Uzmanlara göre, az gelişmiş ülkelerin Kovid-19 aşısına adil erişimi mümkün değil
Ufuk Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sencer İmer: - "G20'nin oluşturacağı fon grubunda Türkiye de var. Milli gelir açısından bizim katkımız sınırlı olacaktır. Aslında sadece Türkiye değil tüm ülkeler sınırlı katkı sağlayacaktır" - "Çünkü pandemi, gelişmiş ülkeler dahil tüm ekonomileri ciddi şekilde etkiledi. İşsizlik arttı, ekonomiler küçüldü dolayısıyla her ülkenin yapacağı katkı ciddi bir fedakarlık olur" - Emekli Büyükelçi Aydın Nurhan: -"Unutulmamalı ki, gelişmiş ülkelerin bile birbirinin maskesini, ventilatörünü çaldığı bir dünyada devletlerin bulunacak aşının dağıtımında kendi halkını bırakıp başkasına öncelik tanınmasını beklemek naiflik olur"
İSTANBUL (AA) - GÜLSÜM İNCEKAYA - Uzmanlar, G20 Liderler Zirvesi'nde yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşısını tedarik konusunda az gelişmiş ülkelere yardım kararı alındığını belirterek, küresel salgından gelişmiş ülkeler de ciddi oranda etkilendiği için hem aşı temini hem de maliyetin karşılanması konusunda yardım miktarının sınırlı olacağını ifade etti.
Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz'in dönem başkanlığında gerçekleştirilen G20 Liderler Zirvesi'nden, Kovid-19 sonrası ülkelerin ekonomilerini yeniden canlandırmak için ortak çalışma kararı çıktı. Kapanış bildirisinde, gelişmekte olan ülkeler ile az gelişmiş ülkelerin salgınla mücadelede destekleneceği belirtildi.
Kredi borcu ödemelerinin 6 ay uzatıldığı, liderlerin herkesin Kovid-19 aşısına adil ve uygun fiyatla ulaşabilmesi için hiçbir çabayı esirgememe konusunda uzlaştıkları kaydedildi.
Suudi Arabistan’ın elektronik ortamdaki ev sahipliğinde 22 Kasım'da gerçekleştirilen zirvede konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da "Geliştirilen aşılar, mevcut adaletsizlikleri daha da derinleştirmek yerine insanlığın ortak malı olacak şekilde kullanıma sunulmalıdır." önerisinde bulunmuştu.
Türkiye'nin aşıya erişimi konusunda ise resmi adımlar atılmaya başladı.
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Çin'den 50 milyon doz aşı satın almak üzere sözleşme imzalandığını, Almanya'dan da 25 milyon satın alınması için görüşmeler yürütüldüğünü açıkladı.
- "Fakir ülkeler, böyle bir maliyetin altından kalkamaz"
Ufuk Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sencer İmer ve Emekli Büyükelçi Aydın Nurhan, AA muhabirine, zirvede alınan kararların muhtemel etkilerini, gelişmiş ülkelerin Kovid-19 aşısı tedarik süreçlerini ve az gelişmiş ülkelere katkılarını değerlendirdi.
İmer, Suudi Arabistan dönem başkanlığında gerçekleştirilen G20 Liderler Zirvesi'nin aldığı en önemli kararlardan birinin, özellikle maddi durumu iyi olmayan ülkelerin Kovid-19 aşısına ulaşımını sağlamak olduğunu söyledi.
Zirveden, gelişmemiş ülkelere aşı sağlanması için gelişmiş ülkelerin milli gelirlerine göre katkı sağlayacakları bir fon oluşturulması gerektiğine dair sonucun çıktığını aktaran İmer, "Dünya, 'küresel bir köye' dönüşmüş durumda. İnsanlar sürekli bir şekilde seyahat halinde, kısıtlamalara rağmen bu dolaşım hala sürüyor. Bu nedenle bu aşının tüm dünyada uygulanmasıyla yayılması engellenebilir." ifadesini kullandı.
İmer, aşıyı bulan ülkenin, dünyaya satmak suretiyle, kendi ekonomisini toparlayacağını da vurguladı.
G20 ülkelerinin yapacağı aşı yardımının salgını sona erdirerek, az gelişmiş ülkelerin ekonomik darboğazdan kurtulmasının da önünü açacağını vurgulayan İmer, şöyle devam etti:
"G20'nin oluşturacağı fon grubunda Türkiye de var. Milli gelir açısından bizim katkımız sınırlı olacaktır. Aslında sadece Türkiye değil tüm ülkeler sınırlı katkı sağlayacaktır. Çünkü pandemi, gelişmiş ülkeler dahil tüm ekonomileri ciddi bir şekilde etkiledi. İşsizlik arttı, ekonomiler küçüldü. Dolayısıyla her ülkenin yapacağı katkı, ciddi bir fedakarlık olur."
- Aşının yıllık kişi başı geliri, 500 ile 2 bin dolar arasında
İmer, iki doz maliyetinin 30 dolar civarı olması beklenen aşının, yıllık kişi başı geliri 500 ile 2 bin dolar arasında değişen az gelişmiş ülkeler için ciddi bir külfet oluşturacağını vurguladı.
Fakir ülkelerin böyle bir maliyetin altından kalkamayacağına işaret eden İmer, şunları söyledi:
"Tabii bu özel şirketler, aşıyı bedava vermeyeceklerine göre neticede bu aşının kamu tarafından finanse edilmesi lazım. Bu da ancak gelişmiş ülkelerin ayıracakları bir fonla mümkün olacaktır. Birleşmiş Milletler'in (BM) nasıl açlık konusunda bir gıda yardım fonu varsa, bu konuda oluşturulacak yardım fonu da benzer bir işlevi görecektir. Ekonomisi iyi olmayan veya salgınla ekonomisi daralan ülkelere bu fon üzerinden destek verilecek."
İmer, Türkiye'nin, Çin menşeli inaktif aşı adayından aralık, ocak ve şubatta toplam 50 milyon doz satın almak üzere sözleşme imzalandığını, Almanya menşeli aşı adayından ise 1 milyonu aralıkta olmak üzere, toplam 25 milyon satın alınması için anlaşma yapıldığı bilgisini paylaştı.
Sağlık Bakanı Koca'nın erken dönemde güvenilirliği ve etkinliği kanıtlanmış Çin aşısı ile Alman menşeli aşıların satın alınması konusundaki çalışmalarını hızlandırmasının son derece önemli olduğunu vurgulayan İmer, "Bu aşılar, nüfus dağılımına göre yapılacak. Toplam 75 milyon sipariş verildi. İki doz kullanımı durumunda 37,5 milyon insana denk geliyor ki, Türkiye'de 30 milyon hasta yok. Çok sayıda insan da zaten bağışıklık kazandı. Dolayısıyla fiyatların da uygun olması durumunda aşıya erişim adil ve kolay olacaktır." diye konuştu.
- "Tedarik adaletinde DSÖ, merkezi bir rol oynayabilir"
Emekli Büyükelçi Nurhan, G20 Kovid-19 Bildirisi'nin, uluslararası zirve toplantılarının genel geçer ve sorunun kalbine dokunmayan kararlarından biri daha olduğunu belirterek, bu kararın virüsün ekonomilerini vurduğu en yoksul ülkelere mali destek, aşının ucuz ve kolay sağlanması için sadece bir prensip desteği olduğunu söyledi.
Kararda aşı geliştirilmesi, ucuza temini ve adil dağıtımı için genel ifadeler dışında somut öneriler bulunmadığına dikkati çeken Nurhan, "Unutulmamalı ki, gelişmiş ülkelerin bile birbirinin maskesini, ventilatörünü çaldığı bir dünyada devletlerin bulunacak aşının dağıtımında kendi halkını bırakıp, başkasına öncelik tanınmasını beklemek naiflik olur." değerlendirmesinde bulundu.
Nurhan, tedarik adaleti konusunda Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) belki "merkezi bir rol" oynayabileceğini ancak bunu yapabilmesi için devletlerin ve aşı üreticilerinin dürüst, tam olarak miktar bildiriminde ve net mali destek taahhüdünde bulunmaları gerektiğinin altını çizdi.
- "Türkiye, birçok ülkeden daha tedbirli davrandı"
Aşıyı bulan ülkelerin öncelikle kendi halkının ihtiyacını karşılayacağını ifade eden Nurhan, şunları kaydetti:
"Ama zengin ülkeler, yüksek ilaç fiyatlarını karşılayamayacak ülkeler için finansman vereceklerdir. Miktar, ihtiyacı ne kadar karşılar bilinmez. Aşıyı bulan firmalar, büyük ticari kazanç elde edeceklerdir. Fazlaca fedakarlık da etmeyeceklerdir fiyatlardan.
Net, yaptırım gücü olan bir karar yok ortada. Sözüm ona, iyi niyet bildirisidir ortaya konan metin. Yani güçsüzler kaderleriyle baş başa. Zaten krizden önce de krizde olan çaresizleri, şimdi daha da çaresiz hale geldiler. Borçlarının affı bile söz konusu olmadı. 6 aylık erteleme alay etme kabilinden bir öneri."
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan öncülüğünde Sağlık Bakanlığının hızlı davranarak aşı anlaşması yaptığını, diğer aşılar için de görüşmeler sürdürdüğünü vurgulayan Nurhan, "Türkiye, aşı tedariki konusunda birçok ülkeden daha tedbirli davrandı. Son derece akıllıca. Alınması kararlaştırılan aşı miktar ve fiyat uygulamasıyla Türkiye nüfusunun yarısına yakınının aşıya erişimi mümkün olacak. Dolayısıyla dağılımın adil ve hakkaniyetli bir şekilde gerçekleşeceğini düşünüyorum." diye konuştu.