İdlib'de yaşanan gelişmelerin ardından Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi analistleri yaptığı değerlendirmede İdlib'in yeni Gazze olabileceği uyarısında bulundu.
Murathan Seyitoğlu yeniakit.com.tr
İki yıl önce ateşkes ilan edilen İdlib’de sıcak gelişmeler yaşanmaya devam ediyor. Esed rejimi, TSK’nın gözlem noktasına saldırmasının ardından Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), güneyinde rejim birlikleri ve Rusya’nın saldırılarını sürdürdüğü İdlib’in kuzeyine zırhlı personel taşıyıcılardan oluşan askeri konvoy gönderdi. Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM) analistlerinin değerlendirmesine göre İdlib, Ortadoğu’nun yeni Gazze’si olabilir ve Türkiye’ye yeni bir göç dalgası başlayabilir.
Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Serinyol’da komutanlarla İdlib’te yaşanan son gelişmeleri masaya yatırmış, “Rejim unsurları Astana Süreci’nde belirlenen İdlib sınırına derhal geri çekilmeli” uyarısında bulunmuştu. Uyarının ardından bugün Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), İdlib’in kuzeyine askeri konvoy gönderdi.
“İdlib’de 50 binin üzerinde terörist bulunuyor”
ANKASAM Stratejik Araştırmalar Merkezi Başdanışmanı Prof. Dr. Sencer İmer, “Bölgede 3 milyondan fazla sivil ve 50 binin üzerinde terörist bulunmaktadır. Ayrıca 10 bin civarında Doğu Türkistanlının varlığından da söz edilmektedir. Burada Türkiye’nin hassasiyeti bölgedeki teröristler tasfiye edilirken sivillerin güvenliğinin sağlanmasıdır. Çünkü Ankara hem İdlib’deki sivillerin hem de terör örgütü mensuplarının Türkiye’ye göç etmesini engellemek istemektedir.” diye konuştu.
“Güneydoğu’da olduğu gibi İdlib’de de siviller…”
Türkiye’nın son yıllarda özellikle de Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde, terörle mücadele kapsamında ciddi operasyonlar gerçekleştirdiğini hatırlatan İmer, “Bu operasyonlar esnasında teröristler ile sivilleri birbirinden ayırma konusunda önemli bir başarı da gösterdi. İdlib’de yapılması gereken de budur. Ankara’nın hassasiyeti de kendi başarılı deneyimlerinden kaynaklanmaktadır.” değerlendirmesinde bulundu.
“ABD ile İsrail köşeye sıkıştırılmalı”
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve İsrail, Suriye’deki iç savaşın kendi çıkarlarına uygun bir şekilde sonlandırılmasını istediği belirten İmer, şöyle konuştu:
“Lakin Amerikan politikaları, iç savaşın bitmesini de zorlaştırıyor. Bu nedenle yapılması gereken tek şey, ABD ile İsrail’i köşeye sıkıştırmak olacaktır. İdlib’de yaşanan son gelişmeler ise bunun gerçekleşmesinin pek mümkün olmadığına işaret etmektedir.”
Mercan, Astana’da varılan anlaşmayı hatırlattı!
Astana Süreci’yle birlikte Türkiye, Rusya ve İran, Suriye’deki krize bir çözüm bulmak için ‘Gerginliği Azaltma Bölgesi’ olarak ilan edilmesi konusunda sağlanan anlaşmayı hatırlatan Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Muhammed Hüseyin Mercan ise, “Geçtiğimiz günlerde Moskova’dan yapılan bir açıklamada, Beşar Esad’ın ülke genelindeki egemenlik hakkını kullanmasının tanındığı ve bu çerçevede İdlib’e gerçekleştirdiği operasyonların haklı bulunduğu belirtilmişti. Bu durum, Esad’ın İdlib’i ele geçirmesinin ve ülke genelinde hâkimiyet kazanmasının Moskova tarafından desteklediğini göstermektedir. Ancak Rusya, Türkiye’yle olan ittifak ilişkisini de göz önünde bulundurmakta ve bundan ötürü destek sürecini ağırdan almaktadır.” dedi.
“Siviller hedef alınıp katliamlar yaşanabilir, yeni bir göç dalgası...”
Önümüzdeki günlerde muhaliflere yönelik saldırıların başlamasıyla birlikte Türkiye’ye yönelik yeni bir göç dalgasının yaşanacağına dikkat çeken Mercan, şöyle konuştu:
“Yeniden sivilleri hedef alan katliamlar da yaşanabilir. Esad, İdlib’i tamamen ele geçirmesi halinde, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı operasyonlarının gerçekleştiği bölgeleri de ele geçirmek isteyecektir. Böylesi bir gelişme ise bölgeyi daha da kaotik bir ortama sürükleyecektir. Tüm bu nedenlerden dolayı Rusya’nın Astana Ruhu çerçevesinde alınan kararlara bağlı kalması gerekmektedir.”
İdlib yeni Gazze mi olacak?
Ortadoğu coğrafyasında İdlib’nin yeni Gazze olacağını belirten emekli Albay Coşkun Başbuğ, “İblid’de nüfusun 3 milyonu aştığı söylenmektedir. Çünkü bu bölge, güvenli bir çatışmasızlık bölgesi olarak tanımlanmıştı. Hem siviller hem de çeşitli örgütlere mensup rejim muhalifleri Türkiye’ye değil de coğrafi açıdan daha yakın olan İdlib’e göç etmişlerdi.” dedi.
Başbuğ: Türkiye, kaotik ortamdan kaçan insanlara kucak açacaktır!
İdlib’de katliamın yaşanmaması için Türkiye’nin masada uzlaşmacı ve arabulucu bir tutum içinde olduğuna işaret eden Başbuğ, şu değerlendirmede bulundu:
“Türkiye ile Rusya arasında 17 Eylül 2018 tarihinde anlaşmaya varılan İdlib Mutabakatı’nın bir maddesi ‘Rejimin İdlib’e yapacağı saldırıları önlemek Rusya’nın görevidir.’ şeklindedir. Gözlem noktalarının varlığı sebebiyle bölgenin iç kuşağında Türkiye; dış kuşağında ise Rusya ve İran görev almıştır. Rusya, kendi üslerini koruma adı altında İdlib’in batı kanadını sahiplenmiştir. Süreç, Türkiye’nin fedakarlıklarıyla bu aşamaya kadar gelmişse de son günlerde Rusya’nın Esad rejimi üzerindeki hâkimiyetini kullanarak Türkiye’nin bölgeden çekilmesini arzulayan bir siyaset yürüttüğü görülmektedir. Bölgeye Esad rejiminin egemen olması, Rusya’nın mutlak hâkimiyeti anlamına gelmektedir. Türkiye, kaotik ortamdan kaçan insanlara elbette kucak açacaktır. Fakat farklı bölgelerde açılacak olan toplama kamplarında, insanların barınma ve güvenlik gibi ihtiyaçlarını karşılamanın mali bir yük oluşturacağı da aşikardır.”