--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Akademya’da kim kimdir!

Abdurrahman Dilipak
Abdurrahman Dilipak
67

Bizim Yalçın Koçak ısrarla soruyor: YÖK’ün imamı kim? Kenevir yağı içiyor ya, aklı başka türlü çalışmaya başladı. Durduk yerde “Profesörler çıplak” diyor. Biraz daha CBD verirsek düzelir inşallah! Birilerinin görmediklerini görmeye, duymadıklarını duymaya başladı. Kenevir çarptı herhalde.

İnsan akıl sahibi olarak diğer canlılardan üstün bir yaratık. Biz bu nimetle Allah’ı ve onun dinini tanıyoruz. Peki, aklımız kime emanet. Bedenin gıdası, vitamin, protein, mineral, glikoz, karbonhidrat. Aklın gıdası bilgidir. Kelimeler, kavramlar, terimler.

Aklımız daha ilk mektepten başlayarak malum eğitim sistemi ile biçimlendirilmeye çalışılıyor. Maarif yok, eğitim var. “Mekteb-Medrese” değil “okul”. “Muallim” değil “Öğretmen”.

Bizi “Birey” yapacaklar, “kişi” ya da “ferd” değil. “Uluslararası norm”lara, “standartlar”a indirgeyecekler ki, “Alamet-i farika”mızı kaybedelim, yani bizi “biz” yapan, bizi başkalarından ayıran özelliklerimizi yok edebilsinler, hem de “devlet eli” ile “yasa zoru”yla.

Ortaokul-lise ezberle geçiyor. Geliyoruz Üniversite! Rektör, Dekan, Prof, Doç., Dr. Maister.. Hepsi batıdan ithal, hepsi de kilise kökenli ya da la dini! Çocuklar “Lisans” sahibi olacaklar “İcazet” değil! Ne “Belağat” bilir bunlar, ne “Hey’et ilmi”, yani Latince söyleyelim de anlaşılsın (!?), “Kozmografya”, ne de “Adab-ı Muaşeret” bilirler. Yani batıdaki karşılığı ile “Deontoloji, etik kurallar”..

Bunlardan kabuğunu kıranlar, batılılar tarafından ithal edilir. Diğerleri sistemin kulu-kölesi yapılır. Aykırı, kural dışı talepler terör, darbe, savaş, ekonomik ve siyasi manipülasyonlarla hizaya getirilir.

Bakın, bakar görmez hale getirildik. Dünya ters duruyor, ülkeler tabii büyüklüklerinde değil ve yerinde durmuyor ama kimin umurunda. “Roma” ve “Yunan” Tanrılarına adanmış “aylarımız” var ama kim farkında. Ya da kimin umurunda! Adına üniversite demişiz ama bunlar “University”, “Faculte” filan da değil. Sadece tabelalarında öyle yazıyor. Niye “Yüksekokul” demiyoruz ki! Mesleğe yönlendirecekseniz “Yüksekokul” deyin. Kim okuduğu mesleği yapıyor bu memlekette birkaç meslek dışında.. Ya da “ilim” mi yapıyor, bilineni mi uyguluyor. Üniversite sektöre, mesleğe iş yapmak için adam yetiştirmek için açılmaz, onlar dünya gerçeklerini izleyerek bilinenden bilinmeyene yolculukta konuyu bir adım ötesine taşımaya çalışırlar. Sahi, tekrar soruyorum: YÖK imamı kimdi? FETÖ’nün siyasi ayağı tartışılıyor da kimse niye bu “ayağı” sorgulamıyor..

Çocuklarımızın beyni kime emanet. Aklı izale ederseniz, geriye fazla bir şey kalmaz. Bugün “eğitim kurumları” dediğiniz yapı tam bir felaket. Bu kafa ile de düzeltilemez. Sistem kuyruğunu ısıran yılan gibi.. Siyaset, adalet, iktisad, bürokrasi, eğitim insan “kaynakları”nı buradan sağlıyor. Ama burasının hali ortada. Buradan sağlıklı bir insan çıkmaz. Deizmin de arkasında da bunlar var, Agnostizmin arkasında da. Sekülerleşme de bunların eseri idi. Din, tarih, gelenek, gelecek tasavvuru her şey bu mekanizma ile ifsad ediliyor. Bunlar kendi sorunlarını bile çözmekten aciz bir topluluk büyük ölçüde. “Kendisi himmete muhtaç bir dede, nerde ki gayrıya himmet ede”. Herkes her kurum böyle demiyorum, ama büyük bir çoğunluk bu hastalıkla malul. Önce adaleti mi düzeltmeniz gerek, ekonomiyi mi, siyaseti mi, ne derseniz deyin, önce bu eğitim denilen yapıyı düzeltmeniz gerek. Bütün yollar buraya çıkıyor çünkü. Yalçın Koçak diyor ki, “Diken battığı yerden çıkar”. Full Bright ile yetişenler üretmeyi bilemeyen hibrit tohum gibidir. Yerli tohum gibi yerli muallimlere ihtiyacımız var. Topraklarımızı ve talebelerimizi pestisitlerden koruyalım! Sahi, bir ilim adamı, niye üni. yönetiminde görev almak ister! Ben bunu ihtirasla isteyenleri anlamıyorum. İlim kifayet etmiyor mu!”

Hadi FETÖ’nün siyasi ayağı kim bulamıyoruz, YÖK’ün FETÖ imamını bulalım. Bu çok zor olmasa gerekir. İstihbarat bilmiyor olamaz. Savcılar da biliyordur. Ya hu bunlar diploma borsası kurmuşlar, uluslararası bir borsa bu. Akademik unvanlar dağıtmışlar. Rektör seçimlerinde herkes birbirine giriyor. Sadece üniversiteye girmek, sınıf geçmek için soru çalmamışlar. Bunlara dokunulamıyor. Bunları kim nasıl ve niçin koruyor. Üniversitelere el koyuyoruz ama içindeki seçmece adamlara dokunamıyoruz. Masonlar gibi, dokunulmazlıkları var anlaşılan. Oysa Üniversite çalışanı da hocası da biliyor ve kendi aralarında konuşuyor bunları. Üniversite ihalelerine bakın yine bulursunuz bunları. Üniversitelerden dış ülkelere akademik programlara gönderilenlere bakın. Terfi etmek için de bu yolu kullandılar. Ya da bunlardan parlak zekâları alıp başka ülkelere pazarladılar. Üniversiteler o dönemde fabrikasyon bilirkişi raporları ürettiler. Oradan baksanız yine bulursunuz bunları. Üniversite beyin takımının yetiştirildiği suyun başı. Suyun başını kim tutmuş bakın bakalım. Aklın anahtarını kim kimlere niçin ve nasıl emanet etmiş? Cevabını arayan o kadar çok soru var ki.. Bunlar efsunlu, yargı işlemiyor bunlara. Bir şekilde işin içinden sıyrılıp çıkıyorlar. Bilin ki bu üniversiteler düzelmeden diğer hiçbir şey düzelmez. Diplomalı cahiller ve işsizler ordusu yetiştiriyoruz. Bunlar üniversite değil, meslek yüksekokulu yapalım bunların üçte ikisini. İş bilmez bir sürü genci yıllarca bekletip, sonra ellerine yaldızlı bir kâğıt verip sokağa salıyoruz. Bilim adamları da araştırma yapacaklarına “öğretmenlik” yapıyorlar. Okuyarak öğrenilecek şeyleri tekrar tekrar anlatıyorlar. Bilgi seviyeleri bir adım ileri gitmiyor. Gideni de zaten Avrupa ithal ediyor. Yazık değil mi? Neyse hali pür melalimiz bu. Efkâr bastı, dertlendim işte. İhale açıp güzel binalar yapıyoruz, güzel törenler yapıyoruz, sonuç ortada. Bu “İmam”ı bulma görevi YÖK’ten önce istihbaratın işi olsa gerek! 

Selam ve dua ile.

 

Yorumlar

(67)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Abuzer Kılınç

15 Mayıs 2020 09:49

Selam aleyküm. Sayın hocam kimse herkesi adam edemez. Herkes adam olmak isterse kimse önünde duramaz. ........ Selam ve dua ile.

mehmet CEHVAL

15 Mayıs 2020 02:41

Gazi üniversitesinde fetöcüler halen daha cirit atıyor.

Osman buyrucu

15 Mayıs 2020 01:42

Sayın hocam hak yolunda mücadele edenlerden allah razı olsun necip fazılın dediği gibi ırmaklar hep çift birinden nur akar birinden kir yüz yıldır kir ırmağında kulaç atıp temizlnmeye çalışıyoruz hem müslümanım diyeceğiz hemde sıratı müstakımin dışında yol arayacağız rabbimiz bize merhamet et katından indireceğin bir hayra muhtacız bize firaset ver.

Yüksel Durak

15 Mayıs 2020 00:29

Bu yazı "yaraya tuz" oldu...

Cemal arayan

15 Mayıs 2020 00:07

Biri çıkıp senin destek verdiklerine laf söz edince sen ve senin gibi fırıldaklar ne din ne iman bırakıyorlar küfür üstüne küfür işte yetiştirdiğiniz ak nesil Ayrıca sende size muhalefet etseler şahısları ismen eleştirip hedef halinede getiriyorsun Peki bu yazında hedef kim kime söylğyorsun bunları açıkla yüreğin varsa topaç gibi döneceğine 18 yıldır kim sorumlu eğitimden nesilden Ama onlara ismen cismen bir şey deme cesaretin yok Ben söylemiştim zamanında diyerek suya sabuna dokunmadan.... seninde sayende yaşanıyor bugün ne yaşanıyorsa sorumlusun maddi manevi

Mustafa

14 Mayıs 2020 23:47

Yeni bir hastalık türedi bana ayet okuma, ben meal okumam. Bakıyorum gözlemliyorum, cemaat hocaları da müridleride kendi cemaat yazarlarından başka hicbir şey okumuyor. 

Mustafa

14 Mayıs 2020 23:42

Yeni bir hastalık türedi bana ayet okuma, ben meal okumam. Bakıyorum gözlemliyorum, cemaat hocaları da müridleride kendi cemaat yazarlarından başka hicbir şey okumuyor. 

Vatansever

14 Mayıs 2020 23:29

Tarihimize ve Kimliğimize ait ne var ise Batininki ile değiştirildiği için bu durumdayız.Filimlerde, tiyatrolarda, kitaplarda bizleri alay konusu yapıp üstüne de kahkahaya boğdurdular!!! ( hamamam ve kemal sunal filimleri , ........)

Okur

14 Mayıs 2020 23:19

Devamlı bir okurunuzum, aksatmamaya çalışırım yazılarınızı.Başka yazarlar da var ama. bugünki yazısında Ali Osman Aydın Bey kardeşim iyilik hususuna değinmiş çok güzel bir yazı.Sağolsun.Orada iyiliğin nasıl tarif edileceğini anlatmış.Hz. Ömer(r.a.)ın açlıktan yedirecek bir şeyi olmayan çocukları avutan bir annenin evine bir çuval unu götürüşünü iyiliğin resmedilmiş haline örnek vermiş.Acaba KÖTÜLÜĞÜN RESMEDİLMİŞ HALİNE iyilik yapmak isteyene mani olan, iyilik yapanın yolunu kesen, eline vuran bir insanı resmetmek mi gerekir.!ACABA HZ.ÖMER AYNI İYİLİĞİ BAŞKASININ YAPTIĞINI ÖĞRENSE İDİ MANİ OLUR,ELİNE VURUR,YOLUNA MI ÇIKARDI?SİZE HAYIR DA ŞER DE İYİLİK TE KÖTÜLÜKTE BEN DEN Mİ DERDİ SİZİN HAPİSTE KALANINIZA DA, HAPİSTEN ÇIKACAK OLANINIZA DA BEN KARAR VERİRİM Mİ DERDİ?YOKSA HZ.ÖMER GİBİ BEN YANILIRSAM BENİ NASIL DÜZELTİRSİNİZ Mİ DERDİ?Haydi müslümanlar artık basiretinizi toplayın Hakkı mı tutacaksınız 

Ramazan Coşkun

14 Mayıs 2020 23:07

Bazen kendimi sizde buluyorum. Özellikle çok komplo teorilerine girmediğinizde. Keşke sizin gibi insanlar milyonlarca olsa. Kendi gibi olan. Kendince doğruları yazan. Kimsenin değil kendi aklının, fikrinin eri.

Abdurrahman Dilipak Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle