--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

“Devlet-Millet el ele”!

Abdurrahman Dilipak
Abdurrahman Dilipak
60

Yeni moda kavramlarımız var artık. Nice zamandır “Din dersi” “Din ve ahlak kültürü” olmuştur. Çünkü artık bunlar “ulusal kültür”ün birer parçası!. Ve tabii her şey gibi “Evrensel Normlar”a uygun olacaktı. Ama artık o da geçerli değil.. “Yeni normal” döneme geçerken o normlar da değişecek. Yani bir kültür olarak din algınız da yeni normale göre dönüştürülecek. Ahlak bir yandan “etik ve moral” değerler olarak ele alınıp, İlahi kökünden koparılıp, “insani” “insan merkezli”, yani “Humanist” bir zemine çekilirken “değerler eğitimi” adı ile sekülerleştiriliyordu.

Ama artık o “Ulusal kimlik ve kültür”ün bir parçası haline getirilmeye çalışılan din kültürü için de tarihin sonu. Şimdi bir de “Siber Vatan” çıktı. Hani diyorduk ya 22 ülkenin sınır, rejim ve iktidar yapıları değişecek diye, bu işin 22’si filan kalmadı, hepisu, hepisu!.. “Vatan” “Ulusun toprağı” idi, değil mi? Osmanlı da ulus kimliği olmadığı için vatan kavramı yoktu. Memleket, yurt, ülke vardı. Şimdi bizimkiler “Tek vatan” ülküsünden yola çıkarak, “Siber Vatan” diye bir sanal gerçeklik üretmeye çalışıyorlar. “Siber” ve “Vatan” global köyde sanal bir vatanınız olur mu bilmem ama, eski kavramlarla yeni dünyayı açıklayamazsınız.

Kulağa ne kadar hoş geliyor değil mi? “Devlet-Millet el ele”! Üzgünüm, “içi boş” bir şey bu. “Niyetiniz iyi” biliyorum ama, şuuraltınızda “Milletinden ayrılan, onun değerleri ile savaş ona yabancı bir devlet”, “devletine hainlik eden bir millet” anlayışı var. Bilinç yaralanması! Terör ve darbeler “toplumsal hafıza”yı mahvetmiş. “Tek devlet”,” tek millet”, “tek vatan”, “tek bayrak” derken de aslında sanki milleti, ülkesi, bayrağı olmayan ya da onlar olmadan bir devlet olabilir gibi bir anlayışın şuuraltı sözkonusu.. Bunu “Bizim rabiamız” diye politik bir slogana dönüştürebiliyoruz ve kimse bunun farkında varmıyor. Tıpkı “Hayatta en hakiki mürşid…” der gibi. Bir insanın hayatında en mühim bilgi, Yaratanın yaratılış gayesini açıkladığı temel kitaptaki hakikatin bilgisidir, Vehbi bilgidir, 5 duyu ile elde edilen ve kesbi olan gerçeğin bilgisi dinin dünyaya uygulanması için ihtiyaç duyulan bilgidir. Onun için detaya girmeye gerek yok ama mesela “En hakiki” olmaz. Nasıl “en sonsuz” olmazsa, “en hakiki” de olmaz. Hakikat “Hakka ait olan” ve bir şeyin doğru, mükemmel şeklini ifade eder, onun için de başına “en” eklenmez. Mürşid zaten bir şeyin hakikatine vakıf olup onu irşad yolu ile başkalarına aktaran ve onların rüşte ermesini, raşid olmasını, kemale ermesini sağlayan kişi’yi ifade eder.  İşte böyle biz bazı şeylere kendimize göre bir anlam yüklüyor, onu sloganlaştırıp, tekrarlayıp duruyoruz. Hatta kutsuyoruz, ikonalaştırıyoruz. O sözlerin sahiplerini ise idolleştiriyor/putlaştırıyoruz. Bu cümle üzerinde daha fazla konuşmayalım, zülfi yâr’e dokunur. Yoksa her kelimesi üzerinde bir şeyler söylemek mümkün. Eğer “Devlet - Millet kaynaşması” gibi bir şeyden söz ediyorsanız, siz ne devleti biliyorsunuz, ne de milleti demektir. Sahi niye Devlet-Ulus kaynaşması” demiyorsunuz da, “Devlet-Millet” diyorsunuz! “Millet” dediğiniz şey “Nation” olan “Ulus” mu, yoksa  “Millet-i İbrahima” daki “Millet” mi! “Devlet” derken “yönetim”i mi kasdediyorsunuz. Yoksa “kutsal bir devlet”ten mi söz ediyoruz. Ya da “Milletin kurduğu” bir yapıdan mı söz ediyoruz. Yani, şu “Yasama, Yürütme, Yargı”dan oluşan bir yapıdan mı söz ediyoruz.

Mesela Erdoğan “devlet” başkanı mı, “Cumhur” başkanı mı? “Cumhur” Arapça bir kelime. “Çoğunluk” demek. Birilerinin sandığı gibi “Cumhur=Halk” değil. Onun için 6 Ok’tan biri Cumhuriyetçilik, Öteki Halkçılıktır! Cumhuriyet çoğunlukçuluk demektir. Cumhurbaşkanı derseniz çoğunluğun başkanı demektir. Ya da şöyle diyelim, çoğunluğun seçtiği başkan. Devlet Başkanı diyorsanız, bana devleti tanımlayın.. Mesela “Devlet” dediğiniz şey “Government” mi? O zaman hükümet eden, yöneten, hüküm sahibi demektir. Bizde “hükümet başkanı” demek, “Başbakan” demekti! Eskiden Bakanlar Kurulu karar alıyordu, şimdi Başkan karar veriyor, bakanlar uyguluyor. Hatta bakanlıkların müsteşarı yok ama üstünde bir “Politika kurulu” olacaktı, onu da işletemedik.

Ben Başkanlığı savundum ama, bu başkanlık başka türlü bir başkanlığa döndü. Maliye Bakanı Başbakan gibi oldu. Parayı veren her şeye karar verebilir hale gelmeye başladı. Politika kurulu da Politika belirlemek yerine, müşavirler kurulu gibi oldu.

Demokraside, çoğunluk, azınlıkların temel hakları ve özgürlükleri konusunda sınırsız yetkiye sahip olamayacaktı. Onun için düşünce, ifade, örgütlenme ve basın özgürlüğü olacaktı. Ama hep başında beri bunlar siyasilerin elinde oyuncak oldu. Üniversiteler, Tevhidi tedrisat kıskacındaki bütün eğitim, iktidarların elinde oldu. Tek parti dönemi zaten fecaatti. Ardından darbeler dönemi. Kuvvetler ayrılığı filan hak getire, Dernekler kapatıldı, basına sansür uygulandı. Koalisyon döneminde oligarşik bir yapı oluştu, tek parti dönemi jakobenleşti ya da Osmanlıdan gelen İttihatçıların Meşruti Monarşi kafası ve Cumhuriyetin “Tek adamcı” anlayışının gölgesinde Otokratik bir hale dönüştü. Biraz Laiklik, biraz İslamcılık, biraz batıcılık derken işte bugünlere geldik.. Aklı karışık bir topluma dönüştük. Solcumuz solcu değil, Milliyetçimiz tarihten habersiz, Batıcımız batıdan. Dindarımız dini bilmiyor.

Şuuraltımız isyan ediyor. “Devlet-Millet el ele” derken aslında bir arayışın, bir hasretin, bir umudun çığlığını duyar gibi oluyorum. Aslında bu kendi içimizdeki yaralayıcı dile, inatlaşmalara, karşılıklı meydan okumalara, hakaretlere, trollerin hezeyanlarına karşı bir öfke, bir tepki de bu ifadenin altında.

Deprem olmuş da, insanlar yardıma koşmuş da, devlet felakete uğrayanların yanındaymış da. Bu niye bizi bu kadar heyecanlandırdı anlayamadım. Zaten bunun böyle olması gerekmez miydi ki! Kaybettiği yavrusunu bulmanın sevinci ile ne dediğiniz bilmez hale gelen bir annenin sözleri gibi, bu yükselen ses. O zaman bu umudu kaybetmeyelim. Selâm ve dua ile.

 

Yorumlar

(60)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

ESPANYOL

14 Haziran 2020 01:19

maşşallah arkadaş

Rabia

14 Haziran 2020 00:04

Euzubillahimineseydanirraciymbismillahirrahmanirrahiym42-“Sen, kardeşinle berâber, mu‘cizelerimle git; ve beni anmakta gevşek davranmayın!”43-“Fir‘avun’a gidin; şübhesiz o (ilâhlık iddiâsıyla) iyice azdı.”44-“Buna rağmen ona yumuşak söz söyleyin; belki ibret alır ya da (Allah’dan) korkar.”.taha süresi.elhamdulillah.Sayin Dilipak eleştiri yapmışsınız fakat yalana benzemiş daha çok.kıskanclığın zıddı yoktur fakat duası vardır.Allahim kıskanıyorsam sen benim günahlarımi bağışla deriz.Sizin başkanlığı savundugunuz için pişmanlık duymaniza gerek yok.korona musibeti neden verildi bize "çünkü toplum azmıştı.bana göre öyle.şimdi onlara yumuşak söz söylemek vakti.Allah dileseydi hepimizi toptanda helak eder.fakat Allaha şükür şükreden kulları var.Allahin melekleri boynumuzda bir damara basarlarsa pratikce yaptığımız ibadetlerimizi de yapamazdık deriz.Aklımizı başımıza devşirelim.Saygılar selam ve dua ile Allaha emanet olun.tesekkurler.hasbinallahu ve nimel vekil deriz.

Kartal KESKİN

13 Haziran 2020 23:45

Sy Dilipak hiç samimi değilsiniz siz dünkü gazeteci misiniz ki perşembenin gelişini çarşambadan gö-re-mi-yor-sunuz?

1402-53 VE 1923-2020

13 Haziran 2020 22:41

1402'de dagilip yok olmak uzereyken 1453'de yeni bir cag acmisiz! 1923'de kurulan Cumhuriyet 40 yildir bir Ermeni cetesi pkk ile basedemiyor NEDEN? Cunki 1453'de islam adina, ilahi kelimetullah adina savasiyorduk 1923'den sonra, son 40 yildir ise Turkluk adina savasiyoruz!

Rüstem duman, sevgisini esirgemeyen yalansız riyasız

13 Haziran 2020 20:38

Her insanda dürüst fazla bilmişlik deyil, mütavazi, yorumcular saygı göstedigine bir okadar da ona gösterilir.

Rüstem Duman

13 Haziran 2020 19:38

Üstadım önce kaleminize,yüreğinize,imanve itakatınıza saglık.Samimiyim düşüncelerimin usta bir kalem sağlıklı bir insanın telafuzu düşünceleri diğerlerinin düşünüpde diyemedikleri köşenizdeki yazınız; ben Elazığ/palu doğumluyum ilk sizi görsel söyleşide dinlediğimde motor yürür torkdan daha fazlasıni teknik bilgiler sonunda dedinizki ben araba kullanmasını bilmiyorum.Ogün dedimki aman Allahım neler yaratmıssın.Affedin beni lütfen.Erkek berberiyim tivitirten sizi bide beştepeyi takip ediyorum. Maddiyattan biraz yoksunum ama kitaplarınızı okumak istiyorum.İmzalarsanızda benim gibi garibi gerçekden sevindirirsiniz. Her köşe yazınızın sonundaki Selam ve dua ile diyorsunuz ya inanın Allahım selim selameti sizin sevdiklerinizle beraber olsun Saygılarımla.

Ülkeli

13 Haziran 2020 17:57

Meleknur hanım siz hala anlamadınızmı sayın dilipakın hayali Abdullah güldür bilmiyorki Abdullah gül zorluğu görünce bırakıp kaçan adamdır çıkarı için kendisini cumhurbaşkanı yapanı sırtından hançerleyen gidip kılıçdaroğluna sırtını dayayan adamdır

Münevver

13 Haziran 2020 17:31

Çok haklısınız sn Dilipak. Yazinizi okuduğumda tam anlamlandiramadim şeyi yorumlara bakınca anladım. Kimsenin anladığı diğerini tutmuyor . Sanırım harf inkılabı , kitap okuma alışkanlığının görsel medya ile takası ve kavramlar üzerinde muzip derin oynamalar ile nihayet bu hale geldik. Sallantılı bir yapı ... O zaman tek çare millet i İbrahim( milliyet din yerine kullanilirmis eskiden ) çatısı altında Türk'ün devlet anlayışına dönmek .ummetciligi bırakmayı tavsiye eden kıymetli yorumcu doğrudur birseycilikten fayda gelmez evcilik oynar gibi ancak ümmet bilincini birakirsan manevi kale duvarın çöker. Onlar sağlam kaleler arasında kalpleri birbirnden kopuk güçsüz ve korkaklar ,biz ise kale gibi ümmet bilinciyle birbirini kollayan birbirine güvenen cesur güçlüler olmaliydik.

mevhibe inal

13 Haziran 2020 16:14

Ders almıyoruz! Biz geçmişin Tek Adam sistemini kötüleyip durduk. Amerika'da Devlet-Millet eleleciler, baştan beri Başkanlık-Eyalet sistemi, " Gelenek ve Atalara olan bağı koparıp Kapitalist düzene teslimiyet" diye karşı geldi. Bir kişiye göre idari Sistem kurmaya kalkınmaz! 

habil

13 Haziran 2020 15:48

Sayın hocam sizin İnönü donemi adli kitabınız var belki başka kitaplarınız da vardır bilmiyorum. Yakın tarihe ışık tutacak yüz yüzelli sayfalık 60 li yıllar 70 li yıllar 80 li yıllar 90 li yıllar 2000 li yıllar 2010 li yıllar gibi her on yılı anlatsaniz bu halka ne iyi olur.siyasileri muhalefeti iktidarı askeri bürokratları polisleri vs. Yapılanları yapılmayan lari engelleyenleri vs. Bilgi birikiminiz ve donanımın iz yeterli o bakımdan bir tavsiye hocam yani her şeyden önce allah rızası için...

Abdurrahman Dilipak Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle