Ziya Gündüz: Düşünmek çok yoğun bir çabayı zorun kılar!
Ziya Gündüz, Atasoy Müftüoğlu'mun kaleme aldığı “Hamaset Söylemin Sefaleti” kitabıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Ziya Gündüz'ün ifadeleri şöyle:
Bu yazımızda tanıtmaya çalışacağımız eserin ismi “Hamaset Söylemin Sefaleti”. Mahya Yayınlarından çıkan kitabın yazarı, düşünür Atasoy Müftüoğlu’dur.
Atasoy Müftüoğlu, ilerlemiş yaşına rağmen, kaleminin ve fikrin namusunu korumuş ender şahsiyetlerden birisidir. Bildiği doğruları, ne pahasına olursa olsun, hiçbir otoritenin önünde eğilmeden daktilonun tuşlarına basarak yazmaya ve anlatmaya devam etmektedir. Atasoy Müftüoğlu’nun bütün kitaplarını okumuş, onunla röportaj yapmış, fikir alışverişinde bulunmuş, onu evinden ziyaret etmiş birisi olarak bunları yazıyorum.
Atasoy Müftüoğlu, “Hamaset Söyleminin Sefaleti” kitabında, yaşadığımız çağda muhataplarına söylenmesi gerekeni cesur ve edebi bir dil ile söylemiştir. Kitabın, hacmi küçük muhtevası ise büyük bir eserdir.
İslam toplumlarında yaşayan biz Müslümanlar, bir zonta gibi yaşayamayız. Müslüman demek, farklı toplamlarla iletişim halinde olmayı başarabilen, ilke ve inkılap sahibi olmak demektir.
Müslüman coğrafyasında yaşanan zulümleri “hamaset söylemleriyle” son bulmayacağını bilmek ve anlamak gerekiyor. Hamaset söyleminden bir umut ve gelecek çıkmayacaktır.
Neyse lafı uzatmayalım; “Hamaset Söyleminin Sefaleti” kitabından alıntı yapalım:
“Günümüz İslam toplumlarında partilerin, tarikatların, cemaatlerin, düşüncesizlikle, fikir sizlikle malul binlerce milyonlarca taraftarı- müridi bulunurken düşünen/ akleden, fikreden üreten sorgulayan, evrensel meşruiyet ve otoriteye sahip bir tane bile entelektüelleri yok.”
Bu cümleleri yazdıktan sonra Atasoy Müftüoğlu, bunun sonucunu şu cümleyle belirtiyor:
“Bu nedenle İslam toplumları çok derin bir entelektüel kuraklık yaşıyor.”
Kitaptan altını çizdiğim notlardan bir kısmını daha paylaşmakta fayda görüyorum.
“Emperyalistlerle ittifaklar geliştiren, dostluklar kuran İslam ülkeleri, birbiriyle ittifaka yanaşmıyor.”
“İnsani yanımız çölleştikçe, umutlarımız da çölleşiyor.”
“Kötülüğün yanında yer almayı seçen, emperyalizmlerin yanında yer almayı seçen ülkelerin, İslam ülkesi olarak tanılanması, İslam’a ihanet anlamını taşır.”
“İslami dil-söylem bugün bir gerçekliğin ifadesi olmaktan çok, sistematik bir hamasetin ifadesi oldu.”
“Müslümanlar için düşünmenin çok hayati bir sorumluluk olduğu gerçeği her nedensen hiç hatırlanmıyor.”
“7 Ekim direniş soy kırım dönemi boyunca, radikal anlamda hayatlarımızda hiçbir şey değişmemişse eğer bilmeliyiz ki dünyada toplumda hiçbir şeyi değiştirme irademiz olmayacak.”
Bu tespitler çok önemli. Diyeceksiniz ki Atasoy Müftüoğlu, “Hamaset Söyleminin Sefaleti” kitabında hiç umuttan söz etmiyor mu?
Elbette ki umuttan cümleler var. Onlardan birisini sizinle paylaşıyorum:
“Hangi toplumda olursa olsun bir halk, bir toplum, İslami/insani/ilkesel/ahlaki sorumluklarının bütün boyutlarıyla yerine getirme çabası içerisinde olduklarında ancak umuttan söz edebilirler.”
Kitabın üzerinde düşünerek, önemli cümlelerin altını çizerek, okumanız tavsiye ediyorum.