• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

TBMM Başkanı tepki gösterdi! Ankara'da olaylı Keipa zirvesi

Yeniakit Publisher
2023-05-04 16:41:00 - 2023-05-04 16:42:41
TBMM Başkanı tepki gösterdi! Ankara'da olaylı Keipa zirvesi

4-5 Mayıs 2023 tarihlerinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop’un ev sahipliğinde toplantı yapıldı. Rusya Delegasyonu Başkan Vekili Olga Tımofeva’nın konuşması sırasında Ukrayna heyetinin bayraklı protesto girişimine Şentop'tan tepki geldi.

4-5 Mayıs 2023 tarihlerinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop’un ev sahipliğinde gerçekleştirilecek olan Karadeniz Ekonomik İş birliği Parlamenter Asamblesi (KEİPA) “30. Yıl Dönümü Parlamento Başkanları Zirvesi” ile “Daimi Komite, Başkanlık Divanı ve 61. Genel Kurul Toplantıları”, Ankara’da başladı. Zirve’nin açılış konuşmasını yapan TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Rusya-Ukrayna arasında devam eden savaşın sona ermesi çağrısında bulunarak, “Bu savaş kazananı olmayan bir savaş. Bu savaş sadece Ukrayna ve Rusya halkları için değil başta bölgemiz olmak üzere tüm dünya için onarılması güç kayıplara, hasarlara neden oluyor. Bizim temennimiz, Karadeniz’in gördüğü en vahşi savaşlardan birisi olan bu savaşın daha fazla can kaybına, yıkıma ve zarara yol açmadan bir an önce kalıcı, adil bir barışla sona ermesidir” dedi. TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Karadeniz Ekonomik İş Birliği Parlamenter Asamblesi 30. Yıl Dönümü Parlamento Başkanları Zirvesi’nde, Rusya Delegasyonu Başkan Vekili Olga Tımofeva’nın konuşması sırasında Ukrayna heyetinin bayraklı protesto girişimine müdahale etti.

4-5 Mayıs 2023 tarihlerinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop’un ev sahipliğinde gerçekleştirilecek olan Karadeniz Ekonomik İş birliği Parlamenter Asamblesi (KEİPA) “30. Yıl Dönümü Parlamento Başkanları Zirvesi” ile “Daimi Komite, Başkanlık Divanı ve 61. Genel Kurul Toplantıları”, Ankara’da başladı. Zirvenin açılış konuşmasını yapan Başkan Şentop, sözlerine başlamadan önce dün Sırbistan’da yaşanan okul katliamından dolayı tüm Sırbistan halkına başsağlığı diledi.

Şentop'tan Karadeniz'de barış çağrısı

TBMM Başkanı Mustafa Şentop, konuşmasında şunları dile getirdi:

“Medeniyetlerimizin, kültürlerimizin kesişim merkezinde yer alan Karadeniz’in en köklü iş birliği mekanizmalarından biri olan KEİ’ye üye devletler parlamento başkanları zirvesini ve KEİPA’nın Genel Kurulu’nu birlik ve beraberlik içinde gerçekleştiriyoruz. Zirvemizin konusunu “KEİPA’nın 30. Yıldönümü: Ortak Coğrafya, Ortak Vizyon, Ortak Gelecek” olarak seçtik. Bu seçimimizin hem coğrafyamız sebebiyle müşterek gündemimizde olan konuları hem de bölgemizin geleceğini konuşmak açısından yararlı olacağı kanaatindeyim. Esasen, ortak coğrafyamızın merkezindeki Karadeniz sadece bir deniz değildir. İçinde bulunduğu bölgenin milletlerini, dillerini, kültürünü, siyasetini, tarihini ve bizlerin kaderini derinden etkilemiş ve şekillendirmiştir. Ne gariptir ki bugün hemen hemen tüm dillerde ismi “kara deniz” olarak geçse de antik zamanlarda bu su kütlesiyle karşılaşan kavimler onu genellikle dizginlenemez doğasıyla, fırtınalarıyla, agresifliğiyle tanımlamışlar, ona “misafirperver olmayan, deli dolu” anlamına gelen isimler vermişlerdir. Bu isimlendirmelerin de yanlış oldukları söylenemez. Karadeniz görece küçük bir iç deniz olmasına rağmen gerçekten de biraz deli dolu ve coşkuludur. Balığı bol, suları bereketlidir ama fırtınaları, boranları, rüzgarları haşindir. Trabzon’dan, İstanbul’dan, Odesa’dan, Novorossisk’ten, Varna’dan, Köstence’den, Batum’dan ve nice limanından denize açılan gözü pek balıkçıların hepsi bu zorlukları tecrübe ederek kaderde ortaklaşırlar.

Karadeniz’in etrafındaki topraklar da denizin kendisi kadar bereketlidir. Karadeniz’in çevresindeki alanların tahıl üretimindeki verimi ve önemi Antik Roma kaynaklarında övülür.

Bu önem, malumunuz olduğu üzere bugün de devam ediyor ve Karadeniz tahılı Afrika’da kıtlık çeken mazlumlara bile umut oluyor.

Karadeniz’de toprağın bereketinden bahsederken çaydan bahsetmemek haksızlık olacaktır.

Rize’de, Guria’da, Soçi’de, Lankaran’da üretilen çayın Uzakdoğulu emsallerinden çok daha üstün olduğunu söylesem buradaki misafirlerimden bir itiraz çıkacağını sanmam.

Hülasa, içinde bulunduğumuz bölge ve kuşak bizlere nimetlerini cömertçe sunuyor ve ekonomik potansiyeli hayata geçirmemiz için fırsatları ayağımıza getiriyor.

Ortak coğrafyamızın, kaderlerimizi de ortaklaştıran bir şekil alması, kültürlerimizin, tarihlerimizin adeta bir imbikten süzülerek birleşmesi aynı zamanda ortak bir vizyonun ortaya konulmasını şart koşuyor.

Uluslararası ilişkilerden ekonomiye, kültürden sağlığa, eğitimden sanayiye, ulaşımdan telekomünikasyona birçok alanda geliştirilebilecek iş birlikleri, atılabilecek ortak adımlar var.

Fakat ortak vizyon ve geleceğin inşasına dair parlak fikirler ancak ve ancak barışın ve huzurun hâkim olduğu yerlerde ve zamanlarda yapılabilirler. Karadeniz’in, içinde bulunduğumuz zamandaki istikameti ise maalesef bunun tam tersi bir görüntü arz ediyor.

Bugün Karadeniz'in en büyük sorunu savaşlardır

Bugün Karadeniz’in en büyük sorunu savaşlardır. Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın üzerinden bir yıldan fazla süre geçti ve savaş ardında yüz binlerce ölü, yüz binlerce yaralı, harap olmuş şehirler, evlerinden yurtlarından olmuş milyonlarca insan ve tam manasıyla felç olmuş bir Karadeniz bıraktı. Bu savaş kazananı olmayan bir savaş. Bu savaş sadece Ukrayna ve Rusya halkları için değil başta bölgemiz olmak üzere tüm dünya için onarılması güç kayıplara, hasarlara neden oluyor. Bizim temennimiz, Karadeniz’in gördüğü en vahşi savaşlardan birisi olan bu savaşın daha fazla can kaybına, yıkıma ve zarara yol açmadan bir an önce kalıcı, adil bir barışla sona ermesidir.

Biz Türkiye olarak, Ukrayna'nın uluslararası kabul görmüş sınırları içinde bağımsızlığını, egemenliğini ve toprak bütünlüğünü güçlü şekilde destekliyoruz.

Aynı şekilde diğer üyelerimiz Gürcistan, Moldova ve Azerbaycan’ın da toprak bütünlüğünü önemsiyor ve taleplerinin karşılanmasını bekliyoruz.

Karadeniz’de barışın ancak bu şekilde gelebileceğine yürekten inanıyoruz.

Aralık ayında Sırbistan’da yapılan 60’ıncı Genel Kurulumuzda şunu ifade etmiştim: “Savaşlar sahada ve silahla yapılır ama masada ve kalemle sonlandırılır.

Artık masaya dönmenin, kalemi ele almanın vakti gelmiştir. Geçen 5 ayın ardından bu sözlerim hala geçerliliğini korumaktadır.

İki ülkenin de diyalog kurabildiği nadir ülkelerden birisi olarak Türkiye, her türlü ateşkes ve barış görüşmelerine ev sahipliği yapmaya, tarafları aynı masada toplamaya hazırdır.

Gerek Karadeniz Tahıl Anlaşmasında oynadığımız rol gerekse esir değişimi anlaşmalarındaki rolümüz bu konuda yeterince tecrübe ve bilgiye sahip olduğumuzun kanıtıdır.

Bu toplantı vesilesiyle buradan bir kez daha taraflara ateşkes çağrısı yapıyor ve kalıcı bir barışa davet ediyorum.

Bu noktada, savaşın devam etmesini arzulayanlara da ayrı bir parantez açmak gerekiyor.

Bazı Batılı ülkelerin ve küresel çıkar şebekelerinin en çok arzuladığı şey bu savaşın tüm vahşetiyle devam etmesidir

Maalesef bazı Batılı ülkelerin ve küresel çıkar şebekelerinin en çok arzuladığı şey bu savaşın tüm vahşetiyle devam etmesidir.

Çünkü itiraf etmeseler de bu savaştan maddi ve manevi kazanç elde edenler var.

Zenginliklerine zenginlik katanlar, siyaseten güçlenenler var.

Ben, Batı ülkeleri de dahil olmak üzere gittiğim her yerde, katıldığım her toplantıda bu gerçeğe dikkat çekiyor ve Batı’nın bu ikiyüzlü tavrını bırakması gerektiğini söylüyorum.

Ve bu söylediklerim hakkında yine birçok Batılıdan olumlu tepkiler alıyorum.

Bu cihetle, Karadeniz ülkeleri olarak savaşın gizli destekçilerine de dikkat etmemiz gerektiğini düşünüyor, savaştan rant devşirenlerin kışkırtmalarına kapılmamanın Karadeniz’in güvenliği açısından faydalı olacağını vurguluyorum.

Türkiye tam olarak böyle yapıyor. Tavrını her zaman olduğu gibi haktan, haklıdan ve adaletten yana koyuyor.

“Ortak Gelecek” çetrefilli ve inşası zor bir amaçtır ama imkânsız değildir. Avrupa Birliği bugünkü halini almadan önce Avrupa’nın ne zorluklardan geçtiğini hepimiz biliyoruz.

Yüzyıllarca süren çatışmaları ve savaşları hatırlamak aslında ortak geleceğin inşası konusunda umutsuz olmamak gerektiğini bizlere açık bir şekilde gösteriyor.

Zira, savaşın ve acının varlığı olmasa sulhun önemini kavrayamayacak, bir proje olarak barışı kucaklamayacaklardı.

Karadeniz’de de ortak bir gelecek inşa etmek imkânsız değil, bilakis paylaştığımız bunca değer varken çok daha kolaydır.

Hazar’dan Adriyatik’e, Toroslar’dan Volga’ya kadar sevinçlerimiz, hüzünlerimiz, tepkilerimiz, duygularımız ortak olabiliyorken tek yapmamız gereken sükuneti korumak ve barışı sağlamaktır.

Saygıdeğer Misafirler,

Son yıllarda tecrübe ettiğimiz üzere öngörülemeyen savaşlar, apansızın ortaya çıkan salgınlar, doğal afetler, iklim değişikliği ve kitlesel göç hareketleri, bölgesel ve küresel bazda tarihte görülmemiş etkilere sahip olabiliyor.

En fakirinden en gelişmişine kadar devletler kendisini bir girdabın içinde bulabiliyor. En korumacı ve sıkı ülkeler dahi son yılların zorlu sınamalarından kaçabilmiş değiller.

Bu durum ülkeler arasındaki iş birliğinin artmasını ve uluslararası sorunların çözümünde ortak çabaların sergilenmesini gerektiriyor.

Dolayısıyla, zorlukların üstesinden gelmek; siyasi, sosyal ve ekonomik sorunlardan çıkış yolları üretmek için çok taraflılık kilit bir araç olarak uluslararası ilişkilerin temel prensipleri arasında yer almaktadır.

Fakat nasıl bir çok taraflılıktan bahsediyoruz? Bugün, dünya üzerindeki kurulu olan çok taraflılık mekanizmalarından ve düzeninden memnun olan ülkelerin sayısı bir elin parmağını geçmez.

İşte bu sebeple biz Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde başta BM olmak üzere uluslararası sistemin kurumlarının ihtiyaç duyduğu reform çalışmalarına dikkat çekmek için her mecrada “Dünya 5’ten büyüktür” diyoruz.

Zira dünyanın güvenliği ve huzuru, bizzat dünyadaki barışa tehdit oluşturan hareketlerden kaçınmayan ülkelerin eline bırakılamaz. Devletlerin adil ve çoğulcu bir şekilde söz sahibi olduğu bir sistemin kurulması elzemdir.

Ortak gelecek ancak ve ancak böylesi bir ortamda sağlıklı bir şekilde inşa edilebilir.

Bu noktada KEİ ve özellikle bizleri bir araya getiren KEİPA’nın büyük bir misyon yüklenmesi gerektiğine inanıyorum.

KEİPA’nın daha etkin ve bölgesinde ortak bir vizyon oluşturarak huzurlu ve müreffeh bir ortak geleceği inşa edecek adımlar atmasına destek olmamız gerektiğine inanıyorum.

Değerli Katılımcılar,

KEİPA vesilesiyle sizlerle bir araya gelmekten ve sizleri Ankara’da ağırlamaktan duyduğum memnuniyeti bir kez daha ifade etmek isterim.

Zirvemizin ve Genel Kurulumuzun KEİPA’ya, Karadeniz’e ve bölgesel istikrara katkı sağlaması dileğiyle sizleri en kalbi duygularımla selamlıyorum.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23