Türkiye, Yavuz ile ‘Kıbrıs Türkleri yalnız değildir’ mesajını verdi
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Türkiye’nin Akdeniz’deki egemenlik hakkı kapsamındaki hamlelerini Yeniakit.com.tr’ye değerlendiren Kıbrıs Bahçeşehir Üniversitesi Deniz Hukuku Uygulama ve Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Emete Gözügüzel, “Türkiye, Yavuz gemisi ile dünyaya ‘Kıbrıs Türkleri yalnız değildir’ mesajını vermiştir. Batı, Akdeniz üzerinden Türkiye’yi cezalandırmak istiyor.” dedi.
Mehmet Özmen Ankara yeniakit.com.tr
Türkiye’nin ikinci sondaj gemisi Yavuz’un sondaj çalışmaları için sefere çıkmasıyla birlikte Akdeniz’de yaşanan gerginlik artarken, Yunanistan ve AB’den peş peşe açıklamalar geliyor. Türkiye’nin Akdeniz’deki egemenlik hakkı kapsamındaki hamlelerini Yeniakit.com.tr’ye değerlendiren Kıbrıs Bahçeşehir Üniversitesi Deniz Hukuku Uygulama ve Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Emete Gözügüzel, “Türkiye, Yavuz gemisi ile dünyaya ‘Kıbrıs Türkleri yalnız değildir’ mesajını vermiştir. Batı, Akdeniz üzerinden Türkiye’yi cezalandırmak istiyor.” dedi.
Küresel aktörlerin Akdeniz’deki enerji paylaşım kavgasını ve Türkiye’nin Akdeniz’deki pozisyonunu Yeniakit.com.tr’ye değerlendiren Kıbrıs Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emete Gözügüzel, “Akdeniz'de tarihi dengelerin değiştiği gelişmeler oluyor. Türkiye Fatih sondaj gemisi ile yeni bir çağın başlangıcını başlatıyor. önemli bir hamledir. Türkiye'nin ayağa kalkışının göstergesidir. Enerji anlamında küresel aktör olarak ‘Ben de varım’ demiştir. Bunun ötesinde kendi egemenlik haklarının bilincindedir ve bu haklarını korumak için gerekli adımları kararlılıkla atmaktadır.” şeklinde konuştu.
“Yavuz ile dünyaya ‘Kıbrıs Türkleri yalnız değildir’ mesajı verildi”
Türkiye’nin dengeleri değiştirecek tarihi adımlar attığı vurgusu yapan Prof. Dr. Emete Gözügüzel, “Yavuz sondaj gemisinin de Doğu Akdeniz'e uğurlanması Kıbrıs Türklerinin haklarının tescilinin kararlılığıdır. Yavuz Kıbrıs Türklerinin egemenliğinin ifadesi olmuştur. KKTC otoritesi tarafından TPAO'ya 2011 yılında yetki verilmesi ile sonuçlanmıştır. Herşey usulüne ve uluslararası hukuka göre oluşturulmuştur. Dünyaya verilen en önemli mesaj; Kıbrıs Türkleri yalnız değildir. Kıbrıs Türklerinin hak ve menfaatleri garantör ülke Türkiye tarafından korunmakta kararlıdır.” diye konuştu.
“KKTC hükümeti Türkiye’den yatırımcıları bölgeye çağırdı”
Akdeniz’de yaşanan gelişmelerin; Türkiye, Rusya, ABD, İran ve İsrail bağlamındaki yansımalarını değerlendiren Prof. Dr. Emete Gözügüzel, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bölgede evvela Türkiye kendi hak ve menfaatlerini proaktif bir şekilde gerek önceki askeri tatbikatları gerekse enerji hamleleri ile göstermekle kalmayıp Kıbrıs konusunda yeni açılımlarla adeta yeni bir yolun işaretini göstermiştir. KKTC hükümetinin Maraş'ı açma kararlılığını sergilemesi önemlidir. Türkiye'ye bu konuda bilgi verilerek karar alınmıştır. KKTC hükümeti Türkiye'den yatırımcıları bölgeye çağırmıştır. Osmanlı Vakıf malı olan Maraş'ın esas sahipleri gündeme gelecektir. Türkiye Libya ile de deniz sınırlandırması görüşmelerini yürütüyor. Bu da oldukça önemlidir. Zira Libya ile sınırlandırma ortaya konan maksimalist haritaların uygulanamaz olduğunu da gösterecektir.”
“Batı dünyası Türkiye’yi cezalandırmak istiyor”
ABD'nin; İsrail, GKRY, Yunanistan ve Mısır ile geliştirdiği ilişkilerle Türkiye karşıtı bir eylem içinde olduğunu belirten Prof. Dr. Emete Gözügüzel, “Çin pazarına yenik düşen Amerika doğal gaz taşımacılığında kendisine alternatif EastMed görüyor ama bu mevcut gaz keşifleri ile makul görünmüyor. Bunun için bölgede daha aktif olmak adına EastMed yasasını geçirmek istiyorlar. Rumlara silah ambargosunu kaldırmayı hedefliyorlar. Bunun alt yapı çalışmalarını yapıyorlar. İran'ın Lübnan, Yemen gibi ülkelerde etkisi var. Bu Batı’nın hoşnut olmadığı durum. Bu nedenle Türkiye - İran ilişkilerinin de yakınlaşması, Türkiye-Rusya ve hatta Türkiye-Çin ilişkilerinin iyileştirilmesi ile Batı dünyası Türkiye'nin Atlantik Konseyi’nden kopacağını umuyor ve Türkiye'yi cezalandırmak istiyor.”
“Biat eder ülke konumundan Başkan Erdoğan ve hükümeti ile çıktı”
Batı’nın Türkiye düşmanlığına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Emete Gözügüzel, şunları söyledi:
“Çünkü Türkiye kendilerine dönük sadece biat eder ülke konumundan Başkan Erdoğan ve hükümeti ile çıkmıştır. Türkiye dış politikasında denge politikası yürütüyor. Bu durum onları rahatsız ettiği için daha doğrusu Türkiye'nin ayağa kalkmasını engellemek için uğraşıyorlar. Ancak Akdeniz'de bugün 200'den fazla savaş gemisinin kolaçan etmesi normal bir durum değildir. Türkiye’de ‘Mavi Vatan’ ve ‘Deniz Kurdu 2019’ tatbikatları ile gereken yanıtı tüm art niyetli kesimlere iletmiştir. Kıbrıs üzerindeki hassasiyetini yinelemiştir.”
“Fransa Akdeniz’de hakimiyet kurmak istiyor”
Fransa’nın Akdeniz’de hiçbir söz hakkı olmamasına rağmen Doğu Akdeniz’e yerleşme girişimlerini değerlendiren Prof. Dr. Emete Gözügüzel, “Fransa'nın KKTC'deki amacı tamamı ile çıkacak gaz üzerinde hakimiyet kurmak ve AB'nin mevcut siyaseti ile ada üzerinde AB olarak etkin olup bölgede hakim olmak istiyor.” şeklinde konuştu.
“Türkiye faaliyetlerini uluslararası hukuka dayanarak icra ediyor”
Türkiye’nin Akdeniz’deki tüm faaliyetlerini uluslararası hukuka dayanarak icra ettiğini ve Türkiye’nin kararlı duruşundan rahatsızlık duyduklarını dile getiren Kıbrıs Bahçeşehir Üniversitesi Deniz Hukuku Uygulama ve Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Emete Gözügüzel, sözlerini şöyle tamamladı:
“Rumların tutuklama emri beyhude çabadır. Uluslararası deniz hukukunda münhasır ekonomik bölge rejiminde dahi öngörülmeyen bir cezai yaptırımı sırf kendi iç hukukları öngörüyor diye yapamazlar. Kaldı ki kendi alanları olmayan bir alanda hak iddia edemezler. Türkiye tüm faaliyetlerini uluslararası hukuka dayanarak icra etmektedir. Bunu tartışmaya açan taraflar asıl kendileri hukuka aykırı davrandığının farkında değiller. Bu tutumlarına yanıt Türkiye'nin kararlı duruşudur. Bu da tüm kesimlerin hazım etmesini zorlaştırsa da kabullenmeleri gerekecektir.”