyen kişiye aittir, eğer hesap günü gerçekten var ise bende yarattığı huzursuzluğun hesabını sokak tipi hayvan sevicilerden sökeke söke alırım öte alemde. Bu arada belirtmeliyim ki özel bir kedi köpek hayvan nefretim falan yok dağdaki ayılar tilkiler kuşlar fln filan doya doya yaşasın beslemek isteyen de kendi özel mülkünde beslesin sokaklarda arındırılsın bu gereksizlikten.

Rabbım ne yucesin

8 Şubat 2020 23:49

Her yatağa yatisisimiz bir ölüm provasidir çoğu fark etmez sorunlar ölünce biter hayat ölünce son bulmuyor. Allah için yazmayan boşa çene yapar. Hayırlı geceler.

Mehmet

8 Şubat 2020 22:12

Hayvanlara iyi davranmak dini ve insani görevdir.Peki hayvani insan gibi toplumsal alanlara sokarsak ne olacak.Metroda,evde,resmî yerlerde de süs köpekleri ile gezmeye izin çıkarsa.Metroda hayvanlara da yer ayıralım denirse,insan sevgisi olmayan hayvanseveri dusunun

Barış

8 Şubat 2020 21:52

6284 yasa şikayetçiyi dinleyip sikayet edileni uzaklaştırıyor. peki sonrası için bi çözüm ortaya koyuyormu. yok. bu hayvan hakları yasasıda böyle olacak. 6284 gibi dokunan yanar türünden

meçhul

8 Şubat 2020 21:41

Bu milli eğitim ve bu terbiyesiz kalmış, terbiye edilmemiş gençlik ile gittikçe büyüyen sorunlar devletide ülkeyide aileyide daha kötü duruma getireceğide kesindir..

Adsız

8 Şubat 2020 21:29

Türk askeri dğşmanın cepe gerisinde kaldı bunun adı esir olmaktır siz gündemi değiştirmek havadan sudan yazıyorsunuz ne kadar garip

Davinci hakli

8 Şubat 2020 20:48

Az evvel videoyu görmeseydim yazmadım tek elden ses çıkmaz iki elinde sorgulanması lazım deminki videoda kadın köpeği kucağına. Almış köpeğin agzini öpüyor her dediğini yapıyor köpek kadın sürekli emir veren olmak istiyor bugün yaşlı bir adam evden uzaklaştırılması arabada kalıyormuş sen yasamadinisa aşağılama Allah insanı mükemmel yarattı köpek yemeği yerden yer insan eliyle ağzına götürür. Havan kuşun harici birde leylek bir barınak yapmamıştır aslan bile markada yaşıyor bazıları zulme şu taşıyor.

Davinci ye cevap

8 Şubat 2020 19:54

Haklısın kocasını aldatan kadın kocasının ekmeyini yiyen nankürlük edeni o kadınıda senin dedigin gibi yapalım, ne diyonDAVİNCİ ÖYLE YAPALIMMI. ZIRCAHİL DAVİNCI.

Abdurrahman Dilipak Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle