--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Aile nasıl kurtulur?

Abdurrahman Dilipak
Abdurrahman Dilipak
81

Ankara farkında değil sanki, hâlâ birtakım siyasiler ve bürokratlar adeta, 28 Şubat sonrası Mesut Yılmaz’ın “Siyasi hayatıma da malolsa” dediği gibi, kör bir inatla, bu işi savunmaya devam ediyorlar.

Böyle giderse, üzülerek belirteyim ki, bu gerçekleşir. Ama sanırım Ankara’da bir hareketlilik var.

Bugün İstanbul Sözleşmesinin 9. Yıldönümü. Geçen hafta AB üyesi Romanya parlamentosu, İstanbul Sözleşmesinden geri çekilinmesi yönünde bir karar aldı. İçimizden birileri “ıslah edici” oldukları iddiası ile “övünç”le sahiplendikleri, uygulamaları “şahsen takip edecekleri” taahhüdü ile  TBMM’de oy birliği ile kabul edilen sözleşmelerden biri olan İstanbul Sözleşmesi utancımız oldu.

Sözleşmeyi ilk reddeden ülke Romanya değil, Rusya da karşı. Daha önce hemen hemen aynı gerekçelerle bu sözleşme Slovakya parlamentosunda da reddedilmişti. Çek Cumhuriyeti parlamentosu da sözleşmeyi onaylamadı. Bulgar Ortodoks Kilisesinin  başlattığı protestolar, Hırvatistan ve Letonya ile birlikte başka ülkelerde de yeni bir tartışmaya vesile oldu.  

Bu saatten sonra Ankara’nın hiçbir bahanesi kalmamıştır. İstanbul Sözleşmesinden ibaret değil bu rezalet, 1985’de imzalanan CEDAW da bunun bir parçası. Daha geriye gidersek Osmanlı döneminde “Aile Kararnamesi”ne kadar götürebiliriz bu işe. Siyaset, toplumun “kozmik oda”sı hükmündeki mahremine bu düzenlemelerle kaba bir şekilde el attı. Bu suça katılmayan kamu otoritesi kalmadı. STK’lar da bu utancın paydaşı oldular. Türkiye Belediyeler Birliği hâlâ belediye meclislerinde, bu alanda çalışmaları koordine etmek, desteklemek üzere komisyonlar kurulması yönünde genelgeler gönderebiliyor. Bu konuda Aile Bakanlığının kurulduğu günden bu yana bütün çalışmaları gözden geçirilmelidir. 6284 sayılı yasa da bu çerçevede yeniden ele alınması gerek. Bu iş metastaz yaparak siyaset ve bürokrasinin, hukukun kılcal damarlarına kadar yayıldı.

Bu konuda uluslararası sistemin operasyonları, para ilişkileri ortaya çıkarılırsa FETÖ benzeri bir yapıyla karşı karşıya kalabiliriz. Bu ilişkilerde rol alan kişiler ve örgütlerin de bu anlamda dünden bugüne çalışmaları takibe alınmalıdır. Bunlar siyaset, bürokrasi, yerel yönetim, media, basın, üniversitelerde hâlâ saygın konumdalar. Bu yapının izleme komitelerinde yer alan, sözleşme komiserleri hâlâ muteber kişiler listesindeler.

Şunu da düşünelim, bu sözleşme yokken aile çok mu iyi durumdaydı. LBGT yok mu idi. Tamam, ama şu var, bu sözleşme tüy dikti, kapıları açtı, bardağı taşıran son damla oldu. Bazı olumsuzluklar vardı, onu düzeltelim derken, kaş yaparken göz çıkardılar. İlâç diye, zehiri, bala karıştırıp altın tas içre sundular. Peki bu sözleşme kaldırılırsa, işler yoluna girecek mi? Hayır. Tahribat çok büyük. Tek sebeb bu sözleşme değildi, ama bu rezalete yasal bir çerçeve, kılıf, meşruiyet kazandırdı. Bu çevrelerin cür’et ve cesaretini artırdı. Bakın, bu işler bugünden yarına hemen düzelmeyecek. Bu konuda atılacak ilk adım, bu sözleşmelerden çekilinmesi ve yasal mevzuatın yeniden düzenlenmesi ve sistemin içine çöreklenen kadroların tasfiyesi şart.

Normale dönüş için bu da yetmez. Diyanet ve STK’ların elini taşın altına koyması gerek. Basından bu konuda ciddi anlamda destek şart. Yoksa halkın tepkisi infiale dönüşebilir. Sözleşme iptal edildi, yasa değişti, sorun çözüldü diye bir şey yok. Bu konuda aile ve gençliğin ihyası için milli bir meclis oluşturulması, mevcut tahribatın tedavisi yanında, tahribata sebeb olan unsurların tasfiyesi gerek. Ardından da aile ve gençlikle ilgili uzun soluklu bir stratejik plana ihtiyaç var. Bu konuda MEB, Gençlik, Kültür Bakanlıklarına, YÖK’e, Diyanet’e kadar herkes bir eylem planlı hazırlamalı. Media, STK’lar ve ailelerin bizzat kendileri bu konuda sorumluluk üstlenmesi gerek. Yoksa bu durum sadece AK Parti için değil, ülkemizin geleceği açısından bir felakete sebeb olur. Koronaydı, ekonomik sorunlardı, bunların hiçbiri aile ve gençliğin geleceğine yönelik bu tehdit kadar büyük, önemli ve öncelikli değil. Bu konuda geçen her gün bu krizin daha da büyümesinden başka bir işe yaramayacak. Halka inatlaşılmaz. “Bu Allah’ın emri değil” denilmişti, ama hâlâ bazı siyasilerin hâlâ bazı formlarda bu düzenlemeleri savunmaları, eleştirileri ihanet olarak yorumlamaları ve eleştiren çevreleri itham eden, suçlayıcı ifadelerle mesajlar vermeleri, bu konuda toplumda oluşan infiali daha da büyütmekten başka bir işe yaramıyor. Bir grub arkadaş bu badireden nasıl kurtuluruz, çalışıyoruz bakalım.

Süreç AK Parti’nin aleyhine işliyor. Bütün başarı ve kazanım olarak gösterilen şeyler İstanbul Sözleşmesinin gölgesinde kalıyor. Birileri de LGBT, baro, kadın hakları, aile ile ilgili sorunları kaşıyarak bu süreci AK Parti aleyhine bir kampanyaya dönüştürmeye çalışıyor.

Bu arada 4 Mayıs’ta kabul edilip resmi gazete yayını 12 Mayıs 1988’de resmi gazetede yayınlanan, nafakayı 1 yıldan süresiz hale getiren düzenleme de bugün yürürlüğe girmiş.

AK Parti geç kaldı ve hâlâ bu işin uygulamada nasıl bir tahribata sebeb olduğunu görmek istemiyor. Bu konuyu kendileri için bir kariyer, çıkar, itibar vesilesi yapan “Beyaz Müslümanlar” ve liberaller yanında yer alan, kişi ve kuruluşlar eli ile AK Parti’nin gözleri kapatılmaya çalışıyor sanki. Ama artık bıçak kemiğe dayandı. Bakalım Ankara şimdi ne yapacak, göreceğiz. Selâm ve dua ile.

 

Yorumlar

(81)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Fazilaksoy1

16 Mayıs 2020 19:36

Aile ve gençlerin hali BEKA meselemizdir

Ali Okur

16 Mayıs 2020 04:38

Sayın Dilipak'ı destekliyorum.

Dürüst

14 Mayıs 2020 09:52

Münafıklar HDP kız çocuklarını dağa kaçırıyor 13 14 yaşlarındaki kız çocuklarını kirletiyorlar, terörist başlarına sunuyor sundurdunuz rahatmisiniz Süleymancilar rahatmisiniz saadetciler rahatmisiniz gelecek partililer rahatmisiniz şu anda şu kız çocuklarını düşünmüyorsunuz hiç yüreğiniz sizlamiyor,hicmi canınız acımıyor hiç mi. Askerlerimiz şehit oluyor hiç mi yüreğiniz sizlamiyor hiç mi canınız acımıyor. HDP mecliste ve diğer. Partiler destekliyor.ben İslam düşmanlığı yapan katil Beşar Esad'a Sünni müslümanları bitiren kimini öksüz kimini yetim kimini evlatsiz bırakan destek veren chpyeOY yok varmı benim gibi söyleyen hdpye OYYOK vermiyorum.

Dürüst

14 Mayıs 2020 05:48

Bazılarının ak Parti'ye oyu yok benimde İslam düşmanı hdpile beraber chppmkipsiz Meral NANKÖR abdullahgul ahmetdavutoglu alibabacan a oyum yok.. saadete oyum yok. feto taktiği ak Parti'ye oyları yokmuş. Saddam'ın heykelini yıkan adam ne yaptığını bilemedigini o günleri aradığını iş işten geçti diyor. kimse kalmadı diyor. Ortadoğu'da tek müslüman ülke kaldı fetocularin taktiği bilinki feto ak Parti'ye oy vermiyecekmis verme bende ipsiz merale.. yalancı din yatırım düşmanı hdpile beraber olan chphdpyesaadetegelecek nankör babacan vermiyecegim oyumu benimde 50den fazla oyum var.

Okur

12 Mayıs 2020 11:45

guzel ozetlemis. bu mesele bana Kanuni ile Zenbilli Ali Efendi'nin arasindaki su hadiseyi hatirlatiyor : https://sorularlarisale.com/hilaf-i-seriat-kanunlari-avrupadan-getirdigin-cihetle-istanbula-oyle-bir-bok-sictin-ki-o-getirdigin-sularin-cumlesi

Tr 31

12 Mayıs 2020 10:16

Dilipak bey Diyanet iş. Baş. Ali beyin dile getirdiği bu eşcinseller vs.lere kısırlaştırma uygulanamaz mi? Yasal olarak mümkün mü?

mlym

12 Mayıs 2020 02:19

bırakın sözleşmeyi iptal etmeyi yarın birgün eşcinsel evliliği yasal haale getirirlerse şaşırmam. bu vurdumduymazlık onu gösteriyor. hakkımı helal etmiyorum. ben böyle lanetli işler yapılsın diye değil, İslam ve Müslümanlar yücelsin deyu oy verdim (en son 2017'de) lakin maddi hizmetler öylesine insanların gözünü kör etti ki manevi yıkımlar görülmüyor. ahirette nasıl hesap vereceksiniz münafıklar!!!

Abdulkadırın tesbıtı dogru deyıl

11 Mayıs 2020 23:38

ıstanbul sözlesmesını, akp kaldıramaz ısı boyunun farkında, bunun kaldırmayısı oy deyıl. Korkusu ne oy nede yalakası vay akp oyu bundan dolayı almadı. Durst ve güvenılır olması dır.

Abdülkadir

11 Mayıs 2020 21:07

İstanbul sözleşmesini akp kaldıramaz oy kaybına uğrar 2023 seçimleri tehlikeye girer .işte seçim öncesi poşet yasağı getirdiler sonra büyük şehirleri kaybettiler.

Recepali

11 Mayıs 2020 19:52

Bizim devletin içindekiler kraldan kralcılar.

Abdurrahman Dilipak Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle