TİM başkanı Gülle, ihracatı nasıl uçuracaklarını anlattı... Göreve geldiği günden itibaren ihracatçının sesi olmanın yanı sıra hedeflere ulaşmak için de gerçekçi projeler üreten Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı İsmail Gülle, yeniliklerle sürdürülebilir kazancın artırılmasının formüllerini ve beklentileri Ekonomi Müdürümüz Mehmet Canıtatlı’ya anlattı.
Türkiye genelinde sayıları 85 bini bulan ihracatçı şirketi bünyesinde toplayan Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), ekonominin can damarı olan ihracatın güçlü politikalarla artırılmasına dönük çalışmalarına hız verdi. Firmaların ihracata yönelmeleri için birçok etkinlik düzenlediklerini dile getiren TİM Başkanı İsmail Gülle, ekibiyle geçtiğimiz günlerde ekibiyle birlikte dikkat çekici bir rapora imza attı. ‘Bu daha bir başlangıç’ diyen Gülle, “İhracat bilgilendirme çalışmalarımız devam ediyor, Yurtdışı pazarları analiz ederek, ihracatçılarımızın hedef pazar seçimlerinde isabetli karar alabilmelerine katkı sağlıyoruz. Hedefimiz ise ihracatımızı değer bazında artırarak, küresel ticaretten daha fazla pay almak” dedi.
Değerli bir rapor
Yaptıkları çalışmaları tek bir kaynakta toplamaya karar verdiklerini vurgulayan Gülle, sözlerine şöyle devam etti: “Çalışmalarımızı bugüne kadar yoğun bir şekilde, farklı platformlarda dile getirdik. Son zamanlarda hummalı bir çalışma dönemi yaşandı. Sonuçta hem dünyadaki trendlere ışık tutan, hem ihracatımızın durumunu analiz eden, hem de hedef ürün ve hedef pazarlarımızı tespit eden çok kıymetli bir rapor ortaya çıktı. TİM olarak bu raporla, 360 derecelik bir bakış açısıyla ihracatımızı mercek altına aldığımızı söyleyebilirim.” İşte TİM Başkanı İsmail Gülle’nin anlatımıyla ihracatı 200 milyar dolar seviyesinin daha da ötesine götürecek, hatta uçuracak formüller ve ihracatçılara tavsiyeleri:
Tüm detaylar var
Hafta içinde TİM Başkanı İsmail Gülle ve TİM Genel Sekreteri Prof. Dr. Kerem Alkin tarafından açıklanan raporun İlk bölümde 2018 yılında küresel büyüme ve küresel ticarette neler yaşandığı, TİM’in çalışmaları anlatılıp değerlendirildi. İkinci bölümde 2019 yılında öncelikle ihracatçıları bekleyen muhtemel gerçekleşmeler ele alındı. Bu kapsamda bu yıl ihraç pazarlarında neler yaşanabileceğine dair öngörüler paylaşıldı. Üçüncü bölümde ise 2019 yılında ülkemizi neler bekliyor, ekonomimiz ve ihracatımız nasıl şekillenecek ve makro verilerimizi neler etkileyecek gibi soruların cevapları arandı. Raporun bir bölümünde de; ihracatçılarımızla ve ekonomi dünyası ile paylaşacağımız katma değerli bir araştırmaya değindik. Uluslararası kabul görmüş ekonomik modellerden biri olan “Açıklanmış Karşılaştırmalı Üstünlük” olarak bilinen RCA modelini kullanarak, ürünler ve ülkeler bazında hedef pazarlarımızı analiz ettik ve güçlü olduğumuz ürünlerde küresel konumumuzu belirledik. Tabii ki TİM’in 2019 yılı yol haritasını da hem üyeler hem de kamuoyu ile paylaştık.
Bu projelerde hayat var
2019 yılı için ilan ettiğimiz, “İhracatta Sürdürülebilirlik ve Yenilikçilik” teması kapsamında; İhracatta İlk Adım Seferberliği, İhracatta Sıfır Atık Seferberliği (Kadın Konseyi), İhracat Oyun Yazılımı gibi projelerimizle çok boyutlu, geniş kapsamlı ve katma değer oluşturmaya yönelik bir eylem planı hazırladık. Bunları belirlerken de yol haritamızı doğru bir rota üzerinde belirlemeye özen gösterdik. Buna da 5G yol haritası adını verdik. 5G yol haritamızda önceliklerimiz güçlü Türkiye, güçlü ekonomi, güçlü İhracat, güçlü insan kaynağı ile üçlü altyapı ve ihracat ekosistemi olacak. Çok açık olarak ifade etmek isterim ki, ihracatta kırmayı hedeflediğimiz rekorların da ötesinde, dış ticaret fazlası veren ülke olmak için çalışmalıyız. Raporu da onun için hazırladık.
Rekor başarıyı kamçılar
2018 yılı, ihracatımız açısından son derece başarılı geçti. 168.1 milyar dolar, cumhuriyet tarihinde eriştiğimiz en yüksek yıllık ihracat rakamı. Sadece iki ay hariç her ay, aylık ihracat rekorları kırdık, ülkeler, iller ve sektörler bazında birçok başarı yakaladık. Ancak, bu başarılar asla yeterli değil. Ülkemiz, potansiyelinin tamamını harekete geçirebildiği takdirde, çok daha başarılı ihracat rakamlarına kolaylıkla erişebilir. 2001 yılında küresel ticaretten yüzde 0,51 pay alırken, 2018’de bu payımızı yüzde 0,90’a taşıdık. Rekorlar başarıyı kamçılar. Ancak, şu gerçeği göz ardı edemeyiz: İhracatın sayısal olarak artışı tek başına bir başarı kriteri olamaz. Sadece kendi başımıza koşmak değil, rakiplerimizden daha hızlı koşmak zorundayız.
Kimsenin üretmediği ile kazanalım
Gülle: “Artık her konuda rotamız net olmalı. Biz TİM olarak rotamızı netleştirdik. Herkesin ürettiğini değil kimsenin üretmediğini üretmek zorundayız. Elbette firmalarımız mikro anlamda kendi ürünleri için çalışmalarını aralıksız yürütüyor, yenilikçi ürünler geliştirmeye, katma değeri artırmaya çalışıyor. TİM olarak bizim görevimiz, mikro anlamdaki bu çabaları, dünyada ses getirecek daha güçlü hamlelere çevirmek. İhracatçılarımızı, daha verimli olabilecekleri pazarlara, daha başarılı olabilecekleri alanlara yönlendirmek. Münferit başarı potansiyellerini, sistematik ve sürekli hale getirmek. Bu amaçlarla 2019’u “İhracatta Sürdürülebilirlik ve Yenilikçilik Yılı” olarak ilan ettik. Bu çerçeveden bakıldığında firmalarımızın makro anlamda ülkemizde ve dünyada geçtiğimiz yıl yaşanan gelişmeleri özümsemeleri son derece önemli. Bu gelişmeler, hem geleceğimize ışık tutacak, hem de geçmişteki başarılarımızı daha ileri taşımamızı sağlayacaktır.”
47 yıldız ürünle atağa kalkalım
Altınbaş Üniversitesi’nin değerli Rektörü Prof. Dr. Çağrı Erhan, aynı üniversitenin Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Emre Alkin ve Ekonomist Dr. Can Fuat Gürlesel Hocamızın da katkı sunduğu raporun en kritik bölümünde dünyada en çok ticareti yapılan 200 ürün arasında, ülkemizin güçlü olduğu 47 ihracat ürünüyle ilgili tespitlerimiz var. Bu 47 üründe dünyanın toplam ithalatı tam 1,8 trilyon dolar olup, dünyanın toplam ithalatındaki payı ise yüzde 9,8’dir.
Daha fazla pay
Bizim bu ürünlerdeki ihracatımız ise 50 milyar dolar seviyesinde, bu ürünlerin dünyadaki ticaretinden yüzde 2,8 pay alıyoruz. Sadece bu rakamlara dahi bakarak şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: Güçlü olduğumuz bu 47 ürüne özel bir önem ve ağırlık vererek 1,8 trilyon dolarlık talepten daha fazla pay alabiliriz. Söz konusu araştırma, bu konuda kat etmemiz gereken yolumuz olduğunu ortaya koyuyor. Örnek bir ürünü ele alırsak, minibüs ve otobüs üretiminde 1,6 milyar dolar ile en önemli üretici ülkeler arasında yer alıyoruz. Bu üründe Almanya ve Fransa pazarında yüzde 30’un üzerinde paya sahipken, ABD’de sadece yüzde 5 pazar payımız var.
Hedef: Uzak pazarlar
Dünyanın en büyük ekonomilerinden olan Kanada’ya ise 655 milyon dolarlık minibüs ve otobüs ithalatına rağmen hiç ihracat yapamıyoruz. Bu hesaplamalar alt alta konulduğunda, şunu görüyoruz: 15 farklı üründe 33 farklı ülke, bu ürünleri bizim yerimize rakiplerimizden alıyor. Bu da, en güçlü olduğumuz ürünlerin bazılarında, henüz keşfedemediğimiz çok büyük pazarlar olduğunun en büyük göstergesi. Diğer taraftan, bu 47 üründe hangi pazarlarda güçlü olduğumuza baktığımızda, genellikle AB ülkelerini listelerin üst sıralarında görüyoruz. Bu bilgilerin ışığında, hem AB’deki pazar payımızı artırıp, hem de AB’deki başarımızı daha uzak pazarlara taşıyabilirsek, çok daha başarılı ihracat rakamlarına kolaylıkla erişebiliriz.
Şubat ayını bekleyin
“Sadece 200 ürün ile başladığımız bu çalışma dahi, ihracatımızın hangi alanlara, hangi pazarlara yoğunlaşması gerektiğini en çarpıcı hali ile ortaya koydu. Ancak dünyada, milyonlarca ürün, 6’lı GTİP’ler bazında ticareti yapılan tam 6000 civarında GTİP*kodu var. Bugün başladığımız bu çalışmayı, en kısa sürede 1000 ürün için tamamlayacağız. Söz konusu 1000 ürün, dünya ticaretinin yüzde 84’ünü kapsıyor. Bu çalışmayı Şubat ayı içerisinde ihracatçılarımız ve kamuoyu ile paylaşmayı hedefliyoruz. Akabinde de, dünyadaki tüm ürünler için aynı çalışmayı tekrarlayarak, sektör ve ürün bazında firmalarımıza, en net ifade ile hangi ülkelere yüklenmeleri gerektiğini söyleyeceğiz. İnşallah bu çalışmalarımız sayesinde, 2019 yılı, hedefleri aşacağımız bir yıl olacak. Orta vadede çok daha etkili stratejilerle, küresel ticaretten alacağımız payı daha ileri seviyelere taşıyacağız.”
Riskleri de gözardı etmeyelim
Ticarette risk faktörü her zaman dikkate alınması gereken bir gerçektir. Bu açıdan bakarsak; 2019 yılında ülkemizde, ama özellikle dünyada yaşanacak olaylar, elbette ihracatımızı etkileyecektir. Geçmişte Rusya’ya ihracatımızda uçak krizinin etkisi malum, ABD ile yaşanan siyasi gerilim, bazı ürünlerimize yansıdı. Buna karşılık Irak ve Suriye’de devam eden belirsizlik ve karışıklıklara rağmen ihracatçılarımız, bu ülkelerde önemli başarılara imza atıyor. Dolayısıyla, hem ülkemizin ikili ilişkileri, hem de küresel anlamda gelişmeler, ihracatçılarımızı doğrudan etkileyebilecek nitelikte. Son raporumuzda ortaya koyduğumuz tahmin, tespit ve analizler, ihracatçılarımıza bu anlamda çok büyük katkılar sağlayacak.
Seul’den çok etkilendim
Doğrusu ihracatçı bir iş insanı olarak dünya turu yaptığımı söyleyebilirim. Aklımda pek çok ülke ve şehir var, ama beni en çok etkileyen ülke Güney Kore ve başkent Seul oldu. 7/24 yaşayan ve gece gündüz ihracat yapan bir ülke Güney Kore. Seul, havaalanı, limanları, yolları ve geceleri ışıl ışıl bir şehir olarak beni etkilemişti.
İhracatta başarımızın anahtarı
Her şeyden önce Türk insanının girişimci ruhunu birinci sırada saymak lazım. Sayın Cumhurbaşkanımızın ve hükümetimizin ihracata dayalı büyüme tercihleri.
Son olarak ise, ihracatla ilgili kurum ve kuruluşların eşgüdüm içinde çalışmalarıdır.
Ailemi de ihmal etmem
Çok yoğun çalışan bir iş insanı olmama rağmen, kendimi evcimen bir aile babası olarak tanımlıyorum. Hafta sonlarında olağanüstü bir programım olmazsa mutlaka ailemle geçiriyorum. Enerjimin en önemli kaynağı, hem dinlendiğim hem de enerjimi toplayım, kendimi şarj ettiğim yer evim ve ailem. Şunu da söylemeden geçemeyeceğim; sadece mutluluk ve başarının değil, istikrarlı bir başarı ve sürekli huzurun sırrı düzenli bir aile yaşamında saklıdır. Dostlarım benim hep güler yüzlü olduğum söylerler ki, doğrudur. Bunu da aileme borçluyum. Bu arada güzel yemek yemeyi severim, ama mutfakla aramın iyi olduğunu söyleyemem.
Ben olsaydım...
Samimi olarak ifade edecek olursam, ben olsaydım şöyle yapardım, ya da keşke şöyle olsaydı dediğim şeyler yok hayatımda. Ben pozitif düşünen geçmişini unutmayan, ama orada da takılıp kalmayan bir insanım. Bir tavsiye istiyorsanız hadiste buyrulduğu gibi: “İki günü birbirine eşit olan zarardadır.”
(İsmail Gülle)


