Cami merkezli bir toplum
Cami merkezli bir toplum
ABDULLAH ŞANLIDAĞ
14 Nisan 2026 tarihli yazımızda, Müslümanların yeniden toparlanıp dirilmelerinin ancak “cami merkezli” bir uyanış ve canlanışla gerçekleşebileceğini vurgulamak bağlamında üstat Sezai Karakoç’un 1968 yılında kaleme aldığı ve 1969 senesinde Diriliş Yayınları tarafından yayınlanan “Sütun II” isimli kitabı içinde de yer alan “Camilerin Canlanışı” başlıklı heyecan verici ve diriltici makalesini iktibas etmiştik. Hatırlarsak, Sezai Karakoç üstadımız, 12 Ağustos 1968 tarihinde inkârcı bir terörist grubun İzmir’deki Hisar Camii’nin şadırvanına bomba koyarak, tam da kalabalığın namaz kılmak üzere toplandığı bir sırada patlatmaları üzerine söz konusu yazısını kaleme almış ve şu umut verici temennilerini dile getirmişti:
“… Ve camilerden yeni, dipdiri İslâm gençleri gözüktü. Tahanın Kitabında da dememiş miydik:
Bir Taha geliyordu camilerden / Bir daha geliyordu…”
Bugün de yine Sezai Karakoç üstadın, “Camilerin Canlanışı” başlıklı önceki yazısının devamı ve mütemmimi mahiyetinde 1968 senesinde kaleme aldığı “Cami ve Halk” başlıklı yazısına yer veriyoruz:
“Cami, yalnız duvarlardan ve kubbeden ibaret değildir. İçinde topladığı müminler de caminin ayrılmaz bir parçasıdır. Cami, mümin ve Müslüman kalplerin birbirine kaynaşmasından doğan bir kutsal varlık, kutlu bir bütündür. Duvarlar ve kubbeler, bu bütünü Allah’la baş başa kalma anında eşyadan seçen, ayıran bir örtüdür. Cami, müminleri estetik örtülerin en yürek çarptıranına bürüyerek Allah’a yöneltir.
Saf bağlamış Müslümanların, her secdeye gidiş ve her secdeden kalkışlarında kıvrım kıvrım dalgalanan harmanisidir cami.
Cami, mihrabıyla bir tapınak, minberiyle bir toplum ve bir devlet, kürsüsüyle bir okuldur.
İslâm ülkesinde halkla cami iç içedir. Camiler halkın etine kemiğine kaynamıştır.
Halkın ruhu her zaman, caminin içinde gözcü ve bekçidir.
Camiye konan bombayı gerçekte haber veren, ne şu, ne bu, halkın ruhudur.
Halk namazda toplu halde miraç halindedir. O anda toprağa miraç gözüyle bakmaktadır. O anda öbür insanların göremediği ve göremeyeceği nice şeyi onların görmesi olağandır.
Cami, bir emme-basma tulumba gibi halkın içinden müminleri toplar, sonra onları yine yerine dağıtır. Böylece halkın imanı tazelenir ve her zaman dipdiri kalır.
Camiler, halk ruhunun sağlığını koruyan ilahi kuruluşlardır. Bu yüzden halk da camilerini gözbebekleri gibi korur. Her Müslüman camiden bir iz, alnında bir secde izi taşır. Cami, halkın hayatına kök salmış ulu bir çınardır. Cami köktür, halk, Müslüman halk, caminin gövdesidir.
Cami, kıyamete kadar ezanlarıyla bütün insanlığı Allah’a çağıracak, namazıyla Müslümanı Allah›ın katına yükseltecek, hutbesiyle üstün insanlık düzenini tebliğ edecek, doğruluklara doğrultacak, eğriliklerden çevirecek, vaazıyla ilim ve ahlâk, marifet ve hikmet dersini verecektir.
Cami, bu dünyada sırat köprüsünün eşi, Hak’la halk arasına kurulmuş bir köprüdür. Cami, hakikatin köprüsüdür. Onun için, kıldan ince ve kılıçtan keskindir
Camiler, kentlerde, evlerle çarşı arasına ilahi bir terazi gibi kurulmuştur. Tartısında eksiklik fazlalık olmayan terazilerdir onlar. Güneş saati nasıl vakti göstermekte aldanmazsa camiler de bu tartıda asla şaşırmazlar. Kim bilir, belki de eski insanlar bu duyguyla güneş saatlerini cami avlularına yerleştirmişlerdir. Camilerin minareleri halkın göğe kalkmış şehadet parmakları, şadırvanları da yüz akıdır.
Sezen ruhlar için cami içleri cennetten bir bölümdür. Camiler bu dünyada öte dünyanın en gerçek şahidi, en sağlam belgesi, cennet çizgilerinin yansıdığı sulardır. Camiler milletin kalbinden fışkırmışlardır. O ruhtan beslenirler. Besinleri Müslümanların gönlündedir. Müslümanların tükenmez gönül peteğindedir.
Cami, toplumun kalbidir. Oraya dokunulamaz. Caminin aldığı bir yara, kalbin aldığı bir yaradan farksızdır. Camilerimizle ayakta duruyoruz. Bunun farkında değil miyiz?
Bir Süleymaniye Camii, bir Sultanahmet Camii olan millet ölmez.” (Sezai Karakoç, Sütun II, s. 715-717.)
Hakikat şu ki; dağınık bir manzara arz eden Müslüman fert ve toplumlar ancak cami ve mescidlerde bir araya gelip, namaza sarılarak yeniden ayağa kalkabilir, yine cami ve mescidlerle ayakta kalabilirler. Diyanet, Milli Eğitim ve Gençlik Spor Bakanlığı’nın “Camide Şenlik Var” çalışmasının yegâne amacı da bu olmalıdır.