SENDİKA GİBİ ÖRGÜTLENDİLER PCC, yaklaşık 20 yıl önce Brezilya’nın cezaevi sistemindeki sorunlara bir çözüm önerisi olarak kuruldu. Lessing, “PCC (ve diğer cezaevi çeteleri) çok fazla şiddet olayı yaşanan bu sisteme bir düzen getirmeyi, sistemi yönetmeyi öğrendi. Ondan önce mahkumlar arasında şiddet, sömürü, tecavüz, hırsızlık ve cinayet vakaları çok yaygındı” diye konuştu. İlk kuruluş aşamasında PCC bir sendika gibi örgütlendi. Mahkûmlardan aylık ücretler alınıyordu. Karşılığında avukat masrafları ve aile üyelerinin ziyaretlerinin maliyeti karşılanıyor hatta ATM’lerin nasıl patlatılacağına dair dersler bile veriliyordu. Ama en önemlisi mahkûmlara koruma sağlanıyordu. Bu şekilde bir araya gelmiş bir radikal grup olan PCC zaman içinde adeta çok uluslu bir şirkete dönüştü. Lessing bu durumu, “35 bin üyenin hepsi hakkında bir personel dosyası bulunuyor. PCC’nin mali işleri, hesapları Excel dosyalarıyla takip ediliyor” sözleriyle anlattı. Peki Marcola ve diğer PCC liderleri, kendileri içerideyken dışarıdaki binlerce kişiyi nasıl yönetebiliyor. Burada da yukarıda dediğimiz gibi geleceğe yatırım meselesi öne çıkıyor. Berg, “Bu yasa dışı olaylara karışanlar için daha dışarıdayken PCC’ye bağlılık göstermek çok mantıklı bir hareket çünkü bu bağlılık içeri girdiklerinde görecekleri muameleyi doğrudan etkiliyor” diye konuştu.