Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Belarus’a gerçekleştirdiği günübirlik ziyaret sonrası dönüşte uçakta gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını cevaplandırdı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgede, “Türkiye’siz sulhun” olmayacağına dikkat çekti.
KADİR DEMİREL / MİNSK-İSTANBUL - Belarus’a gerçekleştirdiği günübirlik ziyareti sonrası dönüşte, uçakta aralarında Genel Yayın Yönetmenimiz Kadir Demirel’inde bulunduğu gazetecilerin sorularını cevaplandıran Cumhurbaşkanı Erdoğan gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. Kuzey Irak’ın DAEŞ’ten temizlenmesine yönelik bir soruya, “Türkiye’nin olmadığı bir koalisyon gücü orada sulhu temin edemez. Başta Kuzey Irak’taki yerel yönetim olmak üzere, bölgedeki yetkililerin, Musul’daki kardeşlerimizin davetlerine kulaklarımızı tıkayamayız” cevabını verdi. İdam konusundaki düşüncelerini bir kez daha ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milletin iradesi neyi gerektiriyorsa ona bakarız. Türkiye’deki yasalar milli iradenin Parlamento’ya yansımasıdır. Eğer Parlamento o tür bir kararı (idam) verirse, o karara ben Cumhurbaşkanı olarak uyarım” dedi. Avrupa’nın terör konusundaki tutumuna yönelik bir soruya ise, “Batı’daki bazı kuruluşlar, Türkiye’deki yönetime karşı sırtını teröre dayamış olanlara tutup sahip çıkıyorlar. ‘Sırtımızı PKK’ya, PYD’ye, YPG’ye, Kandil’e dayıyoruz’ diyenlere yarın bunlar ödül vermeye kalkarlarsa şaşırmayın” ifadelerini kullandı.
PARLAMENTO’DAN GEÇERSE İDAMI ONAYLARIM
Gazetecilerin idamla ilgili sorusuna Erdoğan şöyle cevap verdi: “15 Temmuz’dan sonra Türkiye’de de idam konusunun konuşulmaya başlandığını aktardım. Biz, milletin iradesi neyi gerektiriyorsa ona bakarız. Türkiye’deki yasalar milli iradenin Parlamento’ya yansımasıdır. Eğer Parlamento o tür bir kararı (idam) verirse, o karara ben Cumhurbaşkanı olarak uyarım” dedim.
Türkiye’de en önemli meselelerden biri anayasa değişikliği. Sayın Başbakan, Sayın Bahçeli’yle görüştü. Oradan bir mutabakat çıkacak gibi görünüyor. Kritik noktalardan biri referandum gerçekleşirse, kabul edilirse Başkanlık seçiminin 2019’a kalıp kalmayacağı. Sizin Cumhurbaşkanı olarak bir tavsiyeniz oldu mu? Türkiye’nin ihtiyacı hemen Başkanlık seçimine gitmek mi, 2019’u beklemek mi?
Şu anda, bu safhada benim takvimle ilgili açıklamada bulunmam doğru olmaz. Bildiğim kadarıyla Sayın Başbakan ile Sayın Bahçeli’nin yaptığı görüşmeyle alakalı olarak her iki taraf ikişer-üçer arkadaş belirleyip, onlar bir çalışma yapacak. Takvimin nasıl belirleneceğine, sürece hep birlikte şahit olacağız. Temennimiz odur ki, bir an önce hayırlısıyla bu iş artık ülkenin gündeminde çok daha olumlu istikamette yerini bulsun.
Sayın Başbakan ve Sayın Bahçeli’nin görüşmesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Görüşme sonrası birkaç açıklama yapıldı. Sayın Bahçeli önce olumlu mesajlar verdi. Sonra da, “Biz daha ‘evet’ demedik” dedi. Siz teması nasıl değerlendiriyorsunuz?
ANAYASA ÇALIŞMALARININ HAYIRLI OLMASI TEMENNİSİNDEYİM
- Ben sadece, “İnşallah hayırlı olur” temennisindeyim. Ben bardağın dolu tarafına bakıyorum. Şu anda attıkları adımın da olumlu istikamette olduğunu görüyorum. Temennim odur ki, olumsuzluklar üzerine değil, olumlu bir yaklaşım üzerine bina edilen bir süreç olur.
TRUMP’LA, IRAK VE SURİYE KONUSUNDA BENZER DÜŞÜNÜYORUZ
Trump’ın seçilmesiyle birlikte ilişkilerimizin seyri konusunda öngörünüz nedir?
Kendisini telefonla arayarak tebrik ettim. Kendisi başkanlık görevini 20 Ocak 2017 tarihinde devralacak. İmkan olursa, o tarihten önce de görüşmemiz söz konusu. Telefonda, en kısa sürede görüşmekten memnuniyet duyacağımızı ifade ettik. Türkiye’nin yurtdışına yapacağı ilk seyahatlerden biri olmasından memnuniyet duyacağımızı belirttim. Kendileri de olumlu bir yaklaşım sergilediler.
ABD’yle ile ilişkilerin yeni dönemde daha iyiye gideceğine dair bir izleniminiz var mı?
Sayın Trump’ın seçim öncesi yaptığı açıklamalarda, özellikle yakın ekibinin açıklamalarında, Suriye’de de, Irak’ta da bizimle benzer düşünceler gözleniyor. Mesela, uçuşa yasak bölge meselesi çok önemli. Onların da benzer düşünceleri var. Suriye ile 911 kilometrelik sınırımız var. 2,7 milyon insan bizde. Samimi bir Irak yönetimi, adil bir Irak yönetimi, her zaman bizim desteğimizi yanında bulacaktır. Ama orada soydaşlarımıza haksızlık yapılmamalı. Bugün Musul’da, nereden bakarsan bak 1,5 milyon Sünni Arap, yaklaşık 400 bin Türkmen, 100 bin civarında da Sünni Kürt vardır. Haksızlığa, mağduriyete meydan verilmemeli.
GÜVENLİĞİMİZİ SAĞLAMAK İÇİN HAZIRLIKLI OLMAK ZORUNDAYIZ
Sınıra yapılan yığınağın bununla ilgisi var mı?
Bu destekle de ilgisi var tabii. Biz güvenliğimizi sağlamak, bunun için hazırlıklı olmak durumundayız. Başta Telafer, Sincar, Musul olmak üzere bölgedeki gelişmeleri yakından izliyoruz. Başika’daki kampımız da esasen bölge insanlarına destek amaçlıdır. Türkiye’nin olmadığı bir koalisyon gücü orada bir defa sulhu, sükunu temin edemez. Başta Kuzey Irak’taki yerel yönetim olmak üzere, bölgedeki yetkililerin, Musul’daki kardeşlerimizin davetlerine kulaklarımızı tıkayamayız.
FETÖ’CÜLERİN VATANDAŞLIKTAN ÇIKARILMA KONUSU
Yurtdışına kaçan PKK’lıların, FETÖ’cülerin vatandaşlıktan çıkarılması gerektiğini söylemiştiniz. Bu konuda düşünceniz aynı mı?
Ben orada aynı noktadayım. Sayın Başbakan’a da, bakanlara da, hepsine söyledik. Değerlendirmelerini yapıyorlar. Onun neticesinde hükümet kararını verecektir. Çünkü, bu vatana ihanet içerisinde olanların, bunun hukuki getirisi, götürüsü nedir, bunlar da değerlendirilmek suretiyle bunların bizim vatandaşımız olarak görülmesini ben ülkem için sadece bir zayiat olarak görürüm.
AVRUPA’NIN TERÖR DESTEKÇİLİĞİYARIN KENDİLERİNE DE DÖNECEK
Avrupa, teröristlere kapıları açıyor…
Almanya’da Cumhurbaşkanlığı makamının yaptığını düşünün. Terörden yargılanarak 5 yıl ceza almış birisini alıyor, kendi makamında eşiyle beraber karşılıyor. Aynı şekilde Fransa’da Paris Belediyesi fahri hemşehrilik beratı veriyor. Bu skandallar, aslında yarın dönüp onları vuracak. Batı’daki bazı kuruluşlar, Türkiye’deki yönetime karşı sırtını teröre dayamış olanlara tutup sahip çıkıyorlar. “Sırtımızı PKK’ya, PYD’ye, YPG’ye, Kandil’e dayıyoruz” diyenlere yarın bunlar ödül vermeye kalkarlarsa şaşırmayın. Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Jagland’a tüm bu hassasiyetlerimizi aktardım. Bunlar, Avrupa Birliği’nin terör örgütü olarak ilan ettiği bir örgüte sırtlarını dayadıklarını açıkça söylüyorlar.
Ama ne yazık ki Avrupa Konseyi’nde de, Avrupa Parlamentosu’nda da, binaların koridorlarında, her yerde terörist başının resimlerinin asılmasına müsaade edilebiliyor.
Batı’nın benzeri tutumu içeride de devam ettiren bir siyasi parti yok mu? İktidar partisi terörle mücadelede yalnız kalmıyor mu?
Şu anda iktidar partisinin yanında görüşmeler yürüttüğü bir parti var. MHP’nin koyduğu tavırlar süreç içerisinde net ortada. Terörle mücadelede duruşunu ben şahsen olumlu buluyorum. Öbür tarafta ana muhalefet ile “Parlamento’ya gelmeyeceğim” diyen malum Kandil’in uzantısı, onlar zaten siyaset yapmıyor artık, siyaseti bıraktılar, şu anda farklı bir sürecin içerisindeler.
TERÖRİSTLERİN SON ÇIRPINIŞLARI
Derik Kaymakamı’nın şehit olması, can yakıcı bir gelişme oldu. Bir siyasi parti bildiri ile cesaret veriyor, FETÖ’nün elemanları hedef gösteriyor. Eş başkanları içeride olan partiden de tehditler geliyor. Bu konuda değerlendirmeniz nedir?
Her şey yüzde 100 kontrol altında değil. Cezaevinden dışarıya rahatlıkla tweet atanlar oluyor. Demek ki yeterli kontrol yok. Onlara yönelik bu ülkenin istihbaratı daha yoğun bir çalışmanın içine girmeli. İktidar kendine göre terörle mücadeleyi sürdürürken karşı kesim de boş durmuyor. Bunu kendileri için bir ölüm kalım meselesi gibi görüyorlar. Bitişin ifadesi bu. Bu millet 15 Temmuz’da dünyaya demokrasi dersi verdi. Bu dersi ölümüne verdi. Şu anda da bunun hazımsızlığı içerisindeler. Şimdi bunların sığındıkları bir teori var: “Darbeler başarılı olamazsa suikastlar dönemi başlar” teorisi. Fatih yavrumuz belki de bu suikastlardan birinin kurbanı oldu. Dikkatli olmak lazım. Ama bizler, şehadete inanmış insanlarız. Ölüm, er veya geç, mukadder. Allah’ın izniyle hiç kimse bu milletin önünde duramaz.
AB BİZİ İSTEMİYORSA MİLLETİMİZE SORARIZ
Bir yıl öncesine kadar Almanya ile ilişkilerimiz son derece iyiydi. Hatta Suriyeliler için kalıcı alanların oluşturulmasında neredeyse anlaşmaya varıyorduk. Bugün ise Almanya hem PKK’nın, hem de FETÖ’nün hamisi durumunda. Türkiye’den kaçanlar Almanya’da bir şekilde yerleşiyor. Bu durumu neye bağlıyorsunuz?
Almanya ile bizim yaptığımız görüşmeler hiçbir zaman nihai noktaya gelmedi. Avrupa Birliği adeta, bizi zorlayarak, bizim AB sürecinin dışına çıkmamızı istiyorlar. Eğer bizi istemiyorlarsa, ev sahibi olarak, bunu açıkça söylesinler, gereken kararı alsınlar. İleride gerekirse, biz de halkımıza sorma yoluna gideriz. Milletimiz ne derse onu yaparız.
AB ile eğer nokta konulursa Gümrük Birliği’nde de nokta konulur mu?
Bunların değerlendirilmesi, zamanı geldiğinde o günün şartları doğrultusunda yapılır. Gümrük Birliği şu anda zaten güncellenme sürecinde. Süreçleri takip edeceğiz. Ona göre değerlendirme yaparız.
TRUMP KARŞITI
GÖSTERİLER GEÇİCİ
Trump büyük bir başarı ile seçimi kazandı. Hem Avrupa’da, hem Amerika’da Trump aleyhine gösteriler başladı. Dergiler, gazeteler aleyhine manşetler atıyorlar. Bir akıl var ki, Trump’ın başkan olmasını bu aşamada bile engellemeye çalışıyor. Bu hangi akıldır?
Şimdi Türkiye için bir üst akıl vardı, o belli. Amerika için de bir üst akıl var. Burada, değerlendirmeler başta olmak üzere her konuda sabırlı olmakta fayda var. Seçim öncesinde Sayın Trump ya da Sayın Clinton ile gidip görüşme yapalım demedik. Çünkü bizim için, ilişkilerde devamlılık esastır; “ABD halkı kimi seçerse onunla çalışırız” dedik. Önceden tek bir adayla görüşmek yanlış anlaşılmalara neden olabilirdi. Belki ikisiyle aynı anda bir görüşme temin edilse, görüşebilirdik. Şu anda Trump’a karşı yapılan bazı gösterilerin geçici olduğunu düşünüyorum. Sokağa çıkanların çoğu yakın bir zamanda Trump’tan randevu için sıraya girerlerse şaşırmam. Trump, FETÖ’den falan para alarak seçimi kazanmadı ki. Mali gücü vardı, kampanyasını büyük oranda kendi imkanlarıyla yaptı. Diğer tarafla ilgili olarak, onların malum yapıdan para alındığına dair söylentiler basına da yansıdı. Şahsen ben, Trump aleyhtarı gösterilerin, kaybedenler arasındaki bazı kesimlerin hazımsızlığının göstergesi olduğuna inanıyorum.
İvanka Trump’la Türkiye’ye geldiğinde hiç görüşmeniz olmuş muydu? Sizin liderliğinize hayranlığına dair bazı haberler çıktı. Hayranlığı nereden geliyor?
Kendisiyle hiç görüşmem olmadı...