--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Eleştirel bakış

Abdurrahman Dilipak
Abdurrahman Dilipak
56

Ekmel-i mahlukat, Eşref-i mahlukat olma kapasitesine sahip bir “hayevan-ı natıka / düşünme ve konuşma kabiliyetine sahip canlı” olarak yaratılan insan, yine nefsi olarak kan dökücü, muhteris, cimri, cahil, cimri bir mahluk olarak “belhum adal / hayvandan daha tehlikeli ve daha aşağı-aşağılık bir mahluk”a da dönüşebilir. İşte tam da bu dibe vurduğunda İlahlık ve Rablik taslamaya başlar. Alçaldıkça yükseldiğini zanneder. Bu beladan kişi ancak okuyarak, düşünerek, nefs muhabesi, nefs terbiyesi ve nasihatla kurtulabilir. Mü’minler akıllarını kiraya vermeyecekler ve birilerini İlah ve Rab edinmeyecek, birbirlerini görüp gözeterek, birbirlerinin velisi olarak, öğüt vererek ve öğüt alarak bu beladan kurtulabilirler.

Kişi hem kendi kendine nefs terbiyesi yapacak, hem öğüt verip öğüt alacak, hem de iki günü birbirine eş olmayacak. Yani dünde kalan şeylerle övünmeyecek. Dün dünde kalmıştır. O bizim için bir ibret dersi ve tecrübeler birikimi olarak kalacaktır.

Kişi doğduğu anne-babanın olduğu kadar toplumun, toprağın ve zamanın çocuğudur. Genetik risk ve avantajları vardır. Varlığını sadece Allah’a borçludur. Sebebler de Allah’ın takdiridir. Bu anlamda nefsini bilip, kendini yaratan Rabbinin iradesi içinde rızasını arayacaktır. Yaşadığı zamana ve mekana şahidlik edecektir. İmtihan dediğimiz de zaten budur: Şahidlik etmek ve sorumluluk üstlenmek.

Başarı her şey demek değil. Bu iş zaman içinde dünya mal ve makamına tamah edenler için  “gayeye giden her yol meşrudur” anlayışına götürüyor insanı. Bu Şeytanın bir yalanından başka bir şey değildir. Zaman içinde bu anlayış, “Tanrıyı kıyamete zorlamak” isteyenlerin mantığını tersten kopyalamaya dönüşerek “Tanrıyı iktidara, güce, servete zorlama”ya dönüşebilir. Yeni nesiller hemen hemen tamamen başarıya şartlandırılmış durumda. Aman dikkat edelim, dünya ile ilgili olarak ihtirasla istediğiniz her ne ise, o sizin imtihanınız olur.

İstişare ve şûra ile emrolunduk. Bu da hepimizin nakıs olduğunu gösterir. Bir insan her şeyi bilemez. Aklın, bilginin ve tecrübenin kibri  tehlikelidir. Kitap, “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu” der. Bir o bilgi hangi bilgi, iki: Ebu Cehil denen kişi zamanının en tanınmış, en bilgili kişilerinden biri idi. “Belam” denen de rivayet edilir ki, Hz. Musa ve Hz. Harun’dan sonra Tevrat’ı en iyi bilen kişi idi. Bu anlamda din ve dünya hakkında birçok şeyi bilseniz bile ne yazar, eğer onu yaşamıyorsanız.

Madem “iki günü birbirine eş olan aldanmıştır”. Bir: geçmişle övünemezsiniz, iki mevcutla yetinemezsiniz. Bunun anlamı şu övünmekle vakit kaybedemezsiniz.

Sakın “Şöyle olmasaydı böyle olmazdı” ya da “şöyle olduğu için böyle olmadı” demeyin. Batılıların “Determinizm” dediği sebeb - sonuç ilişkisi” bizim Kelami düşüncemizde mutlak bir değer değildir.. Allah bir şey murat ettiği zaman “ol” der ve o şey olur. Allah bir şeyi murat ettiğinde esbabını da birlikte halk eder. İnsan aklı o şeyin esbabını oluştan sonra idrak eder ve o şekilde açıklar.

“Övünmek ve övülmek” bizim geleneğimizde hoş karşılanmaz. Övülmek ancak Allah’a hastır. Biz o kadar çok övünüyor ve bizden olanları o kadar çok övüyoruz ki! Övülen kişi bizim geleneğimizde “Estağfurullah” der. Peygamberimizin yanında bir kişiyi övmüşler, o da “o kişi benim işte” der gibi başını yukarıya kaldırınca Peygamberimiz önünden aldığı bir avuç toprağı onun önüne atarak, “unutma ki, topraktan geldin ve toprağa döndürüleceksin” diye buyurmuştur. Peki o meddahlar ne yapıyorlar. Ve onların övgüleri karşısında nasıl davranıyoruz.

Sahi kitabın o “Mütrefin” ve “Müstekbir” dedikleri kimlerdi. Dün soyu-sopu ile övünenler, gün gelip mezardaki ölüleri de saymaya başlamışlardı. Geçmişten gelen soylulukla gelecek için hak iddia ediyorlardı. Aidiyetleri üzerinden hak sahibi oluyorlardı. Bu aidiyet, din, mezhep, ırk, soy, sop, hemşehrilik de olabilir. Bunlar hak ve imtiyaz sebebi olamaz. Üstünlük; soy, sop, güç, çoğunluk ve servette değil Hak’tadır.

Ne kadar kibirliyiz. Sanki küçük dağları biz yarattık. Biz olmasaydık, ya da birileri olmasaydı bazı şeyler olmazdı mı!? Allah’ın gücü yetmezdi değil mi!? Bizim aklımız kuyudaki Yusuf’un Mısır’a sultan olmasını anlayamaz. Ya Davud’un sapan taşı ile Calud’u nasıl yendiğini de anlayamaz.. Başarının şartları bellidir. Deniz yarılmaz. Kuşlar fil ordularını yenemez.

Eğer başkaları üzerine keyfi olarak, onların kimlik ve kişiliklerini, inanç ve fikirlerini hiçe sayarak hüküm koyuyorsanız ve onları kendi çıkar ve planlarınıza göre terbiye ediyorsanız, bu başkaları üzerinde İlahlık ve Rablik taslamak demektir. 

Bakın haksız kazanılan servet, makam ve itibar insanlara iki cihanda da saadet sağlamaz. Bunlar insanın sırtında manevi bir yüktür. Eğer bu yükün artık farkında değilseniz ve ondan kurtulmak da istemiyorsanız işiniz zor. Kalbiniz mühürlenmişse eğer artık gözleriniz görmez, kulaklarınız duymaz ve kalpleriniz hissetmez, laf dinlemez ve eleştirilere tahammül edemez, bulunduğunuz yerden geri dönemezsiniz. Vay o zaman size..  Selâm ve dua ile.

 

Yorumlar

(56)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Ahmed61

25 Haziran 2020 13:30

Bismillahirrahmanirrahim.Peygamberimiz buyurdular BESMELESIZ BAŞLAYAN HER SÖZ KESİKTİR.

Sayıın akıncı beye teşekürler

25 Haziran 2020 11:37

bazı yorum tarzında, din alimlerine saygısızlık, bence tek kelimede olsa yeter anlayana. Onlar alim, sallayan sallayyana birde sıla türedi.

Sayın, necdet baş üniversiteli, başçoban, biraz cahil gibi innandırıcı olmaya bilir

25 Haziran 2020 11:11

sayın yazarın nesini anlayamadın bir gün sonraki makale bayatlamıs olabilir ençok da sizlerin anladıgını düşünür insan. Niye üniversite o kadar çogaldıki topilmi ne. Anlamayanıda var.

Necdet başçoban

25 Haziran 2020 01:35

Hocam sizi herhün takip ediyorum ama eleştirdiğiniz dil konusu ile aynı yanlışı kendiniz yapıyorsunuz.Yazınızın 4/1 sözlük olmadan bizlerin anlaması çok zor üniversite mezunu olmama rağmen sözlük bakarken yazınızın ana fikrinden uzaklaşıp hiç bir şey anlamıyorum selam ve dua ile

tahsinozer

25 Haziran 2020 01:15

ortaya karışık malumu ilam herzamanki gibi bilgi dolu ama boş bir yazı

Rabia

24 Haziran 2020 22:16

Euzubillahimineseydanirraciymbismillahirrahmanirrahiym195 Allah yolunda infak edin ve kendinizi kendi ellerinizle tehlikeye atmayın.İyilik edin. Şüphesiz Allah, iyilik edenleri sever.bakara süresi . elhamdullillah.Sayın Dilipak zalimler kötülüklerini yapıp ediyorlar da,bilmiyorlar ki Allah Allah'ın şükreden kulları var.elhamdulillah.sayın Dilipak 5g çabaları ne içindi? Saygılar selam ve dua ile Allaha emanet olun.tesekkurler.habinallahu ve nimel vekil deriz

ESPANYOL

24 Haziran 2020 21:35

baska dıcem lafım yok .helal olsun senın yazılarına arkadaşsen bır orneksın..

Ergin

24 Haziran 2020 21:35

"eleştirel bakış" miş. ! 

Mesut Sarp

24 Haziran 2020 21:30

Heyhat Kalbler mühürlenmiş ve gözler görmüyor, kulaklar duymuyor ve dahi kalpler hissetmiyor, laf dinlemiyor ve eleştirilere tahammül edemez oldular, bulundukları yerdende geri dönemiyorlar. Vay işte onların hallerine..

Faruk GİLİK

24 Haziran 2020 21:28

Hocam fikrin çok güzel duacıyım Allah seni başımızdan eksik etmesin selamlar

Abdurrahman Dilipak Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle